Daha iyi yazma yolunda 10 ‘altın’ kural

‘Daha iyi yazmak’ her şeyin yazıdan oluştuğu; fotoğrafın bile birçok kullanıcı tarafından görüntülenemediği erken internet döneminde önemli bir meziyetti. Bugünlerde iş videodaki maharete kaymış gibi görünse de ‘140 karakterle dert anlatma’ gibi bir çile hala yüz milyonlarca kişinin hayatında.

Yazı insanlık tarihi boyunca var olacak ve iyisiyle kötüsünü hepimiz ayırt edebileceğiz.

Ben hayatını yazarak ve konuşarak kazananlardanım. Bu yüzden her iki tarafı geliştirmek için sürekli okuyor, dinliyor ve izliyorum. Dünyadaki başarılı örneklere baktıkça ilginç bir şekilde neredeyse tamamının ortak bir kaç noktada birleştiğini görüp şaşırıyorum.

Bu ilginç benzerlikler için 18 dakika sabrınız varsa Nancy Duarte‘ın New York’taki TEDx East kapsamında yaptığı sunumu mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. Duarte iyi sunum yapma konusundaki en önemli referanslardan biri. Yetmez gibi harika da bir blogu var.

(Sunum konusunda benim de kendi tecrübelerimi paylaştığım bir yazım var).

Yazı işin kolay gibi görünen zor kısmı. Konuşurken, suretinizi gösterirken söyleminizi destekleyecek birçok yan unsur, beden dili, video, ses, fotoğraf kullanabilirsiniz.

Yazarken yalnızca harfler, kelimeler ve okuyucunun çoğu zaman fark etmediği ‘yazı ritmi’ vardır.

İyi yazabilmenin ön şartı (bence) iyi bir okuyucu olmak. Ne kadar iyi beslendiğinizle ilgili yani. Ama bir de bu işin üstadlarından yılların damıttığı tecrübeyi almak var ki, paha biçilmez. Bu konudaki en değer verdiğim kaynağım birçok popüler yazarın lokali haline gelen Lit Reactor sitesinin Craft Essays bölümü. Özellikle Chuck Palahniuk kaleminden çıkan özeti tavsiye ederim.

Bir yandan da böyle makalelerden korkarım. Çünkü aynen başlıklarındaki gibi 10, bilemedin 15 adımda mükemmel tekniklerin sırrına vakıf olabileceğimizi zannettirir. (oysa böyle maddeler sayesinde daha iyi yazma ihtimaliniz sauna eşfomanıyla o gördüğünüz baklava göbekli vücuda ulaşma ihtimaline denk)

Mad Men dizisinin Don Draper karakteri David Ogilvy’den izler taşır.

Bugün en sevdiğim bloglardan Brain Pickings’te 10 Tips on Writing from David Ogilvy şeklinde bir başlık görünce şaşırdım. Böylesi yazılar o blogun tarzı değildir. Ama David Ogilvy denince de akan sular duruyor (en azından bende). ‘Reklamcılığın Babası’ lakaplı Ogilvy, bu alanın kesinlikle en yaratıcı, devrimci ve net ifade yeteneğine sahip ‘işadamı’ (tanışın).

Ben izlemiyorum ama siz izliyorsanız Mad Men dizisindeki Don Draper’dan kendisi hakkında zaten bilgi sahibisinizdir.

David Ogilvy’den 10 tavsiye

Gelelim esas meseleye.

Ogilvy, bir Tanrı lütfu olmadığını ve sonradan kazanılabilecek bir yetenek olduğunu savunduğu daha iyi yazma meselesi için 10 altın kuralını şöyle sıralıyor (çeviri benim, tam tutmayabilir).

  1. Roman-Raphaelson’un Writing That Works: How to Communicate Effectively In Business kitabını oku. Üç defa oku.
  2. Konuştuğun gibi yaz. Doğal ol.
  3. Kısa kelimeler, cümleler ve paragraflar kullan.
  4. Süslü kelime ve jargon asla kullanma. Bunlar seni götü kalkık gösterir.
  5. Hiçbir konuda iki sayfadan fazla yazma.
  6. Alıntı ve aktarımlara dikkat et.
  7. Bir bilgi notunu asla yazdığın gün yollama. Ertesi sabah sesli oku (ve düzenle).
  8. Eğer önemli bir şeyse, daha iyi hale getirmek için bir arkadaşından yardım iste.
  9. Mektup ya da bilgi notunu yollamadan önce karşıdan ne istediğini açık ve net belirtmiş misin emin ol.
  10. Eğer derdin ‘İŞİN YAPILMASI’ ise, yazma! Ne istiyorsan git adama anlat.

Aklınızın bir köşesinde bulunsun.

(Doymayana benden bir keyifli derleme daha hediye)

, , , , , , , , , , ,

8 Responses to Daha iyi yazma yolunda 10 ‘altın’ kural

  1. samanpan 13/02/2012 at 03:50 #

    abi videoya altyazı geçirsen çok kıymete geçer.

  2. Koray 14/02/2012 at 13:18 #

    “Ben hayatını yazarak ve konuşarak kazananlardanım. Bu yüzden her iki tarafı geliştirmek için sürekli okuyor, dinliyor ve izliyorum. Dünyadaki başarılı örneklere baktıkça ve ilginç bir şekilde neredeyse tamamının ortak bir kaç noktada birleştiğini görüp şaşırıyorum.”

    Son cümleden anlaşıldığı üzere kendinizi geliştirme çabalarınız pek bir işe yaramamış. Okumaya ve dinlemeye devam, yazmaya hazır gözükmüyorsunuz…

  3. Ayhan 14/02/2012 at 16:35 #

    Teşekkürler, iyi bir konu başlığı ve yazı oldu. Anlamlı!

  4. mahmut aydın 16/02/2012 at 01:10 #

    “İnternet Ekipler Amiri”…tuttum bu sloganı…

  5. Michel 24/02/2012 at 00:47 #

    tcairet demek risk demek :) aslinda hedef kitlem turk dizi izleyicileri olacak. anime izleyenlerin de agladigini ogrenmek bonus gibi oldu, beni kamciladi :D:D

  6. FX15 24/02/2012 at 09:44 #

    Etkileyici bir yazının yanı sıra, sürükleyici de.. Beğenerek okudum tekrar tekrar, elinize sağlık..

  7. Eyüp AKTUĞ 25/02/2012 at 12:36 #

    Keyifle okuduğum ve bir o kadar istifade ettiğim bu yazı için teşekkür ederim.

    Bu meselede ben de fikrimi beyan etmek istiyorum. Benim nazarımda insan yazarken özgür olabilmelidir. Ancak çoğu yazar bu özgürlük alanını tesis edemiyor. Gerek umumi sebeplerden gerekse hususi kaygılardan dolayı yazılarını istediği gibi şekillendiremiyor. Bu manada blog yazarları biraz daha şanslı diye düşünüyorum. Çoğu blog yazarı zahiri bir kimlik kullanarak yazmakta olduğu için kendisini daha rahat ifade edebilmektedir.

    Selametle, Serdar Bey…

  8. Can 07/03/2012 at 16:46 #

    En doğrusu da bu bence;”Eğer derdin ‘işin yürümesi’ ise, YAZMA!”

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim