Tarihin en üretken aşk yazarı

Coral Hart, 1 sene içinde 200 romana imza atarak adını tarihe yazdırdı. Kimseden esirgemediği “Claude” kod adlı bir gölge yazarın desteğiyle.

Victor Hugo, sokağa çıkarak yazmaya ara verme ihtimaline karşı çırılçıplak soyunarak kıyafetlerini hizmetçisine teslim eder ve kendini yazıhanesine kilitletirmiş. Aynen Yahya Kemal Beyatlı gibi, hayatı boyunca kendine ait bir mekana sahip olamayan Franz Kafka ise o eşsiz eserlerini memuriyet mesaisinin ardından vardığı küçük ve kalabalık evinin en uygunsuz köşelerinde, uykuya direnebildiği bölük pörçük anlarda kaleme almış. 100’den fazla dile çevrilen eserleri 2 milyardan fazla satan Agatha Christie küvete oturarak; Charles Dickens mutlaka yönünü kuzeye dönerek ve yalnızca mavi kağıtlara yazmış.

Yazarların ve düşünürlerin birçok kitaba konu olan bu kendine has huylarının listesi epey uzun. Ancak bazı “yeni nesil” meslektaşları için benzer bir derleme yapmak imkansız. Çünkü onların “üretimi” kendinden öncekiler gibi ilham, zaman ve mekan gibi çağdışı dertlerle sınanmıyor.

Bildik bir hikaye

Hayatımıza ansızın girişinin ardından dijital fotoğraf makinelerine ilk isyan bayrağını açan profesyonel fotoğrafçılar olmuştu. Dijital bir kaydın gerçek fotoğraf sayılıp sayılmayacağı çeşitli mahfillerde hararetle tartışılmış ve sonunda analogun (filmin) yerini başka hiçbir şeyin alamayacağı fikri, temyiz yolu kapalı olacak şekilde hükme bağlanmıştı. Bu yüzden dijital fotoğraf(çılık) gerçeğini en son fotoğrafçılar kabul etti. Ve o süreçte bir kısmı koltuğunu yeni yetmelere kaptırdı.

Araçlarımıza rota çizen, endüstrilerin kaynak planlamasını üstlenen, müşteri hizmetleri yürüten, ev ödevlerimizi yapan, kanser bulguları tarayan; özetle her taşın altından çıkan yapay zekanın “metin (t)üretme” alanındaki ürpertici mahareti malum. Bu sebeple edebiyat dünyasına sızması da kimse için sürpriz olmadı. Muhataplarının bu fiili durumu kabullenmesi de öyle. Her yeni teknolojide gördüğümüz gibi.

Yazarların bir kısmı eserlerinin izinsiz olarak yapay zeka (YZ) algoritmalarının eğitiminde kullanılmasından dert yanıyor. Bir kısmıysa YZ mahsulü edebiyatın kıymetsizliğinden, sakilliğinden dem vuruyor. Üstelik hiçbiri haksız sayılmaz. Sibernetik Borg ırkının bilim-kurgu dizisi Star Trek’te insanlığa seslenişindeki gibi “direnmek faydasız” mı, net değil.

Ancak süngüyü bile takmadan sancağı düşürmenin insan doğasına aykırı olduğu kesin.

İlhamın neması

Coral Hart, 21 farklı takma isimle aşk romanları yayımlamış ve mesleğinden hatırı sayılır bir servet edinmiş ABD’li bir yazar. Ancak kariyeri boyunca gerçekten yazdıklarının toplamı birkaç paragrafı geçmiyor. Çünkü onun uzmanlığı “yapay zekaya roman yazdırmak”. Sadece 1 yıl içinde 200 romana imza atabilmesinin sırrı da bu.

Hart, pek çok alternatif arasından, uzun tecrübeler sonucu seçtiği hayalet yazarının adını paylaşmaktan da çekinmiyor: “Claude”. Evet; şu Anthropic şirketinin yüz milyonlarca kullanıcıya sahip meşhur YZ botu, Claude.

Elbette her şey tereyağından kıl çeker gibi ilerlememiş. Sonuç odaklı mizacından dolayı en kısa sürede (mutlu) sona ulaşmaya çalışan YZ algoritmasına olayı zamana yaymayı, gerilimi bir düşürüp bir artırmayı, araya gizemler serpiştirmeyi ve zaman akışını karıştırmayı öğretmek epey zaman almış. Ancak sonunda hepsi tek bir komut setiyle uygulanabilecek, kusursuz bir kıvama gelmiş.

Coral Hart, edindiği bu deneyimin kendisinin de bir kıymet taşıdığı düşüncesiyle “Plot Prose” adlı bir çevrimiçi kurs açarak bildiklerini öğretmeye karar vermiş. Şimdiye dek bin 600’den fazla yarı-organik yazar adayı bu eğitimi satın alarak sektöre adım atmış.

Kursun başarısı, başka bir kapıyı daha aralamış. Hart, tüm bu bilgi birikimi ile yine Claude üstünde çalışan bir “yazar botu” üretmiş. Böylece kısa bir özet ve (gerekliyse) birkaç sorunun yanıtını alarak 45 dakikada roman yazan bir jeneratör ortaya çıkmış. Ne var ki o, gücünü aldığı Claude kadar hesaplı değil. Kullanacağınız işlevlere göre aylık 80 ile 250 dolar arasında değişen bir abonelik ücreti var.

Utangaç hibritler

Avuçlarındaki ekranlardan kayan kısa videolarla efsunlanmış milyarların çağında okumaya cüret edenleri tercihlerinden ötürü örselemek haksızlık olabilir. Dahası, (kabullenmesi zor gelse de) iyi bir metni üreten zekanın organik ya da sentetik olması çoğunluk için en önemli kriter değil.

Hatta Coral Hart’ın yürüdüğü patika şimdiden sektörleşmenin ipuçlarını veriyor. Kitaplarının tamamını YZ ile üreten “Future Fiction Press” gibi yayınevlerinin sayısı her geçen gün artıyor.

Bir de YZ ile ilişkisini ifşa etmekten çekinenler var. Onlar daha da büyük bir kitle. YZ ile üretilen metinleri tespit eden OriginalityAI şirketinin geçtiğimiz Ağustos ile Kasım aylarını kapsayan araştırmasında, e-ticaret sitesi Amazon’un Kişisel Gelişim kategorisindeki kitapların yüzde 77’sinde YZ izine rastlandı. ChatGPT komutlarının (her nasılsa) yazarın, editörün ve düzeltmenin gözünden kaçarak kitaba olduğu gibi basıldığı vakalar da yok değil.

Söyle bize Grok, bütün bunlar gerçek mi?

(13 Şubat 2026 tarihli Oksijen gazetesi yazım.)

Yeni içeriklerden anında haberdar olmak isterseniz aşağıya e-posta adresinizi yazabilirsiniz.

Diğer 5.445 aboneye katılın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

6 yanıt

  1. Enes Inceoz avatarı
    Enes Inceoz

    Aklıma, YouTube’da popüler bi konuşmanız geldi, amirim. Kelimesi kelimesine hatırlayamasam da, bir kitabı, bir yazarın 20-30 yıllık birikiminin bir özütü olduğundan, ve ondan faydalanmak için 20 tl (enflasyon farkı eklenmemiştir) gibi uygun bir meblağı vermenin yeterli olacağından söz etmiştiniz. Yine videolarını çok fazla izlediğim Emrah Safa Gürkan hocam da roman okuyanların mutlak doğruya ya da mutlak yanlışlara inanmadığını, daha “tanrısal” bir perspektifle dünyaya karşı bakış açılarını değiştirdiğinden söz etmişti.

    Şimdi YZ araçları elbette bence üretilen içeriğin kalitesini artırmakta, cümle anlatımını güçlendirmekte kullanılabilir ama fully-AI-generated bir ürünü tüketirken, hangi yazarın kaç yıllık bilgi birikiminden faydalanıcaz? Ya da hangi yazarın kendi hayat görüşleri hakkında bilgi sahibi olup, bunu kendi hayatımıza entegre edebilicez?

    1. M. Serdar Kuzuloğlu avatarı

      Yapay zekanın yazacağı metin, insanlığın ürettiği tüm birikimi kullanarak oluşacağından dolayı çok daha köklü bir “tecrübeye” dayanacağını düşünüyorum. Fakat bunun bir bilincin değil; istatistiksel veri setlerinin birleşimi olmasından dolayı (anlamlı olsa dahi) insanlar tarafından içselleştirilmesinin biraz daha zaman alacağını düşünüyorum.
      Elbette bu söylediklerim “kitap” özelinde. Yoksa diğer her konuda yapay zeka insanlar için diğer her insandan daha makbul, güvenilir ve muteber olacak. Öyle olması gerektiği için değil. Daha şimdiden algısı o şekilde oluştuğu için.

  2. Erhan Memiş avatarı
    Erhan Memiş

    Şu an dünyada kitap okuyanların sayısı nedir bilmiyorum açıkçası. Elbette internette hızlıca arama yaparak bu bilgiye hemencecik ulaşabilirim ama insan tembelliği ve umursamazlığı hastalığına yakalanmış haldeyim, üşengecim, o yüzden bunu yapmayacağım. Ülkemizde kitap okuyanların sayısının az olduğu hep konuşulan konulardan biri. Genel kamuoyunda sizin dediğiniz gibi yz ile yazılan kitaplarla ilgili bir kabullenişin birazcık zaman alacağı da kesin ama selin önünde kimse duramayacak sanırım.
    Benim aklıma takılan şey şu ve bu sadece kitaplar değil yz ile yapılacak filmlerle de alakalı. Büyük ihtimal çok yakın bir zamanda bütün bir filmin yz ile baştan aşağıya yapıldığını göreceğiz. Böyle filmler şu anda da var ama onlar çok iyi değil, en azından benim gördüklerim. Neyse yz ile yapılan bazı filmler gayet iyi filmler olacak. Pek çok insanın belki milyonlarca insanın çok kısa bir süre içerisinde, bir günde veya bir saatte milyonlarca film veya kitap ürettiğini düşünelim. Valla aklım almıyor, gerçekten bunları kim okuyacak veya izleyecek? Elbette şu anda da bir insan tarafından yazılmış ve çok az okunmuş pek çok kitap var ama az önce bahsini ettiğim şey, daha farklı. Üreteninin bile okuyup izlemediği milyarlarca veya trilyonlarca film, kitap, eser, adına ne derseniz… Böyle eserlerin de pazarlandığı milyonlarca platform… Milyonlarca veya milyarlarca, sayıları hayal edemiyorum açıkçası.
    Büyük ihtimal yapay zeka ile yine milyonlarca harika kitap veya film üretilecektir ama bunları kim okuyacak gerçekten. Okuyanlar var ki bu adam para kazanıyor denilebilir, doğru ama benim aklım almıyor. Düşük zeka insan aklı olsa gerek.
    İşin aslı, bunların hepsi su akar yolunu bulur minvalinde bir düzlemde buluşacaktır.
    Bir de insan şunu düşünüyor, dünya herhangi bir büyük felaketle karşılaşmadığı müddetçe bütün bu gelişmeler ışığında 1.000 sene sonra, 2.000 sene sonra, senelerce sonrasıyla ilgili bir sayı bile hayal etmeye zorlanıyorum, ne bileyim 10.000 sene sonra nasıl bir yer olacak acaba? İnsanlar bambaşka canlılar mı olacak? İnsan dediğimiz bir şey olacak mı? Dünyanın ve güneş sisteminin hali ne olacak? Valla geleceğin derdi beni mi gerdi deyip çıkayım şu işin içinden.
    Serdar bey sizi seviyorum.

  3. Deniz avatarı
    Deniz

    Bu kadar kitsp içinde halen Klasikler okunuyorsa vardir insanin kendi yazdiğının değeri diye düşünüyorum.Hatta gelecekte insanin yazdigi şey çok daha değerli olacak.Hatta yazarlar el yazisi ile yazip kendi yazdiklarini kanitlayacaklar.Antikanin değeri bitiyor mu?Bitmiyor.:)))

  4. Mehmet Ortaç avatarı

    Beni en çok korkutan şey bir süre sonra okumanın anlamının kalmaması ihtimali.

  5. HARUN Inandugcar avatarı

    Her şey rasyonelleştiğinde irrasyonalite daha kıymetli hale gelecek, zaten bütün hikayeler de oradan doğmadı mı? Adem ve Havva, Macbeth, Othello, Guy Fawkes hatta Pablo Escobar. Narcos üzerinden ne ekmekler yendi bu gezegende.

Yayın Tarihi:

Kategori: