Etiket: sosyal medya

Ne kadar sık yazmalı?

Okumayı-yazmayı hep sevdim. 1996 yılından bu yana periyoduna göre gazete ve dergilerde haftalık, aylık sayfalar hazırlıyorum. Bu bir iş. Karşılığında para alıyorum. Benim gibi işi yazmak olan insanların yazdıklarını okumak için  okurlar da gazete ve dergilere para veriyor. Dolayısıyla ticaretin gerektirdiği bütün kriterler bu sürecin içinde. Yazar – okur – reklamveren ilişkisi bunlardan sadece biri. Basını kapsayan kanunlarla tekzip, sansür, para ve hapis cezası gibi birçok hukuki düzenlemeyi de unutmayalım.

Blog ise apayrı bir şey.

(daha&helliip;)

Okumaya devam et

Ünlülerin sosyal medyayı keşfi

[caption id="attachment_732" align="alignright" width="250"]Tarkan Tevetoğlu ve Bilge Öztürk Bilge Öztürk ve Tarkan Tevetoğlu[/caption]

Markaların ve halkla ilişkiler; ya da sektörde daha bilinen terimiyle PR camiasının sosyal medyayı keşfine dair yazımı hatırlıyor olabilirsiniz. O yazıdan sonra neredeyse bütün PR şirketleriyle ve bu camialarda gezinen birkaç markayla konuştum, yazıştım. Tahmin edeceğiniz gibi faydalı bir sonuca ulaşamadık. Bizde genelde insanlar görüş alışverişi ya da tartışma yapmıyor. Bunun yerine her şartta fikrini savunmayı tercih ediyor.

Neyse…

Bugünlerde sosyal medyayı ilgilendiren bir diğer konu da ünlülerin yavaştan bu ortamda (da) yer almaya başlaması.

Bu temsiliyeti kabaca üçe ayırabiliriz:

  1. Gerçekten sosyal mecraları kullananlar.
  2. Sosyal mecralara teşne birisine kendileri adına bir şeyler yazdıranlar.
  3. Ünlüler adına sahte hesap açıp varlık gösterenler.

Üçüncü grubu kestirmek güç. Sonuçta kimsenin DNA örneği alınmıyor bu sitelere girmek için. Ancak ben yazımda amacını asla anlayamayacağım bu son grubu tamamen yok sayarak ilk iki grubu eşeleyeceğim.

(daha&helliip;)

Okumaya devam et

Marka ve PR şirketlerinin sosyal medyayı keşfi

Blogcular görev başındaBiz gazetecilerin hayatı basın toplantıları, seyahatlerle geçer durur. Şimdilerde ekonomik kriz sebebiyle duruldu ama ben bir yurtdışı toplantıdan gelip, temiz çamaşır / kıyafet alıp bir iki saat uyuyup yeniden başka birine uçtuğumu çok bilirim. Teknoloji, otomotiv ve spor basını bu konuda ekstra bir yük altındadır. Üçünün de toplantısı, seyahati eksik olmaz. Sıralama da tersidir. En çok sporcular gezer, toplanır, sonra otomotivciler sonra da teknoloji basını. Bizim avantajımız sektörümüz dolayısıyla daha nezih insan ve şirketlerle ve daha kitlesel ve ulaşılabilir şeylerle muhattap olmamızdır.

Bu seyahat / toplantı olayları ilk zamanlar çok hoşuma gitmişti. Birisi seni davet ediyor, alıyor, götürüyor, işini gücünü anlatıyor… En güzel oteller, en güzel yemekler… Sonra farkettim ki mevzu biz değiliz; markalar. O markanın benim temsil ettiğim markada yer alabilme savaşı. Daha da sonra bunun gerisinde gazetecilerin karşı taraftaki algısının sadece ‘haber makinesi’ olduğuna; PR şirketleri ve temsil ettikleri markalar açısından bir gazetecinin değerinin konu hakkındaki bilgisi, okunurluğu, saygınlığı değil kendi markaları hakkında ne kadar pohpohlama haberi yaptığı ve çalıştığı yayının tirajıyla orantılı olduğuna şahit oldum birçok örneklerle.

(daha&helliip;)

Okumaya devam et