Tag Archives | cep telefonu

Nexus 5 mi, LG G2 mi?

g2Tahmin edeceğiniz gibi her gün sosyal medya hesaplarımdan ve e-posta kutumdan teknolojik ürün alımıyla ilgili bir sürü soru ve tavsiye talebi alıyorum. Yakınımda şahsen soranlar da cabası.

Prensip olarak -bu yöntemle- hiçbirine cevap vermiyorum. Çünkü algı ve değer yargıları herkeste derin farklılıklar gösteriyor. Size göre uygun fiyatlı bir ürün başkasına göre aşırı pahalı gelebiliyor. Ağırlık – hafiflik gibi ölçülebilir kavramlar bile göreceli. Size ağır gelen kimi için kabul edilebilir kalıyor. Bu yüzden bu tip tavsiye beklentilerine “bakıp, inceleyin; kendiniz karar verin” diyorum.

Bir süredir Turkcell’in sitesinde mobil cihazlara yönelik bilgi isteyenler için videolar hazırlıyorum. Alabildiğine basit, teknik ayrıntılardan uzak, doğal akışlı olmasına gayret ediyorum. Bu yüzden hiç de kolay olmuyor. Teknik detay sıralamak aksine çok daha kolay ve rahat.

Bu vesileyle bana hala en çok sorulan bir sorunun da cevabını vereyim dedim. Android dünyasının iki amirali (ve ilginç bir ayrıntı olarak LG imzalı) Nexus 5 ve G2. Birbirine her anlamda çok yakın iki iddialı model.

Continue Reading →

Bu yazıya 27 yorum yapıldı.

İki devin sırat köprüsü: Nokia Lumia 920

Böyle bir yazıda Lumia’dan bahsetmeden önce Nokia ve Microsoft birlikteliğine dair söylenebilecek çok şey var (bir kısmına N9 incelememde de değinmiştim). Gel gelelim cep telefonu dünyasında yıllardır dikiş tutturamamış ama inadını koruyan Microsoft’un en kötü dönemini geçiren Nokia ile beraberliğinde bu konulara girmemek de olmuyor. Üstelik bence bütün resmi görmek için bu ayrıntılar gerekli.

(Meraklısına) Nokia ve Microsoft birlikteliğinin özeti

Microsoft 12 yıldır cep telefonu dünyasında yer edinmeye çalışıyor. Bu süreçte birçok dev markayla girdiği işbirlikleri oldu. Aşağı yukarı hepsini de takip ettim, bir şeyler yazdım (Philips bile var listede). Ama PC dünyasındaki hakimiyetinin en güçlü olduğu dönemde bile Microsoft mobil cihazlarda ne doğru dürüst bir sistemle varlık gösterebildi ne de uygulama geliştiricileri ikna edip safını güçlendirebildi.

Bu cihazlara yönelik yepyeni arayüzlü işletim sistemi Windows Phone 7 ile kabuğunu kırmaya çalışan Microsoft, 29 Ekim’de tanıttığı Windows Phone 8 ile (poker tabiriyle) eli yükseltti. Nokia ile girdiği stratejik işbirliği bu denklemdeki en önemli belirleyici.

Bu fotoğrafın uzun bir öyküsü var.

Bu uğurda kendi çocuğu sayılabilecek Symbian işletim sistemini 2009 yılında Meego ile flörtüyle zayıflatan Nokia (ki bir ara Maemo da telafuz ediliyordu), Microsoft işbirliği sonucu elindeki en büyük koz Symbian’ı tamamen toprağa gömme ve yola sadece Windows ile devam etme kararı aldı.

Microsoft şimdi en azından Symbian’ın katli için Nokia’ya verdiği 1 milyar doları çıkarma derdinde. Aksi takdirde (eski Microsoft çalışanı) Nokia CEO’su Steven Elop‘un koltuğunda kalması kolay görünmüyor. Ballmer’ınsa Microsoft tarafında hala masaya sürecek fişleri var elbette (ki onlar da ayrı bir yazı konusu).

Bir yandan sürekli güçlenen Google’ın Android cephesi, diğer yandan klasik Uzakdoğulu azmiyle küçük küçük darbelerle duvarlarını iyice zayıflatan Samsung rekabeti Nokia’nın işini iyice zorlaştırıyor. Apple’dan bahsetmeye bile gerek yok sanırım. Son yıllarda umut bağladığı ucuz telefonlarda da Çin markalarıyla rekabeti becerebilmiş değil.

Microsoft’un da bu pazardaki sicili pek sağlam değil ne yazık ki. Aklıma nedense hep Apple iPhone ilk tanıtıldığı gün CEO Steve Ballmer’ın katıldığı bir TV programındaki şu sözleri geliyor (hareketlerine, mimiklerine, ses tonuna da dikkat):

500 dolara telefon mu? iPhone dünyanın en pahalı telefonu! İş dünyasında da tutunamaz çünkü klavyesi yok. İyi bir eposta cihazı olamaz. Biz şu an yılda milyonlarca telefon satıyoruz, Apple ise sıfır telefon satıyor.

İşte Nokia Lumia serisi bu enteresan detaylarla bezeli bir hikayenin yeni; belki de son sayfası. Tutarsa Nokia’nın ayakta kalmasını sağlayacak. Microsoft’unsa bunca zaman, kaynak ve umut ayırdığı mobil dünyadaki elini güçlendirecek. Ama tutmazsa her iki firma için de Fetret Devri‘ndeki en önemli kilometre taşı olarak tarihe geçecek; buna şüphe yok.

Ballmer (doğal olarak) Windows Phone 8’den oldukça umutlu (peki aynı umudu Gartner hala taşıyor mudur mesela?).

http://www.youtube.com/watch?v=OVR1UwmJasA

Nokia Lumia 920‘ye bütün bu bilgileri hazmederek bakmakta yarar var.

Gelelim yazının esas konusu olan incelemeye!

Tasarım: Neredeyse kusursuz

http://www.youtube.com/watch?v=V8_Z7_kJ3_g

Nokia’nın Lumia 920’de kullandığı çizgilere N9 serisinden aşinayız. Homojen, monoblok bir gövdeyle neredeyse kesintisiz birleşen (gorilla glass) cam yüzey elinizde telefon değil de taş sanatkarının elinden çıkmış bir eser taşıyormuşsunuz hissi veriyor (bu tasarıma dair -okumadıysanız- Nokia’nın kendi blogunda güzel bir derleme var).

Continue Reading →

Bu yazıya 17 yorum yapıldı.

Köprüden önceki son çıkış: Nokia N9

Cep telefonu pazarında uzun yıllar en sağlam kale sektörün lideri Nokia’nındı. Öncülük ettiği Symbian işletim sistemi platformu o dönemdeki bazı girişimleriyle neredeyse bugünkü Google Android gibi farklı markaların ortak platformu haline gelecekti. Ama markalar lideri daha da güçlendirmek istemedi, Nokia da liderlik kibriyle soğuk davrandı ve o tren kaçtı.

Blackberry, Apple, Android gibi rakipleriyle karşılaştırıldığında Symbian hala en yaygın işletim sistemi platformu ancak bu eriyen bir buzulun heybetinden öte bir şey değil.

Nokia girdiği bunalımda (hala kibrini koruyan) safraları döküp, tarihinde ilk defa Finlandiyalı olmayan birini başa getirdi. Uğruna çok çaba verdiği Symbian’ı ise sessizce ölüme terk etti. Ama bunu engellemek için hiçbir şey yapmadı dersek de yalan olur. Şimdiki ortağı Microsoft. Yani cep telefonu dünyasında senelerdir dikiş tutturamamış dev.

Yeni stratejilerinde Windows’un cep telefonu versiyonuyla Nokia’nın arayüz ve dış form tasarım yeteneğini birleştirerek Samsung, HTC ve Apple rekabetini göğüslemek, eski güzel günlere dönmek var.

İşleri kolay değil.

İki farklı firma, iki farklı kültür ve denenmemiş bir birliktelikte ortaya bir şeyler çıkartmak zorundalar. Çuvallama durumunda Nokia için tehlike çanları çalacak. Microsoft’un böbürlenecek başka şeyleri var nasıl olsa. Nokia’nın yok.

Son çeyrek raporuna göre Nokia akıllı telefon pazarında yüzde 38 satış düşüşü yaşadı. Gelirindeki kayıp yıl bazlı yüzde 13. Bunda ortalama (Nokia) telefon satış fiyatının 89 dolardan 70 dolara düşmesinin payını da unutmayalım. Dönem bilançosu markanın son üç ayda 68 milyon avro zarar ettiğini gösteriyor.

Diğer yandan uzun vadeli stratejide yine de ışık var. Kişisel gözlemime göre Windows Phone da oldukça vaatkar. Bir LG E-900 ile yaptığım uzun süreli deneme sürüşünden oldukça memnun kaldığımısöylemeliyim. Nokia etkisi çok daha cazip şeyler ortaya çıkaracaktır. Android’e geçseler sıradan bir marka olarak kalacaklardı oysa.

İşin bu taraflarıyla ilgili yazılabilecek çok şey var. Ama bu yazının konusu, başlıkta da gördüğünüz gibi başka. Konuya geçelim.

Continue Reading →

Bu yazıya 11 yorum yapıldı.

Blackberry hizmeti analizi

Uzunca süredir Turkcell abonesiyim. Daha da uzun zamandır internet kullanıyorum. Çok uzun bir zamandır da cep telefonundan internete bağlanarak pek çok şey yapıyorum. Ama nedense bu seneye kadar Blackberry (bundan sonra BB diyeceğim) meselesini çözemedim.

Blackberry'nin kara tablosu

Blackberry’nin kara tablosu

Önceleri cihazları kötüydü. Hem de bayağı kötüydü. Diğer bütün markalar tasarımda arayışlar içindeyken BB takoz gibi şeyler üretti. Üstelik pahalıydı. Sunduğu tek ayrıcalıksa e-postalara rahat erişimdi ama ben neredeyse bütün telefonlarımla aynı rahatlıkta e-postalarıma zaten erişiyordum. BB bana hep internet hesabını telefona kuramayacak kadar teknik bilgiden yoksun ama e-postalarını okumadan edemeyecek kadar internetle (ya da e-postayla) haşır neşir yöneticilerin harcı gibi göründü.

Continue Reading →

Bu yazıya 10 yorum yapıldı.

Mobil-PC senkronizasyonda sona doğru

Blogumu takip edenler sanıyorum bütün adres defteri ve takvim bilgilerimi internette tuttuğumu öğrenmiştir. (Google apps for domain) Google’ın bu ücretsiz ve kusursuz hizmetiyle ilgili en büyük derdim de bilgisayarla bu bilgileri eşleştirmek; bu da malum. Okumayanlar için bu konuda şimdiye kadar yazdıklarım:

Geçen gece tam yatakta son bir e-posta, sosyal ağ kontrolü yapayım derken cep telefonumda (Blackberry Bold ve Nokia E71 arasında gidip geliyorum) Webrazzi’de bir haber gözüme ilişti. iPhone için Google senkronizasyonu başlamıştı!

Continue Reading →

Bu yazıya 3 yorum yapıldı.

iPhone kırmak için en kolay yöntem

iPhone ile maceralarımı zaman zaman burada paylaşıyorum. Bu hafta yeniden aleti elime aldım. Blackberry Bold’dan sonra ekran boyutu ve grafik kalitesiyle etkilemedi dersem yalan olur. Bence bu cihazın insanları vuran tarafının kullanım şekli ya da yazılım desteğinin ötesinde grafik arayüz tasarım kalitesi. Bundan bir başka zaman uzun uzun bahsedeceğim.

Bu sefer iTunes dışından bazı yazılımlar yüklemem gerekti. Bunun için de iPhone terminolojisinde ‘jailbreak’ olarak geçen dilimize ‘hapisten kaçma’ olarak çevirebileceğimiz şeyi yapmak gerekti. Yani Apple iPhone 3G’yi Apple (ve iTunes) hapishanesinden kurtarmak. Başka bir deyişle insanların Apple’a haraç vermeden geliştirdiği yazılımları, oyunları yükleyebilmek.

Bunun için ihtiyacınız olanlar:

  1. Bittorrent yazılımı. Tavsiyem: uTorrent. Eğer bittorrent için bir yazılımınız yoksa çekip yükleyin (bedava).
  2. ThePirateBay sitesine erişim. Eğer açamıyorsanız buraya.
  3. iTunes’da son sürüm güncellemesi.
  4. Her ihtimale karşı iTunes üstünden tam bir iPhone yedeğinin alınması.

Continue Reading →

Bu yazıya 7 yorum yapıldı.

SMS ile telefon kilitleme

Telefonunuzu evde unuttunuz, ananız babanız görmesin; işte unuttunuz yan masadaki eline alıp kurcalamasın ya da arkadaşta bıraktınız baş derde girmesin istiyorsunuz. Ya da en kötüsü çaldırdınız…

Yeni nesil bu derde yeni nesil Nokia işletim sistemi akıllıca bir çözüm bulmuş.

  • Öncelikle telefonun menüsünden Araçlar / Seçenekler / Güvenlik Ayarları / Telefon ve SIM bölümüne girin (Tools / Settings / Security Settings / Phone and SIM),
  • Uzaktan kilitlemeye izin ver seçeneğini ‘evet’e getirin. (Allow Remote Lock)
  • En az 5 karakterden oluşan özel bir şifre belirleyin. Bu bir cümle de olabilir.
  • Şifreyi onaylamak için tekrar girin.

İşte bu kadar. Bundan sonra böyle bir durum olduğunda kendi numaranıza belirlediğiniz şifreyi içeren bir SMS yolluyorsunuz, telefon kitleniyor. Ya da kilitliyse yolluyorsunuz açılıyor.

Bunu yapan bazı ücretli yazılımlar da var. Yani bir Nokia şart da değil.

Güzel, akıllıca ve faydalı…

Bu yazıya 12 yorum yapıldı.

Senkronizasyon yolcuğuna devam

Oldukça yoğun bir randevu trafiğim var ve teknik olarak bunları sürekli yanımda bulundurmak zorundayım. Cep telefonu, dizüstü bilgisayar ya da evdeki genel amaçlı masaüstü bilgisayarımda ajandam ve adres defterim sürekli yanımda bulunmalı.

Bunun için Outlook, Evolution ya da benzeri sadece yüklendiği bilgisayarda işe yarayan hantal ve çağdışı yazılımlar yerine web tabanlı örnekleri kullanıyorum (bunların da web desteği var ama tam bahsettiğim tarzda değil).

Çok gönüllü olmamakla birlikte bunun için tercihim şimdilik Google. Takvim, not defteri, e-posta ve adres defteri, belgeler gibi bir dizi uygulaması ve hepsinin web ve özel mobil sürümü olması beni ister istemez kendine çekiyor. Hem iş hem kişisel amaçlar için kullandığım kuzuloglu.com alan adı Google altyapısı üstünde çalışıyor ve tamamen ücretsiz olarak aldığım hizmet ve kaliteden gayet memnunum.

Bütün bu verileri webe taşıyınca hırsızlık, virüs, vs gibi dertlerle veri kaybı stresinden kurtulmanın yanısıra, senkronizasyon da kolaylaşıyor. Şimdiye kadar kullandığım SyncML tabanlı scheduleworld hizmetini genel hatlarıyla anlatmıştım. Araya giren iPhone maceramda da fena sonuç vermedi.

Esas olay bundan sonra başladı…

Continue Reading →

Bu yazıya 8 yorum yapıldı.

Nokia N96 fotoğraf kalitesi

Nokia’nın ‘internet sizin cebinizde’ şeklinde iddialı bir reklam kampanyasıyla tanıttığı N96’yı uzunca bir süredir kullanıyorum. Daha önce de N96 kullanıyordum. Bir gün burada detaylarını belki paylaşırım (gerçi televidyon’da bayağı detaylı anlatmıştım, sonra Buraklar da el attı).

En iddialı olduğu yanlarından biri fotoğraf kalitesi. Ne var ki mekana, ışığa ve bazen keyfine göre sonuçlar çok değişkenlik gösterebiliyor. İşte çok farklı zamanlarda, farklı ortamlarda çektiğim kareler. Karar sizin:

(Bu arada WordPress için doğru dürüst, kolay yönetilebilir bir galeri plug-ini bilen varsa ve yorumlarda paylaşırsa ben dahil çok kişi sevinecektir)

Bu yazıya 10 yorum yapıldı.

iPhone alacaklara tavsiyeler

Uzun ama gerekli bir giriş yapacağım; hazır olun.

Kişisel teknoloji ürünleri adı üstünde ‘kişisel’ bir şey olmakla birlikte tüketim alışkanlıkları açısından bakıldığında aslında karar aşamasında ‘kitlesel’ davranılan bir kategori. Yaptığımız seçimlerde asla kişisel kararlarımız doğrultusunda hareket ettiğimizi söyleyemeyiz. 15 seneye yakın bir zamandır gazetelerde, dergilerde, televizyonda, radyoda teknoloji yazan, incelemeler yapan biri olarak bunda tuzum olmadığını söyleyemem. Ama şahsen satın aldığım (satın alma konusuna döneceğiz) hiçbir ürünü bir şeyin etkisinde kalarak almadım.

Teknoloji tüketicisi azınlık olmaktan genellikle korkar. Bir kısım da sürüden ayrılma hıncıyla gölgede sessiz sedasız ilerler. Ama biliriz ki insanlar genelde popülerden yana olmak ister. Tuttuğu takımın bile başa güreşenlerden olmasını ister. Bir futbol takımına gönül verirken bile hissi davranmaktan öte (örneğin Türkiye’de) o bilindik 3-4 takımdan birine yazılır.

Bunun altında yatan biraz da yalnız kalmama dürtüsüdür bence. İstanbul Büyükşehir Belediyespor’u tutmak cesaret ister. Ama Fenerbahçe’yi, Beşiktaş’ı, Galatasaray’ı tutmak kolaydır. Çok da zorlanmazsınız. Fazla sorgulanmazsınız. Ama Belediyespor’da alaycı tavırları göğüslemeniz gerekir. Sizi aptal yerine koyanlar bile olacaktır. (futbolu severim ama herhangi bir takım ile zerre kadar ilgim yoktur bilmiş olun)

Teknoloji de böyledir işte. Herkesin yaptığı şeyleri yapmak istersiniz. Herkesin satın aldığını almak, kullandığını kullanmak istersiniz. Hepsine de bahaneler bulursunuz. Aynen takımınız yenildiğinde, sarpa sardığında evladına toz konduramayan anne-baba gibi olan olaya hiçbir etkisi olmayan eski olayları ısıtıp muhabbete sokarak o hali unutmaya (ve unutturmaya) çalışmak gibi. O sizin takımınızdır ve laf yiyen bir anlamda sizsinizdir.

Dönelim iPhone’a şimdi…

Continue Reading →

Bu yazıya 31 yorum yapıldı.