İstemem, eksik olsun!

Takıntı derecesinde tutkunu olduğum iki ses var Türkiye’de: Ergun Uçucu ve Rüştü Asyalı

Asyalı, Keloğlan oynadığından beri belleklere öyle kazındı ama hepsinden önce müthiş bir ses, müthiş bir oyuncudur. Ergun Uçucu’ya da mutlaka aşinasınızdır (ve umarım bir tiyatro oyununda izleme şansına sahip olmuşsunuzdur). Bence dünyanın en ilginç ses rengi, melodisi ve vurgulama tarzı ondadır. Hele ki Adile Naşit öncesi Uykudan Önce çağını hatırlıyorsanız, Uçucu’yu bilmiyor olma ihtimaliniz yok gibi.

Onu kitlelerle esas buluşturan yapım muhtemelen Ertem Eğilmez’in Namuslu filmidir (hadi biraz hatırlatmış olayım).

Twitter’da bu iki isimden dem vururken aklıma Asyalı’nın sesiyle can verdiği en etkileyici eserlerden biri geldi. ‘ın meşhur Cyrano De Bergerac oyunundaki tiraddan bahsediyorum bilenlerin çoktan tahmin ettiği üzere:

Ne yapmak gerek peki?

Sağlam bir arka mı bulmalıyım?
Onu mu bellemeliyim?
Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi
Önünde eğilerek efendimiz sanmak mı?
Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı?
İstemem!

Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret?
Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım?
Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip,
Taklalar mı atmalıyım?
İstemem! Eksik olsun!

Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli?
Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli?
İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret!
Eksik olsun!

Ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli?
Eleştiriden mi çekinmeli?
“Adım Mercuré dergisinde geçse” diye mi sayıklamalı?
İstemem!
İstemem! Eksik olsun!

Korkmak, tükenmek, bitmek…
Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek.
Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek?
İstemem! Eksik olsun!
İstemem! Eksik olsun!

Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek…
Tek başına.
Özgür olmak.
Dünyaya kendi gözlerinle bakmak.
Sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak.
Bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak.
Ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek,
İsteyince Ay’a bile gidebilmek.
Başarıyı alnının teriyle elde edebilmek.

Demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın.
Varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar.
Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?

Kelimeler ne güçlü şeyler, değil mi? İnsanın hayatının akışını bile değiştirebiliyor.

, , , , , , ,

10 Responses to İstemem, eksik olsun!

  1. aysegulyuksel 03/04/2010 at 14:27 #

    Bu şiiri anlamak başka uygulamak başkadır.

    Şair İşçidir

    Bağırırlar Şaire:
    “Bir de torna tezgahı başında görseydik seni
    Şiir de ne?
    Boş iş.
    Çalışmak, harcınız değil demek ki…”
    Doğrusu
    bizler için de
    tüm değerlerin üstündedir çalışmak.
    Ve kendini
    bir fabrika saymaktayım ben de.
    Ve eğer
    bacam yoksa
    işim daha da zor demektir bu.
    Bilirim
    hoşlanmazsınız boş laftan
    kütük yontarsınız kan ter içinde.
    Fakat
    bizim işimiz farklı mı sanırsınız bundan:
    Kütükten kafaları yontarız biz de.
    Ve hiç kuşkusuz
    saygıdeğer bir iştir balık avlamak
    çekip çıkarmak ağı.
    Ve doyum olmaz tadına
    balıkla doluysa hele.
    Fakat
    daha da saygıdeğerdir şairin işi
    balık değil, canlı insan yakalamalıyız çünkü,
    Ve doğrusu
    işlerin en zorlusu
    yanıp kavrularak demir ocağının ağzında
    su vermektir kızgın demire
    Fakat kim aylak olduğumuzu söyleyerek
    sitem edebilir bize;
    Beyinleri perdahlıyorsak eğer
    dilimizin eğesiyle…

    Kim daha üstün, şair mi,
    yoksa insanlara
    pratik yarar sağlayan teknisyen mi?
    Ikisi de.
    Yürek de bir motordur çünkü
    ve ruh, onun çalıştırıcısı.
    Eşitiz bizler
    şairler ve teknisyenler
    Vücut ve ruh emekçileriyiz
    aynı kavganın içinde.
    Ve ancak ortak emeğimizle
    bezeriz evreni
    marşlarımızı gümbürdeterek
    Haydi!
    laf fırtınalarından
    ayıralım kendimizi
    bir dalgakıranla
    Iş başına!
    Canlı ve yepyeni bir çalışmadır bu.
    Ve ağzı kalabalık söylevci takımı
    değirmene yollansın dosdoğru!
    Unculuğa!
    değirmen taşı döndürmeye laf suyuyla!

    V. Mayakovski
    Çev: Ataol Behramoğlu

  2. fatih çeliker 03/04/2010 at 22:20 #

    Hocam ellerine sağlık nerden geliyor onca işinin arasında bunlar aklına.

  3. tugra 09/04/2010 at 00:23 #

    merhaba serday bey
    hep merak ederdim o müthiş sesin ismi nedir diye.ergun uçucu imiş demek.aynı kişi midir bilmem ama mehmet akif şiirlerinden oluşan 2 kasetim vardı.ses aynı ses.hatırladıkça ürperti kaplar hala.bunlara bir de necip fazıl ı eklerseniz tamam demektir.

  4. Murat 24/04/2010 at 18:21 #

    Rüştü Asyalı’nın sesini beğenerek, Müşfik Kenter’i es geçmeniz kulak zevkiniz açısından ciddi bir kayıp olmuş bence.

  5. Fırat D. (@firatdemirel) 19/05/2015 at 14:57 #

    Şu sahneyle dinleyince daha etkili https://www.youtube.com/watch?v=QUJpGqQly2Q

    Ve Nur Subaşı’nın sesi de harikadır. Belki de en harikası. https://www.youtube.com/watch?v=aJ75jDPfFoA

Trackbacks/Pingbacks

  1. M. Serdar Kuzuloğlu » Blog Archive » Küçük adam olmak - 14/05/2010

    […] farklı bir açıdan yaklaşsa da, Edmond Rostand‘ın ‘İstemem Eksik Olsun‘ pasajı da benzer şekilde tınlamaz mı? Demek istediğim asalak bir sarmaşık olma […]

  2. William Shakespeare (othello) « Kayaköylünün Dünyası - 08/10/2010

    […] giden bir örneğini başka bir vesileyle vaktinde paylaşmıştım. William Shakespeare’in Othello adlı eserindeki şu örneği de etkileyicidir: Tanrı sınamak […]

  3. Sen mi büyüksün? Hayır, BEN! | M. Serdar Kuzuloğlu - 05/12/2011

    […] çekici bölümünü oluştururlar.Hoşuma giden bir örneğini başka bir vesileyle vaktinde paylaşmıştım. William Shakespeare’in Othello adlı eserindeki şu örneği de etkileyicidir:Tanrı […]

  4. Tutkulu insanlar - M. Serdar Kuzuloğlu - 17/05/2015

    […] Varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar. Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var? […]

  5. Küçük oğlum Ali - M. Serdar Kuzuloğlu - 06/01/2016

    […] Hepsi bir yana; ‘varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar. Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?‘. […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim