Eskiyen cep telefonları nereye gider?

Gazetecilik hayatımın önemli bir bölümünü Teknoloji Editörü olarak geçirdim. Sayısı ve çeşidi artan teknolojik aletleri seneler boyu takip edip, inceleyip, kurcalayıp durdum. Bilgisayarların ‘toplandığı’ zamanlar takip listemde ses kartı, grafik (video) kartı, anakart, bellek, hoparlör gibi bileşenler de vardı. Artık kimse bunlarla uğraşmıyor. Hazır sistemler herkes için fazlasıyla yeterli. Hatta etrafımda bilgisayar alan bile kalmadı gibi. Bireysel tüketim cep telefonu ve tabletlere yöneldi. Rakamlar da bunu doğrular nitelikte.

iphone-palo-alto-1811_lawrence_610x407

3-4 senedir yaptığımı işi ve dolaylı olarak verdiğim mesajları sorgular oldum. Gazeteci olarak üstümüze püskürtülen basın bültenleri, ürün lansmanları ve (planlı) sızdırmalarla beslenen o garip heyecan dinmeye başladı. Teknolojiyi takip etmenin ‘tüketme’ kavramına eşitlendiği dönemde havlu attım. Uzun bir süredir çıkan (neredeyse) hiçbir yeni ürün beni heyecanlandırmıyor. Ne hissettiğimi anlamak için elinizdeki cihazlarla gerçekten ne yaptığınızı ve neden satın aldığınızı; daha da önemlisi elinizdekini neden yenilediğinizi sorgulamanız yeterli.

Daha yeni bir cep telefonuyla yapacağınız şey nedir hiç düşündünüz mü? Daha ince ve hafif bir tablet nasıl bu kadar olay yaratıyor? Sırtımızda mı taşıyoruz bunları? Bizi delice mutlu eden ve heyecanlandıran şey bunlar mı sahiden? Daha hızlı bir işlemciyle yaptığımız farklı şey nedir? Kafamda böyle binlerce soru var. Hiçbirinin cevabını basın bültenlerinde, ürün incelemelerinde bulamıyorum.

Daha hep daha, daha!

Tüketim çağının bize buyurduğu tek şey tüketmek. Sorguladığınız anda afaroz ediliyor, garipseniyorsunuz. Çünkü bu düzenden beslenen dev bir endüstri var. Mühendisler ürün geliştirecek, pazarlamacılar kampanya tasarlayacak, ajanslar fikir çalışacak, medya tanıtacak / reklam alacak, editörler, uzmanlar para kazanacak, mağazalar onları satıp evine ekmek götürecek…

Bu doymak bilmez açlığın giderilmesi için ne şartlarda üretim yapıldığına dair çok şey yazdım; tekrarlamayacağım.

Elbette teknolojik gelişmenin karşısında değilim. Ama elektronik cihazlara harcanan enerjinin küçük bir kısmının yeni nesil tarım, daha ucuz sağlık hizmetleri, hastalıklara yönelik ekonomik aşılar, daha yaşanılabilir kentler inşa etme ve sürdürülebilir bir dünya kurmaya harcanmasını tercih ederdim. Bunlar yapılmıyor değil, kabul. Ama toplamdan aldıkları pay, hak ettiklerinin çok gerisinde.

Geçen hafta Berlin IFA Fuarı’nda dünyanın dört bir yanında geliştirilip gezmekle bitmeyen salonlara doldurulan yüzlerce yeni teknolojik ürüne göz gezdiriyordum. Hepsi yeni bir tüketim dalgası yaratacak. Hiç düşünmediğimiz bir şeye de sebep olacak: teknolojik çöplüğün büyümesi.

ewaste

Satın almak için ayrılan bütçeler, hevesler, heyecanlar düşünülünce her cihazın daha eskiyemeden çöplüğü boylaması fikri hepimize garip geliyor ama ne yazık ki hepsinin ortak kaderi de bu. 2012 raporlarından bazı verilere bakalım:

  • Çöpe attığımız teknolojik cihazlar her yıl 50 milyon tonluk bir çöp oluşturuyor.
  • Önümüzdeki 10 yılda bu oranın 5 katına çıkması öngörülüyor.
  • Her yıl 3 milyon e-atık yaratan ABD’de her yıl 30 milyon bilgisayar, 100 milyon cep telefonu çöpe atılıyor! Üstelik ülkenin çöplüklerinin yüzde 2’sini dolduran bu cihazların -en iyi tahminle- sadece yüzde 20’si geri dönüşüme giriyor. Zehirli atıkların yüzde 70’ini yine bu cihazlar oluşturuyor.
  • 2020’de çöpe atılan telefon sayısının 7 kat, Hindistan’da 18 kat artması bekleniyor.
  • Türkiye her yıl 539 bin ton elektronik ürünü çöpe atıyor. Büyük kısmını cep telefonlarının oluşturduğu bu dev çöplüğün sadece yüzde 4’ü uygun koşullarda geri dönüştürülebiliyor.
  • Ülkeler bazında gelişmişlik ile çöp üretimi arasında doğal bir doğrusal oran var.
  • Bu cihazların çoğu, gelişmemiş ülkelerde, yok pahasına çalışan işçilerin elinden çıkıyor. (ve sürekli daha ucuzunu istediğimiz için şartları her geçen gün daha da bozuluyor)
  • Sadece bir bilgisayarın üretimi için 245 kg fosil yakıt, 21 kilo kimyasal ve 1,5 ton su tüketiliyor.

Bunları böyle uzatmak mümkün. Ama esas soru şu: bu çöpler ne oluyor? İşte asıl mesele burada başlıyor.

elektronik atık ayrıştırma

Guiyu’da bir eritme ‘tesisi’ ve ‘uzman personeli’.

Uğruna onca para harcanan bu cihazlar yenisi çıktığında en fazla bir kişiye daha yarenlik ettikten sonra yüzüne bakılmaz hale gelip çöpü boyluyor. Çöplerde biriktikten sonra kimi zaman üretici firmalar tarafından, çoğu zamansa çöp toplayıcı / işleyici aracılar tarafından toplanıyor (bu da ayrı bir sektör). Ardından kimi zaman yasal; ama genellikle yasadışı yollarla çoğu zaman üretildikleri ülkelerin -ya da varsa daha da fakir olanların- topraklarına dökülüyor. Ve o ülkelerdeki fakir halk için geçim (yaşam) kaynağına dönüşüyorlar. Ölmek pahasına bir yaşam!

Bilgi kırıntıları serpmeye devam edelim:

  • Elektronik cihazlar 60’tan fazla kıymetli maden içeriyor.
  • 1 milyon cep telefondan 16 ton bakır, 350 kilo gümüş, 34 kilo altın ve 15 kilo paladyum çıkıyor.
  • Sadece ABD’de atılan teknolojik cihazların içerdiği altın ve gümüşün tutarı 60 milyon doları geçiyor.
  • Bunların ayrıştırılması için eritilmeleri gerekiyor. Ancak eritilirken ortaya çıkan zehirli, kanserojen, öldürücü kimyasal buharlar nedeniyle çok pahalı yatırım gerektiren tesislere ihtiyaç duyuyorlar.
  • Akşam yiyeceği ekmeği bulmakta zorlanan ülkelerdekiler için böyle bir fırsat olmadığından dolayı ilkel şartlarda yakılan ateşler üstünde eritiliyorlar (doğaya olan zararlarından söz etmiyorum bile. O ülkelerdekilerin sağlık ya da doğaya ihtiyacı olabilir mi ki?).
  • Dünyanın en büyük e-çöplüğü olarak kabul edilen Guiyu’da (Çin) 150 bin köle çalışıyor. Bu bölgedeki çocukların yüzde 88’i civa zehirlenmesinden mağdur. Çocukların kanlarındaki civa oranı komşu bölgelerden yüzde 54 fazla ölçülmüş. 30 kilometre çapındaki bakır ve civa oranı normalden yüzde 371 fazla. Bölgede hiçbir arazide tarım yapılamıyor, mahsul alınamıyor.
  • Guiyu’da 16 saatlik mesai düzeninde çalışan yetişkinler günde sadece 1,5 dolar kazanıyor. Çocuk işçilerde tutar daha da düşük (bu işte çalışanların geliri dünya genelinde aylık en fazla 100 dolar olarak kayıtlara geçiyor).
  • Bize uzak gibi gelse de Guiyu’nun tepesindeki atmosfer ile bizim solduğumuz aynı. Şimdilik aynı gezegeni paylaşıyoruz. Belki ileride biz daha temiz bir gezegene geçeriz (ya da onları başka bir tanesine yollarız).
  • Fakir Afrika / Uzakdoğu ülkeleri ve Meksika bu çöplerden nasiplenme uğruna zehirlenen yerlerin başını çekiyor.
  • Sayısı tam bilinmemekle beraber bu sektörde milyonlarca kişinin çalıştığı tahmin ediliyor.

NE YAPABİLİRİZ: Türkiye’de de bir süredir elektronikleri de içeren atık programları, şirketler ve girişimler mevcut. Evinizdeki yağdan çekmecenizdeki pillere, elektronik cihazlardan genel atıklara kadar her ürün grubunun bir muhatabı var (hatta bu konu girişimcilik için yepyeni bir alan). Birçoğu bu atıkları ücretsiz olarak sizden alıp işleyip geri kazanma iddiasında. İncelemenizde mutlaka fayda olacağına inanıyorum.

Yeni bir cihaz alırken ya da çöpe atarken bu yazının aklınıza gelmesi ümidiyle.

, , , , , , , , , ,

13 Responses to Eskiyen cep telefonları nereye gider?

  1. Evren 17/09/2013 at 23:24 #

    Serdar hocam, bu konuda ütopik ama ilgi çekici bir öneri var.

    http://phonebloks.com/

  2. Mithat AKTEL 17/09/2013 at 23:26 #

    Bu gün katıldığımız etkinlikte konu dönüşümdü, tabi farklı içerikleri yansıtsada genel algı buna ayak uydurmak yada geride kalmak, tabiatı doğayı ne yazıkki hızlı tüketim olduğu sürece biraz zor koruruz,örnek; bir tarafta kağıt israfını önlemeye çalışma, diger tarafta teknolojinin getirdiği zararlar,doğa ne yapsın,yukarı tükürse bıyık aşağı tükürse sakal…

  3. selcukkaraoglan 18/09/2013 at 04:25 #

    Amirim bu konuyu da içeren bir şeyler yazmıştım geçen ay. Çoğunu bildiğini düşünsem de ilgini çekebilir…
    http://selcukkaraoglan.com/kararlari-kim-veriyor/

  4. TECHNO65 18/09/2013 at 09:34 #

    Umarım çabucak bu bilinç düzeyine yükseliriz ve de bir çöplük de biz olmayız. İşyerimde elektronik geri dönüşüm kutuları var ve tamamı beyaz yakalılardan oluşan bu işyerinde kahve bardaklarını bu kutulara atanlar ile birlikte yaşıyoruz maalesef!

  5. Serap Y. Doğan 18/09/2013 at 09:41 #

    Belki de meselenin özü burada, ne dersiniz?
    https://www.youtube.com/watch?v=kz0h6VA4I-o&feature=player_embedded

  6. o9uz 18/09/2013 at 10:55 #

    “Futbol” konusu da benzer değilmi amirim ?
    Futbolcular, klübler tonlarca para kazanıyor kime faydası var acaba ?

  7. Sait TAŞ 18/09/2013 at 12:29 #

    Serdar Hocam yazılarınızı ilgiyle okumaya heyecanla beklemeye devam ediyoruz. Sadece sayfada Ş ve Ğ ‘ler için karakterlerin normal boyutlarda çıkması okurken bizi (en azından benim gibi rahatsızlık duyanları) rahatlatacaktır.
    Teşekkürler.

  8. Deniz 19/09/2013 at 14:08 #

    Serdar Bey,

    Benim en hassas oldugum konuya deginmissiniz,geri donusum. Kendimi bildim bileli lakabim “cimri”dir. Aslinda cimri degilim, sadece zamanimi ve parami dogru harcarim. Inanir misiniz, dogru bir ornek oldugu icin yazmiyorum, en son telefonumu 2004 kasim ayinda aldim. Sonraki telefonlarim, esimin isinden oturu sirketten gelen ekstra telefonlardi. En son gelen 3 senelik. Her neyse, bir turlu emin olup, ya da parama kiyip diyelim, akilli telefon alamiyorum. Neticede fotograf cekip belki tuttugum bloga iki yazi ekleyip, facebook’a girecegim. Bana cok gereksiz geliyor bu isler icin dunya kadar para bayilip akilli telefon almak.

    Verdiginiz rakamlar cok korkunc! Biliyorsunuzdur mutlaka, Costa Concordia cruz gemisi ile ilgili gelismeleri. Su an Italya’da soyle bir konu gundemde. Geminin parcalanmasi icin “isci saglik ve guvenliginin” hak getire oldugu 3.dunya ulkelerine gonderilmemesi, bunun, butun bu kriterlere uyuldugu Italya’da sokulmesi konusuluyor. Aslinda herkesin derdi krizde olan tersanelere is cikmasi ama belki bu tarz “saglik, guvenlik ve dusuk ucretli calisanlar/koleler” konulari gundeme geldikce kotu aliskanliklarimiz da degisecektir.

    Sevgiler

  9. İkey 22/09/2013 at 04:15 #

    Bu videoyu ülkelerini savunurken şöyle sorunlarınız var diye koydum bi konuşmaya okuldaki ghanalı ayılar sen bizim ülkemize nasıl hakaret edersin diye üstüme saldırdı üstelik şiddetin yasak olduğu bir ülkede. O yüzden hiç sallamıyacağım artık afrikalıları falan. Büyük şirketlerin bir bildiği var ki atıyorlar çöplerini buraya diyorum artık bunlardan ne köy olur ne kasaba… İnsanlar iğrenç olan doğadaki canlılara oluyor ona yanarım

  10. BarisJKaraali 20/10/2013 at 21:19 #

    Bayağı takipçiniz var sanırım güzel blog :)

Trackbacks/Pingbacks

  1. Dijital içeriği TV'den seyretmek - M. Serdar Kuzuloğlu - 25/12/2013

    […] Bu ruh halinin zirvesi teknoloji. Kitap okuma hevesiyle alınan e-kitap okuyucular bir yerde tozlanıyor. Tabletler, oyun konsolları cabası. Varlıkları garip bir huzur veriyor ama çoğuyla aslında neredeyse hiçbir şey yapmıyoruz. Üstelik yenileri çıkınca dertler yeniden başlıyor. […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim