Cumhurbaşkanı seyahatinden notlar – 1

Geçen hafta duyurduğum gibi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetlisi olarak ABD’deyim. Kendisi yine geçtiğimiz hafta Chicago’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin ardından San Fransisco’daki Apple, Google, Facebook, Twitter ve Microsoft gibi teknoloji şirketlerini ve Stanford Üniversitesi’ni kapsayan bir özel tur organize etmiş. Ben de bu ayağı takip ediyorum. Chicago’daki Zirve’nin son gününe denk geldiğimden işin o tarafına dair pek bir gözlemim olmadı. Ben vardığımda bütün liderler heyetleriyle beraber evlerine doğru yola koyulma sürecindeydi.

Bu benim bir Cumhurbaşkanı heyetiyle beraber ilk seyahatim. Dolayısıyla benim için her şey yeni ve ilginç. Eminim bu satırları okuyan çok az kişi bu tip bir etkinliğin parçası olmuştur; dolayısıyla sizler için de ilginç olabileceğini düşünerek ‘erken’ gözlemlerimi taze taze paylaşıyorum.

Cumhurbaşkanı (bundan sonra CB diyelim) ile seyahatin iki ana ekseni var: protokol ve güvenlik. Bu ikisi de kendine has, tartışılmaz ve sıfır esneme payıyla uygulanan kurallar dizisine sahip.

Korumanın üst sınırları

CB’nın korumayla ilgili doğal hassasiyeti ABD’nin 11 Eylül sonrası paranoyasıyla birleşince ortaya kelimelerle tarifi zor bir silsile çıkıyor. Devlet düzeniyle tanışık olmayanlar için ilk karşılaşmada garip hatta abartılı gelebilecek protokol kurallarının bitmek bilmeyen prosedürleri yüksek güvenlikle birleşince neredeyse hareket etmenizi bile zorlaştıran bir ortam oluşturuyor.

Cumhurbaşkanlığının temsil ettiği kavram sebebiyle kişiye yüklediği sorumluluk bir yana, temsil edilen ülkenin ağırlığıyla paralel bir düzene de sahip.

Abdullah Gül, Türkiye’nin Turgut Özal ile başlayan sivil kökenli Cumhurbaşkanlığı konusunda Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer’den sonraki üçüncü temsilci. Meslektaşlarının aksine son derece karmaşık ve krizli bir gündemde, mümkün olan en yüksek seviyedeki önyargıyla koltuğa oturduğunu da hatırlayalım. Kişilerin karakterleri, faaliyetleri konusundaki yargı ve algılarımız kişisel yaklaşımlardan beslendiği için bu alanda kişisel bir yorum yapmam çok anlamlı değil. Ancak Gül’ün koltuğa oturduktan sonraki dönemde önyargı ve endişelerin pek çoğunu boşa çıkardığını söyleyebilirim.

Seyahat sürecindeki gözlemim de CB Gül’ün pozitif, yapıcı ve kendisiyle barışık bir profil çizdiği yönünde. İcraat ve tutumuna yönelik yorumlar elbette kişilere göre değişir.

İşin siyasi tarafına girmeden, belki de çok üstünde durulmayan ayrıntılardan oluşan kişisel notlarımın bir kısmını sıralamak istiyorum:

Koruma Ayrıntıları

  • CB’nı ABD’de Gizli Servis ve Türkiyeli özel görevliler koruyor.
  • CB ile eşinin ayrı koruma heyeti var.
  • CB’nın Yaver’i her an yanında ancak anladığım kadarıyla eskisi kadar etkin bir rol yerine sembolik bir görev üstleniyor. (bu tespitim bir krize gebe olur mu, olur!)
  • CB’nın asıl koruma ekibi polislerden oluşuyor.
  • ABD Gizli Servis’inden korumalar her an çevrede; hatta kapalı alanlarda mutlaka yerel korumalarla yan yana saf tutuyorlar ama işlerini pek de ciddiyetle yaptıklarını söyleyemem. Genelde cep telefonlarıyla uğraşıyorlar.
  • Heyete verilen yaka kartları bir anlamda altın anahtar rolü üstleniyor. Yoksa bunca koruma ordusu içinde heyet içinde bile adım atmanız imkansız.
  • CB’nın eşinin kadın koruması gördüğüm en ‘sert’ güzel kadın (kendisine diyemedim, buradan demiş olayım).
  • Fotoğraf çekmek çoğu yerde yasak. Benim fotoğraf merakım özellikle Gizli Servis elemanları tarafından sürekli uyarılmama yol açtı. (işim bu kardeşim?)
  • CB’nın yer değiştirmesi o kadar büyük bir dalgalanmaya sebep oluyor ki akıl alır değil. Örneğin bir salona geleceği zaman önce bir heyet alanı denetliyor (başka bir heyet zaten orada hazır bekliyor), sonra insanlar uzaklaştırılıyor, CB geliyor, korumalar düzen tutuyor, sonra herkesi yönlendiriyor, yerleştiriyor… Bir yerden sonra alışıyorsunuz ancak garip bir durum olma halini değiştirmiyor.
  • Bütün bunlara rağmen korumalar genellikle görünmüyor, kendini hissettirmiyor.
  • Türkiye’deki gözlemlerimle karşılaştırınca yurtdışında bu tip heyetlerle beraber olmak nispeten rahat çünkü koruma seviyesi düşüyor. Örneğin bu sabah kahvaltıda Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile yanyana masalardaydık. Hemen ardından Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ile yan yana oturup 1 saate yakın sohbet ettim. Türkiye’de bir bakanla bırakın yan yana oturmayı, etrafındaki heyetten yanına bile yaklaşmanız mümkün olmaz (Bakan heyeti anılarımı belki bir başka yazıda paylaşırım).
  • Hayatımda hiç bu kadar çok silahlı insanı bir arada gördüğümü hatırlamıyorum (Elbette Recep Tayyip Erdoğan’ı saymazsak. Onun koruma heyetiyle pek çok ülkede darbe yapıp yönetimi ele geçirebilirsiniz)

Genel bilgiler, gözlemler

  • CB bence iyi bir hatip değil ancak samimiyet hissini iyi aktarıyor. Mesajlarını net veriyor.
  • Konuşma metnini izleyicilere dağıtmak pek iyi fikir değil. Çünkü bir noktadan sonra herkes elindeki metni okuyup konuşan kişiye (bizdeki örnekte CB) bakmıyor. Bugünkü Chichago Council on Global Affairs konuşması buna iyi bir örnek oldu.
  • CB’nın özel bir doktoru ve diyetisyeni var.
  • Özel doktor CB kadar heyet için de kritik bir görev üstleniyor. Yanında normal ilaç ve vitaminlerin yanısıra yeşil ve kırmızı reçeteli bir dizi ilacı bulunuyor.
  • Pilotlar ve hostesler ve aşçılardan oluşan uçuş heyeti de seyahat boyunca CB ile aynı şehirde kalıyor. CB uçağında 13 kişilik tamamı seçilmiş kabin amirlerinden oluşan özel bir ekip görev alıyor (kabin amirlerinden biri ilkokul sınıf arkadaşım çıktı!).
  • Bütün uçak içi hizmetler business class standardında sunuluyor.
  • Heyetle beraber uçtuğumuz için pasaport ve güvenlik kontrolü yapılmıyor (bu ayrıca özel bir ekip tarafından deklare edilerek yapılıyor) Uçağa girişte özel bir iPad uygulaması aracılığıyla kimlik kontrolü yapılıyor. Çok detaylı olmayan bir çanta araması da var.
  • CB’nın diyetisyeni aşçıları da kapsayan 30 kişilik bir ekiple çalışıyor. Aşçılar güvenlik sebebiyle CB’nın yiyeceği yemeklerin malzemelerini yurtdışına beraberinde getiriyor. Yemeklerde nadiren o ülkedeki malzemeler kullanılıyor. Böyle bir durumda bütün malzemeler yine aynı özel ekip tarafından denetleniyor.
  • CB’nın en fazla 1 kilo alıp vermesine izin var. Diyetisyen kendisi ve eşinin bütün yemeklerini belirleyip pişirimine nezaret ediyor.
  • CB yöresel yemekleri, balık ve sebzeyi seviyor.
  • İçeceği su dahil Türkiye’den getiriliyor (fotoğrafta fark edeceğiniz gibi).

Ben haftasonu programım yüzünden Chicago’ya heyetten ayrı olarak tarifeli bir THY seferiyle Pazartesi günü gelebildim. Bu sabah (Salı) CB’lığının özel uçağıyla San Fransisco’ya geçtik. Henüz ikinci günüm olduğu için biriken gözlemler şimdilik bu kadar. Ancak değinmeden geçemeyeceğim bir ayrıntı daha var. Ben işim gereği birçok defa San Fransisco’ya geldim. Ama bir Cumhurbaşkanı konvoyuyla ilk defa seyahat ettiğim için SFO havalanından şehir merkezine bu kadar çabuk ilk defa ulaşıyorum.

Bir İstanbullu olarak protokol konvoylarının envayi çeşidinin mağduriyetini yaşadım. Habitat toplantısı, bilmemne zirvesi, Obama, Papa ziyareti, Başbakan ya da Cumhurbaşkanı’nın konuta geçişi gibi her türlü yol kesmesine şahit oldum. Fakat konvoyun içinde ilk defa bulundum. Üstelik eminim San Fransisco’da geçtiğimiz güzergah başka çok az devlet lideri için trafiğe kapatılmıştır (ayrıca sordum bu CB’nın isteği değilmiş, yetkililer böyle uygun görmüş). Bu olay San Fransisco için de fazlasıyla enteresan olduğundan yol boyunca herkes bize baktı, videolarımızı çekti :)

Aşağıda iki görüntüyü paylaşayım; bu yolları bir daha böyle göremeyebilirsiniz. (seslerimizi sildim çünkü cidden yayınlamam mümkün değildi. Kusura bakmayın :)

San Fransisco’da kaldığımız Fairmont Hotel tam bir protokol oteli. Aklınıza gelen bütün ünlü karakterler ve devlet adamları burada kalmış. Uzun koridorları bu ziyaretlerin yüzlerce kare fotoğraflarıyla bezeli. Etrafındaki koruma ordusunu tarif etmem mümkün değil. Ama sadece motosikletli polislerin park halindeki görüntüsü bile fikir verecektir (Fotoğraf İsmet Berkan’a ait).

Ek olarak aşağıdaki galeriye eklediğim birkaç kare fotoğrafı da paylaşmış olayım. Altındaki açıklamalarında yorumlarımı ekliyorum (ok işaretleriyle gezinebilirsiniz).

Son bir not: 25 Mayıs Cuma günü Türkiye saati ile 21:00’de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, San Fransisco’dan canlı yayınlanacak Sosyal Medya programında konuğum olacak ve internetten yollayacağınız soruları yanıtlayacak. TRT Haber dahil 5 kanaldan ortak yayınlanacak bu bölümü kaçırmayın derim.

Yarın sabahtan itibaren San Fransisco Silikon Vadisi turumuz başlıyor. CB ile bugünkü görüşmemizde bu seyahatin amacının hem konu hakkında bilgilenme hem de Türkiye’deki yansımalarıyla Türk girişimci ve yatırımcılarında bir bilinç, heyecan yaratma olduğunun altını çizdi. Dolayısıyla esas keyifli paylaşımlarımlarım bugünden sonra olacak gibime geliyor.

San Fransisco’dan hepinize selamlar, sevgiler.

, , , , , , ,

14 Responses to Cumhurbaşkanı seyahatinden notlar – 1

  1. Ayhan 23/05/2012 at 11:06 #

    Amirim şu bayan korumayı merak ettik şimdi. Yok mu foto…

  2. Tuba Günay 23/05/2012 at 14:46 #

    Konvoy ile giderken sesi çekip hoş klasik müzikler koymuşsunuz.İsimlerini yazar mısınız.Çok beğendim sayın Kuzuloğlu.

    • MserdarK 23/05/2012 at 18:49 #

      Tuba Hanim, Youtube sayfasinda yaziyor sarki isimleri zaten?

  3. dogukan duran 24/05/2012 at 00:34 #

    san fransisco’da da boru döşeyip asfalta yama yapmışlar ya(1. video 3:00) çok mutlu oldum.tüm azgelişmişlik hislerimden sıyrıldım :)

  4. ziyaretci 24/05/2012 at 08:34 #

    Bu kadar koruma ayrıntısı vermeniz bazı durumlar adına güvenlik açığı doğurabilir. Rica etsem bu kısmı çıkartabilir misiniz?

  5. Ekrem 26/05/2012 at 11:35 #

    CB olmak ne zormuş ya; koruma zaten başlı başına bir sıkıntı:(

  6. adnan 30/06/2012 at 17:54 #

    Gerçekten etkileyici bir ziyaret olmuş :)

  7. Huseyin Karahasan 07/07/2012 at 13:11 #

    Bugun yapilan KPSS’de bu yazinin sayesinde bir sorunun dogru cevabini hatirladim. Cok tesekkur ediyorum amirim!

    Soru: NATO Devlet ve Hukumet Baskanlari Zirvesi Mayis 2012’de hangi ulkede yapilmistir?

Trackbacks/Pingbacks

  1. Melek yatırımcıya vergi muafiyeti geliyor | M. Serdar Kuzuloğlu - 23/05/2012

    […] ve heyecan verici bir dönemece doğru ilerliyor.Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat ErgünCumhurbaşkanı’nın ABD ziyareti kapsamında heyette bulunan Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ile sohbetimizden […]

  2. Cumhurbaşkanı seyahatinden notlar – 2 | M. Serdar Kuzuloğlu - 25/05/2012

    […] ile ABD teknoloji şirketlerine ziyaretlerimiz sürüyor. İlk kısmını önceki bir blog yazımda paylaşmıştım; bu yazıda Apple, Google, Facebook ve Microsoft ayaklarını aktaracağım.Her şeyden önce bir […]

  3. Cumhurbaşkanı Twitter’dan Tweet’ledi | tıklayın haberiniz olsun..... - 27/05/2012

    […] fotoğrafta Türkiye’den gazeteciler arasında teknoloji editörlerinden Radikal’den Serdar Kuzuloğlu, Milliyet’ten Şükrü Andaç‘ı görüyoruz. Fehmi Koru, Levent Erden ve İsmet Berkan […]

  4. Cumhurbaşkanı seyahatinden notlar – 3 | M. Serdar Kuzuloğlu - 28/05/2012

    […] yolculukla memlekete döndük. Seyahat boyunca yaşananları önceki yazılarımda özetlemiştim: 1, 2. Ziyaretle ilgili bu son yazımda hem son iki günü özetlemek hem de genel bir toparlama […]

  5. Cumhurbaşkanı seyahatinden notlar – 2 - 06/11/2013

    […] ile ABD teknoloji şirketlerine ziyaretlerimiz sürüyor. İlk kısmını önceki bir blog yazımda paylaşmıştım; bu yazıda Apple, Google, Facebook ve Microsoft ayaklarını […]

  6. Melek yatırımcıya vergi muafiyeti geliyor - 17/11/2013

    […] Cumhurbaşkanı’nın ABD ziyareti kapsamında heyette bulunan Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ile sohbetimizden aldığım bazı notlar sanıyorum özellikle teknoloji alanında faaliyet gösteren, fikri olan ve umut taşıyan herkes için ilgi çekici olacaktır: […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim