Cumhurbaşkanı heyetindeki yerimi alıyorum!

Birkaç gün önce Ankara’dan resmi bir davet aldım. NATO Zirvesi için ABD’nin Chicago şehrini ziyaret edecek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün uçağındaki heyette yer almak için!

Şöyle bir kareyle dönmezsem ne olayım :)

Bağlantıyı kuramayanlar için ziyaretin ikinci ayağını da aktarayım. Gül, bu Zirve’den sonra birkaç kabulün ardından San Fransisco’ya geçerek önce Stanford Üniversitesi’nde bir konuşma yapacak, ardından sırasıyla hafta boyunca Apple, Google, Facebook ve Twitter merkezlerini ziyaret ederek temaslarda bulunacak. Ayrıca bir grup internet yatırımcısıyla da görüşecek. Ben de seyahatin bu ikinci kısmına eşlik ve şahitlik edeceğim.

Geçmişte bu konuda iki kere kalem oynatmışlığım var. 2005’teki bir köşe yazımda ABD’nin Çankaya Köşkü olarak adlandırabileceğimiz Beyaz Saray’a blog yazarlarının davet edilmeye başlanmasının ardından bizde böyle bir şey olup olmayacağını sorgulamıştım. Elbette olacak iş değildi. (hele ki o yazıyı yazdığım dönemdeki Cumhurbaşkanlığı web sitesini gördükten sonra. Neyse ki şimdiki haliyle yüreğe su serpiyor).

Cumhur’a yaklaşabilen Başkan olmak

2006’daki konuyla ilgili diğer yazım yine ABD’den esinlenmişti. Turistik bir etkinlik olarak gezdirilen Beyaz Saray’a rağmen halkına yedi kat yabancı bizim Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne aitti merakım (o dönem bırakın kapısından girmeyi, yakınından bile geçemediğiniz bir yerdi. Bugünse ziyaretçi akınına uğrayan bir mekan). O yazıda şöyle yazmışım:

Ey Seda Sayan’ın düşürdüğü cenini, İbrahim Tatlıses’in dansözünü, Kaya Çilingiroğlu’nun yeni aşkını ve bunun gibi milyon tane gereksiz şeyi merak eden okur (Güler Kömürcü taktiği); hiç merak etmez misiniz başbakanlar, cumhurbaşkanları ne yapar, ne yer, ne içer, ne giyer, nerede yaşar, günü nasıl geçer?

Pembe Köşk, Başbakanlık Konutu dedikleri ve biz sıradan fanilerin kafasında bir isimden başka bir şey ifade etmeyen o binaların içini düşünmez misiniz? Benim böyle bir takıntım var nedense. Üstelik bu basit bilgilerin bizimle neden paylaşılmadığını da merak eder dururum.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer sabah akşam heyet kabul edip, kanun, yasa teklifleri inceleyip veto ve itiraz avcılığı yapıyor olamaz, değil mi? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da gece gündüz fındık fiyatları, AB uyum süreci ya da İsrail vahşetini düşündüğünü de sanmıyorum. Onların da bir hayatı olduğunu öğrenebilseydik belki onları çok daha farklı yorumlayacak daha insani kriterlerle değerlendirecektik. Öyle magazinleştirmek de değil söylediğim; yanlış anlaşılmasın.

Huber ve Çankaya köşkleriyle ilgili merakımda en iştah kabartıcı bilgilere Google’dan ulaştım. Uydu haritaları üstünde Huber’in 64 dönümlük dev arazisini, Çankaya’nın bina ve bahçelerini tepeden gezinip durdum. İstediğimi yine alamadım ama hiç yoktan iyidir.

Bugün geldiğimiz noktayla kıyaslama açısından o yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Gün oldu, devran döndü, senelerce imrenerek baktığım ve ilginç bir hikayesi olan Huber Köşkü‘ne 2011 yılında davet edildim. Bana özel, gayrıresmi bir davet! Kıyafet zorunluluğu, kasvet, resmi gündem falan yok;  tam benlik anlayacağınız.

Atladım Vecihi‘ye ulaştım kapısına.

Huber Köşkü bahçesinden Boğaz.

Bu ziyarette dev alanın içinde yeni yapılan binalara ek olarak lojman olarak kullanılan mini villaları ama (benim için) en önemlisi Süleyman Demirel zamanından beri kullanılmayıp kapalı duran, sizin de muhtemelen yoldan geçerken gözünüze çalınan o dev arazi içindeki asıl Huber Köşkü’nü gezdirdiler. İçeride zaman durmuş gibiydi. (bu blogu yazarken orada çektiğim fotoğrafları hiç paylaşmadığım aklıma geldi. Açıklamalarımla ekliyorum. Yalnız yanımda profesyonel bir makinam yoktu, hepsi bir iPhone4 ile çekildi bu yüzden kaliteler vasat. Ama fikir verir. İlk resme tıklayıp klavyenizin ok işaretleriyle gezinebilirsiniz)

Her şeyin başı kayıt

Picture 1 of 39

Sıkı bir güvenlik denetimi ardından biletimi aldım.

 

Ardından daha da ilginç bir şey oldu ve Ankara’daki Çankaya Köşkü’nü ziyaret etme fırsatı yakaladım. Bu yerleşke deniz manzarasından yoksun olmasına rağmen çok daha etkileyiciydi. Onu da ilk defa buradan paylaşmış olayım:

Çankaya Köşkü ziyaretçi kartı

Picture 1 of 16

Bu olmadan hareket etmek kolay değil.

 

Önümüzdeki hafta katılacağım ABD davetinin beni en çok sevindiren tarafı Radikal Gazetesi Köşe Yazarı  değil; etkin bir sosyal medya kullanıcısı kimliğimle çağrılmış olmam. Tarzım olmayan bir cüretle söyleyeyim, bu bakış açısıyla Türkiye’den benden başka biri çağrılsaydı gerçekten içime otururdu.

Bugün mangalda kül bırakmayan gazeteci, televizyoncular daha telefon kullanmayı bilmez, interneti mecburen kullanırken ben bu ormanda avlanıyordum dostlar :) Gerçi şimdi de Twitter’dan gayrı bildikleri bir şey yok ama neyse; farkı gören görmüş…

Bu seyahat nelere gebe?

Cumhurbaşkanlığı ziyaretlerimde birçok bilgi edindim ama benim ana konumun dışında kaldığı için paylaşamadım. Benim esas konuma ait kısımları da durduk yere paylaşmaktan çekindim. Bir anda Yavuz Donat tarzı etiketlenmek de var zira. Sırf bu endişelerden dolayı Cumhurbaşkanı’nı bugüne dek Twitter’da bile takip etmediğimi fark ettim.

Sevelim, sevmeyelim Abdullah Gül bugün dünyanın interneti en iyi ve etkin kullanan birkaç liderinden biri. Altında bu stratejiyi sahiplenen ekiple de bizzat tanışmış biri olarak çok daha iyi şeylerin yolda olduğunu söyleyebilirim.

Bahsi geçmişken hoşuma giden birkaç e-hizmeti de paylaşayım:

Bu seyahatte hem Cumhurbaşkanı Gül ile bu konuları doğrudan konuşabilme hem de onun görüşlerini sakin ve rahat bir gündemde (umarım) dinleyebilme fırsatına kavuşacağım. Ayrıca Apple, Google, Facebook ve Twitter gibi şirketlerin en üst düzey yöneticileriyle bir masada ortak olarak dünyayı ve Türkiye’yi bu yeni dünya ekseninde ele alabileceğiz. Büyük yatırım gruplarının Türkiye’ye bakış açılarına bakacak belki gelecek stratejilerine şekil vereceğiz.

Daha da güzeli 26 Mayıs 2012 Cumartesi günkü Sosyal Medya programını (bir kere daha) San Fransisco’dan canlı yapacağım. Konuğumun kim olduğunu tahmin edebiliyor musunuz?

Yeni heyet, yeni medya

Bütün bunlar olurken eski tüfek gazetecilerin el-pençe-divan hallerini, zaaflarını, hırslarını ve hallerini kaydedeceğim. Hepsini de paylaşacağım, hiç merakınız olmasın.

O heyette yer almak için taklalar atan meslektaşlarımdan değilim. Bilen bilir. Ama benim dilime ve ilgi alanlarıma bu kadar yakın bir Cumhurbaşkanı ile ABD seyahati fırsatını da kaçıracak değilim :) Torunlarıma anlatacağım…

Bu seyahati takip etmek isterseniz hesapları hatırlatayım: anlık gelişmeleri Twitter ve FriendFeed‘den, gezdiğimiz yerleri Foursquare‘den, yiyip içtiklerimizi Foodspotting‘den, fotoğrafları Google+ Picasa’dan, videoları Youtube‘dan, genel derlemeleriyse bu blog ve haftaya Çarşamba Radikal gazetesindeki sayfamdan aktaracağım. Belki bir Storify derlemesi de yapabilirim; emin değilim. Yeni medya araçlarıyla heyet takibi nasıl oluyormuş görelim hep beraber.

Buraya kadar okuduysanız sizden de bir ricam olacak. Yaklaşık 1 hafta zaman geçireceğim Cumhurbaşkanı’na hangi mesajı aktarmamı, ne sormamı istersiniz? Bunları yorum bölümünde paylaşırken sizin de yüz yüzeyken sorabileceğiniz tarzda şeyler olmasına özen gösterin lütfen. Emek israfı olmasın boşuna.

, , , , , ,

25 Responses to Cumhurbaşkanı heyetindeki yerimi alıyorum!

  1. Oguz 14/05/2012 at 19:40 #

    İlgi alanlarınızdan ve sizin takip eden insanların ilgi alanlarından yola çıkarak Türkiye’de internet geleceğini sormanız önemli bence. Hem sansürsel bağlamda hem de diğer ülkelere kıyasla internetimizin hali içler acısı biliyorsunuz. İnternette tekelleşme, düşük kotalar, fiber internet olduğunu iddia edip saçmasapan adil kullanım kotası zorlayan firmalar ve kullanıcıyla dalga geçen upload hızları bunları sorsanız yeterli.
    Kendisinin ne yiyip ne içtiği, hangi uygulamaları kullandığı pek umrumda değil açıkçası bana bir şey de katacağını sanmıyorum. Beni ve benim gibi yüz binlerce insanı alakadar eden bu tür soruları sorarsanız sevinirim.

  2. Cem Akköse 14/05/2012 at 19:49 #

    Yazdığı tweetlere yazılan replylardan kendisini en fazla etkileyeni, heyecanlandıranı, şaşırtanının hangisi olduğunu sorar mısınız? Okuyup okumadığını da anlarız böylece.

  3. Tarik Kilic 14/05/2012 at 19:56 #

    Daha onceki yazilarinizda bahsettiginiz bir konuyla ilgili bir soru, devletin internet politikalarinin temelinde neden vatandasi surekli bir bilisim suclusuymus gibi goren bir yaklasim var? Acaba devletimiz gelenek haline gelen yaklasimiyla vatandasin sanal ortamda ozgurlesmesinden mi korkuyor yoksa bunun baska bir sebebi mi var? Bu sorulari iletebilirseniz cok memnun kalirim.

  4. Oğuzhan ASLAN 14/05/2012 at 20:02 #

    1- İnternet girişimlerine, devletin köstek yerine destek olması ve e-ticaret, yazılım şirketleri için vergilerde ciddi düşüşlere gidilmesi

    2- İnternet Özgürlüğü ?

    3- BTK’nın uyguladığı adil kullanım saçmalığı. Tüm dünya cloud sistemlere yönelirken, biz internet kotasını filtreliyoruz neden ?

    4- İnternet altyapısına yatırım.

    Bence Cumhurbaşkanı’na bu konuları iletirseniz çokta iyi, çokta güzel olur.

  5. Armag 14/05/2012 at 20:04 #

    Sayin gul’e de yazmistim, cevap gelmedi; bugune kadar cumhurbaskanlarinin butun foto, soylev, icraatlarini sitesine yuklemek icin calismaya basladilar mi, baslamadilar ise lutfetsinler.

  6. Ugur KAZDAL 14/05/2012 at 20:06 #

    Üniversitelerdeki eğitim konularının geleceğe odaklı hale ne zaman gelicek ve başka ülkeler bizi ziyaret edecek, bu biraz rica gibi oldu sanırım :), Takipte kalıcaz Serdar abi, iyi yolculuklar

  7. Ramazan Benek 14/05/2012 at 20:06 #

    Merhaba Serdar bey,
    Cumhurbaşkanımıza [email protected] Projesi temelinde birkaç soru yöneltmek istiyorum. Buna aracılık ederseniz memnun olurum.
    [email protected] Projesi’nde öğrencilere dağıtılan tabletlerde bir internet tarayıcı dahi yok. Ve tabletler internete erişim noktasında çok fazla kısıtlanmış durumda. 6.Ulusal BÖTE Öğrenci Kurultayı’nda bu konuyu uzun uzadıya tartıştık arkadaşlarımızla. Proje yetkilileri, Türkiye’de nitelikli internet kullanımının sağlanamadığı gerekçesiyle tabletlerde internet erişiminin kısıtlandığını belirtiyorlar. 21.yy’da, bilişim çağı diye tabir edilen bu zamanlarda, “çocuklar interneti düzgün kullanmıyor” diyerek çocukların bilgiye erişimini kısıtlamak çözüm müdür? Çözüm değilse, ülkemizde çocuklarımıza nitelikli bilişim/internet eğitimi verilmesi gerekmez mi? Bu kapsamda, Cumhurbaşkanımızın düşüncelerini çok merak etmekteyim.
    2-MEB’e bağlı devlet okulları arasında nicelik ve nitelik olarak çok farklılıklar bulunmakta. Örneğin, göreceli olarak zengin muhitlerde yer alan devlet okullarının maddi ve fiziksel imkanları, diğer devlet okullarına göre oldukça iyi durumda. Bunun tam tersini söylemek de mümkün. Sorum ise şu: MEB’e bağlı devlet okulları arasında, maddi ve fiziki anlamda fırsat eşitliği henüz sağlanamamışken, [email protected] Projesi ile okullara sağlanacak donanımın ve eğitsel yazılım desteğinin, eğitimde fırsat eşitliğini sağlayabileceğine inanıyor mu? Gerekçeleri ile birlikte bu soruya cevap verebilirse memnun olurum.

    3-Türkiye olarak hala daha yerli otomobil üretemediğimizden yakınır dururuz. “Almanların, Fransızların, Amerikanların var bizim niye otomobil markamız yok?” der dururuz. Bir otomobil firması, sattığı/ihraç ettiği otomobillerin neticesinde en az %10 kar etmeli ki, yeni yatırım ve ar-ge çalışmalarına da kaynak ayırabilsin. Hindistan, 2011 yılında yazılım ihracatı ve satışlarından 70 milyar dolar civarında bir kar etmiş durumda. Türkiye olarak, yerli otomobil satış ve ihracatından 70 milyar dolar kar elde edebilmemiz için, yıllık 700 milyar dolarlık otomobil satışı yapmamız gerekir, düz hesap. Bu da mümkün değil, daha doğrusu bu şartlar altında bu işe kalkışmak akıl karı değil. Başbakan’ın “yok mu bir babayiğit?” diye haykırmasına rağmen, Türkiye’nin en önde gelen holdinglerinden bile bir ses seda çıkmadı, demek yanlış olmaz. İlla yerli otomobil üretmek yerine, bu heyecan ve enerjimizi yazılım sektörünü güçlendirilmede, yeni ve daha çok yazılımcı yetiştirmede kullanmamız daha iyi ve ülkemizin menfaatine olmaz mı? Hem böylece ülkemizin, ayakları yere basan bir bilişim politikası oluşturmasına katkısı olur hem de o dillerden düşmeyen “yerli Bill Gates’ler, Steve Jobs’lar” hakiki anlamda yetişmeye başlar.

    Bu soruları Cumhurbaşkanımıza iletip fikirlerini ve yorumlarını alma imkanınız olursa çok memnun olurum.
    Teşekkür ederim.

  8. Ahmet Turan KÖKSAL 14/05/2012 at 20:13 #

    Serdar’ım,

    Öncelikle selam söyle. (Komiklik olsun diye değil direkt söyle, çünkü Internet üzerine olan kitabımı istedi imzalayıp verdim. Bak inanmıyor!!!)

    Mimarlıkla ilgili olarak bazı konularda konuştuğumuzu biliyorsun. Bir aralar ayda 2 ya da 3 kere görüşebilirdik. Kampüs bitiyor tabii, benim de konuşacak konum kalmıyor. Belki Kayseri Bez Fabrikası binası için kalmıştır.

    Neyse bir madde bağımlı olarak yazayım.

    Madde 1- Öncelikle sana tavsiyem, devletin başındaki kişinin kafasınınçok dolu olduğunu kabullenmen. Bu yüzden kesinlikle detaya ve tekniğe inmeye gerek yok. (Sanki bilmiyordum deme)

    Madde 2- Dün söylediğin bir şeyi, “Hani dün bahsetmiştim ya, ondan sonracıma” diye devam etme. O dediğinden sonra yüzlerce farklı şey girdi. Farklı karar alındı. Kısa özet ya da referanslar geç. Ben her toplantıda projeyi hızlıca baştan anlatırdım.

    Madde 3- Çok samimi biri olduğunu bil. Rahat ol (ki tam adamına söylüyorum) senin rahat olup hızlıca olaya fokuslanmanı isteyecektir.

    Madde 4- Çok hızlı hareket eder. Öyle uzun uzun bir yerden bir yere yürümez. Durmaz beklemez. Sen de hızlı olmalısın.

    Madde 5- Çoklu toplantılarda, önceden özel olarak görüşülmüş bir şey varsa o konuya gönderme yapma. Çoklu toplantılarda toplananlardan bir talebin varsa katılmaları için konuya davet et. Kişisel fikirler değil genel olarak durumu açıklayan ol. Tabii ki tekrara düşme.

    Madde 6- Siyasi fikir belirtme. Politika çiz benim fikrim budur de. İcabında varolan politikayı hatta kendisinin talimatı gerekçelerle eleştir. Bir şey demiyor. Bilakis uygun bulursa eleştirini düzeltilmesi için fikir bekliyor.

    Şimdi diyeceksin ki sizden fikir istedik sen yol yordam gösteriyorsun. Hava mı atıyorsun. Yok.

    Bence sende fikir hepimizden fazla var.

    Sadece son tavsiyem, Cumhurbaşkanının yapabileceği ve fark yaratabileceği şeyleri ortaya koy. Yapması için devamlı hatırlat. Eğer bir talimat verecekse, Özel Kalem’e o anda vermesini sağla. Sonra da Özel Kalem’in peşinde düş. Yapılsın.

    Sonra da yapıldı diye rapor et.

    Kısacası genel olarak Teknolojiyi seven ve sosyal medya kullanımına önem veren biri olduğunu akılda tut. Eğer gerekirse medya yönetimi konusunda özel bir oturumda bazı tüyolar ver. Bunu sana tavsiye niteliğinde vermiyorum. Gerçekten lafı uzatmadan, dallandırmadan ve doğru şeyi direkt söyleyebilecek az sayıda kişiden biri olduğun ve arkadaşım olduğun için söylüyorum.

    Haa unutmadan, Standford’u çok çok çok çok sever. Sözde ben de mimar olarak oraları gezip DPT için rapor hazırlayacaktım. İşte sana boşuna “Talimatı hemen orada sıcağı sıcağına verdir” demiyorum.

    Kısaca selam söyle. Cumhurbaşkanı yanına evde kravat bulamayıp papyonla çıkıp, Columbia Universitesi’nden gelen heyetin garson zannedip su istediği tek ben vardım gayrıresmi danışman olarak.

    Unutmamıştır umarım.

    Anlaşıldı Cihangir için 1 ay sonra filan görüşürüz. Asıl korktuğum her işte olduğu gibi eğer işler iyi giderse 15 günde tadilat inşaat bitsin denmez.:-)))

  9. Fatih Arslan 14/05/2012 at 20:33 #

    Türkiye’deki internet kültürü ve yapısının her gün ciddi şekilde zedelendiği, küçük ve büyütülmemesi gereken işlerden dolayı internetin bir çok kısmı sansürlendiği bir ortamda Startup modellerinin nasıl gelişebileceğini sorabilirseniz sevinirim.

    Özellikle Türkiye’de sansür zihniyetinin açtığı zararlardan bahsedebilirseniz ve bu konudaki düşüncelerini sorabilirseniz pek şükela olur.

  10. Ahmet derya 14/05/2012 at 20:45 #

    Serdar Abi, senin adina cok sevindim ve yazini da zevkle okudum.Umarim gezi, umdugun gibi olur.26 Mayis gunu ekranlarin basinda olacagiz,merakla.Sayin Cumhurbaskanimiza sadece selamlarimi ve hürmetlerimi iletmenizi rica ediyorum..Simdiden hayirli yolculuklar..

  11. Ozan Çanaklı 14/05/2012 at 21:53 #

    Türkiye’den global sosyal network çıkamaz.
    Çok ciddi emek harcanarak ortaya çıkan siteler yasalarımız yasesinde her an kapanma riskindeler.
    E ozaman İngilizce global bir proje yapın kardeşim.
    Tabiki her internet girişiminin amacı globalleşmektir, fakat önce kendi dilinde başarı yakalayıp, gerekli yatırımı da arkasına alarak globalleşmesi gerekmektedir.
    Sizden Cuhmurbaşkanımızı siteleri kapatma yetkisini elinde bulunduran kurumların düzenlenmesi gerektiğine ikna etmenizi rica ediyorum.
    Saygılarımla.

  12. Burcu Bicakci 14/05/2012 at 22:51 #

    Cok guzel olmus davet edilmeniz. Turkiye’deki en heyecan verici sektor bence internet. Ama yine girisimci Turk insani duse kalka birseyler yapmaya calisiyor. Sektorun genc girisimcilerle buyuyecegini gorerek egitim sisteminde bu konuda gelisimimizi destekleyecek buyuk bir adim atimali. Bu adim Fatih’te yapilan tablet dagitimi gibi degil, daha yapisal olmali. Bu konuda goruslerini merak ederdim cumhurbaskanimizin
    Hayirli yolculuk, bol keyif olsun

  13. Efe 14/05/2012 at 22:54 #

    Benim iki tane aklıma takılan soru var.

    -Hollanda’nın kabul ettiği “internet tarafsızlığı” yasası bizim için bir ütopya mı?

    -İnternet ile daha da gündeme gelen, ifade özgürlüğünün tanımının keskinleştirmek için adımlara atacak mı? Zira Türkiye’de hakaret olarak kabul edilen çoğu cümle, Avrupa insan hakları mahkemesine taşınınca eleştiri olarak kabul edilebiliyor.

    Teşekkürler.

  14. Ömer Faruk 14/05/2012 at 23:42 #

    Gerçekten adınıza çok sevindim, umarım güzel ve tüm taraflar için yararlı bir program olur. Merakla takip ediyor, haberlerinizi bekliyor olacağız.

    Cumhurbaşkanıma,
    Yeni anayasaya etkin bir bilişim yasasının dahil edilip, kabinede bilişimle ilgili bakanlığın ayrılıp, daha etkin hale getirilmesine öncülük etmesini, Adil Kullanım Kotası’nın adaletsizliğine çözüm isteğimizi ve web sitelerine erişimin mahkemeler eliyle sınırlandırılmasından vazgeçilmesini beklediğimizi iletirseniz, ülkemizin hayrına olacağını düşünüyorum.
    İyi seyahatler…

  15. Ali E.İMREK 15/05/2012 at 08:28 #

    Bence oraya kadar gitmişken teknolojinin merkezinde bir tane tablet ile eğitim yapan okul olup olmadığını öğrenmeye çalışın. Sonra bu konuda bir günlük yazısı veya bir köşe yazarsınız eminim.

  16. Umit Bulut 15/05/2012 at 10:21 #

    Serdar abi şu anda sana imrenmis durumdayım.Böyle bir macera herkesin başına gelmez ve tarihin en iyi cumhurbaşkanlarından biriyle gitmek paha biçilemez olsa gerek.
    Merak edilen soru elbette vardı ama benim en çok merak ettiğim illuminati hakkında ne biliyor?Kimse komplo teorisi demesin,görmemek için aptal olmak gerekir.Hadi buna cevap vermezse masonlar hakkında ne düşünüyor o olsun.Ve birde ACTA adı altında özgürlüğümüzü almaya çalışıyorlar.Bilgisi var mı ne düşünüyor?
    Bir soru daha sorayım.Torrent nedir biliyor mu?Zannetmiyorum ama :D
    Şiir yazıyor mu hala?Paylasmayacak mı bir kitapta yada twitterda?
    Ve tweetlerine gelen cevapları okuyor mu hiç?Başkalarının profillerine bakıyor mu?
    Bunları sorarsan çok sevinirim abi.Sana kolay gelsin,hayırlı yolculuklar ;)

  17. Eren Erduran 15/05/2012 at 11:08 #

    Senin adina cok sevindim Serdar abi. Yolunuz acik olsun

  18. Blogcu Anne 15/05/2012 at 11:15 #

    Cumhurbaşkanı’ndan kendi Twitter hesabını yönetmesini beklemek çok mu olur, bilmiyorum. Ama ara sıra kendi de bir şeyler yazsa çok daha gerçekçi, samimi olur paylaşımlar gibi geliyor. Örneğin Obama, kendi paylaşımlarını B.O. şeklinde imzalıyor, biliyorsunuz ki onu kendi doğrudan yazmış. Gül de böyle bir şey yapmayı, sürekli tweet atamasa bile ara sıra kendisi doğrudan paylaşımda bulunmayı düşünmez mi? Benim sorum budur.

  19. @mhmtsoydam 15/05/2012 at 19:00 #

    Geçen günlerde GSMA adlı kuruluş Türkiye’de gerek GSM olsun, gerek mobil cihazların ithali konusunda Türkiye’de uygulanan vergilerin çok fazla olduğundan ve azaltılırsa sürümden kazanılacağına dair ayrıntılı bir rapor hazırlamıştı. Bu konu hakkında ne düşünüyor? Ayrıca bir ara kendisi internette soru-cevap şeklinde Google işbirliğinde bir video etkinlik hazırlamıştı, yine devamı gelecek mi? Yine cumhurbaşkanını Google+’da da görmek Hangouts On Air videoları paylaşmasını isteriz. Ayrıca anayasamızda çevrimiçi gizliliği koruyucu gerekli düzenlemeler yok. Hem bu yüzden hem de vergilerin fazla olmasından dolayı büyük şirketlerin ürünlerini Türkiye’ye kolay kolay getiremediğini (mesela Google Play, AdWords, Adsense vb.) hatırlatıp, yeni anayasada bunlarla alakalı düzenlemeler bulunacak mı diye sorarsanız sevinirim. Bu imkanı sağladığınız için ayrıca teşekkürler.

  20. @veryniceindeed 15/05/2012 at 20:34 #

    Tweetleri kendi mi yaziyormus?

  21. misafir 16/05/2012 at 01:59 #

    Teknoloji derslerinin ilköğretim yani birinci sınıftan başlaması gerekliliğini ülkemizin geleceği açısından önemli bir konu söylenmeli. Diye düşünüyorum…

  22. Kemal 17/05/2012 at 09:19 #

    Kendi adına açılmış hesabına yazılan tweetleri lütfen kendisi yazsın. Ne yemiş, ne okumuş, ne izlemiş, neden etkilenmiş gibi… Kurumsal olarak zaten Çankaya’nın ayrı bir hesabı var.

Trackbacks/Pingbacks

  1. Cumhurbaşkanı seyahatinden notlar – 1 | M. Serdar Kuzuloğlu - 23/05/2012

    […] abdullah gül, cumhurbaşkanı, güvenlik, protokol, Seyahat | No Comments »TweetGeçen hafta duyurduğum gibi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetlisi olarak ABD’deyim. Kendisi yine geçtiğimiz […]

  2. Cumhurbaşkanı seyahatinden notlar – 3 | M. Serdar Kuzuloğlu - 28/05/2012

    […] sosyal medya tv, trt haber | No Comments »TweetAbdullah Gül ile beraber geçirdiğimiz 1 haftalık ABD ziyaretinin ardından San Fransisco – Ankara – İstanbul  rotasında 17 saati bulan yorucu ama […]

  3. Cumhurbaşkanı seyah - 15/07/2014

    […] Gül ile beraber geçirdiğimiz 1 haftalık ABD ziyaretinin ardından San Fransisco – Ankara – İstanbul  rotasında 17 saati bulan yorucu ama […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim