Kategori: Web Dünyası

İnternetin dibindeki tortuları eşelerken ortaya çıkanlar.

Sosyal medya adabı

Sosyal Medya terimini duymaktan kusmak üzere olduğum halde yine de epeydir kafamda birikenleri yazmak istedim. Bir ön uyarı: aklıma gelenleri ekleyip yanlış yazdıklarımı çıkararak bu listeyi güncelleyeceğim. Dolayısıyla ilk günler biraz ‘kararsız’ görünebilir. Üstelik uzun bir yazı olacak gibi. Ama eğleneceğiz.

Başlıyorum.

(daha&helliip;)

Oku

Marka ve PR şirketlerinin sosyal medyayı keşfi

Blogcular görev başındaBiz gazetecilerin hayatı basın toplantıları, seyahatlerle geçer durur. Şimdilerde ekonomik kriz sebebiyle duruldu ama ben bir yurtdışı toplantıdan gelip, temiz çamaşır / kıyafet alıp bir iki saat uyuyup yeniden başka birine uçtuğumu çok bilirim. Teknoloji, otomotiv ve spor basını bu konuda ekstra bir yük altındadır. Üçünün de toplantısı, seyahati eksik olmaz. Sıralama da tersidir. En çok sporcular gezer, toplanır, sonra otomotivciler sonra da teknoloji basını. Bizim avantajımız sektörümüz dolayısıyla daha nezih insan ve şirketlerle ve daha kitlesel ve ulaşılabilir şeylerle muhattap olmamızdır.

Bu seyahat / toplantı olayları ilk zamanlar çok hoşuma gitmişti. Birisi seni davet ediyor, alıyor, götürüyor, işini gücünü anlatıyor… En güzel oteller, en güzel yemekler… Sonra farkettim ki mevzu biz değiliz; markalar. O markanın benim temsil ettiğim markada yer alabilme savaşı. Daha da sonra bunun gerisinde gazetecilerin karşı taraftaki algısının sadece ‘haber makinesi’ olduğuna; PR şirketleri ve temsil ettikleri markalar açısından bir gazetecinin değerinin konu hakkındaki bilgisi, okunurluğu, saygınlığı değil kendi markaları hakkında ne kadar pohpohlama haberi yaptığı ve çalıştığı yayının tirajıyla orantılı olduğuna şahit oldum birçok örneklerle.

(daha&helliip;)

Oku

Girişimcilik meselesi ve eTohum

Bilişim camiası biraz kendine yontsa da, girişimcilik denen mesele bu topraklara asla yabancı değil. Hemen her sektördeki çalışanın hayalinde mutlaka kendine ait bir işletme kurmak vardır. Hiç yoksa bir bar / cafe sevdası olmazsa olmaz. İstatistiklere bakıldığında işletme / çalışan sayısının oranı da cidden bu konuya düşkün olduğumuzu gösteriyor.

Girişimciliğin para kazanmaya endekslenmiş olması dışında da bir sorun yok. Ama paraya koşullanmak başarısızlığı getirir. Bu apayrı konuya belki ilerde yine döneriz başka bir vesileyle.

Burak Büyükdemir‘i çok eskiden tanıyorum. O kadar ki, at kuyrukluydu o zamanlar! Bu her daim enerjik, pozitif, umut dolu adam hiçbir zaman bu yaşamsal rezervlerini boşalmadı.

MYK‘nın yakında boşaltacağımız ilk ofisini tuttuğumuz günlerde daha boya kokusu geçmemişken Burak uğradı mutfakta eTohum’u konuştuk (ne mi?). O zaman daha sadece bir fikirdi. Anlattı, tartıştık, ben bir şeyler ekledim, o bir şeyler çıkardı… Sonra bunun aslında televidyon için çok güzel bir program olacağını düşündük. Ve başladık. Elimdeki kaynaklarla mümkün olduğu kadar desteklemeye çalıştım. Gördüğüm kadarıyla sektörde hemen herkes aynı şekilde elinden gelen yardımı esirgemedi.

Çok yorgun ve çok yoğun bir günüme denk gelmesine rağmen İTÜ İşletme Fakültesi binasında yapılan eTohum ‘yarı finalleri‘ne gitmeden edemedim. İyi ki de gitmişim; bir sürü dost arkadaş gördüm, sohbet ettik, devamında gittik bir şeyler atıştırdık, falan filan…

Bunlar bir yana, bugün Burak aylardır sürdürdüğü emeklerinin bir sonucu olarak yatırıma değer, yani ışık gördüğü projeleri görücüye çıkardı. Toplantıya katılım gerçekten azımsanmayacak derecedeydi. Ben Arda Kutsal ile en ön sırada kötü bir açıdan dinleme fırsatı buldum. Doğrusu bir şeyi yaratmakla anlatmanın nasıl farklı yeteneklere muhtaç olduğunu bir kere daha gördüm.

[caption id="attachment_627" align="aligncenter" width="2048"]eTohum yarı final eTohum yarı final[/caption]

Bu projeler iyidir, kötüdür, tutar, tutmaz ayrı mesele. Ama Burak bu ülkede kimsenin şu ana kadar yapmadığı bir işe girişti, sonuna kadar çabaladı, azimle çalıştı, bir noktaya getirdi. İyi ya da yeterli değilse bu toprağın mayasındandır. Demek ki bu ekmeğin köftesi böyle. Ki ben içlerinde birkaç projenin tutacağına inanıyorum.

Beklenen ‘yatırım’ nedir bilmiyorum; ben bir yatırımcı da değilim ama ben o beğendiğim projelerdeki arkadaşlarla birlikte çalışsam bir yerlere getiririm, eminim. Daha büyük bir yatırımcı mutlaka daha da kısa sürede bir şeyler ortaya çıkarır.

Uzamış epey ama bu yazıdan aklınızda kalması gereken şey şu: Burak Büyükdemir diye bir adam internet sektörü için cengaverce bir şey yaptı. Bir yere kadar getirdi. Bunun sonucunda belki de birilerinin hayatında yepyeni bir sayfa açılacak. Herkes adına teşekkür ederim buradan kendisine.

Bu konudaki diğer yazılar:

Oku

Google reklamverenlerini bekleyen acı sürpriz

Televidyon ve Yahoyt için yoğun bir Google Adwords kullanıcısı olarak sistemin işleyişinde bir takım mali gariplikler olduğunun ilk günden bu yana farkındaydık.

Ödemeleri Google ile ilgisi olmayan İrlanda merkezli (Arvato Finance) adlı bir firmaya Citibank üstünden havale ediyoruz (diğer herkes gibi), Google da parayı aldım, yürüyün diyor.

Peki bunun vergisi (KDV) ne oluyor?

İşte bu acayip durumu sadece bizim farketmediğimizi bir gün MYK’ya gelen bir yazıyla anladık. Başbakanlık Gelirler İdaresi Başkanlığı yürüttüğü bir soruşturmaya karşılık televidyon’da yayımlanan iki Google röportajının orijinal kopyasını bizden istiyordu. Hazırladık, yolladık.

Biraz eşeleyince işin altından Google’a aktarılan paraların KDV’sinin peşine düşüldüğü gerçeği çıktı. Google yöneticileri de üstü kapalı bu gelişmeyi doğruladılar. Bu olaylar aylar önce yaşandı. Muhtemelen sonuca doğru yaklaşıyoruz demektir.

Durum özetle şu: çok yakında Google’a ödenen reklam paralarının KDV’sini devlet bizlerden isteyecek. Bu bizim gibi ufak bir şirket için bile o kadar büyük bir tutara denk geliyor ki kara kara düşünüp duruyorum.

Peki ya bizi devede pire gibi bırakan dev Google  reklamverenleri ne yapacak?

Peki siz ne yapacaksınız?

ÖNEMLİ NOT: Bu yazıyı yazdıktan 1 gün sonra Google İrlanda Adwords Ekibi’nden Nilgün Kopuzoğlu bir açıklama gönderdi. İçindeki herkesi ilgilendiren kısmı aynen ekliyorum:

Yalnızca Avrupa Birliği fatura adreslerine sahip olan AdWords reklamverenleri KDV masraflarına tabidir.
Ancak Google Ireland Ltd, Türkiye dışında kurulmuş olan ve yurtdışında hizmet veren bir firma  olduğundan, sunduğumuz faturalar yasal olarak geçerlidir.
Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nca yayınlanan 15/12/2004 tarih ve GEL.0.29/2920-228-48-60202 sayılı yazıya göre, yurtdışında bulunan bir firmadan internet aracılığıyla alınan hizmetlerin karşılığı olarak elektronik ortamda alınan faturalar veya makbuzlar, yapılan ödemeyi gösterir banka kredi kartı silip/ekstresi veya banka havalesi dekontu ile birlikte resmi bir belge olarak ibraz edilebilir ve gider / maliyet kaydı olarak düzenlenebilir.
Google Adwords’ü iş amaçlı kullandığınız için ve adresiniz İrlanda dışında AB kapsamında bir iş adresi olduğundan, KDV masraflarını kendiniz tahakkuk ettirmeniz gerekmektedir. Faturanızda ek olarak KDV masrafları yer almayacaktır.

Bu pekiştirici bilgiden de haberdar olmanızda fayda var.

Oku