İçeriğe geç

Kategori: Web Dünyası

İnternetin dibindeki tortuları eşelerken ortaya çıkanlar.

Cep telefonuyla bilgisayarı senkronize etme

İşim gereği sürekli cep telefonum değişiyor. Üretici firmalar yeni bir model çıktıkça denemem için bir süreliğine veriyor. Dolayısıyla aslında hiçbir zaman gerçekten kendime ait bir cep telefonum olmuyor. Para verip satın aldığım son telefonun firması kapanalı 7 yıl oluyor.

Ne var ki bütün randevularım, adres defterim, notlarım telefonumda kayıtlı. Bir kopyası da Google Notebook, Google Mail, Google Docs ve Google Calendar uygulamalarında. Outlook ve benzeri antik çağa ait bilgisayara bağlı uygulamaları bırakalı da epey oluyor.

Sosyal ağın ekşidiği anlar

Sanılanın aksine Facebook’a nadiren giriyorum. Haftada bir ya da daha seyrek. Mesaj kutum dolmuş taşmış. Benimle iletişim kurmak için ne kötü bir seçenek.

Mesajların birinde laf dönüp dolaşıp şuraya geliyor:

Şu anda tam sevilecek zamanları olan Zeynep ve Ali’nin gelecekleri için size çok özel bir teklifim var.

Koç Allianz olarak Zeynep ve Ali’ye BÜYÜYEN ÇOCUK sigortası yapmanızı şiddetle tavsiye etmekteyim. Böylelikle Zeynep ve Ali 18 yaşına geldiğinde hayata atılacakları zaman onlara en büyük yardımı yapmış olacaksınız. Şu anda yapacak olduğunuz küçük birikimler onların geleceğini oluşturacak. Zeynep ve Ali’nin de bu fırsatlardan yaralanmalarını istiyorum.

Sizinle daha ayrıntılı olarak ,yüzyüze görüşmek isterim.

Şimdiden teşekürler.

Ufaklıkların eklediğim fotoğrafları meğer herkese açıkmış; buna hiç dikkat etmemişim. Bir sigortacı takipçim de fırsat bilmiş, olan bu.

Ayşen Gruda’dan edindiğim bir ders

Bir zamanlar ben de sigortacılık yaptım. (yaptığım diğer işler arasında işportacılık, barlarda bağlama ve gitar çalıp şarkı söylemek gibi şeyler de var). O dönemde biz de aynen böyle bulduğumuz her telefona saldırır randevu koparmaya çalışırdık.

Arda Kutsal efsanesinin sonu!

Aramızda komik bir anı olarak kalabilirdi ama Arda olayı FriendFeed’e taşıyınca bir açıklama farz oldu 🙂 Öyle fazla heyecanlanacak bir şey yok, baştan söyleyeyim…

Bugün öğlen Arda Kutsal ile Kanyon Kitchenette’te bir öğle yemeği yedik. (tam şu anda farkettim ki blogumdaki girişlerin neredeyse tamamı benim yemeklerle ilgili. Niye bu kilolar diye soranlara cevabımdır). O kadar çok konudan, projeden bahsettik ve öyle hudutsuz dedikodu yaptık ki etrafımızdan iyice kopmuşuz.

Benden daha önce mekana gelen Arda sağolsun tuvaletin hemen yanındaki masayı seçerek pek isabetli karar vermiş. Bir ara Arda’nın kaşı gözü bir farklı oynamaya başladı. Anladım ki etrafımızda bir şeyler oluyor. Sonra farkettim ki yanımızdan HAKKI BULUT geçti. Meğer arkamızda yemek yiyormuş. Tek başına…

Yemin ediyorum ki aynen böyleydi kendisi. Şahitlerim var!
Yemin ediyorum ki aynen böyleydi kendisi. Şahitlerim var!

Hakkı Bulut her zamanki sadece Aksaray Yeraltı Çarşısı’nda bulunabilecek cinsten bir takım elbise giymişti ve metrelerce uzaktan göz alıyordu. Tuvalete yöneldi. Kendisi biliyorsunuz aynı zamanda bizim Yahoyt’un yazarlarından biri (mahlas sanatının fütur sınırı). O an bir kendisiyle bir fotoğraf çektirip ‘Yahoyt yazarları Kanyon’da buluştu’ tarzında bir haber yapayım dedim.

Hayran talebi geri çevrilmez

Kendisi tuvalette bayağı bir kalmış olmalı ki biz arada bir projenin ana hatlarını çizmiştik bile. Çıkınca hemen üstüne atlayıp “Hakkı Bey ben sizin büyük bir hayranınızım, birlikte bir fotoğraf çektirebilir miyiz?” dedim. Kitchenette ortamındaki kokoşların dönen kafalarıyla esen soğuk havaya aldırmadan telefonumu Arda’ya verdim. (bu arada güzel insan Hakkı Bey önce kendi telefonunu çıkardı! Hala gülüyorum)

Arda fotoğrafı çekti, Hakkı Abi gitti. Ben de heyecanla ekrana baktım. O da ne!!! YOK, ÇEKEMEMİŞ! Webrazzi diye web sitesi kurup sektöre ahkam kesen adam daha telefonla fotoğraf çekmeyi beceremiyor! Web Paparazzo efsanesi de böylece tuzla buz oldu. Konuştuğumuz bütün proje ve hedeflerin üstüne örtüyü serdim.

Gerçi sonradan “gidip arayalım, buralardadır” gibi fantastik projeler de ürettiyse de beyhude elbet. Hatta devamında aslında çekmeyi başardığını, flaşın bile patladığını iddia etti. O ortamda Hakkı Bulut fanboy durumuna düştüğüme mi yanayım, fotoğrafsız kalmama mı?