Kategoriler
Genel

Bir virüsün ettikleri

2020 yılına yayılan zincirleme felaketlerin zirvesine CoronaVirus oturdu. Bu küresel salgınının olası ‘yan etkilerine’ bakalım.

Youtube hesabımı açmamın üstünden 14 sene geçmiş. Ve nedense bu süre içinde yüzlerce video üretmiş olmama rağmen Youtube’a bir (1) tane bile içerik yüklememişim.

Bu ihmal zincirini kıran CoronaVirus’ün karantina günleri oldu. Bu blogda hastalığın kendisi ve sosyal yaşama olası etkilerine yönelik bir şeyler yazmıştım. Video sürümünde konuları biraz daha derinleştirdim. (İtiraf edeyim, yazmak bana hala çok daha işlevsel ve keyif verici geliyor.)

Serinin ilk bölümünde virüsün tarihinden başlayarak genel detaylarıyla CoronaVirus’e bakıyorum. (Tercih edecekler için bütün bölümlerin ses dosyalarını da videoların altına ekliyorum)

CoronaVirus Dosyası – 1: Nereden çıktı bu virüs?

İkinci bölümde bu salgına dair en çok kafa yorduğum konuya değiniyorum. Dünyanın egemen ekonomik ve siyasi sistemi kapitalizm, CoronaVirus’ün gizli öznesi.

Dünyanın düzenini altüst eden bu salgının aynı sebepten ötürü kapitalizmi (ve onun doğurduğu yaşam / çalışma düzenini) sorgulatması; hatta dönüştürmesi kaçınılmaz. Ama nasıl?

CoronaVirus Dosyası – 2: Kapitalizmin sonuna mı geldik?

Serinin son bölümündeyse yarı gönüllü, yarı mecburi değişen yaşam tarzımızın biraz ekonomik ama çokça sosyal hayattaki kalıcı etkilerine bakıyorum.

Kapandığımız evlerden nasıl çıkacağız? Eski hayata geri dönebilmek mümkün olacak mı?

CoronaVirus Dosyası – 3: Bundan sonra ne olacak?

“Bir virüsün ettikleri” için 21 yanıt

Keske podcast yapsaydiniz. Youtube oldugunda tekefonda baska bisi yapamiyoruz, arka planda youtube -ucretsiz versiyonda- calismiyor. Feedly de read it later yaptim, zaman bulunca dinleyecegim.

Merhaba,

Serdar Bey, eğer imkanınız varsa zahmet olmazsa Spotify ve/veya Apple Podcast’e de yayınları yükler misiniz?

Teşekkürler.

Aksam ilk videoyu açtığımda ah keşke ses dosyaları olsaydı bunların diye düşünmüştüm ki birçok kişinin iç sesini duymussunuz. Emeğinize sağlık..

Üç videoyuda bir solukta izledim, cok bilgilendim, tespilerin hepsine katiliyorum. Tebrikler

Güvenilir bilgi çok değerli. tr’de kaynağı neymiş diye endişe etmeden -ki hep kaynak verirsiniz- takip ettiğim ve çok öğrendiğim birkaç insandan birisiniz. Henüz 1,5 bölüm izledim ve baya bilgi sahibi olduğumu düşünüyorum. sağ olun, var olun.

Her içeriğiniz gibi, 1 saniye bile sıkılmadan pür dikkat dinledim . Her içeriğiniz bizim için altın değerinde. Hep devam etmeniz ümidiyle. Yüreğinize, emeğinize sağlık.

İlk videoyu izlerken ben de videoyu durdurup tek kaşımı kaldırmaya çalışmıştım, beceremedim. Geçmiş olsun.

Serdar Abi Çok iyi bir seri olmuş emeğine aklına çabana teşekkür ediyorum. Başka konularda da bekliyorum.
(Abi dememin sebebi yanlış anlaşılmasın tanıştıığımdan değil chaster fm deki ilk seni dinlediğim günden bugüne kadar her bir yayınını defalarca izlediğimden.)

selamlar, keşke haftalık gündeme dair podcastlere başlasak serdar bey. spotify üzerinden yayınlasanız süper olur.

Kanal ve podcast çok iyi oldu amirim. Bazen çalışırken odaklanmadan yapabileceğimiz işler oluyor ya da arabada giderken bir şeyler dinlemek isteyebiliyor insan. Sesli kitaplar güzel oluyor ama arada da farklı şeyler dinlemek gerekir. Devamını heyecanla bekliyoruz. Elinize sağlık.

Emeğinize sağlık,düşüncelerimize çok iyi tercüman oldunuz.En azından yalnız olmadığımızı hatırladım.
Varolun 🙂

Sadece 2. dosya olan kapitalizm düzenine ve corona virüsün bu düzen etkisine dair içerik hazırladığınız videoyu izledim, elinize ve emeğinize sağlık gayet akıcı ve örneklerle desteklenmiş, anlaşılır bir akış vardı. Fakat videoyu izlemeden önce karşılaşacağımı düşündüğüm, kapitalist düzenin yerildiği ve ‘Marx’izmin koşulsuz yüceltildiği bir içerik ile karşı karşıya kalmak biraz hayal kırıklığı yarattı. Daha sonra yapılan yorumlara her iki platformdan da (youtube ve blog sayfası) baktığımda, anlattıklarınızdan ziyade çok iyi bir video hazırladığınızı söyleyen (ki bence de öyle) cümlelerle dolu olduğunu gördüm. Bu yüzden de ben, işlediğiniz ve savunduğunuz felsefe ve konu hakkında da kendi naçizane fikirlerimi paylaşmak isterim.
Bu videoyu izledikten sonra da (kapitalizm karşıtı birçok belgesel izlediğimde olduğu gibi) kapitalizme dair duyumsadığım tek şey hayranlık oldu. Çünkü bugünün mevcut gelişimlerine (temelli götürdüğü şeyler de kesin olarak var) sahip olmanın en akla yatkın yolu kapitalizmdir. Evet belki antikapitalist bir düzenle de bu teknolojilere ve globalleşmenin getirdiği avantajlara sahip olabilirdik fakat kesinlikle daha uzun bir zaman alırdı. Bunun en büyük sebebi ise, dünya üzerinde hergün çok büyük bir ivmeyle artan bilginin neticesi olarak, büyük bir işin yapılabilmesi için daha küçük birimlerin oluşturulması ve spesifikleşme ile zamandan tasarruf edilebilmesidir. Günümüzde her ne kadar kapitalizm belli başlı güçler tarafından eğilip bükülmüş ve temel amacından saptırılmış olsa da (bunu eş-dost kapitalizmi olarak adlandırabiliriz), dezavantajlarının yanında, sağladığı düzenin avantajları sayesinde olmaz denen birçok şey olmuştur.
En azından sosyalizmi anlatırken gösterdiğimiz dikkati ve coşkuyu kapitalizm için de göstermeli ve bugün ki tehlikeli yöne doğru giden halinden döndürebilmek için bu düzeni ortaya atan düşünürlerin savunularına bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Bunun dışında dünyanın maruz kaldığı tehlikeler elbette beni de üzmekte ve kaygılandırmaktadır.
Teşekkürler.

Ebru Hanım,
Öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. Ancak “Marxizmin koşulsuz yüceltildiği içerik” fazlasıyla iddialı geldi bana. En başta ben Marxist değilim, böyle bir şeyi kendi içeriğimde neden yücelteyim? Diğer her şeyde yaptığım gibi doğru, anlamlı kesitlerini alır, değerlendirir ve yayarım en fazla. Kapitalizmin atalarının fikirlerine bakmadığımı düşünmeniz de yine ilginç geldi.
Kendi deyişinizle kapitalizm eleştirisi yapan bunca şey izleyip okuduktan sonra benim bu videoda dikkat çekmeye çalıştığım vahşi kapitalizme olan hayranlığınız artıyorsa bunda bir gariplik var. Emeklerini insanlık dışı yaşam koşullarında, canları pahasına veren ve karşılığında ancak açlığını bastıran yüz milyonlar beni rahatsız ediyor. Bunu mümkün kılan şeye hayran olamıyorum.
“O iyi de, çevresi kötü” tarzı “kapitalizm aslında iyi ama kötü uygulamaları var elbette” yaklaşımları bir çözüm sunmuyor ne yazık ki.
Olayları, fikirleri ve insanları fazla basite indirgiyor olabilirsiniz. Bunu bir ihtimal olarak değerlendirmekte fayda var.
Selamlar.

Bir uluslararası ilişkiler yüksek lisans öğrencisi olarak kendi alanımda edindiğim bilgilerle birkaç söz söylemek istedim.
İspanya’da ölüme terkedilen yaşlıların durumu, fikirlerimi anlatabilmek için güzel bir örnek teşkil ediyor. Bu tip zor durumlar meydana geldiğinde verilecek kararlarda, klasik realizmin ve sıfır toplamlı bir oyun teorisinin insanların ve daha belirli olarak siyasetin geleceğine şekil verdiğini düşünürüm. Neden insanlık dışı bir tercihle onları ölüme terkettiler? Cevap bence 8 Milimetre filmindeki gibi:
”-Why would Christian want this? Why would he want a film of a… a little girl being butchered?
-Because he could!”
Yaptılar, çünkü yapabiliyorlardı. Onlar yapmasa başkaları yapacaktı. Hepsi bu kadar basit. Karısını dövmek için karantinada daha çok zaman ve fırsat bulan adamlar(!); yaptılar çünkü yapabiliyorlardı. İspanya ve İtalya’ya yeterince destek vermeyen AB’nin lokomotifleri, yaptılar çünkü yapabiliyorlardı. Çünkü onları engelleyen bir yasa veya karşıt güç yoktu. Bu noktada herkesin kendi güç mücadelesini istekli şekilde sürdürmesinin ve kendi gücünü, hakkını elde etmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde konuşmalarımız zaman kaybından başka bir şey olmayacaktır. İnsanlar Latin Amerika’da sokaklarda ölüyorlar. Neden? Basitçe ‘Ben böyle bir ülkede böyle bir yönetimin altında yaşamak istemiyorum.’ düşüncesinde oldukları için. Ancak ben sizden farklı olarak özellikle kendi ülkemiz dahilinde salgının etkilerinin bu derece yaygın ve değişikliklere yol açacak şekilde güçlü olacağını düşünmüyorum. Çünkü hala temel bazı malzemelerin fiyatı artmadı. Hala salgının bir ucu çoğu insana ‘dokunmadı’. Zaten bu yüzden bu kadar haberini yapmıyor muyuz bu salgının? İngiltere başbakanına, Fatih Terim’e, Kanada başkanının eşine bulaşmasa; bu salgının Sudan iç savaşı veya tüm dünyada bir yılda açlıktan ölen toplam 9 milyon insan kadar önemli olur muydu? Hem bir göktaşı bile düşse nedenini karşıt siyasi grubun söylemlerine bağlayacak derecede kutuplaşmış bir toplumda pek bir değişim olmayacaktır. Burdan hareketle; bence değinilmesi gereken nokta kapitalizmden önce insanın doğasıdır. Kapitalizm şu an varlığını devam ettiriyor çünkü insanın vahşi ve gerçekçi doğasına uygun bir yapısı var. Bir arkadaşımız yorumlarda kapitalizm sayesinde çok önemli aşamalar kaydettiğimizden bahsetmiş. Bu kesinlikle doğrudur, kendisi hala varlığını sürdürmektedir. Ancak kriz zamanlarında neden ortadan kaybolup hiçbir şey yapmamış gibi kafasını yukarıya kaldırarak ıslık çaldığını anlamak da zordur. Güç, otorite, yetki kimdeyse; iyi bir şey olduğunda nasıl ki böbürleniyorsa kriz zamanında da kendisine her türlü eleştiriyi yapacak olduğumuzu bilmesi gerekirdi.
Bütün bunlar tabii ki doğaya nasıl kıydığımızı, insanların birbirine nasıl davrandığını açıkça gözler önüne serdi. Burda size katılıyorum. Hala bir şeyleri yeniden düşünerek değiştirebilir, daha iyi hale getirebiliriz. Peki Can, bu kadar konuştun çok biliyormuş gibi; senin önerin nedir?
Eğitim.

Mutluluğun da pazarlama dünyasının içinde bir mesaj ve hedef olarak yansıtıldığı günümüzde, daha önce bangır bangır bağırarak mutluluk pazarlanırken şimdi tabii ki dünyayı etkileyen ilk krizde buna bir süre olsa da ara veriliyor. Reklamlar durduruluyor. Mesajlar güncelleniyor. “1984”de de olduğu gibi bugünü kontrol eden geleceği de kontrol eder düşüncesi, haliyle mecra ve mesajın algıyı yönetmesi konusunda çok açık ve acımasız bir “gerçek”.

Sizin tabirinizle “tüketgen” insanın, mutluluğa ulaşması için hep tüketmesi gerekir. Oysaki Aldous Huxley “Cesur Yeni Dünya”‘da mutsuz olma hakkından bahseder. Kitabın karakterlerinden Mustapha Mond “Mutlu, çalışkan ve iyi tüketen bir vatandaş olarak o mükemmeldir” diye anlatır Fordian düzendeki bir Alpha’yı (ya da olması gereken vatandaşı). Oysa buna karşılık yine düzeni istemeyen, şiiri, tanrıyı, özgürlüğü, günahı isteyen bir Savage vardır kaşısında ve “Mutsuz olma hakkımı istiyorum” diye de bağırır. Virüsün küresel düzeydeki yan etkilerinden birisinin de bu tür farkındalıklara gebe olacağını düşünüyorum. Bence bugün “doğa” dediğimiz, yeşil alan diye peşinde koştuğumuz “insan elinden çıkma” düzende dünyadaki varlığımızın da sorgulanması gerekir, keza besin zincirinin tepesindeki yerimizin doğru yer olup olmadığı tartışmaya açık olmalı. Kültürü, medeniyeti, düşünme ve düşündüğünü düşünebilmeyi yüce bir yetenek olarak görmenin bir kibir olduğunu düşünmesem de bunlarla ne yaptığımızın farkında olmalıyız belki de. Bir bireyin kendi başına çomak sokamadığı bu garip düzene ufacık bir virüsün vesile olması da ironik…

Zihninizin kıvrımlarını sesli, görüntülü ve yazılı olarak paylaştığınız için teşekkürler Serdar Bey.
Takip ediyoruz,
Saygılar

Hocam beyninize ve ağzınıza sağlık. İnternet ve sosyal medyanın tükaka olarak değerlendirildiği, hatta birkaç sene öncesine kadar Twitter in düşünce suçlarına gark ettiği kapatıldığı ülkemizde sağlık bakanının verileri twitterdan paylaşması hakkında neler düşünüyorsunuz. Hörmetler, iyi çalışmalar efenim

Görüşlerinizi paylaşın: