Tag Archives | kapitalizm

Demokrasi? Yetmez ve hayır!

Futbolundan bankacılığına kadar buram buram siyasetle yoğrulan Türkiye’de gündem telaşından göz ardı ettiğimiz (benim de her vesileyle hatırlattığım) birkaç belirleyici ayrıntı var. Siyaseti kişiler ve ülkelerden bağımsız düşünmeye başladıkça hepsi birer birer belirmeye başlıyor.

Şöyle somutlaştıralım; mutlaka -birkaç istisnai vaka dışında- hepiniz babanızın ismini biliyorsunuzdur. Büyük çoğunluğunuzun dedesinin ismini bildiğine de eminim. Ama iş dedenizin babasının ismine gelince sayı azalacaktır. Hele iş dedenizin dedesinin ismine gelince sayı yok denecek kadar azalacaktır.

Demek ki -olumlu ya da olumsuz- sıradışı bir şeye vesile olmadıkça bıraktığınız iz birkaç kuşağı geçmiyor. Hele ki (siyaset gibi) sık yüz değişimi yaşanan alanlarda bu ‘yıpranma payı’ daha da artıyor doğal olarak.

roman-senate2

Kişilerden sistemlere bakınca bambaşka bir sorun karşılıyor bizi. Hakimiyetini sürdüren yöretim şekilleri ve ideolojilerin ortaya çıkış tarihlerine bakalım isterseniz.

Continue Reading →

Bu yazıya 25 yorum yapıldı.

Ne güzel şey şu zenginlik

Soğuk algınlığının en büyük şifası hiçbir şey yapmadan yatıp dinlenmek diyorlar. Ben yapamıyorum. Benim için hastalık biriken kitap ve videoları eritme fırsatı anlamına geliyor. Üşenmezsem bazılarını buraya aktarmaya çalışıyorum. Bu yazı da onlardan biri.

Youtube’da denk geldiğim belgesellerden biri şimdiye kadar hiç duymadığım ABD’li zengin bir aileyle ilgiliydi. Koch soyadını taşıyan bu aile zenginliğini Sovyetler Birliği zamanında Stalin’in el vermesiyle petrolden elde ediyor. Daha sonra bu bilgi birikimini ABD’ye taşıyarak servetini inanılmaz bir boyuta ulaştırıyor. Klasik ‘Amerikan rüyası’ hikayesi anlayacağınız. Fakat devamı biraz ilginç.

gold-bars

Koch kardeşler bizzat kurduğu ya da bağışlarıyla desteklediği vakıf, dernek, araştırma merkezi gibi kurumlarla kendi fikirlerine yönelik lobi faaliyetleri yürütüyor. Okulların yönetim kurullarına nüfuz ederek zengin mahallelerindeki okullarda fakirlerin okumasını engellemeye çalışıyor. Üniversitelere yaptığı büyük bağışlarla akademik kadroların liberallerden oluşması için baskı kuruyor. Sosyal sağlık sisteminin kaldırılması ve emeklilik yaşının arttırılması için çalışmalar yürütüyor. ABD’de gayet etkin bir sistem olan doğrudan ve dolaylı politik bağışları kullanarak kendi çıkarlarını (endüstriyel kirliliğin daha az ceza alması gibi) savunan yasalar çıkartmalarını sağlıyor. Akademisyenler, medya mensupları, iş dünyası ve politikacılardan oluşan dev bir propaganda ordusu var.

Continue Reading →

Bu yazıya 20 yorum yapıldı.

Tüketim toplumunun en büyük sırrı

İktisatın; ya da daha genel adıyla ekonominin büyük ihtimalle duyduğunuz basit bir tanımı var: sınırlı kaynakları sınırsız ihtiyaçlara sahip birey ve toplumlara paylaştırma sanatı. Arz ve talep arasındaki denklemin eşitsizliğini bozansa tahmin edeceğiniz gibi kaynağın ne kadar kısıtlı olduğu. Bir şey kıtsa ve talep ediliyorsa, fiyatı artar. Bol ise düşer.

20121126104427_156843885

Har-vur, çar-çur, saç. Deli gibi, DELİ GİBİ al. Paraları saç, saç, saç, saç…

İnsanın sınırsız taleplerini kapitalizmin körüklediğine dair bir tez de var. Bir dereceye kadar haklı. Eğer insanlar gerçekten sadece ihtiyacı olanı ve sadece ihtiyacı olan kadar alsaydı dünyada ciddi bir işsizlik, yokluk ve isyan çıkardı. Bugün birçok kişi maaşını, birçok kurum, hizmet ve unvan varlığını aşırı tüketime borçlu.

Aşırı, ihtiyaç dışı tüketimi sağlamak da öyle basit bir iş sanılmasın sakın. İnsan mantığının normalde reddedeceği bu süreci sağlamak için dersler, kurslar, yüksek lisans programları var. İcabında borca dahi girerek tükettirmek kesinlikle bir sanat dalı. Türlü-çeşit tekniği var. Bu yüzden başka bir teori de şöyle der:

Sınırları olan bir dünyada sınırsız tüketime inananlar ya çılgın ya da ekonomisttir. (Serge Latouche)

Kendimden bir örnek vereyim. Geçen hafta evimize kokulu tuvalet kağıdı alınmış! Böyle bir şeyin varlığından bile haberim yoktu. Merak edip baktığımda şöyle bir açıklamayla karşılaştım:

Continue Reading →

Bu yazıya 28 yorum yapıldı.

Düşük fiyatın yüksek bedeli

Babamdan bana sirayet eden en belirgin özellik belgesel izleme tutkusu olmalı. Yakın zamana kadar Afrika ormanları ile mercan kayalıkları arasına sıkışan belgeseller yeni yayıncılık anlayışı çerçevesinde beni bile şaşırtan konu zenginliğine ulaştı. Ve ne mutlu ki internetten ulaşabileceğimiz kaynaklar sayesinde bu açlığı doyurmak için epey seçeneğimiz var.

20391357_BG3

Lafı geçmişken kullandığım kaynaklar arasında eli yüzü düzgün olan birkaç tanesini paylaşayım.

Online belgesel kaynakları

  • Youtube resmi belgesel kanalı: Online video konusundaki temel küresel kaynağımız Youtube’da lisanssız / korsan yüklenmiş binlerce belgesel var. Ama sitenen resmi belgesel kanalından bunlara ulaşamıyorsunuz. Yine de birçok güncel (ve yasal) belgesele  buradan ulaşabilmeniz mümkün.
  • One Big Torrent: Belgesel ağırlıklı videolara odaklı bir bittorrent sitesi.
  • Free Documentaries: Çoğunluğu bağımsız ve ücretsiz belgesellerden oluşan bir arşiv.
  • Free Documentaries Online: Yine kategorik bir belgesel dizini.
  • Kick Ass Torrents: The Pirate Bay’den sonraki en büyük bittorrent sitesi KAT’nin belgesel kategorisi her dem taze.

Bu yazıyı yazmadan önce arka arkaya iki belgesel izledim. İkisi de insanın içini karartan türdendi. İlki uzun zaman önce Mehmet Tez‘in blogunda denk geldiğim ve bir kenara not ettiğim 2008 yapımı The Story of Anvil adlı yapımdı.

1978’de Kanada’da kurulan ve heavy metal müziğin genlerini oluşturan, bugün aklınıza gelen hemen her metal / rock müzik grubunun ilham kaynağı olan ve yıllarca konserleri, festivalleri yıkıp geçiren Anvil grubunun kefeni bir türlü yırtamama ama umudunu korumasının hikayesiydi. Zamanında müzisyenlik yaptığım ve benzer çileler çektiğim için midir nedir, izlerken bazen ağlayasım geldi.

Bu yazının konusu olmadığı için detaya girmiyorum ama bence MUTLAKA çekin, izleyin.

Sıradan bir kapitalizm öyküsü

Esas etkilendiğimse hemen ardından izlediğim Wal-Mart: The high cost of low price adlı 2005 yapımı belgesel oldu.

Continue Reading →

Bu yazıya 33 yorum yapıldı.