Tag Archives | öykü

Çaresizliğin yarattığı çözümler

Yaşlı baba öldükten sonra 3 oğluna sahip olduğu 17 deveyi miras bırakır.

Paylaşım için şöyle bir yöntem belirlemiştir: ilk oğluna develerin yarısını, ikinci oğluna üçte birini, üçüncü oğlunaysa dokuzda birini bırakır. Ancak çocuklar bunu hayata geçirmeye çalışınca duvara toslar. 17 sayısı ne ikiye, ne üçe, ne de dokuza bölünmektedir. Bir türlü paylaşımı gerçekleştiremezler.

Sonunda köyün yaşlı, bilge teyzesine giderler. Bilge uzun süre düşündükten sonra “size yardımcı olamam ama isterseniz benim devemi alabilirsiniz” der. Böylece 18 develeri olur.

İlk çocuk develerin yarısını; yani 9 tanesini alır. İkinci oğlan üçte birini; yani 6 tanesini, üçüncü oğlansa aynen vasiyetteki gibi dokuzda birini yani 2 tanesini alır. Ancak toplamda 17 deve bölüşülmüş, 1 tane geride kalmıştır.

Onu da yaşlı bilge teyzeye geri verirler.

Bu Ortadoğu öyküsünü bana öğretense Amerikalı yazar William Ury oldu.

Çözümsüz kaldığınızda anlarda aklınıza gelmesi ümidiyle.

Bu yazıya 8 yorum yapıldı.

Akreple kurbağanın öyküsü

Yüzemeyen bir hayvan olduğunun farkında olan akrep, bir gün nehrin öte yanına geçmek zorunda kalır. Ne yapacağını düşünürken kıyıda pinekleyen kurbağayı görür.

Akrebin kendisine yanaştırığını fark eden kurbağa korkudan suya atlayıp uzaklaşmaya başlar. Akrep yalvaran bir ses tonuyla sorar:

“Kurbağa kardeş; karşıya geçmem gerek. Beni sırtında taşır mısın?”

Kurbağa büyüyen gözleriyle cevap verir.

“Daha neler? Beni sokup öldürürsün!”

“Olur mu?” der akrep. “O zaman ben de suya batar, boğulur, ölürüm”.

Kurbağa biraz düşünür ve akrebe hak verir. Kıyıya çıkar, onu sırtına alır ve karşı yakaya doğru yüzmeye başlar. Yolun yarısında ensesinde bir sızı hisseder. Vücudu hızla soğumaktadır. Kolları, ayakları hissizleşir. Beraber dibini boylayacakları suya batarken son nefesinde sorar:

“Hani sokmayacaktın akrep kardeş?”

Akrep mahsun, mahçup, çaresiz cevap verir:

“Ne yaparsın kurbağa kardeş; ben akrebim, huyum bu.”

Bu yazıya 9 yorum yapıldı.

Çalınan fotoğraf anlarımız

Çok uzun zamandır aklımda olan ama bir türlü el atıp yazamadığım bir öykü var. Başkalarının fotoğrafları içinde tesadüfen yer alan insanların ekseninde dönüyor.

Hani sokakta yürürken birisi (kimi zaman bir turist) şak diye bir fotoğraf çeker ve o karede yer aldığınızı farkedersiniz. İşte ben o anlarda beni kimlerin göreceğini ve hangi fotoğraf albümü ya da bilgisayarda yaşayacağımı düşünürüm. Fransa’da mı, Antalya’da mı nerede? Beni farkedecekler mi acaba o karede?

İşin bu gizemli ve romantik tarafı bir yana, elime geçen bir dizi fotoğraf hiç aklıma gelmeyen bir tarafını gösterdi bana. Paylaşayım dedim :)

İki dakika delikanlı olun

Picture 1 of 8

Bu yazıya 4 yorum yapıldı.