Akıl saate değil insana gerek

Saatler; hele ki lüks olanları 17 Aralık 2013 sonrası mayınlı konular listesindeki yerini aldı. Şahsi ilgi alanım olan bu konunun gündemde bu kadar yer işgal ettiği dönemde dahi neredeyse etrafımdaki kimseden “Bir saati yüz binlerce lira etikete ulaştıran şey nedir?” sorusunu duymadım.

Sahi nedir dersiniz sırları?

Uzayda bile zamana ihtiyacımız var.

Uzayda bile zamana ihtiyacımız var.

4 sene önceki bir yazımda meraklısı için epey ipucu serpiştirmiştim. Bu yazıyla resmin birkaç parçasını daha birleştireceğiz.

Tarihte saatler kişisel cihaz olarak önce cep formunda hayatımıza girmiş. Ancak at ya da bisiklet tepesinde ilerlerken onları cepten çıkarıp, kapağını açıp zamanı öğrenmek hem zor hem de tehlikeli olduğundan daha pratik bir yöntem üstüne kafa yorulmaya başlanmış. Böylece 1800’lerin başlarında saatleri kola bağlamaya yarayan deri kayışlar türemiş.

İlginç bir ayrıntı olarak bugün erkeğin en temel aksesuarlarında sayılan kol saatleri o dönemlerde sadece kadınlar tarafından kullanılmış. Çünkü dönemin erkekleri kol saatini (bileziği andırdığından olsa gerek) kadınsı bularak reddetmiş. Bu durum 1. Dünya Savaşı ile değişmiş. Cephedeki askerlere dağıtılan kol saatleri onların eşzamanlı hareket edebilmesini sağlayarak cephede üstün konuma getirmiş. Bu kahraman askerler sayesinde kol saati de erkeklere ‘helal’ hale gelmiş.

Hem akıl hem estetik bir arada olamaz mı?

Bugün fırın panellerinden sokak tabelalarına kadar neredeyse her yanımız saatlerle bezeli. Hatta yakın geçmişte cep telefonları yüzünden saat takmayı bırakanlardan yola çıkarak kimileri kol saatlerinin çok yakında tarih olacağını bile iddia ediyordu.

Olayın pek de öyle olmadığını bir Kickstarter projesi olarak doğan Pebble gösterdi. Eric Migicovsky adlı bir girişimci e-mürekkep teknolojisini kullanan ekranlı akıllı saat konseptini hayata geçirebilmek için 100 bin dolar arayışına girdi. Hevesliler ona 10 milyon dolardan fazla para yatırdı.

Akıllı saat kavramını küllerinden doğuran Pebble sadece geçen sene 400 binden fazla sattı. Türkiye’de de ağırlama fırsatı bulduğumuz geliştiricisi Migicovsky’nin bu fikri Google Android Wear, Samsung Galaxy Gear ve Apple’ın iWatch kod adıyla üstünde çalıştığı (iddia edilen) akıllı saat konsepti gibi yepyeni ve hararetli bir pazarın fitilini ateşledi.

Android Wear serisi saatlere ait konseptler.

Android Wear serisi saatlere ait konseptler.

Cebimizde her şeye yeten, dev ekranlı cihazlar varken kolumuzda neden daha düşük özellikli bir şeyi taşımak zorundayız tam anlayamasam da ‘gadget olsun, çamurdan olsun’ diye de bir gerçek de var. Yoksa akıllı oldukları bahanesiyle çirkinliklerini bastırmaya çalışan o saatlerle kim heyecanlanır? Sahiden o kadar çirkin olmak zorunda mı o saatler? (Android Wear ve 2. seri Pebble’ı kısmen hariç tutuyor, umudumuysa Apple’a saklıyorum. Bazı hayaller gerçek olsa bile kafi oysa).

Tam da bu noktada FM bandından bağlandığı internetten topladığı bilgileri ekrana yansıtan, ekrandaki çubukları okuyarak bilgisayarla senkronize olan ve iki binli yılların başında beni gerçekten heyecanlandıran Microsoft’un SPOT saatlerini de anmadan geçemeyeceğim. 2003’te hayatımıza zamansız giren güzel bir fikirdi. ABD içine kısılınca harlanamadan söndü.

8 sene önce tanıtılırken yayınlanan reklam filmini seyredin de zamanlama denen şeyin nasıl önemli olduğunu görün.

Akıllı müşteri akıllı saat alır mı?

Ama ne yaparlarsa yapsınlar bu yeni nesil akıllı saatler sahiplerini asla tatmin etmeyecek. Çünkü hiçbiri gerçek bir saat gibi ömrü boyunca değerini koruyacak, sahibini gururlandıracak şeyler değil. Aksine bir sene sonra çok daha iyisi çıkacak, alanın gözünden düşecek, yenisi çıktığı anda eskisini değersizleştirecek ölü yatırımlar. Dolayısıyla hepsine yatırım değil; israf gözüyle bakabiliriz (İsrafın modern çağın en önemli insanlık hakkı olduğunu ve ekonomileri asıl ayakta tutan şey olduğunu unutmayalım).

Bir başka açıdan bakarsak; dijital platformda neredeyse her şey mümkün. Tansiyonunuzu da ölçer, televizyonunuzu da açıp kapatır, hava durumunu da söyler. Kol saati dünyasının asıl meselesi bu yüzden analog saatler. Sadece çarklar, zemberekler, titreşimler ve çıkrıklar kullanarak bir şeyler yapmak her babayiğidin harcı değil.

Son dönemde ilgimi çeken (ve muhtemelen asla bir tanesine sahip olamayacağım) birkaç örnek üstünden ne demek istediğimi anlatayım.

IWC'nin Portuguese Perpetual Calendar modeli işte böyle bir şey. Tıkla, büyüt, ayrıntılarda kaybol. Aynen benim gibi ;)

IWC’nin Portuguese Perpetual Calendar modeli işte böyle bir şey. Tıkla, büyüt, ayrıntılarda kaybol. Aynen benim gibi ;)

Bu yıl bir tanesine sahip olma fırsatı yakaladığım IWC ortaokul yıllarımdan bu yana hayran olduğum markaların başında geliyor.

En güncel serilerinden biriyse Portuguese Koleksiyonu. Bu koleksiyona ait (sadece 500 adet üretilen) Perpetual Calendar modeli kadranın üst kısmında dikkatinizi çeken bölümde Ay’ın hallerini ve rotasını sadece 12 saniyelik sapma payıyla gösteriyor. Dünya gözüyle incelemek isteyen meraklıları için satıştaki 500 adetten 4 tanesinin şirketin Nişantaşı mağazasında olduğunu hatırlatmış olayım.

Bilim, sanat ve zanaatın kesişimi

Portuguese Perpetual Calendar sahip olduğu mekanizmayla analog saatlerin klasik derdi olan tarih ayarlamayı tarihe gömüyor. 28, 30, 31 çeken ayları; hatta artık yılları dahi hesaplayarak otomatik güncelliyor. Bu sanıldığından çok daha zor bir görev. Öyküsünü yaratıcısı Kurt Klaus’tan dinleyelim.

“Yahu ne gerek var, elle düzeltiriz” demek mümkün elbette. Çoğumuzun da yaptığı bu zaten. Fakat bu gibi ayrıntılar işin mühendislik başarısını yansıtma açısından kesinlikle heyecan verici. Fiyatlara da yansıyor tabi ki.

Analog teknolojinin sınırlarına bakmaya devam edelim. Jaeger-LeCoultre imzalı Duomètre Sphérotourbillon konu açısından gayet bereketli modellerden biri. Tamamen el işi bu mühendisliğe hayran kalmamak mümkün mü?

Hipnotize edici, değil mi? Bu markanın Güneş yerine yıldız zamanını baz alan modelleri bile var. Hybris Artistica serisini incelemenizi tavsiye ederim. Üstündeki emeği görmeden tahmin etmek güç.

Daha da ötesi var. H1 modeliyle hidrolik kol saati kavramını hayatımıza sokan HYT’nin yeni serisi H2 gibi. İzleyelim:

Bir diğer ilginç modelse Breva’nın havayla (evet) çalışan Genie 02 Air serisi.

Kimi örneklerinin lüks ev bedeline denk fiyatlarını düşününce bu saatler ‘ömürlük’ kabul edilir (bir başka opsiyon da yüksek ilk bir giriş bedeli ardından -nispeten- küçük farklar ödeyerek model yükseltmektir. İkinci el lüks kol saati pazarının kökü de buna dayanır). Ülkemizde malum sebepten dolayı Twitter’da trend listesine bile giren saat üreticisi Patek Philippe’in Başkanı, bu ilişkiyi uzun uzun anlatıyor.

https://www.youtube.com/watch?v=3cgh83Yste0

Özetle bu cihazların geçtim tamirini; bakımı bile uzmanlık gerektiren türden.

Lüks saat muhabbeti bitmez, böyle yazar dururum. Ama -nispeten- makul seviyede de ilginç şeyler olmuyor değil. Sıkıcı bir uçak yolculuğunda dergileri karıştırırken denk geldiğim Swatch Sistem 51 gibi mesela. Kendine has 17 patente sahip bu model sadece 51 parçadan oluşuyor. En önemli özelliğiyse Swatch’un neredeyse standardı haline gelen pilli yapısının aksine kurmalı (90 saat kapasiteli) oluşu.

Henüz bir örneğini görmedim, kullanmadım, Türkiye’de satılıyor mu ve fiyatı nedir bilmiyorum ama aklımın bir kenarına yazdım, ilk fırsatta bakacağım.

Bir başka yazıda da yeni tanıştığım saat dolabı dünyasına gireyim diyorum. Yüz binlerce liralık saatlerin çekmecelerde saklanacağını düşünmüyordunuz, değil mi?

Neyse ki zenginin malı var da bizlere konuşup yazacak bir şeyler çıkıyor.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

17 Responses to Akıl saate değil insana gerek

  1. umut 14/06/2014 at 22:10 #

    Serdar Bey, 24 kadranlı saatler ilginizi çekebilir. Bende inanilmaz derecede istek uyandıriyor, ancak henüz temin edemedim. :)

    • Ipek AG 15/06/2014 at 02:14 #

      24 saati göstermeyen saati saat kabul etmiyorum zaten. Hatta yelkovansız olacak. ;)
      Bende iki tane var,üstelik pebble’m de de harika bir 24 saatlik tek ibreli kadran uygulamasını kullanıyorum.

  2. Online SAATÇİ 14/06/2014 at 22:15 #

    Gerçek yok böyle saat dedirten videolar

  3. Mert Bulan 14/06/2014 at 22:18 #

    Akıllı saatler konusunda ben de sizin gibi düşünüyorum. Telefonda olan özelliklerin aynısının daha ufaltılmış bir versiyonunu kola takmak pek de mantıklı gelmiyor.

    Diğer yandan umudunuzu Apple’dan yana saklamanız konusunda haklı olduğunuzu düşünüyorum. Çıkan birçok habere, şirket satın almalarına ve eleman işe alımlarına göre Apple’ın şuan piyasadakilerine benzer şekilde bir akıllı saat yapmak yerine sağlık ve spor konusuna odaklanmış bir saat üzerinde çalıştığına dair gelişmeleri yakından takip ediyorum. Bu gelişmeler sonucunda ise karşımıza şöyle bir akıllı saat çıkıyor;

    – Hareket ya da güneş enerjisiyle şarj olma
    – Kan atış hızı ve basıncını, şeker seviyesini (şeker hastalarının sürekli ölçmesi gereken bir şey), kandaki oksijen seviyesini, vücuttaki su oranını ölçme
    – Uyku aşamalarını takip etme ve bu sayede doğru zamanda sizi uyandırma
    – Adım sayma ve spor sonrası yakılan kalori bilgisi verme

    Tabi bu özelliklerin bir kısmı diğer akıllı saatlerde bulunuyor. Ancak ilk iki özelliğin iWatch’un diğerlerinden ayıran önemli özellikleri olacağını düşünüyorum. Tabii bunlar şimdilik sızan bilgilerden var olacağı düşünülen özellikler, bunların yanında başka özelliklerin de olması mümkün. (ya da bu özelliklerin olmaması)

    Bu arada iWatch hakkında ayrıntılı haberleri takip etmek isteyen varsa şu adresten takip edebilir: http://www.applefanatigi.com/tag/iwatch

  4. Ethem 14/06/2014 at 22:35 #

    swatch otomatik modelleri birden cok. Sistem51 Turkiyede satista degil, Isvicre harici bir kac ulkede satista.

  5. Mesut 14/06/2014 at 23:19 #

    IWC sahibi olup yazının sonunda zenginleri başkaları gibi lanse etmek. Çok mütevaziniz amirim.

  6. d harfi 15/06/2014 at 01:13 #

    Amirim, affına sığınarak: “Köstek” cep saatinin kapağı değil, saati yeleğe bağlayan zincire deniyor. “Köstekli saat” zincirli saat oluyor yani. Bu yüzden dilimizde “köstek olmak” diye bir deyim var. Selam…

  7. 3ayak 15/06/2014 at 10:44 #

    bilinen ilk kol saati macaristan kontesi koscowicz için Patek Philippe tarafından 1868 yılında üretilmiş. yüksek adetli kol saati üretimi ise Girard-Perregaux tarafından 1880’li yıllarda alman ordusu için yapılmış; erkek, kol saatiyle flört için 1. dünya savaşını beklememiş denilebilir.
    swatch sistem51, şirketin ilk otomatik ya da elle kurulan saati değildir; irony serisinde otomatik swatch modellerine rastlayabilirsiniz. sistem51, 51 parçalı, 5 modüllü tamamı makineler tarafından üretilen bir saat olması ve 90 saatlik güç rezervi sayesinde swatch için bir ilk olabilir. çevrimiçi satışı olmayan bu seri ilk önce sadece isviçre’deki bazı swatch butiklerinde satılırken şimdi avrupa’nın başka yerlerinde de satılmakta.
    mekanik saat denilince akla gelen isviçrelilerin bir çoğu modifiye eta makinelere bel bağlamış durumda. isviçre saatçiliğinin quartzı olarak anılan eta, isviçre mekanik saatçilik gelişminin geleceğini garanti altına almak ve piyasa fiyatlarını yukarı çekmek için üretim miktarını açıklayacağını açıklamıştı.
    tam da burada ev üretimi(in-house manufacturing)’nden de bahsetmek gerek fakat o da başka bir yazının konusu olmalı.
    isviçre saatçiliği mekanik saat için ne kadar önemliyse bir alman saatçiliğini de atlamamak gerek. almanya’da a.lange & söhne gibi bu işin en üstünde yeralan bir marka olduğu gibi glashütte original, nomos gibi daha makul fiyatlı örneklere de rastlamak mümkün. bir swiss made kolay olunmuyorsa glashütte olmak da hiç kolay değil.
    isviçreli örnekleriyle benzer mekanizmalar kullanan uygun fiyatlı ve iyi işçiliğe sahip steinhart, archimede, stowa, sinn gibi markalar da alman saatçiliğine örnek teşkil edebilirler, sınırlı üretimleri ve iyi işçiliğe sahip oris gibi bazı isviçre markaları da bütçesi dar mekanik saat meraklıları için ilaç olabilir.
    mekanik saat sahibi olmak bambaşka bir tutku ve bu tutukuyu yaşatmak için ille de çok paraya ihtiyaç yok, bakınız sistem51. ayrıca üst seviye bazı saatlerin bile ikinci elde çok ciddi değer kaybettiğine dikkat çekmek gerek, giriş seviyesi saatlerin yerlerde sürünen ikinci el fiyatları da bu işe gönül verenler için bulunmaz nimet.
    ille de birinci el olsun derseniz vulcain gibi in-house üreticilerin bazı modellerinde %50 indirim yaptığına şahit olabilirsiniz. bir çok orta seviye lüks saat üreticisi de peşin alımlarda %25 gibi indirim uygulayabiliyorlar, çeneniz kuvvetli olmasa bile iwc gibi bir markadan bile %10-15 indirim almanız işten değil.

  8. Murat 15/06/2014 at 11:26 #

    Tarih kısmını okurken istemsiz olarak bilgisayarın tarihine baktıktan sonra saatimin tarihi doğrumu diye kontrol ettim. :( Bu arada cep telefonuna ek olarak bir çok insan için saatler, işte bilgisayarın saati, eve dönerken arabanın/otobüsün/servisin saati, evde televizyon kanalının saati. :(

  9. mrtcvk 15/06/2014 at 14:33 #

    Saatin bir kere pil derdi olmayacak bugünlerde ben cep telefonlarının bataryaj ömründen gına geldi.Buna birde saatleri ekleyemem.Bazı şeyler klasik olarak devam etmelidir.

  10. Berkay 17/06/2014 at 21:18 #

    amirim muhtemelen görmüşsünüzdür biliyorsunuzdur ama bu saati de eklemek istedim buraya,, diğer akıllı saatlerden ayrılıyor biraz diye düşünüyorum

    http://www.youtube.com/watch?v=ndycU_dUHNQ

  11. Kerem 23/07/2014 at 11:23 #

    “Benim bulgularım ise bir saatin akıllı olabilmesi için tüketicinin beynindeki ile uyuşması gerektiği şeklindeydi. Tüketicinin beynindeki zaman kavramı ile ilgili kodlara uyulması gerekiyordu.”

    http://selimtuncer.blogspot.com.tr/2014/01/bir-lekenin-iki-cizginin-dort-noktann.html

  12. Betül Zer 28/01/2016 at 21:59 #

    Swatch System 51 saatler için tüm mekanizmayı tek bir vida tutuyor diye lanse ettiler. Ancak görünen o tek vida rotorun vidası. Tüm mekanizmada kullanılan sabitleme aracı ise vida değil, vidaların olması gereken yerlere yapılan plastik puntalar. Çoğu hassas parçası da plastik. Doğal olarak bu handikaplar saatin bakımını ve tamirini zorlaştıran etkenler. Yazınızı okuyup System 51 hakkında düşünenler için de bir ek bilgi vermiş olmayı istedim. İyi çalışmalar dilerim.

Trackbacks/Pingbacks

  1. Akıl saate değil insana gerek | Baris Ergul | [email protected] - 17/06/2014

    […] Kaynak […]

  2. Haftanın Özeti: 17 - M. Serdar Kuzuloğlu - 22/02/2015

    […] çıktı. 250 dolar (Activite‘yi de unutmamak gerek). Akıllı saatlere meraklılar için bir yazımı da araya […]

  3. Haftanın Özeti: 17 - Dünya Halleri - 24/02/2016

    […] çıktı. 250 dolar (Activite‘yi de unutmamak gerek). Akıllı saatlere meraklılar için bir yazımı da araya […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim