Web uygulamaları LEGO’ya dönüşebilir mi?

Eğer bir web hizmeti yaratma süreci doksanlı yıllardaki gibi kalsaydı, emin olun bugün internet bunun dörtte biri kadar bile gelişemezdi. Bugün aşağı yukarı ne yapmak isterseniz hazır çözüm sunan bir kaynak / hizmet var.

Kişisel ya da kurumsal bir sayfa mı hazırlayacaksınız, basit ya da ayrıntılı bir blog mu açacaksınız, fotoğraf galerisi mi kuracaksınız, şarkılarınızı mı paylaşacaksınız, sevdiğiniz şarkılardan oluşan bir müzik sitesi mi istiyorsunuz, video blogu mu yapacaksınız; hiç sorun değil. Aklınıza gelene yönelik çözümü bulmanız için biraz arama yapmanız yeterli. Üstelik bütün bu parçaları başka bir siteye taşımak ya da hepsini bir başka yerde birleştirmek çocuk oyuncağı.

Yaptığınız işi kod yazma aşkı değil de bir şeyi ortaya çıkartma heyecanı olarak tanımlıyorsanız buyrun devam edelim.

Doksanlı yılların prosedürü belliydi: domai bul, hosting firması ara, server seç, kullanacağın dilleri belirle, varsa hazır paketler içinde kendine uydurabileceklere bak, siteyi tasarla, kodla, kodu tasarıma oturt, tarayıcı testleri yap, açık teste geç, sunucunun ince ayarlarını yap…

Bunlar artık webde ses çıkartmak isteyenin ‘mecbur olduğu’ şeyler değil.

Hazır kütüphanelerin avantajları

Dün bir proje için Google’ın font hizmeti aklıma geldi ve biraz kurcalayayım dedim. Yaptığı şey font yaratıcılarının yarattığı karakterleri sitelerinizde kullanmanızı sağlamak. İndirmek ücretsiz değil ama bir satırlık kodla sitenize eklemeniz bedava. Türkçe desteği hepsinde yok ama bir kısmı uyumlu.

Google Font Directory hizmetinde kullanmak istediğiniz yazı karakterinin üstüne tıklayıp çıkan tek satırlık kodu sayfanıza yapıştırmanız yeterli.

Yani sayfalarınızda kullanmayı tercih ettiğiniz fontu sayfadaki bir satır kodu yapıştırarak kullanabiliyorsunuz. Güncelleme derdi bile yok; hepsi haberiniz bile olmadan kendisini güncelliyor.

Google’ın benzer hizmetlerinden biri script kütüphanesi. Burada jQuery, script.aculo.us, prototype hatta Yahoo! User Interface Library gibi JavaScript kütüphanelerini sayfanıza Google üstünden aynen fontlardaki gibi bir satır yapıştırarak ekliyorsunuz. (Konuya yabancı olanlar için; bu kütüphaneler çoğu zaman sitenizin açılma hızını düşürür. Olmasa bile dışarda tutulması sizin sunucunun üstüne binen yükü ve sitenin harcadığı bant genişliğini azalttığı için her zaman daha avantajlıdır.)

Hatta isterseniz uygulamanızı tamamen Google üstünde çalıştırmanız bile mümkün.

Daha hızlı bir web için

Google bu kaynakları sayfanızı açanlara kendisi gönderdiği (ve bunu son derece güçlü bir altyapıda kesintisiz sunduğu için) performansınızı yükseltiyor.

Gerçi hakkını yemeyelim Google’dan çok önce Yahoo bu işe el attı ve çok daha derli toplu, en az Google kadar faydalı bir kaynak ortaya çıkardı. Ama Yahoo olunca un-cool oluyor anlaşılan. (mesela bir siteniz varsa ve Yslow adımlarını uygulamadıysanız ne anladım ben o site sahipliğinden? Küçüğü büyüğü de yok hem)

Google bununla da yetinmeyerek Sites hizmetinde barındırma (hosting) hizmeti de sunarak görsel editörlerle, hazır temalarla wikilerden sitelere kadar pek çok şeyi birkaç tıkla yaptırıp yüz binlerce widget arasından istediğinizi yine sayfanıza ekleyip kullanmanızı sağlıyor. Daha ne kadar kolay olabilirdi? (Bir de W3C uyumlu olsalar?)

Peki Google bunu neden yapıyor? Çünkü Google’ın bütün derdi webi hızlandırmak. Bir yandan kendi arama sonuçlarını geliştirmek için daha düzgün yapılı ve anlaşılır siteler yapmamız için bizi teşvik ediyor, bir yandan da daha hızlı açılan sayfalar sayesinde daha çok reklam göstermeyi garanti etmek istiyor.

Diğer yandan benim için (bilgiyi kendi içine hapseden, despotik ve kullanıcı tavsiyelerine kapalı tavrıyla) internetin en tehlikeli girişimi olarak ilerleyen ve korkutucu derecede başarıya ulaşan Facebook, birçok kullanıcı için site kayıt sürecini oldukça basitleştiren hizmetini hayli geliştirdi. Böylece sadece Facebook kullanıcı adı ve şifrenizle bir siteye kaydolurken o sıkıcı ayrıntıları tek tek girmek zorunda kalmıyorsunuz. Üstelik benim de bu blogda kullandığım birçok benzer hizmet de cabası.

Bu sayede birçok bilgi kayıt formuna ve kayıt olduğunuz siteye otomatik olarak giriliyor.

Facebook bu sayede kendi hizmetini bütün web için faydalı hale getiriyor ve elindeki gücün bir kısmını paylaşmış oluyor.

Peki yarın ne olacak?

Şimdi esas meseleye gelelim. Bü gidişin sonunda bütün bu hizmetleri ortak standartların da yardımıyla aynen bir LEGO gibi birleştirip parçalayabilir, yeniden bir şeyler çıkarabilir miyiz dersiniz? Yani bilişimin DE kökeninde yer alan hack kültürünü webe uyarlayabilir miyiz bir gün?

Uğraşanlar bilir; hangi yıla, hangi sete ait olursa olsun bütün LEGO parçaları birbiriyle uyumludur. Böylece arkadaşınızdan aldığınız bir parçayı çocukken oynadığınız bir sette kullanabilirsiniz.

Web de böyle olsa güzel olmaz mıydı?

Youtube için bir kullanıcı tarafından hazırlanmış Pipes uygulaması

Yukarıda gördüğünüz Yahoo Pipes hizmeti benzeri sitelerin fonksiyonlarını görsel araçlarla toplayıp ortaya ‘meshup’ hizmetler çıkartacağımız günler gelecek mi dersiniz?

Örneğin bir mobil uygulama hayal edelim.

Facebook ile kayıt olup kullandığımız; Foursquare ile konum bilgimizi alan ve bunu Google Haritalar üstünde bir resme dönüştürüp Flickr ile rötuşlayan ardından konum bilgi ve resmimizi Twitter API’si yardımıyla paylaşan, ardından yine Facebook’tan topladığı ilgi alanlarımıza yönelik varsa civarımızdaki mekanları Mekanist gibi kaynaklardan da derlediği bilgilerle Google ve Foursquare kayıtlarından çekerek ekranımıza getiren; yapacaksak rezervasyon için Rezztoran benzeri yapıları bize çaktırmadan kullanan; yine Facebook, Twitter, Foursquare, Google Contacts ve benzeri sosyal ağlardaki arkadaşlarımızın paylaştığı lokasyon bilgilerinden yola çıkarak yakınımızda olanların yerini ekrana taşıyan bir uygulama fena mı olurdu?

Düşününce yukarıdaki uygulama bugün zaten mümkün. Mobil uygulama hazırlamak bunca kolaylaşmışken üstelik. Ama yine de hatırı sayılır miktarda API tecrübesi gerektiriyor. Değişen yapılar ve standartlar da cabası. Ama mümkün işte!

Gelecekte herkesin aklına gelen güzel fikirleri böyle sürükleyip bırakarak yarattığı, hatta sonrasında Mac ya da Google Appstore ya da bu sene çıkacağını tahmin ettiğim Windows emsalinde herkesin ücretli ya da ücretsiz kullanımına açtığını düşünsenize? Bence çerçöpün ötesinde HARİKA fikirlerle bezeli şeyler görürdük.

Bugünkü sorun web hizmetlerini  harika fikirlere sahip olanların değil, fikirlerini çözüme çevirebilecek teknik bilgiye sahip olanların sunuyor olması.

Ama bu düzen değişecek.

, , , , , , , , , , , ,

7 Responses to Web uygulamaları LEGO’ya dönüşebilir mi?

  1. Safa 31/01/2011 at 00:10 #

    “Bugünkü sorun web hizmetlerini harika fikirlere sahip olanların değil, fikirlerini çözüme çevirebilecek teknik bilgiye sahip olanların sunuyor olması.”

    bu söze katılıyorum. bir gün herşey değişecek.

  2. Digital Dünyam 31/01/2011 at 00:29 #

    puzzle da denilebilir, teknik bilgi ile bir başka dünya oluşturulabiliyor…

  3. Emrah TOY 31/01/2011 at 00:43 #

    Tüm bunlar için bilginin paylaşımı teriminin tam layıkı ile yerini buluyor olması gerekli. Semantic dediğimiz yapının geliyor olmasıda biraz buna dayanmıyormu neticede. Bilginin edinilmesi, değerlendirilmesi ve ürüne dönüştürülmesi mantığını gerçeğe çevirme çabası ancak o bilginin ulaşılabilir ve anlaşılabilir olması ile gerçek olabiliyor. Şimdi ben istesem sizce yemeksepeti.com kurumsal kullanıcılarının geolocation bilgilerini paylaşırmı ? Eğer paylaşmıyorsa bu bilgiyi bir şekilde web sayfalarından koparıp alsam bu ne kadar yasal olur ?… Büyük balıklarında sorumluluklarını bilmeleri ve geleceği görmeleri gereken bir noktaya yaklaşıyor olmakdan bende mutlu ve umutluyum, umarım bu yazının devamı gelir.

  4. Poz 01/02/2011 at 12:48 #

    Yarın olacaklardan eminsek ne yapacağımızı planlamamız gerekir sanırım.

  5. Oğuz Güven 10/02/2011 at 22:57 #

    Serdar Bey (ağabey demeyi tercih ederim) sizi sık kullanılanlarıma ekledim.Harikasınız:)

  6. emre 18/04/2011 at 14:36 #

    google ın her yanı lego

  7. Remzi Binar 01/11/2011 at 17:45 #

    Tam anlamıyla websitesi olmasada, yayıncılık anlamında sanki “facebook pages” yazınızda anlattığınız mantıkta ilerliyor… üstelik kimi zaman bir websitesinde kısa zamanda ulaşamayacağınız düzeyde ziyaretci kitlesiyle.

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim