İnternet girişimcilerine dost tavsiyeleri

Girişimcilik Türkiye’nin yabancı olduğu kavramlardan değil. Hatta bir dönem Anadolu Kaplanları kalıbıyla yoğun olarak harlanan bir konu. Anadolu Kaplanları sanayi ve üretim ağırlıklıydı. Atölyeler, fabrikalar kurdular; yüzlerce, binlerce işçi istihdam ettiler; ürettiler, ihraç ettiler. Memleketin o dönem en çok ihtiyaç duyduğu şeyleri: tesisleri, istihdamı ve dövizi yarattılar.

Fabrika

Web tarafında ise özellikle ABD’de daha sakalları bile çıkmadan milyonlarca doları cebe indirenlerin heyecanıyla farklı bir girişimci modeli gelişti. Genç, internetle yaşayan, boşlukları zamanında gören, hızlı hareket eden ve gecesini gündüzünü bu yolda geçiren bir kitle…

Dünyanın en yoğun genç nüfusuna sahip ülkelerden biri olarak bu dalgadan etkilenmememiz düşünülemezdi. Biraz rakamlara bakalım:

  • 2008 nüfus sayımına göre 71 milyon 517 bin 100 kişilik bir ülkeyiz.
  • Kişi başı gelirimiz 9 bin 333 dolar. (Türkiye İstatistik Enstitüsü)
  • 20-24 yaş arası 6 milyon 256 bin 558 genç var.
  • 25-29 yaş arası 6 milyon 518 bin 837 genç var.
  • Okul çağında 18 milyon genç var.
  • Üniversiteye girebilmek için 2009 yılında ÖSS sınavına 1 milyon 350 bin 124 öğrenci başvurdu.
  • Katılanların içinden 1 milyon 229 bin 800 kişinin sınavı geçerli sayıldı.
  • 30 bin genç üniversite sınavından SIFIR aldı.
  • Her yıl liselerden 730 bin, 143 üniversitelerden 430 bin genç mezun oluyor.
  • Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 26,5 !!!
  • 15-64 yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfus, toplam nüfusun yüzde 66.9’unu oluşturuyor.
  • 27 milyon 191 bin kişi işsiz var.

Şimdi bu rakamları Türkçe’ye uyarlayalım:

  • Çok kalabalık bir ülkeyiz.
  • Zengin değiliz.
  • Dev bir genç nüfusumuz var.
  • Eğitim kalitemiz düşük.
  • Birçokları için üniversite bir ümit kaynağı.
  • Ancak üniversiteyi bitirmek hiçbir şeyin garantisi değil.
  • Her sene yüzbinlerce mezun yaratan genç nüfusun neredeyse üçte biri işsiz.
  • Bütün işsizlere iş bulabilme gibi bir seçenek matematik olarak yok.

Bütün bunları düşündüğümüzde genç nüfusun internette bir şeyler yaparak kefeni yırtma çabasını anlayışla karşılamak gerekiyor. Çok az umuda sahip bir toplum için gençlere en çok fırsatı sunan ortamın cazip gelmeyeceğini düşünmek saflık olur.

Ancak sorun şu. Biz avların değil, hep avcıların hikayelerini dinliyoruz. Bu yüzden hep başaranlara odaklanıyoruz. Gözümüzü alan birkaç tane başarı örneğinin gerisinde binlerce, on binlerce hezimeti, mağlubiyeti, kaybedeni görmüyoruz. Oysa bir konuşmamda değindiğim gibi asıl bizim odaklanmamız gereken onlar. Yani kaybedenler. Neden kaybetmişler, nerede hata yapmışlar, neyi öngörmemişler…

Kaybedenlerin öyküsü bir girişimci için kazananlarınkinden çok daha önemlidir.

İki kalas, bir heves

İki kalas, bir heves

Peki ben bu konuda ahkam kesecek durumda mıyım?

En azından bir parça.

Bilmeyenler için ben 1995 yılından bu yana bilişim ve teknoloji konusunda uzmanlaşmış bir gazeteciyim. Bu süreç içinde birçoklarından daha önce yakın gelecekten haberdar olma, inceleme, analiz etme ve paylaşma imkanına kavuştum. Google’dan Sahibinden.com’a kadar yüzlerce girişimin kuruluşuna, gelişimine (ve bazılarının batışına) şahitlik ettim. Kurucularıyla tanıştım. Ülkelerinde merkezlerini ziyaret ettim. Görüş alışverişleri yapma fırsatı buldum.

Bu süreç içinde bir küçük web girişimim de oldu ama hep gazetecilik ağır bastığı için devam etmedim, sessizce kapattım. Zaten şahsi heveslerdi; tasarımdan kodlamaya, pazarlamadan desteğe kadar her şeyi ben yapıyordum (tipik bir Türk modeli). Bir şey olmayacakları belliydi. İddiaları da yoktu.

Birçok yüksek trafikli medya sitesini kurdum, yönettim. Son olarak da Doğan TV Holding’in bu konulardaki en üst düzey yöneticiliğini yaptım. Bu ölçekteki kurumlarda bir şey yapılamayacağını görünce de istifa ederek kendi şirketimin başına geçtim. Radikal gazetesinin ilk gününden bu yana hazırladığım teknoloji ve internet trendleri sayfamı hala devam ettiriyorum.

Yaklaşık 2 sene önce de kurduğumuz MYK Medya bugün Televidyon, Yahoyt, Kaybolduk.biz , Ayakustu.TV ve Alkışlarla Yaşıyorum adlı markaların yanısıra arka tarafta birçok yaratıcı işe imza atan bir şirket. Kefeni de yırttığını düşünüyorum. 16 kadrolu çalışanı ve dışardan telifle çalıştığı birçok kişi bulunan bir yapının bir şeyleri başardığını düşünmek haksızlık olmaz. Üstelik hiçbir yatırım almadan ve müşterilerine sunduğu hiçbir hizmetten ücret almadan bu yapıyı sürdürmek gerçekten kolay iş değil. (Öyküsünü benim ağzımdan izlemek ister miydiniz?)

Eski ofisimizden bir kesit.

Eski ofisimizden bir kesit.

Etrafımda web yatırımı yapmayı planlayan birçok genç var. Geliyorlar, fikirlerini anlatıyorlar, kimisi destek istiyor, kimi fikir arıyor. Hepsine elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyorum. Hepsinin heveslerini çok saygıdeğer ve anlaşılır buluyorum. Ama yukarıda da değindiğim gibi kafalarında yanlış rol modelleri ve yetersiz birikimle yola çıktıkları için hayalkırıklığı da kaçınılmaz oluyor. Çok istisna durumlar dışında…

Şimdi tavsiyelerimi sıralayayım:

  • İş hayatında tecrübeniz yoksa sakın kendinize ait bir işe girişmeyin: Önce girin bir yerlerde çalışın. E-ticaret yapacaksanız bir tüccarın yanına gidin, boğaz tokluğuna çalışın. İçerik üretecekseniz, bu işi iyi yapan yerlerde bulunup o işin inceliklerini öğrenin. Ne yapacaksanız yapın, önce o konunun ‘puştluklarını’ belleyin. Yoksa karşınıza çıkan dişli bir rakip kısa sürede silkeler atar. Ya da zaman kaybettirir. Bir işte çalışmak size işyerlerindeki olumlu, olumsuz şartlar konusunda da fikir vereceğinden kendi şirketinizdeki kararlarınız için faydalı olur.
  • İşe kimle giriştiğinize dikkat edin: Nasıl bir ekip kuruyorsunuz? Kim hangi işi yapacak? Kim neyi yapmaya muktedir? Siz ne yapacaksınız? Tercihen arkadaşlarınızla işe başlamayın. Ya da şöyle düzelteyim; sadece arkadaşınız, kafa denginiz olduğu için biriyle bir şeye başlamayın. İş yaşamı başkadır. Zor ve para oyunu bozar. Örneğin yarın bir gün o arkadışınızı işten çıkartmak zorunda kalabilirsiniz. Yapabilir misiniz? Arkadaşlığınız bozulur mu? Arkadaşlık bozulmasın diye işe devam etmeyi göze alabilir misiniz?
  • Türk insanı tembeldir: Çok ırkçı ve peşin hükümlü bir tespit gibi gelmiş olabilir ama nedense hiç ‘Türk insanı çalışkandır’ diye bir genelleme yapasım yok. Bir Almanın, Japonun, Korelinin çalışma şeklini gözlemleme fırsatınız olursa ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Biz çalışmayı çok seven bir millet değiliz. Bu yüzden genellikle sizin de ekibiniz böyle olacak. Sohbet etmeyi, web sitelerinde geyik yapmayı, haber sitelerinde vakit öldürmeyi, oyun oynamayı her zaman iş yapmaya tercih edecek. Bunları nasıl göğüsleyeceksiniz? Bu şartları nasıl lehinize çevireceksiniz? Onları nasıl sizin için, sizin kadar inançla çalışır hale getireceksiniz?
  • Bulaşık yıkayabilir misiniz? Kendi şirketinizi kurduğunuzda kimi zaman başkalarının bulaşığını yıkamak, tuvaleti temizlemek, çay-kahve servisi yapmak, marketten alışveriş yapmak, boya badanayla uğraşmak, ağ kabloları çekmek, telefonlara cevap vermek gibi normalde akla gelmeyen birçok şeyi bunları yapacak birini alabilecek duruma gelinceye kadar siz yapmak zorunda kalacaksınız. Bunlardan gocunur musunuz? Ben zorlanmıştım örneğin.
  • Parasız ne kadar dayanabilirsiniz? Türkiye’de para kazanmak zordur. Parayı kazandığınızı düşündüğünüzde bile tahsilat bile sürprizlere gebedir. Sözleşmeli ödemelerinizi bile alamayabilirsiniz. Ben MYK Medya’da kendime belirlediğim sabit bir maaş ve yıl sonu kazançtan kar payı olarak gelir elde ediyorum. Maaşımı geç aldığım; hatta alamadığım aylar oldu. Ekibe maaş verebilmek için bundan feragat etmek zorunda kaldım. Siz de böyle bir durumda kalabilirsiniz. Hiç başıma gelmedi ama hiç maaş veremez durumda kalabilirsiniz. Böyle bir durumda cephaneniz ne kadar yeterli? Çalışanlarınız bu tip bir durumda size kredi verir mi? Yoksa filikalara binip gemiyi terk mi ederler?
  • Türkiye’de web alanında risk yatırımcısı yok: Yurtdışında milyonların uçuştuğu pazarlar aklınızı çelmesin. Türkiye’de o tip yatırımcı yok. Bizde genelde sitenin tamamını ya da çoğunluğunu satın alıp projeyi kökten kurutanlar ya da çok az parayla çok şey almaya programlananlar var. Yatırımcı olduğunu iddia edenler de zaten para kazanıp kendi yağıyla kavrulması garanti sistemlere para aktararak kendi riskini azaltıyor. İstisnalar olabilir ama bunlar size kaide olmasın. Burada kendi başınıza ayakta durmanız gerekiyor.
  • Türkiye’de reklam pastası yok: Türkiye’nin online reklam dünyası henüz emekleme çağında. Google çorbadan kepçeyle pay alıp kaşıkla bize dağıtıyor. Dolayısıyla Google reklamlarından gelecek parayla ancak öğle yemeklerinizi garanti edebilirsiniz. Geri kalanın büyük bölümünü dev medya şirketleri ve portaller alıyor. Reklam satış ağlarının temsil ettiği büyük sitelerin payını da düşünce size pastanın ezik büzük bir dilimi kalıyor. Buna da pek bel bağlamayın çünkü binlerce siteyle paylaşacaksınız onu da. İyi ilişkileriniz yoksa reklam gelirini unutun. Benim bu tip ilişkiler ağım olmasaydı şirketi kurmam bile söz konusu olmazdı. Yukarıda saydığım markalar da bir hayal olarak kalırdı. Bu ‘öncü destekçiler’ genellikle reklam destekli modellerde her zaman, her ülkede ve her mecrada olmuştur. Bize has bir şey de değil.
  • Vergi ve hukuk sistemini iyi öğrenin: Türkiye birçok alanda en yüksek vergilerin alındığı ülkelerden biri. Hangi konuda ne kadar vergi vereceğinizi iyice öğrenin. Bir sene 100 lira kazanıp bunun sadece 20 lirasının size kaldığını görebilirsiniz. Harçlar, aidatlar, vergiler derken neye uğradığınızı şaşırabilirsiniz. Hukuk için de aynı şey geçerli. Neye hakkınızın olduğunu, neye olmadığınızı çok iyi öğrenin. Çalışanlarınızın ve onlara karşı sizin haklarınızı da… Gerekiyorsa iş ortaklarınız ve personelinizle sözleşmeler yapın. İyi bir muhasebeciniz ve avukatınız olsun.
  • Markalarınızın patentini alın: Ülkemizde en çok ihmal edilen konulardan biri. Çok düşük bedellerle geleceğinizi garantilersiniz. Ya da biri sizin adınıza bunu yapıp hayatınızı kabusa çevirir.
  • Sürdürülebilir bir planınız olsun: Dönemsel çıkışlar, fırsatlar ve kazançlar aklınızı karıştırabilir. Yaptığınız işi büyütemeseniz de olduğu şekliyle her zaman korumaya çalışın.
  • Şirkete yatırımdan vazgeçmeyin: Türk girişimcisinin maddi anlamdaki başarısını sektörüne göre aldığı Mercedes ya da Porsche’sinden anlayabilirsiniz. Bunun için telaşa gerek yok. Şirketin ihtiyaçları asla bitmez. Önce size bu imkanı sunan yapıya bedelinizi ödeyin, sonra Porsche’ye de binersiniz Maserati’ye de…
  • Para kazanmaya odaklanmayın: Para denilen şey düşük maliyetlerle, uzun süre, inandığınız bir fikre yapacağınız yatırımın sonunda gelebilir. Anında parayı bulmak istiyorsanız muhtemelen aklınız yettiği kadarıyla tespit ettiğiniz başarılı modelleri taklit etmekten öteye gidemeyeceksiniz. Bu şansınızı iyice düşürür.
  • Büyük ihtimalle başaramayacaksınız: Bu ihtimali hiçbir zaman unutmayın. Kimi zaman başaramadığınız 5 sene sonra ortaya çıkabilir. Buna hazırlıklı olun. Dünyanın sonu da değil. Birçok başarı öyküsünün arkasında başarısız denemeler vardır.
  • Kimseden destek beklemeyin: Türklerin başarılı insanlara sempatiyle bakmadığını biliyoruz. Sizin için de bu geçerli olacak. Bir şeyleri başarmaya başladığınızda eleştirilmeye, dedikodular duymaya, hatta arkadaşlarınızın bile size tavır aldığına şahit olacaksınız. Bunları hazmetmeye hazır olun. Kafanızı takarsanız, işinizi unutur, batarsınız. İşteki başarı matematik olarak ölçülebilen bir kavramdır. Etrafınızdaki hasetlerin verileri eksikse, doğruları yansıtmıyorsa takmayın.
  • İşinizi yapın: Türkiye’de benim gözlemlediğim en büyük sıkıntı web girişimcilerinin orada burada buluşup sohbet etmekten, toplantılara, seminerlere katılmaktan işiyle uğraşacak vakit bulamıyor oluşu. Konuşmanın sonu yok ama lafla da peynir gemisi yürümez. Üstelik akıllı hiçbir girişimci de sırlarını uluorta paylaşmaz. Herkes birbiriyle rakip ve ticaret denilen şeyin dostlukla arası pek yok. Onun, bunun ne yaptığını bırakın. Kendi işinize ve hedeflerinize odaklanın.
  • Girişimci olmak zorunda değilsiniz: Bir girişimcinin hayalleriyle yaşadığı arasındaki farkı önceden kestirebilmek güçtür. Aybaşında kirayı ve maaşları çıkarmak, vergilerden ve masraflardan kalanla gelişmeye devam edebilmek, rakiplerle boğuşmak, sürekli bir başarı baskısı altında günleri devirmek herkesin kaldırabileceği bir stres değildir. Yapmaktan hoşlandığınız bir işi kabul edilebilir bir maaşla yapabildiğiniz yerler kimi zaman hayatınızın en ideal formu olabilir. Girişimcilik bir anlamda hayatınızdan, ailenizden, sağlığınızdan bir şeyleri gönüllü olarak feda etmektir. Üstelik bedelini her zaman alamayabileceğiniz bir kumardır.

Bütün bu maddeler gözünüzü korkutmuş olabilir. Belki de böyle olması gereklidir. Ama bu listenin birçoğunda ibre sizden yanaysa ve kafanızda bir şeyler yapmak varsa, sakın çekinmeyin. Kolları sıvayın ve başlayın. Hayat çok kısa ve çoğu zaman denemek için ikinci bir fırsatınız olmayacak.

Ve unutmayın, bir şirketin oturması 2 yıldan az sürmez. Piyasada tanınması, çalışanların birbirine alışması, sistemin büyük hatalardan arındırılması, markanın oturması, mali dengenin kurulması ve algının yerleşmesi gibi konular bundan önce bitecek şeyler değildir. Sabırlı olun.

Yukarıdaki listenin uzun yıllara dayalı gözlemlerin sonucunda şu an düşününce aklıma gelenler olduğunu unutmayın. Kişilere göre farklılıklar içerebilir. Hepsi eşit derecede önemli olmayabilir. Eksik kalan noktaları da olabilir. Onları da aklıma geldikçe ekleyeceğim.

Türkiye’deki mevcut web girişimcilerinin birikimlerini takip etmek için eTohum arşivi iyi bir kaynak olabilir.

Sizin de görüşlerinizi yorumlarda beklerim.

(NOT: Bu yazıyı yazdıktan sonra Oğuz Serdar‘ın sayesinde gördüğüm bir kaynak da çok daha özet ve daha tecrübe içeren bir derleme sunuyor. Tavsiye ederim.)

, , , , , , , ,

37 Responses to İnternet girişimcilerine dost tavsiyeleri

  1. Burak BUDAK 08/08/2009 at 16:14 #

    Bir yere not almamız lazım bunları, boş bir şekilde girişmek olmaz ;)

  2. İbrahim DAĞLI 08/08/2009 at 16:33 #

    Öngörebildiğim, b planı hazırladığım durumların yanı sıra aklıma bile gelmeyecek noktalara değinmişsiniz. Benim için çok faydalı bir yazı oldu, eminim ki bir çok kişiye de yol gösterecektir. Teşekkürler.

  3. Alper 08/08/2009 at 16:33 #

    Çok yerinde bir yazı olmuş. Okurken çok keyif aldığımı söyleyebilirim, teşekkürler.

  4. Ali Cihan Çıplak 08/08/2009 at 17:12 #

    Serdar Bey yazınızı keyifle okudum. Ben ve çalışma arkadaşlarım da bilişim sektöründe kendi işimizi yapmaya çalışan bir ekibiz ve neredeyse bizi özetlemişsiniz. Biz işe başladığımızda çoğumuz okulu yeni bitirmiş ve çok az tecrübeliydik en fazla 4-5 yıl tecrübesi olanlarla, tamamen tecrübesizlerden oluşan bir ekiple başladık. Tahmin edersiniz ki belirttiğiniz tüm konularda zorlandık. (Arkadaş olarak dayanışması iyi, güvenilir ve çok iyi çalışan bir ekibimiz olması haricinde) Madde madde özetlediğiniz tüm süreçleri aynen yaşadık.

    Tüm bunlara eklemek istediğim nokta şudur; genelde bu girişimcilik denemelerinin tamamen teknik bakış açısına sahip kişilerce başlaması da önemli bir sorun. İşin fikir, planlama ve üretme (kodlama) kısmına verilen önem pazarlama ve gelir modeli gibi can alıcı noktaların ihmal edilmesine neden oluyor. Bazen çok iyi bir proje diye aylarınızı verip keyifle bitirdiğiniz ancak bitince ürünün en baştan pazarlama sorunlu oldugunu gördüğünüz projeler büyük kayıp olmuştu ilk zamanlarda. Ancak şimdi ilk yaptığımız iş, pazarın durumunu ve gelir modelini planlamak

    Biz belki bir çok firma içinde 5 yıldır ayakta kalmayı başaran nadir ekiplerden biriyiz ancak ülkemizdeki bilişim pazarının tüm sektörlerin en plansız, düzensiz ve sorunlu olanı olması, hala her attığımız adımda ciddi çabalar gerektiriyor.

    Son olarak, elinize sağlık, yazınız çok güzel ve faydalı olmuş, 3 saate değmiş.

  5. Harun Barış Bulut 08/08/2009 at 17:12 #

    Yazıdaki çoğu şeye katılıyorum ancak bir tek şey benim yapmadığım ama sonrasında da “yapmak zaten vakit kaybıymış” dediğim birşey ki bu konuyu bence bir paragraftan daha derin tartışmak lazım. O konuda zaten sizin hemen bahsettiğiniz ilk tavsiyeniz.

    Tahmin ediyorum ki, birçok kişi zaten kendi işini kurmaktan korkuyor, ancak bazı şeyleri de elinizi kirletmeden bilemiyorsunuz. (Burda bir örnek yazmıştım ama daha kısa yoldan anlatıcam) Sizde iyi bilirsiniz ki, bir işte çalışarak işe kiminle girişmeniz gerektiğini bilemezsiniz çünkü ancak o işe giriştiğinizde nasıl birine ihtiyacınız olduğunu anlayabilirsiniz. Ardından bir işte çalışarak, çalışma hukukunu öğrenebilirsiniz ama ceza hukukunu öğrenemeyebilirsiniz. Ve yine marka mı ? gibi bir soru sorabilme ihtimaliniz de yüksek.

    Diğer tüm dediklerinize katılıyorum ancak yukarıdaki söylediğim ve sizinde aslında elbette bilinmesini söylediğiniz şeylerin şahsen sadece “insan başına gelince anlıyor” gibisinden bir durum ile öğrenebileceğini düşünüyorum. E bunun içinde biraz da cahil cesaretine ihtiyaç oluyor, yoksa bu kadar sorun çıkacak karşıma diye düşünüp kaç yaşına kadar hazırlanmamız lazım ki ?

  6. Mutlu Tevfik Koçak 08/08/2009 at 18:05 #

    Boxer dergisinde yayınlanan şöyle bir yazım vardı:
    http://www.mtkocak.net/wp-content/uploads/2009/03/yazi.jpg (Kırpılmış versiyon)
    http://www.mtkocak.net/?p=49 (Sansürsüz)

  7. erkan 08/08/2009 at 18:14 #

    Çok güzel bir yazı olmuş bence Türkiye’de bu işin nasıl yürüdüğü daha iyi anlatılamazdı.

  8. cagdas seichter 08/08/2009 at 19:33 #

    elinize saglik. güzel ve oldukca bilgilendirici bir yazi olmus. basarilar.

  9. Ahmet Alp Balkan 08/08/2009 at 22:15 #

    Gerçekten bir başucu yazısı kıvamında olmuş. Mükemmel. Ülkenin bu konudaki gerçeklerini güzel anlatıyor ve girişimcilerin ayaklarını yere basmalarını öğütlüyor.

  10. ilyas Teker 09/08/2009 at 12:58 #

    Yazınızın çok keyifli ve bir o kadar da tecrübelerle dolu olması bana çok şey kattı doğrusu.

    Birde ihmal etmememiz gereken bir nokta farklı düşünmek. Bunu iş hayatında uyguladığımızda sonuçların pozitif yönde değiştiğini göreceksiniz.

  11. Fatih 09/08/2009 at 15:19 #

    Yazılı ve görsel medyada çıkan başarı hikayeleri insanları bu mecraya sürüklüyor.

    Bu bir yandan dezavantaj iken bi yandanda avantajdır. Avantajlı yanı bir çok insanın bi türlüde olsa bu mecraya girerek mecranın bilinirliğini arttırmasına sebep oluyor. İyi veya kötü bir deneyimde olsa insanlar bu mecranın içine giriyor. Bir bakıma gelecekteki projelerin hitap edeceği bir çoğunluğun oluşmasına nedne oluyor

  12. Metin Gül 09/08/2009 at 22:43 #

    Tam olarak böyle bir yazıya ihtiyacım vardı, elinize ve dilinize sağlık. Sabit bir gelirimiz olmadığından bir işe başlayıp parasız kalınca kısa sürede pes etmek zorunda kalıyoruz. Dediğiniz gibi 1-2 yıl bizi ayakta tutabilecek bir bütceye ya da 1-2 yıl aç kalabilecek bir yapıya sahip olmamız gerek.

  13. Ertan 10/08/2009 at 00:52 #

    “Üstelik hiçbir yatırım almadan ve müşterilerine sunduğu hiçbir hizmetten ücret almadan bu yapıyı sürdürmek gerçekten kolay iş değil.”

    http://www.mserdark.com/genel/myknin-ilk-yatirim-ortakligi

    Bir tezat var sanki…)

    Bir de merak ettigim, MYK grubunun gelir modeli nedir? Reklam degil, premium servisler degil.. Bu is sadece sponsorluklarla da donecek bir duzen degil?

  14. yedincisenol 10/08/2009 at 11:58 #

    bunalıma girdim galiba. :S

  15. Tuncay Tuncer 10/08/2009 at 17:34 #

    Çok teşekkürler bu yazı için. Samimiyetiniz tecrubenizle birleşince önemli bir klavuz olmuş…

    Benim şahsi olarak en büyük çekincem, bu süre içerisinde kendimi bir şekilde geçindirebilme telaşım. Bu konuda tavsiyeniz nedir?

  16. MserdarK 11/08/2009 at 02:03 #

    Ertan, TurkTicaretNet MYK Medya’ya ortak oldu. Üstelik bu operasyon bizim yatırımlarımızın neredeyse tamamlandığı döneme denk geldi. Bizim ortaklık yapımızda web dünyasında gördüğünüz klasik yatırımcı ilişkisi yok.

    MYK Medya bütün sitelerinde reklam geliri üstüne gelir modelini kuruyor. Öte yandan nakit akışını sağlamak için kurumsal video prodüksiyon ve web markaları yaratma hizmeti veriyoruz.

    Ayakustu.TV bunlara bir örnek…

  17. Vadi Efe 12/08/2009 at 23:13 #

    Sevgili Serdar abi,
    Benim merak ettiğim bir konu var, umarım net bir yanıt verirsiniz. (yazıda da ucundan bahsetmişsiniz.)

    Bu kadar uzun zamandır teknoloji ve internet dünyasını takip etmene, birçok internet girişiminin kuruluşundan satışına kadar tüm evrelerini görmene rağmen neden internet projeleri kurma ve işletme kararını bu kadar geç aldın?

    * Sence pazar olgunlaşmamış mıydı?
    * Elinde sermaye ve yeterli ekip mi yoktu?
    * Ailen ve başkalarına karşı sorumluluklarını riske etmek mi istemedin?
    * Başka nedenler mi var?

    Çünkü hatırlıyorum, 90’lı senelerde bile internet girişimlerini tanıtıyordun, televizyona çıkıyordun. Neden 2007?

    sevgiler,
    Vadi

    • MserdarK 13/08/2009 at 12:27 #

      Özetle cevap vereyim, gerisini bir gün yüz yüze konuşuruz:

      Pazar olgunlaşma eğilimine girmişti. Kesinlikle başlangıç için iyi zamandı ancak bunun için gazeteciliği bırakıp o işlere odaklanmak gerekiyordu. Göz ucuyla yürüyecek bir şey değildi ve ben gazeteciliği daha çok seviyordum
      Elimde sermaye yoktu ama bulabilirdim. Ekibi de iyi kötü kurabilirdim. Bunlar kesinlikle engel değildi.
      O dönemler evli değildim. Ailem diyebileceğim anne ve babamın da kendi geçim kaynakları vardı zaten.


      Herhalde hepsinin özünde benim için o dönem internet girişimci olarak içinde yer almak yerine gazeteci gözüyle takip etmenin daha heyecan verdiği bir ortam oldu.
      Şu anki yaklaşımımsa biraz farklı.

  18. wincih 13/08/2009 at 14:30 #

    Öncelik ile merhaba,

    Yazdıklarınıza sonuna kadar katılıyorum. 24 yaşında kendi işimi kurdum (öncesinde çalışma dönemi var tabii) halen tek başıma elimden geldiği kadar götürmeye çalışıyorum. Ama bu yazdıklarınızın hepsi de başıma geldi. İnternet girişimcisi değilim, zaten işim kodlamak oldu artık rüyama bile girdikleri oluyor. Ama şunu eklemek isterim bizim milletimiz kadar kendini kazıklatan bir millette yok açıkçası. :)

  19. Engin 18/08/2009 at 00:26 #

    Merhaba,

    Madde madde katılıyorum yazdıklarınıza.

    Eşimin hamile olduğunu öğrenip, bir delilikle, 30 yaşında bankacılık kariyerine reçel yapıp satma hayaliyle noktayı koyduğumdan beri 5 yıl olmuş.

    Reçel için başladım ama sonuçta bir internet girişimcisi oldum.

    Bütün maddeleri neredeyse yaşadım. Ama inanmak ve çalışmak belirleyici oluyor üstesinden gelmek için. Genç arkadaşlara bol bol dinlemelerini, araştırmalarını ve gereksiz sohbetlerde vakit harcamamalarını öneriyorum. Çalışmak yukarıdaki bütün maddelerin üstesinden gelmenizi sağlar. Ama önce başlamanız gerekiyor.

    Son zamanların popüler kavramı networking içinde bir kaç sözüm var. Herkes networking yapıyor. eğer maaşlı çalışmak istiyorsanız yapmaya devam edin, belki faydası oluyordur, ama iş yapmak istiyorsanız çalışın. Oluşturduğunuz değer kendi networkingini zaten yapar.Heryer sizinle iş yapmak isteyen insanlar ile dolar merak etmeyin. Odağınız işiniz olsun.

    Nereye gitmek için yola çıktığınız değil, vardığınız yerde mutlu olup olmadığınız önemlidir. Siz başlayın yeterki bir bakmışsınız gittiğiniz yeri çok sevmişsiniz benim gibi.

    Herkese sevgiler

  20. Altuğ Gürkaynak 19/08/2009 at 09:14 #

    Elinize sağlık :) harika bir yazı olmuş. Bu tecrübelerden faydalanmamak olmaz :)

  21. ayşegülyüksel 12/09/2009 at 17:25 #

    İşsizler İçin Şiir

    bütün gün oturdum yedek kulübesinde
    ve bir kardeşim saf dışı kalsın diye
    çay söyledim kahveden

    işsizim ya
    ismi naz oluverdi herkesin
    temiz bir sopa istiyor şu serçe bile
    isterse yalan desin

    hiçbir şey gitmiyor da gücüme

    şimdi tıklım tıklımdır Pariste Pastaneler
    Kürkün içinde kadın, kadının kolunda yavşak
    birlikte tatildeler

    Oysa tatil dediğin şımarık bir çocuktur
    yapışır yakamıza biraz güneş görünce
    hem sermaye istiyor pişti oynamak bile

    İBRAHİM TENEKECİ

  22. İsmail Biçer 14/09/2009 at 12:54 #

    Hocam yazınızı dikkatle okudum ve gördüm ki bu yazıyı sadece web girişimcileri değil herkes dikkatle okusun. Ben ilerde kendi patronum olacam, böyle maaşlı çalışılmaz diyen arkadaşlar daha bir dikkatli okusun.

    Ben diyorum ki burada girişimcilerin hevesi kırılmasın diye iyimser bir havada bile yazı yazılmıştır. Daha da beterine hazırlıklı olsun herkes.

    Ayrıca bir avukat olarak da sözlerinize katıldığımı belirtmek isterim. İbreti iş alemi yazısı olmuş.

    Saygılarımla,

  23. salman 20/09/2009 at 17:17 #

    Çok güzel bir çalışma olmuş, elinize ve bilginize sağlık. Bu bilgiler bir yapının iskeleti gibi. Ne kadar dikkate alınırsa proje o kadar sağlam temeller üzerine oturtulmuş olur. Teşekkürler.

  24. Murat 02/10/2009 at 14:52 #

    Hele şükür birileri millete ahkam kesip gaz vermeyi bırakıp işlerin hiç de sanıldığı kadar kolay olmadığını anlatmış. Uykusuz gecelerin, gelecek kaygısının, hukuki zorlamaların, maddi yetersizliğin vs. vs. bir sürü sorunun tek tek hakkından gelip ekmeği taştan çıkarmanın kolay olmadığını anlattığınız için sağolun. Tabii birilerinin babası petrol kuyusu sahibi olabilir, onlara lafım yok, merak etmesinler bu kadar çok zorluk çekmezler.

  25. ayşegül yüksel 05/10/2009 at 10:25 #

    Tabi birde şu var :

    – Ortada bir bebek vardır ve üretilmesi gerekiyordur….

    – 9 kadinin, 1 bebegi 1 ayda dogurabilecegini soyleyen kisiye PROJE MUDURU denir.

    – 1 bebegin, 18 ayda ancak dogacagini soyleyen kisiye URETIM MUDURU denir.

    – 1 kadinin, 1 ayda, 9 bebek dogurabilecegini soyleyen kisiyePLANLAMA MUDURU denir.

    – 1 bebegin uretim seklinin ille de yanlis oldugunu soyleyen kisiye KALITE KONTROL MUDURU denir.

    – Dunyada hic kadin ve erkek kalmasa o bebegin kendini dogurabilecegini soyleyen kisiye PAZARLAMA MUDURU denir.

    – 1 kadindan, 1 bebegi, 1 ayda dogurmasini bekleyen kisiye GENEL MUDUR denir.

    – 9 bebegin 1 ayda, 9 ayda ise 81 bebegin dogabilecegini soyleyen kisiye de ARGE MUHENDISI denir.

    – 1 ayda,dokuz doguran kisiye İŞÇİ denir.

    – Bebek falan istemedigini soyleyen kisiye ise MÜŞTERİ denir.

  26. İki yazar 02/03/2010 at 16:00 #

    Merhaba.Yazınızı pcnet dergisinden gordum.Para kazanmaya odaklanmayın ve surdurulebilir bir planınız olsun bölümlerini çok beğendim.Gercekten yararlı bilgiler vermissiniz.

  27. Emre 07/03/2010 at 14:27 #

    PC.NET Dergisi’nin 150 ‘inci sayısını dün aldım ve orada sizin hakkınızdaki röportajı okudum. İnternet sektöründeki hayat hikayenizi başarı bir şekilde aktardığınız için teşekkür dileklerimi iletmek istedim. Ayrıca, İstekli gençler olarak önümüzü görmemiz açısından önemli bir faktör oldu. Bilgi ve birikimiz için tekrardan teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.

  28. Mustafa Karagöz 18/03/2010 at 12:57 #

    Sitenizdeki yazıları okudum.Çok çok faydalı bilgileri içermekte.Ümit ederim yeni yetişen gençlik daha bilgili daha müteşebbis yetişir.Saygılarımla.

  29. altinburak 14/03/2014 at 10:59 #

    Yazı için teşekkür ederim. Eklemek istediğim bir nokta ise, insan maaşlı çalışırken parasını alıp c.tesi pazar istediğini yapabiliyorken. Kendi işiniz olduğunda böyle bir lüksü olmuyor. Çoğu kendi işini kurmak isteyen maaşlı bunun farkında değil…

    Yazılarınızı zevkle takip ediyorum…

    İyi Günler, Bol Güneşler :)

  30. Yakup Yiğit 29/11/2014 at 23:22 #

    Merhaba. Yazının içeriği bu yolda enerji tüketenler için kulak arkası edilemeyecek güzel tespitler.. Çok önceleri Televidyon üzerinden takip ettiğimiz ‘etohum’ videolarından da çok tecrübeler dinleyip kafa yorduk.. Ama uzun bir süredir bu videolara erişemiyoruz.. Bu gerçekten üzücü.. Her bölümünden altın değerinde dersler çıkardığımız bu kaynağın yok olması bizim için büyük bir kayıp..

Trackbacks/Pingbacks

  1. M. Serdar Kuzuloğlu » Blog Archive » Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım - 31/05/2010

    […] uykusuzluk, vicdan azabı… Ama buna karşılık toplanan ve değeri her gün artan  birikim. Küçücük bir ofiste, 3 kişi çıktığımız yolda büyüdük, büyüdük; Türkiye […]

  2. M.Serdar Kuzuloğlu ile Röportaj-2 | Gelecex - 27/02/2011

    […] tam olarak bilmiyorum. Mesela ben blogumda “İnternet Girişimcilerine Dost Tavsiyeleri” diye bir yazı yazmıştım. Orada kendi edindiğim tecrübeleri paylaşmıştım. Gördüğüm […]

  3. M.Serdar Kuzuloğlu ile Keyifli bir Ropörtaj | TEKNOLOJİ | Ceviz.Net - 02/11/2011

    […] Kuzuloğlu : Bunu aslında blogumda uzun uzun anlattığım bir yazım vardı (http://www.mserdark.com/web_dunyasi/internet-girisimcilerine-dost-tavsiyeleri ) ama bazı konuları tekrar söylemekte yarar var. İnsanların önünde bir hayat çizgisi […]

  4. Türkiye'de internet girişimcisi olmak - M. Serdar Kuzuloğlu - 06/03/2014

    […] İnternet girişimcilerine dost tavsiyeleri. […]

  5. Uyuyan Türkiye Vatandaşını Uyandıran İstatistikler | Utku Kaynar - 20/07/2014

    […] Serdar Kuzuloğlu’nun kendi blogunda verdiği rakamları güncelleyerek tekrar […]

  6. Uyuyan Türkiye Vatandaşını Uyandıran İstatistikler | yunusata - 05/08/2014

    […] Serdar Kuzuloğlu’nun kendi blogunda verdiği rakamları güncelleyerek tekrar […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim