İçeriğe geç

Etiket: twitter

Gizli reklamdan nasıl köşeyi döndüm?

Posta gazetesinde çalıştığım doksanlı yılların hatırlayamadığım bir diliminde o dönem oturduğum Yeşilköy’den çıkıp Bağcılar’daki Doğan Medya Center’a doğru aracımı sürmeye başladım. Yağmur yağıyor ve giderek daha da kuvvetleniyordu. Havaalanı yolunu geçtikten sonra yolda su birikmeye başladığını gözledim.

Cağaloğlu’nu terk eden Hürriyet, Sabah, Milliyet ve Star gazetesinin etrafına konuşlanmasından dolayı ‘Basın Ekspres’ adını alan yola girdiğimdeyse ilerisinin daha da feci olduğunu gördüm. Polis bizi yan yola veriyordu. Yan yol dediğim de (bilenler için) Sabah gazetesinin o dönemki binasının önündeki yoldu.

Aracım (ve ben) daireyle çevirdiğim yerde battı(k). İş Bankası logolu bina da o dönem Sabah gazetesi ve atv'nin binasıydı. Link

Burada su birikmesi daha yüksek boyuttaydı. Araba buradan geçer mi, geçmez mi diye düşünürken farkında olmadan yükselen suyun etkisiyle motor stop etti! Su aracın içine dolmaya başlamıştı. Camdan dışarı çıktım. O an civardaki bütün fabrikaların işçilerinin çatıya çıktığını gördüm.

Uzaktan bir gürültü geliyordu…

Sosyal ağların mahalle baskısı

Sosyal ağları ne kadar tutkuyla kullandığım malum. Her yeni hizmet benim için yeni bir keşif. Bu blogu takip ediyorsanız hemen her yazımın içinde sosyal ağlardaki adımlarıma da bağlantılar verdiğimi görmüşsünüzdür.

Bu tip hizmetler benim için günlük gibi. Nereye gittim, ne yedim, ne gördüm, ne ilgimi çekti, hepsinin bir kenara not edilmiş halleri. İnternet dönemi öncesinde hemen hepsi için ayrı not defterlerim vardı. Şimdi cebimdeki telefonla her ilgi alanımı not defterlerinden çok daha işlevsel araçlara kaydedebiliyorum. Hatırlamak istediğimde dönüp bakıyorum.

Sosyal ağ yönetim ipuçları

Sosyal ağları işim gereği mi kullanıyorum yoksa işim haline mi getiriyorum emin değilim. Ama aktif olarak işime yarayan her parçasını kullanmaya çalıştığımı söyleyebilirim.

Takip eden kişi ve kurumlardan sıkça gelen bir soru televizyon programımın ardından patlama yaptı. Birçok kişi bütün bunları nasıl yönettiğimi soruyor. Tek tek anlatmaktan yorulunca mümkün olduğu kadar kısa, öz bir şekilde bloga aktarıp herkesle paylaşmak istedim.

Sosyal medya detoksuna başlarken

Bir gün Teknosohbet çekiminden sonra Timur odamdan çıkıp ofisin içinde kayboldu. Ne zaman düşündü, ne etti, sormaya fırsatım olmadı ama benim sosyal medyadan uzaklaşmamı kafasına takmış ve bunun üstüne bir proje geliştirmiş. O kaybolma sırasında da stüdyoya girip olayı yaymak için bir program çekmiş.

O da kesmemiş olacak bir devam bölümü daha çekti, bloga yazdı, Yahoyt’a haber etti.

Daha bana söylemediği birçok plan da cabası…

1-10 Mayıs 2010 aralığını kapsayan bu meydan okumanın şartları şöyle:

Neler yapamayacağım:

  • Hiç bir sosyal ağda tek bir harf veya gülümseme işareti dahil hiç bir eylemde bulunamayacağım. (Twitter, FriendFeed, Gtalk, buzz, messenger, vs..)
  • Hiçbir sosyal ağ uygulaması açmayacağım. Pasif izleyici olarak dahi katılmayacağım. (Kağıt çıktı bile yok)
  • Hiç bir sitede yorum yapmayacağım. MYK Medya çalışanları ve birinci dereceden akrabalar dahil hiç kimse ile chat yapamayacağım.
  • Video konferanslara katılamayacağım.

Nelere izin var:

  • Televidyon’da yer alan herhangi bir programa katılabilirim.
  • Basın toplantılarında sosyalleşebilirim.
  • Canlı seminer veya toplantılara katılabilirim.

Sizin için ‘eh canım, ne var yani?’ olabilir ama benim için durum farklı. Size sosyal medya kullanımıma dair objektif bir fikir vereceğini düşündüğüm iki ekran görüntüsünü paylaşmak istiyorum (resimlerin büyük hallerine üstlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz):

Sosyal medya adabı

Sosyal Medya terimini duymaktan kusmak üzere olduğum halde yine de epeydir kafamda birikenleri yazmak istedim. Bir ön uyarı: aklıma gelenleri ekleyip yanlış yazdıklarımı çıkararak bu listeyi güncelleyeceğim. Dolayısıyla ilk günler biraz ‘kararsız’ görünebilir. Üstelik uzun bir yazı olacak gibi. Ama eğleneceğiz.

Başlıyorum.