Tag Archives | televidyon

Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım

Bu yazının yer aldığı kategorinin adı ‘Kişisel’. Ailemi ilgilendiren kısmı haricinde (sosyal mecraları kullanmayı bilene) hayli şeffaf bir hayatım olmakla birlikte yine de bazı şeylerin burada altını biraz daha çizmek, eşelemek istiyorum.

Hayatım fazlasıyla yoğun, malum. İş denen illet, bir habis gibi hayatımın her tarafına saçılmış durumda. Sebepsiz yere de değil aslında. Çalışarak bir şeyi başarmanın, ortaya çıkarmanın hazzı başka çok az şeyde var. Sıfırdan bir şeyleri var edebilmek, onu kabul ettirmek, geliştirmek insanın yaşadığı zaman dilimindeki tek avuntu kaynağı. Üstelik sonu da yok; iş asla bitmez.

Benim hep yoğun bir hayatım oldu. Boşlukta kalmaktan korktum. Miskinliklerim okulda teneffüs aralığında içilen kaçamak sigaraların tedirginliğinde geçti. Ki sanılanın aksine aslında çalışmayı sevmeyen; hatta özünde tembel bir insanım. Tek farkım geleneksel tembeller gibi yan gelip yatmak, ertelemek yerine inadına çalışıyor olmam.

Üstelik yakın dönemde hayatımdaki bütün parametreleri altüst eden bir gelişme oldu: baba oldum.

Continue Reading →

Bu yazıya 32 yorum yapıldı.

MYK’nın ilk yatırım ortaklığı

Birkaç haftadır gündemimi meşgul eden bir konuyu paylaşma için sabırsızlanıyordum, ondan da bahsedip seneyi kapatayım.

MYK olarak kurulduğumuz ilk günden bu yene hep karlı, aysonunu artıda ay kapatan, hiçbir borcu olmayan, hiçbir gün 11 çalışanının maaşını bir gün geciktirmemiş, 1 sene gibi kısa bir sürede 3 tane kendi kulvarında iddialı markayı hayata geçirmiş (televidyon, yahoyt, kaybolduk.biz), ve daha fazlasını da hazırlayıp erketede bekleten bir firma olduk. Bu Türkiye’de bir web girişimi için hiç de kolay bir şey değil.

Continue Reading →

Bu yazıya 24 yorum yapıldı.

MYK’nın ilk site alımının hikayesi

MYK‘dan çok söz ediyor olabilirim ama hayatımın büyük bir bölümünü de bu firma oluşturduğu için doğal olarak böyle bir sonuç çıkıyor. Bu seferki meseleyse paylaşmak için birkaç gündür sabırsızlandığım bir konuyla ilgili. Çok uzun yazmak istediğim bu konuda çok kısa bir paylaşım yapmak zorundayım şimdilik (ne yazık ki).

Video ile ilgili olduğumuz için işimiz gücümüz internetteki benzer kaynakları takip etmek. Bunların birçoğu birbirinin aynısı ve açıkçası YouTube, Vimeo ve Google Video, izlesene varken gerisine temelde ne gerek var bilemiyorum. Diğerlerinde tüketici olarak eksikliğini hissettiğim bir şeye rastlamıyorum.

Bu pazarda ciddi bir sıradanlık söz konusu. Hep aynı videolar, aynı tasarımlar, aynı hizmetler…

Ama Türkiye özelinde bir farkla…

Continue Reading →

Bu yazıya 22 yorum yapıldı.

En büyük derdim yeni bir iş yarattı!

Beni bilen bilir; ben kaybolurum. Timur bunun efemine bir özellik olduğunu söyleyerek yaramı kaşıyıp durur ama ne yazık ki bu kontrol edilebilir, değiştirilebilir bir şey değil. Tam terimi nedir bilemiyorum ama ciddi bir yer/yön yerleştirme sıkıntım var. Üstelik çok da kötü bir şey…

Bir pasaja girerim. Çıktığımda sağa mı sola mı gideceğimi bilemem. Geldiğim yönü kestirmek benim için ciddi bir endişe olur. Tatil köyü gibi büyük bir mekana gideriz; kaldığımız yeri bulana kadar tatil biter. Sözlü tarifle bir yol bulamam, yazılıyla da belki…

Bundan dolayı GPS ve navigasyon konusu oldum olası ilgimi çekmiştir. Benim adıma bu yükü sırtlanan bir mucize. İlginç de bir tesadüfle bizim gibi en çok ihtiyaç duyulan bir ülkeye girişini de bayağı bekledik. Bunun sebeplerinden birinin sürekli değişen sokak isimleri ve tamamlanmamış yerleşimler olduğu biliyorum.

Ülkenin en eski ve en büyük şehirlerinden İstanbul bile her yıl ciddi anlamda değişiyor. Sokak isimleri bir yana, yeni yollar, viyadükler, yeni toplu taşıma rotaları, sürekli değişen trafik yönleri gibi ayrıntılarla elinizdeki haritalar bir yana, navigasyon haritaları bile anlamsızlaşıyor.

Continue Reading →

Bu yazıya 8 yorum yapıldı.

Dev ekranda Televidyon keyfi

Bir gün burada televidyon‘un hikayesini sizlerle baştan sona paylaşmayı çok isterim. Niyet neydi, ne oldu akıbet meselesinin hafızamdaki en belirgin örneği. Teknosohbet macerasından doğup  senesi bile dolmadan aldığı yola bakınca çektiğimiz emekleri helal ediyorum.

Uzun süredir aklımda yayınları web dışındaki ortamlara da aktarabilmek vardı. Böylece insanlar televidyon yayınlarını web sitesine uğramadan da tüketebilecekti. Bunun da yolu RSS beslememizi MRSS‘e çevirmekti. Bu sayede beslemenin içinde genel bir formatta (biz mp4 formatını tercih ettik) bölümlerin kendi dosyaları da olacaktı. Ama kafamı kurcalayan, bizim stratejimizi bozacak birçok konu da vardı. Sıralamak gerekirse

Continue Reading →

Bu yazıya 3 yorum yapıldı.

Yeni Apple Macbook laboratuvarımızda!

Macbook vs Macbook Air

Macbook vs Macbook Air

Bilkom yeni Macbook‘un ellerindeki tek numunesini verdi. Timur ile bir inceleyeceğiz. Ardından bugün elimde görünce resmen saldıran Burak kendi programında Macbook Air ile karşılaştırmak için istedi. Televidyon‘da detaylarını göreceksiniz bolca nasıl olsa. Genel özet şöyle:

  • Monoblok tasarım cidden güzel. Hayran bırakıcı.
  • Alet ısınmıyor eski Macbook’lar kadar.
  • Bizdeki modelin geri aydınlatmalı ekranı ve tuşları yok. Tuş sorun değil ama ekranda ciddi fark var.
  • Fiyatı henüz belli değil.
  • Multi-touch destekli touchpad güzel de tıklama tuşunun entegre olması bazen işleri karıştırıyor.
  • Firewire yok ama ne gam?

Detaylı inceleme çok yakında Televidyon’da.

Bu yazıya 7 yorum yapıldı.

Televidyon’un iPhone yolculuğu

MYK’nın gözbebeği Televidyon’da uzun zamandır üstünde uğraştığımız bir konu daha hayata geçmek üzere. Çok yakında iPhone’unuza yükleyeceğiniz ücretsiz Televidyon uygulaması sayesinde sayısı 500’e yaklaşan video arşivimizi birkaç tıklamayla izleyebileceksiniz. Program bazında ya da arama yaparak ilgili olduğunuz videolara da ulaşmak mümkün. İkinci sürümde yorum yazma da hayata geçecek.

Bu konuda tasarımda emek veren grafikerimiz Emre’ye, XML tarafını kotaran yazılımcımız Mustafa’ya ve uygulamayı geliştiren Kafa Kafaya programcımız Burak‘a ve Deniz Edincik‘e sonsuz teşekkür etmem gerek.

Bugün akşamüstü ilk denemelerimizi yaptık. Cidden çok keyifli. Bedava wifi bulduğunuz yerde sıkılmak diye bir şey kabul etmiyorum ;)

İşte ilk görüntüler (çok mu Milliyet oldu bu teaser?)

 

 

Eğer bir aksilik olmazsa birkaç küçük düzeltmenin ardından önümüzdeki hafta aramızda olacak.

Böylece sanıyorum ben de artık bir iPhone kullanıcısı olacağım.

GÜNCELLEME: Yorumlara da sirayet ettiği gibi en önemli konuyu atlamışım. Evet, appstore’da bu uygulama yer alacak. Doğrudan indirebileceksiniz.

Bu yazıya 11 yorum yapıldı.

Şekip Can Gökalp’ten iki link

Kısa bir süre önce tanıştığım, güzel işler yapan ama benim kısa gözlemim sonucunda erken zamanda yanlış tarafa kanalize olan (ben o yaşta ve o özgürlükte olsam kolları sıvayıp kendi işimi yapardım mesela) Şekip Can Gökalp‘ten iki link vermek istiyorum. (Hiç tanımayanlar için siyahkahve, ortakantin, mixxt, okumasitesi ve expodea gibi projelerde değişen oranda katkıları var)

  • Bir internet projesinin adımları. Ne yapmalı, ne yapmamalı? (televidyon)
  • Son anda gidemediğim Berlin Web2.0 Expo ile ilgili derleme (webrazzi)

Tavsiye ederim.

Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

[email protected] ve stop-motion denemeleri

Özgür Poyrazoğlu ile zamanında danışmanlığını yaptığım Tikle‘den tanışıyoruz. O dönem Tikle’ye bağlı Yeni Renk şirketinin başındaydı. Sonra kurduğu SodaMedya ile kendi yolunda ilerlemeye başladı. Beraberinde sinema.com gibi önemli bir adresi ve veri kaynağını da alarak…

Senelerce görüşmediğimiz Özgür ile Webrazzi’nin TechCrunch Meetup etkinliğinde karşılaştık. (hatta videoda önlü arkalı oturduğumuz görünüyor) Laf lafı açtı ve televidyona geldi. Ben deli gibi sinema programı istiyordum, onlar da meğer yapmak istiyormuş. Konuştuk, heveslendik, sonra unuttuk gitti…

Continue Reading →

Bu yazıya 4 yorum yapıldı.

Televidyon RSS’lerine dikkat edin

Podcast kavramını bir şekilde daha Adam Curry ile Dave Winer aralarında tartışırken duymuş ve dahil olmuştum. Yani işin standartlarının konulma aşamasını bile bilirim. Biraz da bunun etkisiyle olsa gerek Türkiye’nin ilk podcastini NTV radyodaki programımla başlatmıştım (kopyaları hala duruyor). iTunes üstünden bayağı dinlenir bir yayın olmuştu (çünkü ilk dönemde Türkçe başka yayın yoktu!).

Hatta olayın gazına gelip, o dönemin ‘podstarı’ Adam Curry’nin de etkisiyle podcastrehberi.com adresinde bir site açıp konuyla ilgili gelişmeleri toparlamaya çalışmıştım. Site hem olayı anlatıyor, hem de kendi podcastini yapmak isteyenlere yardımcı ücretsiz yazılımlar ve resimlerle adım adım açıklamalar yer alıyordu. Yetmez gibi bir web uygulaması yazmış ve kendi yayının basacaklara işi bayağı kolaylaştırmıştım.

Daha yaygın, daha açıklayıcı

Bunca emek vermeme rağmen Türkiye’nin kullanıcı içeriği (user generated conten) yaratma konusundaki kısırlığı / tembelliği kendini göstermiş ve sadece 2 (yazıyla 2) kişi kendi podcastini yapmıştı. Ardından baktım boş yere emek ve para gidiyor (domain + hosting) kapattım üzüle üzüle.

Ben hala sıkı bir podcast takipçisiyim, Türk webciler de halen o kadar tembel :) Ama podcasti yapmak yerine dinleyen / izleyen sayısı her geçen gün artıyor.

Televidyon‘u açarken de amacım her yerde ve her platformda izlenebilen bir yapıydı. Niyeyse bir türlü download edilebilir içerik tarafını ayağa kaldıramamıştık. Ama artık bütün programlarımız RSS enclosure ile birlikte geliyor.

Yani artık her cihazdan televidyon programlarını takip edebilir, çekip saklayabilir, istediğiniz yerde açıp izleyebilirsiniz. iPod, iPhone, Nokia, vs bütün cihaz sahiplerine ve Miro benzeri bütün yazılım kullanıcılarına duyurmuş olayım buradan.

Bug raporlarını da yorumlara alalım.

Bu yazıya 4 yorum yapıldı.