Tag Archives | kariyer

Altın bilezik arayışındakilere tavsiyeler

TED sunumları işin ehli kişilerin ağzından bugünün hemen sıkılan (ama her şeye yetişme ve her şeye sahip olma telaşındaki) insanlarına şifa gibi bir hizmet. Ne mutlu ki birileri gönüllü olarak elinden geldiğince Türkçe çevirileri de yapmaya çalışıyor. Bu yazıda henüz Rainer Strack’ın henüz Türkçeye çevrilmemiş bir sunumundan aldığım ilhamı paylaşacağım.

Strack, meşhur Boston Consulting Group’un (BCG) Almanya şubesinin üst düzey yöneticilerinden. Almanya’nın (dolayısıyla Avrupa’nın) en büyük şirketlerine danışmanlık, strateji, akıl-fikir satan bir ekibi yönetiyor. Haliyle rakamlara epey [email protected] Berlin etkinliği kapsamındaki sunumunda da rakamlar ışığında Avrupa’ya; özellikle de Almanya’nın geleceğine bakıyor. Ve rakamlar pek de tahmin edilmeyen sonuçlara götürüyor.

Sunumda en çok dikkatimi çeken dünyanın önemli ülkelerinin yetişmiş işgücü açığını yansıtan aşağıdaki grafik oldu (tıklayıp büyütebilirsiniz).

dunya-istihdamGördüğünüz gibi 2020 yılında (yani 5 sene sonra) Almanya %4, Rusya %5, Brezilya %7, Güney Kore ise %6 oranında açığa düşecek. 2030’a geldiğimizdeyse ABD, Hindistan ve Endonezya haricinde neredeyse her ülke ciddi bir insan kıtlığına girecek. En büyük sıkıntıyı sırasıyla Brezilya (%33), Güney Kore (%26), Rusya (%24) ve Almanya (%23) çekecek.

Bu oranları insan sayısına çevirince durumun korkunçluğu ortaya çıkıyor. Örneğin -mümkün değil ya- nüfusu 2030’a kadar hiç artmasa dahi Almanya 20 milyonluk işgücü açığına sahip olacak! (İzlemek isterseniz aşağıda)

Continue Reading →

Bu yazıya 55 yorum yapıldı.

Sosyal medyadan iş bulunur mu?

Uygarlık tarihinin toplamı boyunca son birkaç yıldaki kadar ‘sosyal’ kelimesi kullanılmamıştır eminim. Bunun ana sebebi olan ‘sosyal medya’ ve ‘sosyal ağ’ terimlerinin tam anlamı bile üstünde anlaşabildiğimiz türden değil. Fakat hepimiz gayet farkındayız ki başka türden, görülmedik internet araçlarımız var ve hepimizin hayatının kesitleri birileri için enteresan (ya da öyle olması için gayret gösteriyoruz).

sosyal alem

İnternetin bir alt kümesi olan sosyal medyanın çeperi öyle genişledi ki yüz milyonlarca kullanıcı için internetin ta kendisi haline geldi. İnternete giriyorum diyerek sabahtan akşama kadar Facebook’ta gezinenler işten bile değil artık (7 milyar doları geride bırakan gelir de Facebook için sürpriz değil dolayısıyla).

Hangi ara oldu, beratını kim verdi kaçırdım ama uzmanları bile var sosyal medyanın.

Sosyalleşmenin özünde birliktelik, beşerilik var. İnternet tarihinden ayrıştırılması çok zor bir kavram. Ve sanılanın aksine yeni nesil internet insanlardan çok makinaların sosyalleşmesi için çabalıyor.

Continue Reading →

Bu yazıya 9 yorum yapıldı.

Amazon’da çalışmak ister miydiniz?

Bahsetmeme gerek var mı bilmiyorum; Amazon dünyanın en büyük e-ticaret sitesi. İlk değil ama ilklerden biri. Kitap, CD ve DVD ile başlayan yolculuğunda bugün aklınıza gelecek neredeyse her şeyi raflarına yerleştirmiş durumda. Hakkında yazacak çok şeyim var ama bu yazıda konumuz o değil.

Amazon'un sevkiyat depolarından sadece biri.

Amazon’un sevkiyat depolarından sadece biri.

Google’da çalışmak isteyenlere işe alım mülakatında sorulanlarla ilgili yazımı hatırlarsınız. Amazon’da işe başvuranlara sorulanlara Business Insider blogunda denk gelince arşivime eklemek istedim.

Continue Reading →

Bu yazıya 11 yorum yapıldı.

Bir ‘başarı hikayesi’ olarak ben?

BloombergHT’de Yaprak Özer’in Başarı Hikayeleri programına birkaç defa denk gelmiştim.

Böyle programlardan hep korkmuşumdur. Seyirciyken hep büyük bir başarı öyküsünün sırrına ulaşmak istersin; konukken de sürekli bir başarı anlatma stresine düşersin.

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…

Sunumlarıma denk gelenler bilir; başarıya karşı genel kanıdan biraz farklı bir duruşum var. Çok kısa özetlemek gerekirse:

  • Bir şeyi ‘başarmak’ için çalışmaya inanmıyorum. Çalışırsan başarı ‘gelebilir’. Ama çalışma sebebin başarmak olursa aradaki pek çok detayı kaçırırsın.
  • Bıkmadan, hevesle ve severek çalışmanın başarıya ulaştırmayacağı bir işe denk gelmedim.
  • Başarının liderlikten çok alt kademelerde daha kıymetli olduğunu düşünüyorum. Liderlere atfedilen başarıyı hep abartılı buldum.
  • Özellikle eğitim ve kariyere yönelik başarı klişelerinin içi boş unvanları anlamlı kılma çabası olduğunu düşünüyorum.
  • Hayatta başarmaktan daha önemli şeyler olduğunu savunuyorum. Örneğin sağlık ve mutluluk gibi. Dünyada hiçbir şey başarmamış nice mutlu insanlar var. Bir de çok şey başarmış mutsuzlar. Tercih hakkım olursa ilkinden yana kullanırım.

Çok yansıtmak istediğim bir özelliğim olmasa da ben bir işkoliğim. Kendi yaptığım işleri en iyi şekilde yapabilmek benim için her şeyden daha önemli. Bir şey başarmış mıyımdır bilmem; bana gelinceye kadar kimler var. Ama en azından sevdiğim işleri yapıyor ve yaptıkça daha çok seviyorum. Benim için bu fazlasıyla yeterli.

İşte bu karışık kafayla Yaprak Özer beni ‘Başarı Hikayeleri’ adlı programına konuk edince tedirgin olmadım desem yeridir.

Programın yayınından sonra beni şaşırtacak kadar çok mesaj ve eposta gelince internetteki linklerden rastladığım programın video ve çözümünü buradan da paylaşmak istedim.

İzleyeceklerinizin özeti son cümlemde saklı. Eklemiş olayım:

“Başarı patron, CEO olmak değil; yaptığın işi dünyada en iyi yapan insan olma ümidi taşımaktır.”

İzleyemeyip izlemek ya da tekrar seyretmek isteyenler için.

Continue Reading →

Bu yazıya 8 yorum yapıldı.

Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım

Bu yazının yer aldığı kategorinin adı ‘Kişisel’. Ailemi ilgilendiren kısmı haricinde (sosyal mecraları kullanmayı bilene) hayli şeffaf bir hayatım olmakla birlikte yine de bazı şeylerin burada altını biraz daha çizmek, eşelemek istiyorum.

Hayatım fazlasıyla yoğun, malum. İş denen illet, bir habis gibi hayatımın her tarafına saçılmış durumda. Sebepsiz yere de değil aslında. Çalışarak bir şeyi başarmanın, ortaya çıkarmanın hazzı başka çok az şeyde var. Sıfırdan bir şeyleri var edebilmek, onu kabul ettirmek, geliştirmek insanın yaşadığı zaman dilimindeki tek avuntu kaynağı. Üstelik sonu da yok; iş asla bitmez.

Benim hep yoğun bir hayatım oldu. Boşlukta kalmaktan korktum. Miskinliklerim okulda teneffüs aralığında içilen kaçamak sigaraların tedirginliğinde geçti. Ki sanılanın aksine aslında çalışmayı sevmeyen; hatta özünde tembel bir insanım. Tek farkım geleneksel tembeller gibi yan gelip yatmak, ertelemek yerine inadına çalışıyor olmam.

Üstelik yakın dönemde hayatımdaki bütün parametreleri altüst eden bir gelişme oldu: baba oldum.

Continue Reading →

Bu yazıya 32 yorum yapıldı.

Google’da çalışmak ister miydiniz?

Bir yazılım mühendisi olsun olmasın Google’da çalışmak fikri mutlaka bir heyecan yaratır. Herkes dünyayı bu derecede etkileyen, değiştiren ve dönüştüren bütünün bir parçası olmak ister. Elbette ‘içi seni, dışı beni yakar’ misali her firmanın dışarıdan görünen yüzünün ötesinde bir de iç dünyası vardır.

Google ofisinden bir kesit.

Çoğunlukla sıkıcıdır, birbirine benzer. Ama yansıtılan farklıdır. Örneğin şirket videolarında herkes eğlenir. Oysa gerçek her zaman o kadar eğlenceli olmayabilir. İşler ve ekipler büyüdükçe sistemler devreye girer. Sistemler de genellikle hareket alanını kısıtlar ve yaratıcı beyinler için ters etki yapar. (Başbakanın tabiriyle: ters mıknatıslanma)

Önce bir bakalım (resmi ağızdan) Google’da mühendis olmak nasıl bir şeymiş?

Continue Reading →

Bu yazıya 29 yorum yapıldı.