İçeriğe geç

Etiket: facebook

Twitter hesabını temiz tutma yöntemleri

Facebook’ta sayfa / grup takipçisi toplamanın bir anlam ifade ettiği dönemdeki en meşhur olta ‘profiline kim bakmış‘ uygulamalarıydı. Nasıl oluyorsa bütün arkadaşlarını davet etmezsen çalışmayacağı iddia edilen bu tip uygulamaları yükleyen sazanlar sayesinde (bir kısmını tanıdığım) kimileri yüz binlerce lira kazandı.

Yükleyen kişiler sadece aynı uygulamayı yükleyen diğer sazanların profillerine ziyaretlerini görebiliyordu. Sahte bir tatmin anlayacağınız. Ama o uygulamalar sayesinde hesaplarına erişim yetkisi  verdiği kişiler o hesaplarla sahipleri farkında bile olmadan sayfalara üye yapıyor, tıklamalar yaptırıyor ve cebini dolduruyordu. Ve o saf insanların hiçbiri gayet basit bu özelliği neden bizzat Facebook’un geliştirmediğine kafa yormadı. Oysa cevap basitti: Facebook böyle bir bilgiyi -birçok farklı sebepten ötürü- kendine saklamak istiyordu.

phishing brandprotect protection

Twitter döneminde aynı senaryo tekrarlandı. Profiline kim bakmış gör, seni takip etmeyi bırakan kimmiş bil gibi binbir türlü oltayla en ummadığınız kişiler bu ağlara düştü (örneğin arkadaşlarımdan biri yüklettiği sahte bir uygulama sayesinde şu an Türkiye’de Twitter’ın en popüler kullanıcılarından birine istediği mesajı attırabilir durumda).

Cumhurbaşkanı seyahatinden notlar – 2

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ABD teknoloji şirketlerine ziyaretlerimiz sürüyor. İlk kısmını önceki bir blog yazımda paylaşmıştım; bu yazıda Apple, Google, Facebook ve Microsoft ayaklarını aktaracağım.

Her şeyden önce bir ara bilgiyi sıkıştırmak istiyorum. Teoride (yani bize verilen brifingde) bu şirketlere yönelik ziyaretlerimizde benim de arasında bulunduğum küçük bir grup bütün toplantıları bizzat Sayın Gül ile takip edecekti. Ancak pratikte nedense (Microsoft haricindeki) şirketler sadece Cumhurbaşkanı ve yanındaki küçük bir gruba bu sunumları yapmayı tercih etti ve bizi dışarıda bıraktı. Biz toplantılar sırasında kampüs turuyla yetinmek zorunda kaldık (ve bolca sitemlerimizi ilettik hepsine ayrı ayrı).  Dolayısıyla aktaracağım bilgilerin bir kısmı dolaylı olarak edindiğim bilgilerdir.

Yeni medyanın kazananı kim olacak?

Dün İsmail Hakkı Polat‘ın davetiyle Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü öğrencilerine kendi bakış açımla yeni medyayı ve yeni medyanın kullanıcı kitlesini anlattım. Bu ders sonrasında çok önemli bir ayrıntıyı atladığımı fark ettim. Bari burada kapatmış olayım.

 

Öncelikle yeni medyanın ‘yeni’ sıfatı altında bu yazıya sığdıramayacağım kadar uzun bir liste yer aldığını hatırlatmak isterim. Buradaki ‘yeni’ kavramını doğuran ayrıntı medyanın yeteneklerine yönelik yenilikler kadar mecra ve kaynakların çeşitliliğini de içeriyor.

Yani bir süre önce ‘medya’ dediğimizde aklımıza gelen mecralar gazete, televizyon ve radyolarken bugün internet de bu listede yerini aldı. Ancak internet medyası da zaman içinde anlam değiştirdi.

Sosyal ağların mahalle baskısı

Sosyal ağları ne kadar tutkuyla kullandığım malum. Her yeni hizmet benim için yeni bir keşif. Bu blogu takip ediyorsanız hemen her yazımın içinde sosyal ağlardaki adımlarıma da bağlantılar verdiğimi görmüşsünüzdür.

Bu tip hizmetler benim için günlük gibi. Nereye gittim, ne yedim, ne gördüm, ne ilgimi çekti, hepsinin bir kenara not edilmiş halleri. İnternet dönemi öncesinde hemen hepsi için ayrı not defterlerim vardı. Şimdi cebimdeki telefonla her ilgi alanımı not defterlerinden çok daha işlevsel araçlara kaydedebiliyorum. Hatırlamak istediğimde dönüp bakıyorum.

Hürriyet yazarlarının Facebook karnesi

Söyleyeceklerimi desteklemesi açısından çok kısa bir yakın dönem kariyer özeti yapacağım.

Gazetecilik hayatımın büyük bir bölümünde teknoloji yazarlığının yanısıra medya kuruluşlarının web sitelerini kurdum ve yönettim. Milliyet ve Fanatik’i hayata geçirme döneminde başlayan web maceram Radikal, Finansal Forum, CNN Türk, Kanal D, Star gibi örneklerle sürdü gitti.

Böbürlenmek için demiyorum ama aralarında en çok emeğim geçen Radikal örneğinde yazılımdan sunucu yönetimine, veritabanından tasarımına kadar haberleri girme dışında her şeyi tek başıma yaptım. (Şu an hiçbir yayın kuruluşunun web sitesini yönetmiyorum)

Dolayısıyla bu medya yayıncılığı denen şey hakkında Türkiye’de konuşacak bir şeylerim var. İşin en başından bugününe en yoğun trafiği çeken sitelerinde piştim. Okurun, medyanın ne isteyip istemediğini; ne yaparken ne amaçladığını az çok bilirim.

Yabancı örnekleri ve trendleri bu topraklardaki pek çok kişiden daha yakın takip ediyorum ve yeni medya diye tanımladığımız elektronik mecranın ormanından cebime epey tohum doldurdum.

Şimdi esas meselemize geçelim.

Sosyal ağ yönetim ipuçları

Sosyal ağları işim gereği mi kullanıyorum yoksa işim haline mi getiriyorum emin değilim. Ama aktif olarak işime yarayan her parçasını kullanmaya çalıştığımı söyleyebilirim.

Takip eden kişi ve kurumlardan sıkça gelen bir soru televizyon programımın ardından patlama yaptı. Birçok kişi bütün bunları nasıl yönettiğimi soruyor. Tek tek anlatmaktan yorulunca mümkün olduğu kadar kısa, öz bir şekilde bloga aktarıp herkesle paylaşmak istedim.

Sosyal medya detoksuna başlarken

Bir gün Teknosohbet çekiminden sonra Timur odamdan çıkıp ofisin içinde kayboldu. Ne zaman düşündü, ne etti, sormaya fırsatım olmadı ama benim sosyal medyadan uzaklaşmamı kafasına takmış ve bunun üstüne bir proje geliştirmiş. O kaybolma sırasında da stüdyoya girip olayı yaymak için bir program çekmiş.

O da kesmemiş olacak bir devam bölümü daha çekti, bloga yazdı, Yahoyt’a haber etti.

Daha bana söylemediği birçok plan da cabası…

1-10 Mayıs 2010 aralığını kapsayan bu meydan okumanın şartları şöyle:

Neler yapamayacağım:

  • Hiç bir sosyal ağda tek bir harf veya gülümseme işareti dahil hiç bir eylemde bulunamayacağım. (Twitter, FriendFeed, Gtalk, buzz, messenger, vs..)
  • Hiçbir sosyal ağ uygulaması açmayacağım. Pasif izleyici olarak dahi katılmayacağım. (Kağıt çıktı bile yok)
  • Hiç bir sitede yorum yapmayacağım. MYK Medya çalışanları ve birinci dereceden akrabalar dahil hiç kimse ile chat yapamayacağım.
  • Video konferanslara katılamayacağım.

Nelere izin var:

  • Televidyon’da yer alan herhangi bir programa katılabilirim.
  • Basın toplantılarında sosyalleşebilirim.
  • Canlı seminer veya toplantılara katılabilirim.

Sizin için ‘eh canım, ne var yani?’ olabilir ama benim için durum farklı. Size sosyal medya kullanımıma dair objektif bir fikir vereceğini düşündüğüm iki ekran görüntüsünü paylaşmak istiyorum (resimlerin büyük hallerine üstlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz):