Seagate GoFlex izlenimlerim

Bilgisayarında dosyalar tutanlardan değilim; bilen bilir. Seneler önce içinde her şeyi tuttuğum bilgisayarımı (daha doğrusu bilgisayar, cep telefonu, PDA gibi dönemin her türlü cihazını taşıyan çantamı) çaldırdıktan ve her şeyi kaybettikten beri mümkün olduğu kadar her şeyi internet hizmetlerinde tutmaya çalışıyorum.

Bir dönem işyerleri için kullanılan bu şemalar artık evleri temsil ediyor.

Merak edenler için: danışmanlık hizmetlerime yönelik senkronize olması gereken dosyalarım ve şifrelerimi bilgisayarlarım arasında ‘keychain‘ dosyasıyla eşleştirmek için Dropbox, belgeler, sunumlar, takvim, kontakt listem, epostalarım ve daha pek çok şey için için Google Apps, notlarım için Evernote, proje yönetimi için Basecamp, ilişki ve iş yönetimi için Highrise, yine şifre, lisans ve kredi kartı bilgilerini saklayan 1password, müzik dosyalarım için Google Play, sabit diskimi yedeklemek için Mozy gibi uzayıp giden irili ufaklı pek çok hizmet çoğunlukla hiçbir ücret almadan her işimi kusursuz şekilde yapmamı ve bilgisayarımda bir şey saklama derdinden kurtulmamı sağlıyor (ek tedbirlerim de yok değil).

Evde içerik tüketen birçok cihaz var. En başta neredeyse hiç kapanmayan ana bilgisayarım (27 inçlik iMac / MacOS X 10.7.3). Evdeki diğer cihazları (PS3, Xbox, 2 farklı iPad, Macbook Air, cep telefonları, DLNA uyumlu televizyonlar ve birkaç şey daha) da kattığımızda birçok farklı noktadan içeriğe ulaşma telaşı başlıyor.

Bunun için yakın zamana kadar iMac’i medya sunucusu olarak kullanıyordum. Ama bunca cihazın ana bilgisayarıma yüklenmesi benim çalışmamı etkiliyordu.

Talihsizlik denizinin filikasız mağduru

Daha önce 1 terabaytlık Seagate’in bir harici diskini ana bilgisayarıma bağlamış ve bu tip medya paylaşımı için onu adreslemiştim. Ancak bir gün ansızın su kaynattı. Seagate Türkiye sağolsun önce kendi baktı, olmayınca şimdi eVault adını alan i365 servisine; İngiltere’ye yolladı, onlar da yapamayınca (giden binlerce dosyaya rahmet okutarak) 1,5 terabaytlık yeni bir disk hediye etti.

Yeni disk bir NAS’tı. Yani arkasındaki ağ kablo bağlantısıyla modeme (router’a) bağladığınızda ev (ya da iş) ağınızdaki bütün bilgisayar ve cihazlardan erişilebilir hale geliyordu. Ne yazık ki onu da ben bir ROM güncellemesi sırasında dağıttım. Aynı süreç tekrarlandı. Önce Türkiye ekibi uğraştı; olmadı. Sonra yurtdışına gitti, oradan da olumsuz yanıt geldi.

Şubat ayında yaşanan bu olayın ardından Seagate Türkiye bu sefer gerçekten bir sürpriz yaparak yeni bir ürün hediye etti: 3 terabayt kapasiteli bir GoFlex Home. Yine ağa bağlanan, daha kullanışlı web tabanlı bir arayüze sahip, kolay kurulup yönetilebilen ve şimdilik sorunsuz çalışan bir aygıt. Bir dolabın içinde duruyor ama ortalıkta tutacaksanız da gayet şık bir tasarıma sahip.

Bu vesileyle tanıştığım yenilikleri sizlerle paylaşmak istedim. Harici disk deyip geçmemek gerekir. Kapasiteleri karşılaştırınca hepsi bir gibi ama ek hizmetlere bakınca ayrışanlar oluyor.

GoFlex de onlardan biri.

Bulut hizmetleri

GoFlex Home’un yukarıda da bahsettiğim gibi web tarayıcınız üstünden erişebildiğiniz kötü arayüzlü (tablet ve cep telefonlarından açılamayan Adobe Flash tabanlı!!) ancak kolay kullanımlı bir yönetim konsolu var.

Apple kullanıyorsanız sistem için yedekleme hizmeti Time Machine desteği standart olarak sunuluyor.

Kapasitesini yeterli bulmazsanız ya da farklı kaynaklar da eklemek isterseniz üstündeki USB portu üstünden flaş ya da disk tabanlı belleklerinizi ekleyebiliyor ve ana sisteme dahil edebiliyorsunuz.

Ancak en hoşuma giden özelliklerinden biri Seagate Share. Temel özellikleriyle ücretsiz sunulan bu hizmete isterseniz 10 dolar vererek ömür boyu üye olabiliyorsunuz (ben oldum).

Sisteme kayıt olduğunuzda GoFlex içindeki bütün dosyalarınıza internete bağlı herhangi bir cihazdan kullanıcı adı ve şifrenizle bağlanabiliyorsunuz. Bu gerçekten önemli bir ayrıcalık sunuyor. Sıradan kullanıcı için imkansız ayarlara sahip dinamik DNS, sabit IP, RAS, port, router ayarlarını tamamen ortadan kaldıran, basit ve çok alışkanlık yaratan bir sistem.

Seagate’in sunduğu bir diğer önemli ayrıcalık Seagate MySync. Mac ya da PC’niz için indireceğiniz ücretsiz bir uygulama sayesinde GoFlex diskinizin belirli klasörlerini aynen Dropbox’ta olduğu gibi diğer bilgisayarlarınız arasında senkronize olması sağlıyorsunuz. Cihazlar arası sınırsız ve ücretsiz bir hizmet. Ve gayet iyi, sorunsuz çalışıyor. Benim çok işime yaradı.

Medya sunucusu olarak

Seagate’in iPhone ve iPad kullanıcıları için hazırladığı ücretsiz GoFlex Access uygulaması da dikkate değer. Yaptığı şey yukarıda anlattığım Seagate Share hizmetini telefon ve tabletinizden kullanabilmenizi sağlıyor. Fotoğraf, video ve benzeri dosyalara erişmek için kullanacağınız bu uygulamanın büyük bir sorunu var: video konusunda birçok popüler formatı desteklemiyor. Ancak fotoğraf konusunda hiçbir sorun yok.

Buna alternatif olarak medya sunucusu yazımda değindiğim AirPlayer uygulamasını hala şiddetle tavsiye ediyorum (5 dolar). GoFlex Access ile tam uyumlu çalışan bu uygulamanın performansı kusursuz.

Özetle; bir harici disk alacaksanız Seagate GoFlex’e de göz atın. Yeni bir su kaynatan sabit disk öyküsü ve yeni ürün incelemesine kadar şen ve esen kalın.

, , , , , ,

6 Responses to Seagate GoFlex izlenimlerim

  1. welbane 14/04/2012 at 13:00 #

    Açıkçası yazılanlardan pek birşey anlamadım, anlamayı da istediğimden emin değilim. Ama bu kadar manyetik alana boğulmuş bir evde çocuk büyütmek istemeyeceğimden eminim..

  2. Ethem K. 16/04/2012 at 22:27 #

    Güzel gibi gözükse de redundant çözümler değil. Tek başına disk her zaman sorun çıkartmaya adaydır, her durumda raid öneririm.

    22 cihazlık basit bir evde, 10 tane content tüketen cihaz için şiddetle Readynas Ultra serisini tavsiye ederim.

    2 disk redundant olarak duruyor, time machine, plex, dlna, nas server, ftp server.

    Ayrıca paralelde de bir tane WD World Edition var, günlük olarak Readynas’ı yedekliyor (cihazın komple ‘fail’ durumu için). Ha bir de 320GB offsite backup var, resimlerin ana yedeği.

  3. Kemal Kaya 23/08/2012 at 19:21 #

    Biz dersimizi her zaman geç alanlardanız, yani başımıza bu tür veri kaybı olayları geldiğinde ancak kendimizi daha güvene alabilecek yöntemlerin arayışına veya uygulamasına geçiyoruz. Sigorta kavramına bakış açımızda o nedenle genelde olumsuz.

    Su kaynatan hardiskler en büyük problem, en az hırsızlar kadar önemli, ancak birçoğumuz nedense verilerimizi hardiskte güvende diye düşünüyoruz. Cloud teknolojisinin gelişmesi ve rekabetle ucuzlamasıyla artık biz son kullanıcılar çok az bir paraya veya sınırılı GB boyutlarına ücretsiz sahip olabiliyoruz.

    en azından kaybolunca asla geri getirilemeyecek anlarımızı belgeleyen fotoğraflarımızı ve elektronik dökümanlarımızı bunlara yedeklemeyi öğrenmek zorundayız diye düşünüyorum.

    Türkçe bu kadar çözümü bir arada gördüğüm ilk ve tek makale, elinize sağlık.

  4. Sadık Emekdar 12/10/2013 at 12:00 #

    Şimdi ben bu sistemde endişelendiğim bir nokta şu aygıtlar arasında senkronize olurken bilgilerim başka yere gitme olasılığı nedir?(Seagate in kendi sunucularına vb.)

  5. Ali A. 09/04/2014 at 04:40 #

    2012 Nisan’ında yazdığınız bu yazıyı daha önce okuduğumda hakkıyla anlayabilmiş olsaydım 2014 Nisan’ında AirPort Time Capsule sahibi olmazdım. Yine de kendimi çok geride kalmış görmüyorum çünkü Apple, çok odaklı ve kusursuz bir hizmetle kurulum esnasında İstanbul yeterli olamadığı için Yunanistan’a oradan da Amerika’ya bağlanarak konferans görüşme şeklinde destek verebildi. Siz çok iyi yazıyorsunuz ama sonuna kadar neyin nerelerde ne şekilde kullanılacağı konusunda dürtülmesi gereken bir anlayışım var sanırım.
    Çok teşekkür ederim faydalı paylaşımınız için.

Trackbacks/Pingbacks

  1. Dijital içeriği TV'den seyretmek - M. Serdar Kuzuloğlu - 22/12/2013

    […] indirdiğim (veya çok özel bir şeyse arşiv adına sakladığım) içeriğim daha önce değindiğim GoFlex […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim