Google üstünden kendimizle yüzleşmek

1998 yılında Larry Page ve Sergey Brin’in üniversite tezi olarak filizlenen Google’ın kurulduğunda çok basit bir hedefi vardı: internette arama yapanları en kaliteli, muteber bilgi kaynaklarına ulaştırmak. Ve bunu o kadar iyi yaptı ki yıllar içinde bütün rakiplerini bir bir oyun dışı bıraktı (ya da marjinal paylara mahkum etti).

googleeeee

Fakat Google arama konusuna o kadar odaklanmıştı ki (ve yatırımcılardan o kadar çok para toplamıştı ki) bir gelir modeli düşünmeye fırsat bulamamıştı. Aynı dönemde Bill Gross adlı bir web girişimcisinin GoTo.com adresinden hizmet veren arama motorunda reklam destekli bir model geliştirdiğini fark edince hemen Google’a uyarlamaya karar verdiler.

Adwords adı verdikleri reklam modeli 2000 yılında böyle doğdu.

Borsaya bildirdiği bilançoya göre Google 2012 yılında 10 milyar doların üstünde net kar elde etti. Bunun devasa bir dilimi arama ilişkili reklamlardan; diğer bir anlatımla Adwords gelirlerinden oluşuyor.

Adwords, kısa bir süre içinde hem Google’ın bilançosunu hem de internetin tarihini değiştirdi.

Aramayı iyileştirmek için trendleri takip etmek; kim ne arıyor, neye tıklıyor, neyle ilgileniyor, neyle ilgilenmiyor gibi davranışları birey ve gruplar bazında izlemek Google’ı dünyanın ne büyük veritabanı haline getirdi.

Bugün kiminin haberi bile olmayan Google hizmetlerinin genel anlamda iki amacı var (kimi hizmetler her iki amaca birden yarıyor):

  • Bu bilgi yığını için yeni bilgi kırıntıları toplamak.
  • Bu bilgi yığınından faydalanarak yeni gelir modelleri yaratmak.

Bir arama motorunun (kullanıcılarını zeki yöntemlerle izlediğinde) insan hayatında ne kadar çok yer edeceğini böylece görmüş olduk. Bizim hakkımızda bildiklerinin bir kısmını paylaştığı sayfa bile birey olarak Google ile ne çok ilişkimiz olduğuna dair fikir veriyor.

Destursuz makinaların ruhu

Google’ın en ilginç özelliklerinden biri de webin yakın dönem kolaylıklarından biri olan ‘otomatik tamamlama‘ (ya da daha genel tabiriyle ‘auto-complete’). Yaptığı, bir şey ararken ne aradığımızı tahmin edip biz daha yazmadan cümlenin / sorunun sonunu getirmek (Oysa tarayıcılarda ‘yapıştır ve ara / paste and search’ işleviyle ne kadar tembelleşebileceğimizi fazlasıyla görmüştük?)

Bu hizmet, şirketin tanıtım sayfasında şöyle özetleniyor: parmakların dinlensin, hatalı yazma derdinden kurtul, sık aramalarını kolaylaştır ve faydalı bilgilere ulaş.

Açıkçası en sonda geçen ‘faydalı bilgi’ kısmı benim de sıkça kullandığım bir ayrıntı. Uzunluk ya da ağırlık birimlerini çevirme, basit hesaplar yapma gibi birçok konuda cidden zaman kazandırıyor. Havadan sudan muhabbetlere bile girmek mümkün.

Otomatik tamamlama Google kullanıcılarının sıkça yaptığı arama kalıplarının gruplanmasıyla oluşuyor. Örneğin ‘Barış Manço’ ile başlayan aramaların sonu genellikle ‘şarkı sözleri’, ‘hayatı’, ‘fotoğrafları’ gibi kelimelerle bittiğinden siz Barış Manço yazar yazmaz Google cümlenin devamını en sık yapılan arama kelimeleriyle tamamlamak için sıralıyor.

Bir toplumun bilinçaltına ulaşmak

İşte böylesine basit gibi görünen bir özellik diğer yandan bizim hakkımızda inanılmaz ayrıntılar içeriyor. Çünkü Google bizim yeni Tanrı’mız. Her şeyi görüyor, duyuyor, biliyor. Ne sorsak cevap veriyor. Hiç usanmıyor, bıkmıyor, ayıplamıyor ve sırlarımızı paylaşmıyor (ya da isim vermeden aktarıyor diyelim). En iyi arkadaşımızdan daha iyi, en bilgili dostumuzdan daha bilgili…

O zaman gelin birkaç örnekle  Türkiye’nin açık ara en çok kullanılan arama motorunun izinden zihinlerimizin dehlizlerine bakalım…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

AÇIKLAMALAR:

  • Bu sorguları Google Türkiye arama hizmetinde, Google hesabımla giriş yapmadan gerçekleştirdim. Dolayısıyla bana dair özel bir düzenlemeye tabi değil.
  • Sizin yapacağınız aramalarda farklı sonuçlar çıkabilir. Bunun sebebi Google / Gmail hesabınızla giriş yapmış olmanızdan ya da bulunduğunuz bölgenin farklılıklarındandır.
  • Bazı kelimeleri (intahar gibi) özellikle yanlış yazdım çünkü genel kullanımları bu şekilde. Doğru yazımları sonuç vermiyor.
  • Ayrıca elimden geldiğince ‘güvenli sularda’ gezmeye çalıştım. Siz kendi hayal gücünüz ekseninde çok daha ilginç sonuçlara ulaşabilirsiniz.