Bu günler geçecek. Peki sonra ne olacak?

Yazının ne kadar güçlü, etkili ve önemli olduğunu sosyal medya bize bir kere daha gösterdi sanıyorum. Yazarak hayatını kazanan biri olarak kendimi tutamadan sürekli bir şeyler yazmam bu yüzden. Paylaştıklarımın misliyle fazlası bilgisayarımda birikti duruyor. Sanıyorum her zaman orada kalacaklar.

Güncel olaylarla ilgili görüşünüz ne olursa olsun İstanbul’da yaşayıp bir an bile bu konuları düşünmemek mümkün değil. Arkadaş sohbetlerinde bile konu dönüp dolaşıp Gezi Parkı’na geliyor. Her birimiz ayrı görüşteyiz. Ama yine de kimi detaylarda ciddi tartışmalar çıkabiliyor. En yakın dostları bile birbirine düşüren, garip bir zamandayız.

Taksim meydanı. Dün gece...

Taksim meydanı. Dün gece…

Bütün bunların bir şekilde geçeceğini biliyoruz. Herkesin umudu her iki tarafın da rıza göstereceği, içine sineceği bir şekilde sonuçlanması. Yoksa ötelenmiş, üstü küllenmiş bir kin ve nefret için için yanmaya ve harlanmak için fırsat kollamaya devam edecek.

Bu süreçte yüzlerce yazı, haber ve makale okudum, video izledim, fotoğraf taradım. En hoşuma giden yazılardan biri Kemal Sayar‘a aitti (En imrendiğim insanlardan biridir. Allah zihin açıklığı versin. Yazı 9 Haziran 2013’te kaleme alınmış).

Önce yaptığı durum tespitine kulak verelim:

Gezi alanında herkes birbirinin yaşama kültürüne ziyadesiyle saygılı görünüyor. Burada sergilenen birbirine saygı kültürü, ‘gerçek olamayacak kadar iyi’ olduğu için bence gerçeğin bir parodisini temsil ediyor. Gerçek olamayacak kadar iyi, zira hemen arkada vandalların çiziktirdiği cinsiyetçi küfürler, sökülmüş kaldırım taşları, saldırgan tweetler kaş göz ediyor. Parodi o kerteye varıyor ki Atatürk ve Öcalan posterleri yanyana gösteriliyor. Bu kalabalık dağıldığında insanlar, ‘ne iyi oldu, birbirimizi anladık’ mı diyecekler, yoksa eski katı kimliklerine dönüp ilk fırsatta birbirlerine saldırmaya mı yeltenecekler?

Düşündürücü, değil mi? Bir diğer tespit mevcut duruma yönelik.

‘Direnişçi’ olmak kolaylaştı. Polisin geri çekilmesinden sonra konforlu yeni bir direnişçilik türü peyda oldu. Gezi parkına arada bir uğramakla insanlar kendilerini direniş dedikleri şeyin safına yazdılar. Bu da, tıpkı yakılmış otobüslerin şoför koltuğunda fotoğraf çektirip facebook profiline koymak gibi postmodern iklime uygun bir haldi. Tıpkı ‘isyan çocukları’nın eleştirdikleri yönetimin sağladığı görece özgür iklimde büyüyen, Türkiye’nin karanlık ve kanlı geçmişinin sopasını yememiş, ‘ahistorik’ gençler olması gibi postmodern bir hal. Bir de tabii herşey çok hızlı akıyor, tıpkı bir bilgisayar ekranında akan imgeler gibi, zaman hiçbir yere yerleşemiyor. Bu olayın milat olacağını öngörenler postmodern çağda ittifakların kırılgan doğasını, kronolojik zamanın uçuculuğunu, herşeyin yine bir bilgisayar oyunundaki gibi her an yeniden yapılıp bozulabileceğini hesaba katmıyorlar. Bu dünya çok akışkan ve geçmişin hatları keskin resimleri burada anlamlı değil. Akıllı telefonların hızına ayarlı zihinler için dünya her gün yeniden kuruluyor.

Ve son alıntım da kökenlere dair.

Ağaçları korumak için sıcak yataklarını terk etmiş gençlere şu çirkin baskın yapılmasaydı, biber gazı şişesinde dursaydı, duvarlara ayıp sözler karalayan, yakıp yıkanlar olmasaydı, politikacılar gerilimi sebepsiz yere artırmasaydı, bazı şer odaklar durumdan bütün ülkeyi yangına verme vazifesi çıkarmasa ve nihayet hepimizi derinden yaralayan ölümler olmasaydı, Türkiye bugün sokak siyasetini de kendi tecrübe dağarcığına en güzel haliyle katmış olacaktı.

Yazının tamamını okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Kemal Sayar gibi zihinlerin bu ülke için ne denli önemli olduğunun bir ispatı adeta.

Bunların ışığında söyleyeceğim daha önceki bir yazımda değindiklerimden çok da farklı değil. Bütün bunlar geçecek ve o zaman hepimiz bu ülkede, bu topraklarda yaşamaya devam edeceğiz. Birbirimizin yüzüne bakacağız. Mesele şu: nasıl bakacağız? Bu parçalanmış, birbirine düşman olmuş zihinlerin gölgesi nasıl yok olacak?

Başımız sıkıştığında yardım isteyeceğimiz polis, hastalandığımzda bizi tedavi edecek doktor, derde düştüğümüzde başvuracağımız avukat, dükkanımızdan alışveriş yapacak öğrenci, taksimize binen adam, otobüste yer vereceğimiz kadın; derdiyle, çilesiyle hep beraber yaşamaya devam edeceğiz.

Ne olursa olsun, ne düşünürsek, ne yaparsak yapalım, yarın bir gün birbirimizin yüzüne bakarken mahçup olmayacağımız, utanmayacağımız halde kalmalıyız.

Uğruna mücadele verilen her şeyden daha önemli bu.

,

10 Responses to Bu günler geçecek. Peki sonra ne olacak?

  1. wime77 12/06/2013 at 21:35 #

    Yapmayın ALLAH AŞKINA.

    Ne yazdığını bilen bir yazar olsaydı önce HÜKÜMETİN söylediklerini düşünürdü.
    AYYAŞ, ÇAPULCU, KELLE, MARJİNAL, TERÖRİST dediği insanlar sizin çevrenizde sürekli haşır neşir olduğunuz, okumuş belirli entellektüel seviyenin üzerinde olan insanlar. Bakın Divan otelde Piyano çalan bir çapulcu bile var.

    Bu insanlar kendilerine hakaret eden bir Başbakana karşı MİZAHI kullanıyorlar. Evet mizahta küfür vardır. Küfür söyleyecek sözü olan bir insanın söylediği kötü sözler olduğu kadar sözün bittiği yere getiren insanlar içinde söylenebilir. Evet birileri ağıza alınmayacak küfürler ediyor derken bir yandan da neden diye sormalıdır insan.

    Parktaki insanlar bir ütopya yaşamıyorlar. Bazıları bunu görmek istmiyorlar. O çocuklar kutuplu değil. Kutuplu olanlar yöneticiler. Bu yöneticiler ki artık tasviye süreci başladı onlar çin Mevcut siyasi partilerden kimse artık seçim filan kazanamaz.Bu yöneticiler ki Kürt kimliğine sahip insanların bile rahatını bozmuşlar onlara siz farklısınız siz Türk değilsiniz siz kardeş olamazsınız bizim kendi ülemiz olmalı ama ULUSALCI olmamalıyız diyorlar. Başörtülü ya da dindar insanlara da siz başkasınız içki içenler, mini etek gyenler, başka diyorlar.

    Hala yalanlar söyleniyor. Yok efendim başı kapalı kadınlara saldırılmış sürüklenmiş camide içki içilmiş. PESS . Bunun izahı açıklaması bile olmaz. Bir Başbakan, bu ülkedeki herşeyden sorumludur.. Var olamayan %50 ‘ nin arta kalan %50 sinden ve Geçtim bir insanı, bir ağacın dalından, bir hayvandan bir sorumludur.

    Cami müezzini ni görevden alıp tehdit ettiler diyebilecek kadar tehlikeli olmuşlardır. İçeride çekilmiş videoları izlesinler. Yazıktır. Bu millet evine girerken ayakkabısını çıkartır, değil camiye girecek. Siz buna inanabiliyormusunuz ? Giren olmuşsada günahı onun boynuna. Bunu genele yayamazsınız. İçen olmuşsada bunu genelleyemezsiniz.

    Aynı adam Yol Ver Gidelim Taksimi Ezelim diyen kalabalığa sakin olun demedi. Ama taksimdekiler verdi cevabını. Yol Ver Gelsinler İnsanlık öğrensinler dedi.
    EVET içlerinde PROVOKE edenler bir takım insanlar var oldu. Zamanla o kişilerinde kimlikleri çıkacaktır ortaya. Bazıları şimdiden belirlendi daha da geniş soruşturmalar yapıldığında onların kimler olduğu kimler tarafından görevlendirildiği çıkacaktır ortaya.

    Cumhurbaşkanı için ne söylesek az. Az önce televizyona çıkmış bizim polisimizin elinde Jop, Silah olmaz diyor. Onlar Newyork polisinde olur diyor. Şizofren edecekler milleti az kaldı. Sonra diyorlar ki bu insanların arkasında birileri var. YOK ABİCİM YOK. ARKAMDA KİMSE YOK. Okadar sade bir vatandaşım ki bankada borcum, limiti dolmuş kredi kartımdan başka birşeyim yok. Arkamızda yanımızda sağımızda solumuzda da kimsemiz yok. Birtek Anıtkabirde yatan atamız var birde Allahımız. Kaldıki onuda esaret altına almaya çalşıyorlar. Allahın yeryüzündeki gölgesiyim diyecek neredeyse birileri.

    Yeter artık, dünya aleme rezilliğimizi oynadık. 3. çocuk, kürtaj, 4+4+4 , serbest kıyafet bla bla bla bla. Elle tutulur hiçbirşey yok gündem bunlardı Gezi Parkına AVM yapıcam dedi. Sonra AVM olmaz zaten dedi. Sonra Kent müzesi dedi.. Topçu kışlasını yapacak ta neden ? İlber Ortaylı Hoca verdi cevabını. Yık Swiss oteli oradaki binayı onun yerine ŞARK KAHVE sini yap görelim dedi. Böyle bir tarih anlayışı nerede görülmüş ? Zeus tapınağını alıp gelsen yeirne koysan ?

    Dünyanın en büyük ADALET sarayını yaptık diyor YAKA PAÇA AVUKATLARI ALIYORLAR İÇİNDEN.
    Spor kompleksleri yaptık diyor Olimpiyatlara gidecek sporcularımızı desteklemiyor. Tiyatronun seyircisi Gişe gelirleri düşük diyerek kapatmak istiyor.

    Aldığı maaş yetmiyormuş Mezbaa işletsin. Giren hayvan ve çıkan etin hesabını yapsın. Biz İnsanız. Bir hayvanın yediğini ancak et yumurta, süt olarak alırısnız. Ama biz insanız.

    Gazeteciler ayrı bir olay.. CNN INT Resmen dalga geçti CNN TÜRK ve Başbakan danışmanı ile. Gösteri bitti dedi yüzüne kapadılar. Adam görüntüyü izliyor parkın içinde savaş muhabiri var ve diyor ki < BU İNSANLAR SALDIRGAN BİR DİL KULLANMIYORLAR. ARALARINDA MÜHENDİS, IT UZMANLARI VAR. KENDİ YAYINLARINI US STREAM ÜZERİNDEN YAPMAYA ÇALIŞIYORLAR ÇÜNKÜ BASIN SANSÜRLÜ, POLİS SÜREKLİ GAZ BOMBASI ATIYOR DİYOR. BU SIRADA BİZİM BAŞBAKAN YARDIMICISI HİKAYE ANLATINCA TELEFON YÜZÜNE KAPANIYOR.

    Tutturmuşlar Faiz lobisi.Ne faiz lobisi ? Amerika çekti fişlerini yaşamak için çırpınıyorlar.
    Aslına bakarsanız kendi fişlerini kendileri çektiler. Amerika bunca zamandır yaptığı Suriye ve K.IRAK projesini tehlikeye soktular şimdi Ameirkanın Şımarık çocuğu İsrail elinde dosyalarla geldi ayar veriyor. Diyeceksiniz ki ne güzel işte. Amerika girme dedikçe Suriye ye giricez dediler. Amerika Verme dedikçe Silah verdiler. Sonuç REYHANLI. Kalkıp birde bunu Suriye nin üzerine atmaya çalıştılar Sonra ? Sarin gazı Suriyeye sokulmaya çalışılırken yakalandılar. Henüz hesabıda sorulmadı Rusya için üstünde.
    Böyle olunca Yeni Osmanlıcılık, Başkanlık sistemi, Anayasa artık HAYAL tabi ve bunlar bile Başbakanımızın canını fazlasıyla sıkıyor ve sonuç Gezi direnişçilerinin yanındaki PROVOKATÖR lerin attığı birjaç taştan sonra Polisin kullandığı BİNLERCE BİBER GAZI

    Bütün bunlar geçtiğinde Serdar bey, artık kimse Türban üzerinden, Din üzerinden, etnik kimlik üzerinden siyaset yapamayacak. Yapılmasına izin verilmeyecek. Bu genç nesil farklılıklarla kaynaşmayı bir adım daha öteye taşıdı.
    Bizim bu genç nesile FIRSAT EŞİTLİİĞİNİ HER ALANDA sağlamaktan başka bir görevimiz yok. Piyasa piyasa diye peşkeş çekilen topraklarımızı petrol kuyularımızı kurtaracağız. Kapitilasyonlar geldi resmen.

    Kalkıp eline kaldırım taşını alıp atanlardan bahseden yazarları okurken bence her zaman yaptığınız sorgulamalarınıza olaslık hesaplarınıda ekleyin. Binlerce kişinin katıldığı bir böyle bir eyleme PROVOKATÖR lerin elbette olacağını bunların çoğunluğu temsil edemeyeceğinide göz önünde bulundurabilirsiniz. Karamsarlığa düşmeden önce de Kurtuluş savaşımızı ve sonrasını düşününüz..

    Kullandğınız fotoğraftaki manzarayı Hükümet Polis gücüyle yaptı. Bu akşam bir saldırı olmazsa yarın Gezi parkını görün bakalım. Kim yapıcı Kim YIKICI. Kim PROVOKE ediyor kim etmiyor. O insanlar ki kendi kendini yaralayan polisi revire taşıyorlar. İçlerinde sadece MÜCADELE RUHU VAR. İNTİKAM DOLU KİNCİ BİR NESİL DEĞİL ONLAR. ONLAR BU MEYDANLARDA POLİS DENETİMİNDE EYLEMCİLERE SALDIRANLARDIR.

    Olaya hala bir ağaç bir doğa severlik olarak bakmadığınızı biliyorum. Ben olaya Türkiye' ye giydirilen DELİ gömleğini YIRTARAK ÇIKARMASI olarak bakıyorum ve bunu Atatürk 'ün en başından beri güvendiği, Asker, Polis, Politikacılar değil GENÇLER YAPMAKTADIR.

    Faşizim Nerden Kimden Gelirse Gelsin karşısındayız.. Bu Dünyaya Örnek olacak direnişte ÖYLE KOLAY KOLAY UNUTULMAYACAK. BU MİLLET TARİHE HER ZAMAN ONURUYLA GEÇTİ VE GURURLA ANILDI.BUNDAN SONRADA BÖYLE OLACAK.

    Bütün ümidim gençliktedir. 1919
    Mustafa KEMAL ATATÜRK.

  2. sonnyboy williamson 13/06/2013 at 09:43 #

    Öyle bir hava ile kaleme almışsın ki,
    Bir tane otoritemiz var.
    Bir de onun aşırı keyfi uygulamalarına karşı çıkan çoğunluğu gençlerden ve genç kalanlardan oluşan sağduyulu bir topluluk var.
    Bir de bu iki odağın ötesinde berisinde bir yerlerde Serdar Kuzuloğlu.
    Bir kere bu bakış çok rahatsız edici. Oradaki insanlar senin için dahi birşeyleri dile getirmeye çalıştılar. Kendini onlardan ayrı bir yere konumlandırman düşündürücü.
    Yok birbirimizin yüzüne nasıl bakarız? Parçalanmışlık olur muymuş.
    Elbette parçalanmışlıklar olacak. Burada sorun tüm bu unsurları idare etme yeteneği var mı yok mu? Görünen kadarı ile “yok”. O yüzden bir takım insanlar sokaklarda. Nedir yani hepimiz aynı ülkedeyiz diye tek tip kafaya mı sahip olalım? Olmayan “gaz” ile mi adam edilsin?
    “Yapmayın siz kardeşsiniz” tadındaki bu yazı olmamış.

  3. hakan 13/06/2013 at 09:53 #

    Serdar Bey,
    Peki sizler sebep olduğunuz şeylerden dolayı bu insanların yüzüne bakmaya utanmayacakmısınız ?
    http://www.haber7.com/guncel/haber/1037931-yerlerde-suruklenen-o-anne-konustu

  4. Arzu 13/06/2013 at 14:43 #

    Sizin yazdığınızın tam aksine insanlar tam da şimdi daha içten bir sekilde birbirinin yüzüne bakıyor. Küfür, hakaret vb.davranislarda bulunan insanları tümüne mal etmek doğru bir bakış açısı olmamakla birlikte olayı karalamanın en kolaycı yolu. Kaldı ki gençler her türlü hakarete rağmen aynı dille cevap vermediler, çok istenmesine rağmen. Son olarak, yazılarınızı cidden severek okuyan biri olarak bu yazınız hiç olmamış. Hiç.

  5. Required ÖYLEDİYO 16/06/2013 at 21:32 #

    Sayın K;
    Nal ve mıha eş zamanlı operasyondan vazgeçin lütfen. Ayrıca twitter’ı insanları tahrik etmek için kullanmazsanız daha etik olur. “Ben gazeteceyim, haber heryerde haberdir…” diyorsanız ateşe benzin değil su dökülür….
    Daha da mserdarK’ya gelmem…

  6. Ayhan 17/06/2013 at 15:58 #

    Hadi, bu kadar gezi yeter, herkes evine,…

  7. Mustafa 19/06/2013 at 13:36 #

    Amirim, sanırım üstteki yorumları yazan arkadaşlar sizin tüm süreç içinde yazdıklarınızı okumamış, yazdıklarınızdan bu yorumları çıkarmaları şaşırttı beni. Dediklerinize katılıyorum, insanlar bir taraftan kendi görüşüne yakın olanlarla daha yakınlaşırken, diğer taraftan olanların deyim yerindeyse kalemlerini kırıyorlar, bir taraftan yakınlaşırken diğer taraftan mesafeleri arttırıyorlar. Belki birçoğu kendi görüşlerine yakın olan yeni insanlar tanıyor ama kimse diğerlerini ne kadar uzağa attığının farkında değil. Tabii bu durumun dışında olan yok demiyorum ama diğerinin etkisi göz ardı edilecek gibi değil bence. Bence bunun tek bir nedeni var o da şudur; Bizler hak ve özgürlüklerimizi sadece bir parti yada görüş tarafında olursak elde edeceğimizi düşünüyoruz, dolayısıyla bir hak yada özgürlük isterken illa bir parti/görüş/siyaset çerçevesinde bakıyoruz olaya, ne yazık ki büyük bir çoğunluk sadece vatandaş insan olduğumuz için birbirimize olan sorumlulukların, hakların, özgürlüklerin farkında değil. İşin kötüsü bir parti yandaşı olurkende beceremiyoruz. Aslında doğru ve doğal olan partinin seçmeninin görüşünü benimsemesi ve bunu dikte etmesidir ancak bizde görüşleri, hakları, söylemleri partiler seçmene dikte ediyor haliyle zaten şuursuzca başlayan süreçte insanlar kendilerine ait olmayan fikirleri, söylemleri sırf “destekledikleri parti” ortaya koyduğu için gözleri kapalı şekilde destekliyorlar.

  8. Zahid 19/06/2013 at 14:10 #

    Gezi Parkı hususunda gizli planda bulunan şeyleri size imkanım olsa yüzyüze anlatırdım(Yiğit Bulut’tan falan bahsetmiyorum).

    • MserdarK 19/06/2013 at 19:48 #

      Bence Gezi Parkı konusunda hiçbir şey gizli kalmamalı. Bildiğiniz bir şey varsa buradan da anlatabilirsiniz.

  9. Osman 20/06/2013 at 13:13 #

    Gezi olaylarını haklı ve haksız bulan iki kesim var. Bu iki kesimin taraf olmasını belirleyen etkenlere bir de ekonomi boyutuyla bakalım.
    1. Çarkını kurmuş, varolan sistemde parasını tıkır tıkır katlayanlar ve
    2. hayatını daha zor kazanan, haksızlıklara uğradığını düşünen diğerleri.
    Benim tespitim ilk kesimin genelde olayların haksız olduğunu düşünen tarafta oldukları. Sizce?

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim