Etkili sunuş yapma denilen mesele

(Hakkında koca koca kitaplar yazılan bir konuyu bir blog yazısında özetlemeye çalışacağım. Uzun bir yazıya hazırlıklı olun)

Ana okulunda öğretmenimiz bir piyes sergileyeceğimizi söylemişti. Piyes nedir duymamıştık ama söylediğine göre bize verilen kısa metinleri ezberleyip anne-babalarımıza seyrettirecektik. Benim bulunduğum grup yılın aylarını temsilen bir dörtlük okuyacaktı. Bana doğumgünüm olan Ağustos düşmüştü. Basit bir dörtlüktü ve her şey kolay görünüyordu.

Kostüm meselesini duyuncaya dek…

Öğretmen özel şeyler giymemizi istemişti. Bir kedi, köpek, ağaç ya da başka herhangi bir şey olabilirdim ama kadın benden külotlu çorap giymemi istiyordu. Üstüne de bir uzun gömlek. Külotlu çorap giymektense ölebilirdim. Giymemek için günlerce, çocuk aklımın erdiği her şeyi yaptım ama kar etmedi.

Ağlamaktan şişmiş gözlerle çıkıp oyunumu oynadım.

Dünyanın en rahat izleyicisinin önünde hayatımın en zor performansımı sergiledim. Anne-babaların gözü-kulağı zaten yavrularının bütün kusurlarına kör ve sağırdı.

Mahçup aktörün intikamı

O günden elimde kalan tek şey, bugün bloga koymaya bile cüret edemediğim o andan bir fotoğraf karesi…

Özetle; ilk sahne performansım hayatımın en kötü anılarından birine dönüşmüştü.

Çok uğraşmama rağmen o anı hafızamdan silemediğimi anladığımda üstüne gitmeye karar verdim. Rıfat Ilgaz’ın okul öncesinden beri her fırsatta okumaktan satır satır ezberlediğim Hababam Sınıfı oyununu ilkokulda sahneye koymaya karar verdim (o zamanlar galiba filmi de çekilmemişti).

Sınıftan topladığım gönüllülerle çıkardığımız performans o kadar iyiydi ki senelerce konuşuldu.

Gerçi bir daha hayatım boyunca hiçbir oyunda rol almadım; heves bile etmedim. Amacım sadece hafızamdan ana okulu piyesini silmekti ve başarmıştım!

“Gururla sunar”

İlerleyen yıllarda sunum yapma denen kavramla tanıştım. Gerçek anlamdaki ilk sunumu 1992’de Japonya’nın önde gelen işadamlarından oluşan 300 kişilik bir izleyici grubuna yaptım. Osmanlı’nın son döneminden başlayarak modern Türkiye’nin tarihini, siyasi yapısını, ekonomisini içeren uzunca bir sunumdu. Heyecanlanmadım dersem yalan olur.

1995 yılında gazeteciliğe başladıktan sonra ise sunum yapmak, sahnede, kürsüde olmak doğal bir mesaiye dönüştü. O yıldan bugüne kaç tane sunum yaptığımı (sayısız olduğu için değil de saymadığım için) bilemiyorum.

TEDxReset 2011, en keyif aldığım konuşmalarımdan biriydi. 18 dakika kısıtlaması nedeniyle tempoyu çok hızlandırıp cümleleri kısalttım, bazı konulara hiç giremedim ama yine de özünü verebildim fikirlerimin. Salondaki beş yüzden fazla seyirci farkında değil ama sahnede hayatımın en şiddetli baş ağrısından kusmak üzereyim.

Kesin olarak bildiğim bir şey varsa, hepsinin bir öncekinden biraz daha iyi olduğu. Çok iyi olduğum iddiasında değilim ama iyi olmak için çok çalışıyorum.

10 Şubat 2011 tarihindeki TEDxReset Konferansı konuşmamın ardından gelen birçok e-postadan sonra bu süreçte öğrendiklerimi paylaşmak istedim. Çünkü anladığım kadarıyla topluluk önünde konuşmak, sunum yapmak birçokları için benim ana okulu yıllarımdakine benzer hisler uyandırıyor. Oysa çok basit birkaç püf noktasıyla olayı bambaşka bir boyuta taşımak mümkün.

O zaman başlayalım!

  • Her şeyden önce unutmayın ki dünyanın en iyi sunumunu yapmak, en iyi konuşmasını hazırlamak gibi bir mecburiyetiniz yok. Ama izlenebilir, dinlenebilir bir şeyler ortaya çıkarabilmek her zaman mümkün. Kusursuzluk, mükemmellik gibi bir telaşa girmeyin.
  • Ne kadar tecrübe kazanırsanız kazanın, her sahneye çıkışta heyecanlanacaksınız. Bu işin keyifli tarafı. Heyecanlanıyor olmak sizi tedirgin değil mutlu etmeli. Kaldırım fahişesinin müşterisiyle seks hayatı gibi bir sıradanlık, hissizlik beklentisinde olmayın. Kontrol edebildiğiniz heyecan, iyi bir adrenalin kaynağıdır.
  • İyi konuşabilmek çoğunlukla iyi biriktirilmiş kelimeler ve öykülerle mümkündür. Örneklerle, metaforlarla, ilginç, eğlenceli, dramatik ayrıntılarla süsleyemeyeceğiniz konuşmalar sıradan damgası yemeye mahkumdur. Sıradan, sıkıcı sunumlar izleyene zaman kaybı ve eziyettir. Yapmayın.
  • Çıtayı yükseltebilmek için sürekli okuyun (ne olduğu hiç önemli değil. Gazete okumak bile çok şey farkettirir). İlginç konuları mutlaka not alın. Her sunum öncesi biriken notlarınıza bakın ve güncellemeler yapın. Hoşunuza giden konuşmacıları izleyin, bir daha, bir daha izleyin. Ayrıntılara odaklanın.
  • İyi bir sunum yeteneği ve hitabet pek çok şeyi kolaylaştırır. Örneğin bir şey pazarlıyorsanız sattırır, vaat ediyorsanız inandırır. Dolayısıyla hayatınızın pek çok noktasında; kimi zaman tezgahın karşısında bir şey satın almak için kararsız kalan insanda bile işe yarayacaktır. Önemlidir, faydalıdır. Bu yeteneğinizi geliştirmeye çalışın.

Teknoloji ilgi alanımın önemli bir bölümünü oluştursa da meraklı olduğum diğer konuları asla gölgelemiyor. Birkaç istisna dışında teknoloji konulu sunumlar genellikle dünyanın en sıkıcı, sıradan örneklerini oluşturduğu için insanlar değişik yaklaşımları daha kolay ayırd ediyor.

Ve ne mutlu ki sunumlarım her zaman teknoloji hakkında da olmuyor.

Fikirlerin bedeli

Yeri gelmişken; ben konuşmalarımdan ücret talep ediyorum. Talep ettiğim bedel o konuşmaları hazırlayabilmek için zihne yerleştirdiğim bilgilerin, kitapların, dergilerin, gazetelerin, filmlerin, web sitelerinin,  zamanın, emeğin bedeli.

Sponsorsuz üniversite etkinlikleri, sivil toplum kuruluşları ve birkaç istisna dışındaki her konuşmamda mutlaka aldığım bir bedel vardır . Size de tavsiyem, kendinize az ya da çok mutlaka bir sunum bedeli belirleyin. Bu sizin bilginize (kendinize) duyduğunuz (ve ilginç bir şekilde size duyulacak olan saygının da) harcını oluşturur.

Karşı tarafın kabul edip etmemesini düşünmeyin. Etmiyorsa katılmama gibi bir seçeneğiniz her zaman var. Sesçiye, ışıkçıya, kameramana, mekana parayı verip sizi çok görüyorsa bırakın sahneye ışıkçıyı, sesçiyi çıkarsın. Belki gelenlerin ilgisini çeker.

Gönüllü olursanız ayrı ama prensip olarak ücretli bir etkinlikte ücretsiz konuşmayın. İnşaatta bedava amele çalıştırmayla konferansta bedava uzman konuşturma arasında hiçbir fark yoktur. (Unutmadan; ücretli konuştuğunuz zaman sunum bedeli için fatura kesmeniz istenecektir. Dolayısıyla -yoksa- bir şahıs şirketi kurmanız iyi olur)

Sunum ön hazırlığı

Temalı etkinlilerde büyük ihtimalle son derece sıkıcı başlıklardan oluşan konuşma başlıkları sıralanacaktır. Mümkün olduğu kadar esnetmeye çalışın. Başlık önemlidir. Hatta iyi bir başlık bazen iyi bir başlıkla sunumun tamamı ortaya çıkar. Kimsenin ummadığı, beklemediği bir başlık bulun. Sunum listesindeki küçük bir merak yaratmak iyidir. Elbette kimi zaman buna izin verilmeyebilir. O zaman iş sunumun içindekilere kalıyor.

  • Sahnede sunum yapmak şarkı söylemeye benzemez. Güzel sesinizle başkasına ait güzel bir şarkıyı söyleyebilirsiniz ama başkasına ait bir sunumu, başkasına benzeterek yapamazsınız. Tamamen kendinize ait bir şeyi, mümkün olduğu kadar kendi tarzınızda yapmak zorundasınız.
  • Daha önce yaptığınız bir sunumun aynısını yapmayın. Mümkünse her bir sunumuzda farklılıklar olsun.
  • Hitabet konusunda yetenkli değilseniz, henüz kendinizi hazır görmüyorsanız yapmayın! İnsan sahnede bir şeyi yapamayınca çökmenin eşiğine gelir. Ben o hissi yaşadım, biliyorum. Bunu yaşamak zorunda değilsiniz. Daha küçük adımlarla başlayabilirsiniz. Şirket toplantılarındaki sunumlar bile başlangıçta çok yardımcı olur.
  • Organizasyonu yürütenlere sunumu kime yapacağınızı sorun. Kaç kişi olacaklar, yaş aralığı ne, ne iş yapıyorlar, öğrenciler mi, yöneticiler mi gelecek? Sizden önce kimler, ne konuşacak?
  • Konuşacağınız zaman dilimi önemlidir. Yemek öncesi ve sonrası risklidir. Öncesinde insanlar acıkır sabırsızlanır; sonrasında rehavet çöker. Sabah erken konuşmalarda geç kalan bol olur, yolda trafiğe, kapıda sıraya takılır… Çay, sigara molasından sonraki boşluklar her zaman daha iyidir. Sizden önce kanserojen bir sahne performansı sunulacak olabilir. Bu kimi zaman avantaj, kimi zaman dezavantajtır. Fırsatınız olursa size göre en iyi olduğunu düşündüğünüz zamanı seçin. Ama en önemlisi izleyici kitlenizi iyi tanıyın. Sunumu ona göre şekillendirin.
  • Ana temanızı belirledikten sonra ilk iş onu ara başlıklara ayırmak. Genel bir giriş, öykü ve örneklerle bezeli toparlayıcı bir kaç ayrıntı ve etkili bir kapanış. En ideal sunum süresi 30 dakika ve altıdır. Bunun üstündeki zaman dilimlerini şişirmeden doldurmak; daha da ötesi ilgiyi diri tutmak gerçekten tecrübe ister. Sunumda amaç insanları heyecanlandırmak, etkilemek ve bir şeyler öğretmektir. Kimse sıkılma niyetiyle sunum izlemez.
  • Perdeye, duvara bir şeyler yansıtabilme imkanınız varsa (yoksa isteyin) sunumuz için mutlaka çok iyi görseller bulun. En fazla zamanı buna ayırın. Anlattıklarınızı destekleyecek etkili resimler, çizimler, fotoğraflar arayın. İnternette bunun için sayısız kaynak var. Google bile fazlasıyla yeterlidir.
  • Sunumda anlatacağınız şeyleri ASLA göstereceğiniz slayda yazmayın. Sahnede siz varsınız ve her şeyi sizden duymaya geldiler. Siz anlatacaksınız. Perdedeki görüntü sesinizin, bedeninizin fonu, tamamlayıcısı olacak.
  • Sunumuzda anlatacaklarınızı sunum karesinin not bölümüne yazın.

    Her sunum hazırlama uygulamasının altında slaytlara özel notlar için bir alan vardır. Buraya yazdıklarınız sunumda görünmez. Sadece sizin bilgisayarınızda ve aldığınız kağıt çıkışlarda yer alır.

    Bütün metni değil ama anahtar kelimeleri notlarınıza ekleyin. Özellikle bir sonraki kareye bağlayacak cümleler, ipuçları önemlidir. Ben sunumlarımı kimi zaman LibreOffice (eski Open Office) kimi zamansa Apple Keynote ile hazırlıyorum. Powerpoint’te de aynı özellik var. Notlar hem provada, hem sahnede çok işinize yarayacak.

  • Her sunum karesine bir başlık yerleştirebilirsiniz. Ama bu konu başlığınızdan farklı bir şey olmalı. Diyelim ki başarıyla ilgili bir şey anlatacaksınız ve Henry Ford’dan bir örnekle başlayacaksınız. Meşhur T-Model önündeki pozuyla Henry Ford’un ‘siyah olduktan sonra hangi renk isterseniz alabilirsiniz’ sözü başlığınız olabilir (şu an aklıma gelen sıradan bir örnek).

Sunumu bitirdikten sonra bilgisayarın karşısına geçip prova yapın. Çekinmezseniz bir arkadaşınızın karşısında olsun. Geçiştirmeden, baştan sona sunumunuzu yapın. Mümkünse konuşurken bir boy aynasında  kendinizi seyredin. Ya da kendinizi bir kameraya kaydedin. Hatalarınızı not edin, düzeltmeye çalışın.

Defalarca prova yapın. Ben prensip olarak her sunumum için en az 4-5 saati provaya ayırıyorum. Birden fazla defa yaptığım sunumlarda bile provayı eksik etmem. Bunun ne kadar hayat kurtardığını sahnede anlayacaksınız.

Moderatörlüğünü de yaptığım bir etkinliğin açılış konuşması notları.

Çıkardığınız notların ne kadar yardımcı olduğunu inceleyin. Notlar ne kadar kısa olursa o kadar iyidir. Sunumda çok bakma fırsatınız olmayacak. Gereksiz yerleri çıkarın. Eksik kalan ayrıntıları ekleyin.

Sunumdan önceki geri sayım

  • Konuşmanızı yapacağınız günün öncesinde (eğer kullanıyorsanız) sakın içki içmeyin / sakinleştirici almayın. Az ya da çok hiç farketmez. Mümkün olduğu kadar ayık, zinde olmaya gayret edin.
  • Benim gibi son dakikaya kadar sunum değiştirme huyunuz yoksa akşam mutlaka erken yatın. Uykusuz bir beden sahnede kendini çok belli eder.
  • Sunum günü çok hafif bir kahvaltı yapın. Çay, kahve gibi uyarıcıları fazla tüketmeyin. Midenizin çok dolu olmamasına dikkat edin. Sakın bir şey yemeden sahne çıkmayın. Kan şekeri düşer, tansiyon oynar, baş ağrır ve her şeyi berbat eder. Kahve içmeyin. Dehidrasyona sebep olur.
  • Mutlaka banyo yapın. Rahat bir kıyafet giyinin. Gözler üstünüzde olacak. Tırnaklarınızı kesin, dişlerinizi fırçalayın, saçınızı tarayın, kahvaltı sonrası dişinizdeki yemek artıklarını temizleyin. Mümkünse giydiğiniz, taktığınız hiçbir şey o gün ilk defa giyeceğiniz şeyler olmasın. Ayakkabı vurur, pantolon sıkar, gömlek bol gelir… Sunum sonrası insanlar sizle konuşacaktır. Eğer nefesiniz kokuyorsa mutlaka sakız ya da kokulu jelatin bantları kullanın. İyi bir sunumun etkisini kötü bir nefesle yitirmek de var.
  • Sunumuzun notlarını içeren kağıt çıkışlar alın.
    Sunum yazdırırken notlarla beraber çıkış alma seçeneği çıkacaktır. Yazdırırken ayarlarda her sayfaya 4 slayt (ya da fazlası) yerleştir derseniz elinizde makasla kestiğinizde avcunuza oturacak kadar küçük not kağıtları bulunur. Bunların sunumda cebinizde, elinizde bulunmasında fayda var. (son TEDxReset sunumumdan bir örnek dörtlü belki daha iyi anlatır)
  • Sunumu yapacağınız ortamı mutlaka önceden gidip görün. Sahneye çıkın, yürüyün. Salonda oturup sahnenin nasıl göründüğüne bakın. Sahneden bütün koltukları inceleyin. Yürüyüş açılarını, durabileceğiniz noktaları planlayın.
  • EKLEME: Her zaman sunum dosyanızın bir yedeğini yanınıza alın. USB bellek de kaybolabilir, ben ayrıca mutlaka kendime bir e-posta eklentisi olarak da atarım.

Büyük gün!

İşte o gün geldi çattı. Maddeler bitti mi? Elbette hayır! Esas şimdi başlıyor…

Bu koltukların hepsi bir beklentiyle dolacak.

  • Bolca kartvizit taşıyın. Kullanmıyorsanız o günden önce en azından bir ozalitçide e-posta adresinizin yazdığı kartlar bastırın. Konuşma sonrası ekrana yansıtsanız bile herkes gelip sizden kart isteyecektir.
  • Sunumun yapılacağı etkinliği başından itibaren takip etmeye çalışın. Ortamı koklayın, izleyiciyi kollayın, nasıl bir ruh halinde, nelere hassas, nelere duyarsız olduklarını kestirmeye gayret edin.
  • Sakın trafik stresine girmeyin. Gideceğiniz yere taksiyle gidin ya da davet edenlerin sizi aldırmasını isteyin. Ufacık bir kaza bile her şeyi berbat edebilir. Bu riske girmeyin.
  • Varsa etkinliğin sunucusuyla tanışın. Sizi nasıl çağıracağını sorun. Sahne düzeni değişmiş olabilir. Nereden çıkıp ineceğinizi öğrenin.
  • Yaka ya da kulak mikrofonunuzu takarken kabloları kıyafetinizin içinden geçirin. Vücudunuzdan görünen kablolar amatör bir görüntü yaratır.
  • Sunum öncesinde mutlaka tuvalete gidin. Fazla su içmemeye dikkat edin.
  • Mümkünse sunumu kontrol için kullanacağınız el cihazlarını, uzaktan kumandaları ya da benzeri sistemleri test edin, deneyin. Tuşlara alışın, menzilini ölçün.
  • Teknik ekibin yanına giderek sunumunuzun çalıştığını teyid edin. Video gibi unsurlar varsa ses sisteminin açık olması konusunda hatırlatmalar yapın.

O görkemli sahnelerin arkasında çağrılmayı beklediğiniz yerler genelde böyledir. Pek de yüreklendirici sayılmaz, değil mi?

İlk sunumlarınızda seyirci faktörüyle tanışacaksınız. Ne kadar sıkkın, ne kadar bezmiş insanlar varsa sizin karşınıza yerleşecek. Hiçbir espriye gülmemeye yeminli, sorularınıza cevap vermekten ödü kopan, hiçbir şeye tenezzül etmeyen ve karşınızda dünyanın en iyi konuşmacısı edasıyla oturan duruma göre onlarca, yüzlerce, hatta binlerce insan olacak. Bu durumu değiştirecek olan tek şey sizin performansınız. Yani birikiminiz, bilginiz ve bunları aktarma yeteneğiniz.

Sunum sırasında

  • Mümkünse bir espriyle başlayın. O an aklınıza gelen bir şey de olabilir, önemli değil. İlgili bir şey olması da gerekmez. Ama iyi bir espri pek çok şeyi değiştirebilir. Hatta kendinizle dalga geçen bir giriş seyirciyle aranızdaki buzları çözmede çok yardımcı olur.
  • Sakın bir kürsünün ardından konuşma yapmayın. Sahnede bütün vücudunuzun her an göründüğüne emin olun.
  • Seyirciye asla sırtınızı dönmeyin. Aranızdaki sanal bağı kopartmayın.
  • Sunum sırasında insanları perdeye bakmaya zorlamayın. Unutmayın ana eksen sizsiniz. Prensip olarak bütün dikkat üstünüzde olmalı. Dolayısıyla mümkünse asla perdeye dönmeyin, orada bir şey göstermeyin. Tarif edin, tasvir edin.
  • Sunumuz TEDx gibi kuralları önceden sıkıca belirlenmiş bir yapıya sahip değilse mutlaka en başta kendinizi tanıtın. Kimse sizi tanımak zorunda değil. Kısaca, böbürlenmeden, kendinizi satıyor hissi vermeden özetle kim olduğunuzu, ne yaptığınızı ve ne anlatacağınızı anlatın.
  • Sunum öncesinde “elimden geldiği kadarıyla”, “dilimin döndüğünce” gibi laflar asla etmeyin. Bunlar alçakgönüllülerin değil beceriksiz sunucuların replikleridir. Üstelik işe de yaramaz, aksine kötüleştirir. Elinizden geldiği kadarıyla, dilinizin döndüğünce anlatın ama bunu bu şekilde ifade etmeyin.
  • Sahneye çıkarken acele etmeyin. Dinamik bir çıkış yapacağım diye merdivenlerden koşmayın, ikişer ikişer atlamayın, merdiven yerine kenardan çıkmaya çalışmayın. Ayağınız takılır düşersiniz ve sunum boyunca herkes sizin asker bavulu gibi devrilişinizi düşünür durur.
  • Konuşmaya başlamadan önce sahnenin ortasına yerleşip bir saniye de olsa sakince salona bakın. İzleyicileri gözünüzle tarayın. Ben buna ‘sahneyi kabullenme’ diyorum.
  • Konuşmanın tamamını olmasa bile başını ve sonunu mutlaka ezberleyin. Notlara ilk ve son karede bakmak hoş olmaz. Seyirciye bakarak başlayın ve bakarak bitirin.
  • Dalgalı bir ritm kullanın. Sakin ya da hızlı bir başlangıç, devamında inip çıkan bir tempo. Asla monotonlaşmayın. Aklınıza o an bir şeyler gelirse kullanın, söyleyin. Notlar Allah kelamı değil.
  • Mümkünse sunum bitmeden seyirciden soru almayın. Bu hem akışı böler hem de sunumu alt üst edip bambaşka yerlere taşıma tehlikesi doğurur.
  • Seyirciler arasında sizi sevmeyen ya da sizi ilk defa görmüş olsa da bir sebepten rahatsız olmuş insanlar olabilir. Bunu hissederseniz sakın o gruba kendinizi beğendirme gayretine girmeyin. ‘İşinizi yapın’.
  • Eğer hareketsiz duruyorsanız daima iki ayağınızın üstünde ve dik durun. Omuzlarınız seyirciye baksın. Onlalra doğru eğilebilirsiniz. Ama kambur ya da tek ayak üstünde sabit duruşlar algıyı bozar. Vücut dilini iyi öğrenin ve kullanın (başka bir yazı konusu olacak, detaya girmiyorum).
  • Sahnenin mümkün olan her noktasını kullanın. Orası sizin alanınız. Her karışını sömürün.
  • Bazı seyirciler dikkatinizi diğerlerine göre daha fazla çekecek, bazıları gözünüze hiç görünmeyecektir. Sakın aynı kişilere kitlenip kalmayın. Bu en çok izleyiciler arasında arkadaşlarınızın bulunduğu ortamlarda yaşanır. Aklınızın bir kenarında hep farklı kişilere, taraflara bakmak olsun. Kimsenin sizden kopmasına izin vermeyin.
  • Hiç susmadan konuşmak zorunda değilsiniz. Boşluklardan korkmayın. Aksine kısa sessizlikler dramatik etkiyi ve merakı fazlasıyla arttırır.
  • Sunum sırasında yaşanan aksiliklerde renk vermeyin. Yanlış kareye geçebilirsiniz, ekran kararabilir, ayağınız takılabilir, karnınız ağrıyabilir; hatta bilgisayar bozulabilir (ben neler yaşadım!). Seyirci çoğu zaman bunları farketmez. Siz de bozuntuya vermeyin. Farketseler bile hiçbir şey olmamış gibi devam edin, geçiştirin. Akışı, ahengi bozmayın.
  • Sunumunuzun bir yerinde alkış alırsanız bunu bastırmayın, engellemeyin, üstüne konuşmayın. Mutlaka sözle ya da bir jestle teşekkür edin ve dinmesine yakın devam edin.
  • Seyirciye soru sormak için sunumun ortalarını ya da sonunu tercih edin. İlk başta reaksiyon almak kolay değildir.
  • Sunumunuzun başı ve sonunda isminizin ve e-posta adresinizin; varsa web sitenizin yazılı olduğu bir slayt ekleyin.Başta kendinizi tanıtırken, sonra soruları alırken ya da teşekkür edip sahneden inerken bu slayt kalsın.
  • Seyirciye teşekkür etmeden sahneden inmeyin.

Sunum sonrasında

  • Eğer etkinlikte bir sunucu varsa sahneye gelip size teşekkür etmesini ya da yerinize davet etmesini bekleyin. Sahneden kaçmayın! Sakın atlayarak inmeyin (riskleri saymıştım). Girdiğiniz gibi, sakince çıkın.
  • Mümkünse salonu terketmeyin. En azından varsa diğer konuşmacının birkaç dakikasına zaman ayırın. Büyük ihtimalle heyecandan ya da sunum sırasında içtiğiniz sudan dolayı tuvaletiniz gelmiş olacak. Sabredin.
  • Erkeklere özel bir tavsiye: sunum öncesi ya da sonrasında çişinizi pisuvarda yapmayın. Kabinleri kullanın. Sahnede izlenecek ya da izlenen biriyle yan yana işemek hoş bir algı yaratmaz. Tuvaletten sonra elinizi iyi kurulayın, ıslak kalmasın. Zira birçok kişiyle el sıkışmanız gerekebilir.

Uzun bir yazı olacağını başta söylemiştim. Bir tekrarı daha yapayım; ben bu konuda herhangi bir iddia sahibi değilim. Sadece çok sunum yapma fırsatı yakalamış ve her birini daha iyi yapma derdinde olan bir kişi olarak tecrübelerimi paylaşmak istedim.

Son tavsiyem de şu olsun: Bu kadar uzun blog yazıları yazmayın; okumazlar!

İyi sunumlar! Beni de çağırın da izleyeyim sizi ;)

, , , , , , ,

66 Responses to Etkili sunuş yapma denilen mesele

  1. Ahmet Karaca 17/02/2011 at 10:10 #

    TEDxReset’te dinleme fırsatım olmuştu sizi, sunum gayet iyiydi ancak biraz daha yavaş anlatım daha akılda kalıcı bir etki yaratabilir diye düşünüyorum. Uçtunuz adeta :)

  2. Kemal 17/02/2011 at 10:31 #

    Amirim “Bu kadar uzun blog yazıları yazmayın; okumazlar!” demişsiniz ama tek solukta okudum. Müthiş bir yazı olmuş. Teşekkürler.

  3. Muge Cerman 17/02/2011 at 10:58 #

    Üstadım ellerin dert görmesin, sunum fobisi olan bütün tanıdıklarıma linki yolladım. Yazı uzun demişsin ama konuya ilgi duyan için bir nefeste okunuyor. Teşekkürler yazdığın ve paylaştığın için.
    Sevgi ve ışıkla kal…

  4. Burçin Yazıcı 17/02/2011 at 11:09 #

    Bence “Sunum Nasıl Yapılır” konulu bir seminere çok güzel bir sunum hazırlamışsınız. Çok güzel bir yazı tebrikler.

  5. Onur 17/02/2011 at 11:16 #

    İnce ipuçları ile dolu dolu bir yazı olmuş ellerine sağlık..

  6. gökhan sabır 17/02/2011 at 11:25 #

    “Yeryüzündeki alimler, gökteki yıldızlar gibidir”. Tecrübelerinizi paylaştığınız için teşekkürler.

  7. Cenk 17/02/2011 at 11:35 #

    Yazıyı yazmak 19 yıl artı 3,5 saat almış, belli. Buram buram tecrübe kokuyor. Elinize sağlık.

  8. ilter 17/02/2011 at 11:44 #

    Güzel yazı, teşekkür ederim.

    Yalnız ben TEDxReset’teki performansınızı gereğinden fazla hızlı ve hareketli buldum.

    Bu tip sunumların bir rock müzik konserinde sahnede gitar solosu atılır gibi yapılmaması gerektiğini de unutmayın lütfen.

  9. Murat Doğan 17/02/2011 at 11:44 #

    Üzerinde kendimi geliştirmeyi çok istediğim bu konuda böyle bir yazı okumak oldukça faydalı oldu. Her maddesinin ayrı ayrı yol göstereceğine eminim. Teşekkürler.

  10. Barış Baraz 17/02/2011 at 11:47 #

    Tebrikler, güzel bir yazı. Her dersi “sunum” sayarsak eğer, bir öğretim üyesi olarak deneyimlerim şöyle: Her zaman bir B planınız olsun. Özellikle teknolojik araçların katkısı gereken sunumlarda aksilik çıkma olasılığı yüksektir. Projektör, bilgisayarın arızalanması, internet bağlantısının gitmesi ya da en basitinden elektrik kesintisi gibi. Bu gibi durumlarda izleyicilere karşı “özgüveni olan, krizleri yöneten kişi” izlenimi bırakmak gerekli. Bu yüzden sunum yapanın yanında destek bir teknoloji olmadan da sunumu bitirecek düzeyde konuya hakim olması gerekir. Ayrıca B planı amacıyla yanınızda konuya ilişkin örnek olaylar, kitaplar vb. bulundurmak faydalı olabilir.

  11. oya 17/02/2011 at 11:57 #

    Sadece sunum için değil , iş görüşmelerinde de kullanabilecek ve altı çizilerek okunacak bir kaynak olmuş. İhtiyacım olan tüm bilgiler bir arada çok teşekkür ederim.

  12. Mustafa Can 17/02/2011 at 12:01 #

    Amirim yazdığınız yazılarda nasıl bir büyü varsa tek solukta kendini okutuyor. Ankara eTohum’da çok mükemmel bir sunum yapmıştınız. Hem yazılarınız hem sunumlarınız 4/4’lük. Merakla,saygıyla,sevgiyle takipteyiz :)

  13. semra 17/02/2011 at 12:10 #

    Bir konuşmacı olmayı ya da herhangi bir sunum yapmayı aklımın ucundan bile geçirmeme rağmen başarılı birikimlerinizden iş ve günlük yaşamda da faydalanacağımı düşündüğümden yazınızı okumak istedim.

    Paylaşımınız yazıya dönüştürülmüş bir sunum gibi. Akıcı olduğu kadar da etkili buldum. Okuduklarım zihnimde görsel canlanabildi hemen.Ayrıca okuyucunun (bizlerin) yazının uzun olduğunun farkında bile olduğunu sanmıyorum. (yorulmadan okudum)

    Aydınlatıcı paylaşımız için teşekkürler, başarılarınızın devamını dilerim.

    Saygıyla

  14. Berna 17/02/2011 at 12:14 #

    Okunur=) Okundu.
    Çok güzel olmuş ellerinize, klavyenize sağlık.
    Umarım bir gün sizi izleme fırsatı yakalarım.

  15. devrim 17/02/2011 at 12:18 #

    okudum:)
    birkaç defa daha okuyup notlar almalıyım. güzel yazmışsınız…

  16. serkan 17/02/2011 at 12:27 #

    TEDx sunumunuzu izleyebileceğimiz bir link mevcut mudur?

  17. Hasan Ateş 17/02/2011 at 12:44 #

    Hazine olmuş bu yazı. Teşekkürler.

  18. kamil k 17/02/2011 at 12:57 #

    Serdar bey,

    Oncelikle yazinizi okudum ve altin degerindeki bu tecrubelerinizi bilgisayarima kaydettim.

    Size cok tesekkur ederim. Gercekten cok verimli bir blog yazisi. Birde sizin TEDxReset sunumunuzun videosunu nerden bulabiliriz.veya ekleyebilir misiniz

  19. Arda ÖS 17/02/2011 at 13:00 #

    Sunum teknikleri eğitimimde üzerinde durduğum herşeyi özetlemişsiniz. Yazınız aynı zamanda, her ne kadar uzun olduğunu iddia etseniz de -bana uzun uzun anlatmayın özet olsun lütfen-diyebilcekler için bulunmaz bir kaynak niteliğinde.

    Bu arada sizin bu sunumlar TV programı öncesi yaşadığınız rahatsızlıklar ile ilgili ‘mesleğim’ gereği fikrim var (fikrim geldi) sizinle yüzyüze konuşmak dileğiyle.

    Fikrinize sağlık:)

  20. İdilEzgi Esen 17/02/2011 at 13:04 #

    Serdar Bey, ben de sizi TEDxReset’te izleme fırsatı bulanlardanım. İçerik, besleyicilik, dinamizm, üslup… Günün en iyi sunumu sizinkiydi, bu vesileyle teşekkür ederim. Sunumdan önceki gün hazırlık sürecinin uzunluğuna ve zorluğuna dair tweetler atmıştınız. Umarım salonda kopan alkış emeklerinize değdiğini göstermiştir. Burçin Yazıcı da çok haklı; “Sunum Nasıl Yapılır” konulu bir seminer için harika bir içerik olmuş.

  21. Egemen İlter 17/02/2011 at 13:25 #

    Serdar Bey,

    TEDxReset’teki performansınız gerçekten çok güzeldi. Bir an kendimi düşündüm böyle bir sunum yapabilir miyim diye. Verdiğiniz önemli bilgiler mesleki gelişimim adına da oldukça işe yarayacak. Teşekkürler .

  22. zeynep zehra yılmaz 17/02/2011 at 15:37 #

    Bu yaşta bir ev kadını olarak yazıyı sonuna kadar (zevkle)okudum.Bana katkısı ne oldu ? El cevap :Bundan sonra bir sunum izlediğimde sunumu yapanın bu yazıyı okuyup okumadığını bilebileceğim.Eh fena bir katkı sayılmaz. teşekkür ediyorum..

  23. fiko 17/02/2011 at 15:55 #

    güzel ve dolu dolu bir yazı olmuş, teşekkürler.

  24. Yusuf Yıldırım 17/02/2011 at 16:28 #

    Güzel yazı olmuş tebrikler.

  25. Can Topcu 17/02/2011 at 18:08 #

    Serdar Bey bu güzel yazı için çok teşekkür ederim. Emeğinize sağlık.

    Sizi birkaç ay önce takip etmeye başladım; ama zararın neresinden dönsem kâr sayıyorum :)

  26. Erhan 17/02/2011 at 20:49 #

    Uzun ama bir o kadar da akıcı bir yazı hazırlamışsınız. Çoğu blog yazarı böyle yazıları yazmaktan üşenirken siz üstüne birikimlerinizi bir güzel anlatmışsınız.

    Teşekkür ederim.

  27. burçak 17/02/2011 at 21:08 #

    İlkokuldan beri her fırsatta sahnedeydim ve bu üniversite sonuna kadar devam etti. Dediğiniz gibi hep bir sonraki daha iyi oldu. Sunum yapmak, seyirciye temas halince olmak, verdikleri tepkileri anında görmek korkulanın aksine eşsiz bir deneyim. Tepki dediğim şey her zaman alkış değil tabii ki, dilinizin sürçmesi ve tüm salonun size kah kah gülmesi de dahil.. Şimdi iş arayan bir işsiz olarak bu yazıyı okumak iyi geldi, bir sonraki sunum öncesi bu yazıyı gözden geçirme ihtimalini sevdim.

  28. Sevil Mert 17/02/2011 at 23:12 #

    Çok değerli bir yazı, uzun uzun yazmanız çok faydalı olmuş. Ben ilk sunumu 800 kişilik tıka basa dolu bir salona yapmıştım. O kadar çok hata yaptım ki :) Sonra eksiklerimi gidermek için tiyatro eğitiminin işe yarayacağını düşünerek 1 yıl eğitim aldım. Çok da faydasını gördüm. Özellikle sahne yönetimi ve sesin kullanımı için çok çok işe yarıyor. Birkaç da hitabet sanatına dair kitap okumuştum. Onlarda ilk söylenen büyük hatiplerin de sahne korkuları ile işe başladıklarıydı, tıpkı sizin gibi :)

  29. Yunus Emre 18/02/2011 at 01:37 #

    TEDxReset sunumunuzu biz de izlemek istesek buna cevabınız ne olurdu acaba? Yazınız da gayet faydalı oalcaktır.. Teşekkurler..

  30. Özgür 18/02/2011 at 08:55 #

    “Asker bavulu gibi devrilmek” :) :)

    Her zamanki gibi bir solukta okunan, faydalı bir yazı olmuş.

  31. Bulut 18/02/2011 at 10:59 #

    Muhteşem

  32. seda 18/02/2011 at 13:49 #

    Ben de bir solukta okuyanlardanım. Okunur, okunur … :)

  33. Mehmet CAN 18/02/2011 at 23:21 #

    Kaldırım fahişesi örneğine katılıyorum. Bence sunumu yapan ve sunuma hedef olanlar arasında iştah olması işin can damarını oluşturuyor. Ki zevkimize bakalım.

    Yan yana işemek uyarısı bana bir fıkrayı hatırlattı aynı zamanda. Beni bu cümleyle “refresh” lediniz. :)

    Tekrar teşekkürler,

    Çalışmalarımızda başarılar ve artarak devamı dileklerimle,

    Saygılarımla,

    mCan

  34. Hakan Şık 19/02/2011 at 05:24 #

    Emeğinize, bilginize, yüreğinize sağlık.

    Sunum Teknikleri 101, 102, 103… Hepsi bir arada… Daha ne olsun.

    Çok teşekkürler bu güzel ve faydalı olduğunu düşündüğüm paylaşımınız için.

  35. bilecen 19/02/2011 at 17:54 #

    uzun bir yazıda olsa ilgi çekici ve bir solukta okunan bir yazı. ileride tekrar dönüp başvurulabilecek güzel bir kaynak olmuş. teşekkürler.

  36. Funda 19/02/2011 at 19:29 #

    Budur diyorum. Degerini bil

  37. Batuhan Icoz 20/02/2011 at 16:19 #

    Hayatımda ilk defa büyük (çok büyük değil, 100+ kişi) gruba konuşma yapacağım ve sizin TEDxReset konuşmasını izledikten sonra bu yazıyı buldum. İyiki bulmuşum :) Süper.

    Yazı uzun olsa da okutuyor, gazeteci kimliğinizle çok şaşırtıcı olmasa gerek.

  38. Nursen Sipahi 20/02/2011 at 16:26 #

    ne kadar keyifli anlatmışsınız.. eminim sunumlarınızı dinlemek de aynı ölçüde keyiflidir.. sunum notlarını mail adresine göndererek yedekleme fikrinizi kesinlikle uygulayacağım.. özellikle kurum dışı şehir dışı sunumlar için çok haklısınız.. bir defasında tam sunuma girmeden önce çok kötü bir haber almıştım ve bütün motivasyonum kaybolmuştu.. ilk dakikalardan sonra sunuma devam edemeyeceğimi anlayınca bunu dinleyicilerle paylaşma yolunu seçmiştim ve işe yaramıştı:) iyi mi ettim sizce?

  39. Hüseyin Semiz 21/02/2011 at 19:12 #

    çok güzel ve doyurucu bir yazı olmuş. mutlaka yararlanacağım. kendi adıma teşekkür ederim

  40. mucar 24/02/2011 at 09:51 #

    zevkle okundu, paylaşıldı :)

    çok hoş bir yazıydı, paylaşımcı ve pozitif enerji veren kişiliğinizi takdir ediyorum.

    teşekkürler her şey için

  41. Canan Özkan Kabadayı 24/02/2011 at 17:47 #

    Son tavsiyem de şu olsun: Bu kadar uzun blog yazıları yazmayın; okumazlar! Demişsiniz, Ben okudum hocam :)
    İlgilenenler okuyor ;)
    Teşekkür ederiz.

  42. Era 26/02/2011 at 05:03 #

    amirim bunun basina on soz, sonuna son soz ekledin mi best seller olur :D

    pisuvar da cok ince ayrinti olmus :D

  43. Selim KAcar 28/02/2011 at 11:58 #

    Canlı ve gerçekçi bir anlatım olmuş. Anlaşılmaz kitaplar okuyacağımıza anlaşılır uzun yazılar okumayı tercih ederim. teşekkürler

  44. Akin 28/02/2011 at 16:05 #

    Hakkaten cok uzun bir yaziymis.

    Normalde uykum gelir ama bu defa gözlerim hic yorgunlluk hissetmedi.

    Cok ilginc bir konu!

  45. Emrah Öztürk 28/02/2011 at 18:56 #

    Sunumlardan oldum olası korkmuşumdur. Sahne, kalabalık, sizi anlamaya çalışan bakışlar, kendinizi anlatmak için onca çaba vs. Ama maşallah benim ufkumu epey bir açtınız.

    örnek vermem gerekirse her zaman yaptığım o hatayı gördüm. Ben izleyenleri perdeye odaklamaya ve üstümdeki gözleri perdeye aktarmaya çalışırdım her zaman. Böylece bir hata yaparsam sanki görmeyecekler, farketmeyecekler sanırdım. Meğersem hataymış. O bağı koparmamak gerekiyormuş.

    10 numara bir yazı olmuş. Normalde bu kadar uzun yazıları okumam dediğiniz gibi sıkılırım. Ama sizin yazılar güzel oluyor :)

  46. bulent unsal 01/03/2011 at 03:53 #

    İçerik güzel olunca, blog uzun olsa da bir güzel okunur :)

    Uzun yıllardır işim gereği sunum yapan biri olarak ne kadar doğru tespitler yaptığınızı söylemek istiyorum.

    Sevgiler

  47. ALIŞVERİŞ CİNİ 03/03/2011 at 11:28 #

    Şimdiye dek onca sunum eğitimine workshoplarına katılmış biri olarak benim bile çok işime yaradı bu yazı. Bookmarklara eklenesi. Teşekkürler!

  48. Yaman Durusoy 11/03/2011 at 15:12 #

    Selamlar,

    Sunum yaparken takılan birisi olarak gerçekten rahatlatıcı ve dikkatli okunduğu takdirde kendini geliştirmeğe faydası dokunan bir yazı.
    Uzun olmasından sıkılırsan çok şey kaybedeceğin türden :)

    Elinize sağlık…

  49. Özmen Adıbelli 18/03/2011 at 11:34 #

    Merhaba,
    Sizi Bilişim Zirvesi 08’de izlemiştim. Televidyon.com’dan uzun süre takip ettim. Soğukkanlı oluşunuz en büyük avantajınız. Yerinde tespitlerinizden, “hata yapsanız dahi seyirci anlamaz” maddesine sonuna kadar katılıyorum. Seyircinin gözüyle bakabilmek gerekiyor, sonuçta bi önceki akşam hazırlanırken seyirci yanınızda değildi.
    Teşekkürler.

  50. MÜRSEL TEKİN 21/03/2011 at 17:38 #

    Bende bu mevzularla ilgilenmeye başladım(bir süreden beri). İmkansızı başarmaya, konuşmacı olmaya karar verdim, fakat nasıl hazırlanacağımı bilemiyorum. Serdar Bey, bu uzun yazınız bana çok kısa geldi, çünkü çok ilgimi çekti. Bana yardımcı olabilirmisiniz? Selamlar.

  51. Nurşen YILMAZ 22/03/2011 at 02:34 #

    Sunum alanında başarıları ve tecrübelerinizi okuyucuya tek solukta okuyabilecekleri şekilde nasıl anlatabilirsiniz diye sorulduğunda gönderilmesi gereken bir ileti olmuş.
    Çok başarılı buldum. Tebrikler ve teşekkürler.

  52. Korhan Erdem 07/04/2011 at 16:03 #

    Serdar Bey emin olun yazı sonuna kadar okutturuyor kendini. Paylaştığınız için teşekkür ederim.

  53. Oğuzhan 24/04/2011 at 00:16 #

    Sunum yapılacak sahneye hoplayarak zıplayarak dinamik girişler yapmak konusundaki fikirlerimi değiştirdiniz. Bir an için düşündüm de sahneye yuvarlanarak girme ihtimali de var…

    Yazı için teşekkürler amirim. ;)

  54. hüseyin 25/05/2011 at 10:51 #

    Yaşım 23. Eğitimler veriyorum sunumlar hazırlıyorum bunlara yonelik. Bu yazı benim için ufuk açıcı oldu diğerlerine bunu da ekleyince daha iyi işler çıkarabilirim diye düşünüyorum. Bu arada sunum için fotoğraf paylaşsanız ya =)

  55. Emre 01/06/2011 at 12:27 #

    Selamlar,
    Uzun bir süreden sonra böyle doyurucu bir deneyim paylaşımı beni de pek çok kişi gibi geçmişime götürdü.

    İlk nerede sunum yapmaya başladığımı hatırlayamıyorum. Sunum yapmak benim için bisiklete binmek gibidir, bir defa öğrendim ve asla unutmam. Kendime bir değer biçmemiştim ve gönüllü olarak pekçok toplantıda deneyimlerimi seve seve paylaştım. Bu gün itibarıyla kendime bir değer biçmeye karar verdim.

    En önemli olan konu seyircinin elektriğini hissetmek, sanırım uzun süre sunum yaptıktan sonra bu adrenalini özlemeye başlıyoruz. Ben bildiklerimi aktarmaktan zevk alıyorum. Katkılarınıza teşekkür ederim.

    Sağlıcakla kalın.

  56. Merwoshm 19/06/2011 at 04:15 #

    Öyle bir okunur ki.. Hatta gecenin 04:00’ünde ilaç gibi gelir :) Kaleminize, emeğinize sağlık hocam..

  57. turgut bekil 13/10/2011 at 17:16 #

    sunumu ‘da bir yerlere yükleme şansınız yok mu serdar hocam ? :) merak ettik doğrusu ya da verdiğiniz link tüm sunumun linki mi ?

  58. Ferdi Can Durmaz 22/11/2012 at 20:53 #

    Cok guzel bor yazi amirim. Calistigim firmada urunlerimizle ilgili teknik ve ticari egitimler veriyorum. Uyari ve onerilerinizi dikkate alicam.
    Tesekkurler.

  59. sedat 22/11/2012 at 21:34 #

    super otesi nefessiz okudum emegine saglik

  60. jayhoonova 23/11/2012 at 11:19 #

    Serdar hocam mükemmel anlatmışsın. Mükemmel bir filmin perde arkasında gibi bir hisle okudum. Hep merak ediyorum nasıl yapıyorsun, nasıl yetiştiriyorsun tüm bunları, anlayamıyorum.

  61. mehmet atan 09/05/2013 at 14:29 #

    yararlanacağım,elinize ,dilinize sağlık

  62. Bulut Yolal 27/11/2013 at 02:03 #

    emeğinize sağlık.

Trackbacks/Pingbacks

  1. TEDxReset 2011 Konuşmam | M. Serdar Kuzuloğlu - 19/02/2011

    [...] bir yazımda da yazdığım gibi, ne kadar hazırlanırsanız hazırlanın, beklenmeyen bir şeyler her zaman [...]

  2. Daha iyi yazma yolunda 10 ‘altın’ kural | M. Serdar Kuzuloğlu - 13/02/2012

    [...] blogu var.(Sunum konusunda benim de kendi tecrübelerimi paylaştığım ve hayli okuyucu toplayan bir yazım olduğunu da arada hatırlatmış olayım.)Yazı işin kolay gibi görünen zor kısmı. Konuşurken, [...]

  3. GDOL Digital Talkfest’e doğru | M. Serdar Kuzuloğlu - 25/02/2012

    [...] olmaz, ilk, temel şartı. (Bu konudaki bazı mütevazı tecrübelerimi paylaşmıştım. Blogun en çok okunan ikinci yazısı olduğuna göre ilgilisi de varmış)Katılımcılar [...]

Yorumunuzu ekleyin