Kategoriler
Podcast

Zihnimin Kıvrımları – 5: ‘Mutluluğun Peşinde’

Yaşamak adlı uğraşımızın gizli öznesi ‘mutluluk’. Kovaladıkça kaçan bir ateşböceği. Peki onu bu kadar ulaşılmaz kılan ne?

Bölüm başlıkları

Kaynaklar

“Zihnimin Kıvrımları – 5: ‘Mutluluğun Peşinde’” için 27 yanıt

Yine efsane bir video , yine 30 keez dinlense bile bir kez daha dinlenilecek kadar dolu içerik 👍🔟🧿🥃.

Eline sağlik amirim …

Ekşi sözlükteki bazı eleştirilere de kısa bir cevap olmuş, iyi de olmuş 🙂

Survivor izleyip mutlu olmak varken, buradan mutluluk hakkında birşeyler öğrenme çabasında olan herkese selam olsun.

Teşekkürler amirim 🙂

Her biri birbirinden değerli ,düşündüren,derin bakış açısı geliştiren,
Bilgilerle dolu ,akıcı paylaşımlar.bayildim.👏
Birden fazla dinleyip,notlar alıyorum.
👏👏

İzlerken bir yandan da kendi ”ideal ve aktüel” mutluluğumu sorguladım. Yaşamanın 18 kuralını not aldım. Bu dolu içerik için elinize kolunuza sağlık <3

Her yeni podcast geldiğinde dev bir heyecanla, elime kalemi kağıdı alarak dinliyorum. Sona yaklaştığımda geri sardığım podcastleriniz ve videolarınızla zihnen ve ruhen beslendiğim dopdolu bir insansınız. artık evdekiler, yeter artık serdar kuzuloğlunu arayıp bir süre paylaşım yapmayın diyeceğim diye dert yanıyorlar :)) günümün 1/3 i sizinle geçiyor serdar bey. çok teşekkürler iyi ki varsınız…

Serdar abicim merhaba, ben İnan. Nasılsın? İyisindir umarım.Bu karantina günlerinde seni dinlemek bana hem çok keyif hem de çok ilham veriyor 🙂

Size twitter ve instagramdan ısrarla yazdım ama hiç mesajımı görmediniz. O yüzden rahatsız etmiş gibi hissettim kendimi ve son çare olarak mail yoluyla ulaşmayı deniyorum. Öncelikle verdiğim rahatsızlık için özür dilerim. Çok uzun zamandır ilgiyle ve dikkatle takip ettiğim son derece beğendiğim, nev-i şahsına münhasır bir kişisiniz. Sizi çok seviyorum 🙂 bana bir çok konuda ilham verdiniz, bu yüzden size minnettarım.. Size kendimi tanıtım , daha sonra da neden rahatsızlık verdiğimi anlatacağım yüksek müsadenizle…

Ben İnan Arslan Köksal. Aslen Samsunluyum. 2016 yılında Boğaziçi Üniversitesi bilgisayar mühendisliği bölümünü kazandım. Şu anda 3.sınıftayım, hali hazırda eğitimime devam ediyorum. Sizin gibi ben de okuyup araştırmayı çok seviyorum 🙂 kısaca kendimi tanıttıktan sonra maruzatımı size bildirmek istiyorum.

Serdar abi ben yaklaşık 3 gün önce telefonumu düşürdüm ve kırdım. Babam emekli öğretmen, maddi yetersizliklerden dolayı kendime telefon alamıyorum ve inanın şu zor günlerde en çok ihtiyacım olan şey bir telefon. Çünkü WhatsApp gruplarında ders materyalleri paylaşılıyor ve hiçbirisini göremiyorum. Annemin telefonunu takıyorum en son çare ama o da bir yere kadar.. Az çok tahmin edebiliyorum , günde size bilmem kaç tane bu tür mesaj geliyordur ve ben gerçekten çok utanarak yazıyorum bunu size. Eğer ki maddi durumunuz müsait ise size burslarımdan taksit taksit vermek koşulu ile bana yardımcı olabilir misiniz telefon konusunda? Gerçekten çok utanarak yazdım ve gerçekten son çare olarak buradan yazdım. Umarım mesajımı görürsünüz.. Bu konuda inandırıcılığımı sağlamak için size her türlü belge ile ispat yapabilirim. Şimdiden çok teşekkür ederim olumlu/olumsuz her geri dönüşünüz için. Mutlu ve sağlıklı günler dilerim.. Kendinize çok çok iyi bakın 🙂

Dün mutluluk üzerine yaptığınız podcasti dinledim ve gerçekten çok zevk aldım. Bunun dışında söylemek istediğim farklı bir şey de var. 21 yaşında biri olarak hayatta hiçbir şeyden zevk almayan ve öğrenme meraklısı olmayan birine dönüşmüştüm belli sebeplerden dün sizi dinlerken tahminimce max 40 yaşında olduğunuzu düşündüğüm sizin hala ne kadar öğrenme meraklısı hala bilgiye çok aç biri olduğunuzu gördüm ve bu benim kendimi sorgulamama yol açtı ve büyük bir utanç yaşadım . Bugün açtım bilgisayarımı ve zevkle bir şeyler öğreniyorum dolduruyorum kendimi. Tüm bu sebeplerden yaşattığınız farkındalıktan dolayı çok teşekkür etmek istedim.

Emeklerinize sağlık…Bilgilendim, çok keyif aldım ve mutlu oldum. Sağolun varolun!

Serdar Bey sizi dinlemek, yazılarınızı okumak bana müthiş keyif veriyor ve beni mutlu ediyor. İyi ki varsınız. Yüreğinize emeğinize sağlık!

Merhaba Serdar Bey;

Bu aralar John Taylor Gatto’nun, ” Eğitim, bir kitle imha silahı” isimli kitabını okuyorum. İsmi sizi korkutsun.😊 Ben eğitime karşı biri değilim, fakat bu kitabın yaygın eğitim karşıtlığına taraf olduğumu hissediyorum. Ve sanırım, 5. yılında hala işletme öğrencisi olmamım verdiği bir miktar burukluğun bunda katkısı var. İsteyen herkes, aynı binalarda eğitim görebilir, aynı kaynaklardan beslenebilir, hatta herkes aynı kişi gibi de davranabilir. Fakat John amcanın özetle söylediği şey: Eğitim dedikleri aygıt, aynı kişilerin farklı amaçlarına hitap eden bir kurgu aslında. Ve onların yerlerini sağlamlaştırabilmesi için okullar birer fabrika gibi çalışıyor.”

Okullar, muktedirlerin daha çok kazanması için kurgulanmış, bireylerin ayırt edici özelliklerini tırpanlayan, onları yüzlerce yıl önce senaryosu yazılmış bir filmin gönüllü figüranlarına dönüştüren küresel bir strateji olabilir mi?

Böyle bir kötülüğü kim yapabilir?

Saatlerce not hazırlamanızı gerektirmeyecek kadar hakim olduğunuzu bildiğim bu konuda bir kaç kelam ederseniz mutlu olurum. – bakın ne kadar da kolay mutlu oluyorum- Yalnızsınız efenim, konumuz eğitim, hesap makinası yok, Özgür Bolat yok😁

Saygı ve sevgilerimle.

Çok güzel uzatıyorsunuz sözü de söylediklerinizi de. Çok teşekkür ederiz, elinize, emeğinize, zihninizin kıvrımlarına sağlık. Söylediklerinizi dinlemek beni mutlu etti, iyi ki varsınız

Merhaba Serdar Bey,
Bu karantina sürecinde podcast serinize bağımlı olanlardan biriyim. Bu serinin bana en büyük katkısı, sıradan görünen şeyler üzerine düşünmeye başlamam oldu. Bunun için müteşekkirim.
Şu anda J.J. Rousseau’nun Emile adlı eserini okuyorum. Tam da bu serinin 5.sini izlemişken – normalde okuyup geçeceğim ve üzerinde düşünmeyeceğim – kitaptaki şu ifade dikkatimi çekti. Sizinle de paylaşmak isterim;
“Çocuğunuzu mutsuz kılmanın en kesin yolunu biliyor musunuz? Onu her şeyi elde etmeye alıştırmak; çünkü gidermesi kolay arzuları durmadan arttığı için, er ya da geç, olanaksızlık karşısında bu arzuları ister istemez geri çevirmek zorunda kalacaksınız ve bu alışılmamış geri çevirme onu arzu ettiği şeyden mahrum kalmasından daha çok üzecektir. Önce elinizdeki bastonu isteyecek, yakında saatinizi, sonra da uçan kuşu isteyecektir; parladığını gördüğü yıldızı da, göreceği her şeyi de; Tanrı değilseniz, onu nasıl memnun edeceksiniz?”

Sevgiler serdar bey.google podcast da profil resminizin neden bukadar bulanık ve anlaşılmaz olduğunu merak ettim yoksa sadece bendemi?

Bertrand Russell’ ın “Mutlu Olma Sanatı” isimli kitabı da bu konuya ışık tutan oldukça gerçekçi çıkarımlara ev sahipliği yapıyor.

İçinde bulunduğumuz sıkıntılı günler, ekonomik sıkıntılar, gelecek telaşı, sınavlar, stresler…Bunları arkamızda bırakmamızı limana yaklaşan son gemi misali bizleri de o gemiye (beynimin kıvrımları gemisine) alarak yeni ufuklara götüren bu program için, emeğiniz için çok teşekkür ederim.

Saat 05.57 podcasti Spotify üzerinden dinledim.Büyük ihtimal yakın zamanda yeniden dinlerim notlar almak için.Üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak beni çok düşündürdü.İnandığım bazı şeyleri hatırlattı.Homo Sapiens’i okumadım ama onun hakkında şöyle bir tivit okumuştum: ‘’Bir insanın mutluluk skoru diyelim 6 ve milli piyangoyu kazandı,skor 9’a çıkıyor ama tekrar 6’ya iniyor alıştıkça.Tek bacağı kesilirse 2’ye iniyor ve yine 6’ya çıkıyor.Yani sahip olduklarımızın çok anlamı yok,mutlu olmayı bildiğiniz kadar mutlusunuz.’’
Mutluluğun parayla elde edilme fikrini hep anlamsız bulmuştum.Podcastten sonra daha anlamlı bir anlamsız bulma oldu şahsım adına.Mutluluğu parayla elde edeceğini düşünen insan her zaman bana sığ gelmiştir.
Hatta siz bir tivit atmıştınız.Onu da anımsadım aynı zamanda.’’Oturmayı kalkmayı,yemeyi içmeyi,giyinip kuşanmayı,konuşmayı dinlemeyeni bilmeyen;gerçek bir hobisi,gayesi olmayan hödük bir ‘varlıklı’ modeli var. Tek varlığı para. Onunla da ne yapacağını bilmiyor. Her yerde sakil,her here yabancı. Zeytinyağındaki su, çorbadaki saç kılı.’’
Büyük ihtimal mutluluğu bilmediği için ne yapcağını da bilmiyor.Bu biraz da bana Araplar ve Avrupalıları hatırlatıyor. İkisi de zengin ama ikisinin de olduğu noktayı biliyoruz.
Yani okuduğumuz kitaplar izlediğimiz fimler kısacası edindiğimiz tecrübeler bence 50 tl’lik saatle 500.000 tl’lik saatin aynı işlevde olduğunu eninde sonunda fark ettiriyor bize.
Sahip olduğum her şeyi kaybettiğimde beni ayakta tutacak ne sorusu doğrultusunda asıl mutluluğu bulmak mümkün bence.
Üniversite sınavı tarihlerinde yaşanan olumsuz gelişmeler,karantinada geçirdiğim 56.gün ve bu günleri masa başında ders çalışarak geçirmiş olmak beni mutsuz,sürekli söylenen ve aşırı umutsuz birine dönüştürmüştü. Podcast silkelenmemi sağladı bu yüzden gerçekten çok teşekkür ederim. Siz bundan (bizden gelen geri dönüşlerden) mutlu olduğunuzu söylediğiniz için sizinle paylaşmak istedim. Siz benim hayatıma dokunuyorken benim de sizinkine az da olsa bu şekilde dokunuyor olmak beni de ayrı sevindirir.Günleriniz iyi geçsin.
‘’Mutluluk,beklediğin bir şey değildir.Kendin için yarattığın bir şeydir.’’ (Love Spring)

Saat 05.57 podcasti Spotify üzerinden dinledim.Büyük ihtimal yakın zamanda yeniden dinlerim notlar almak için.Üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak beni çok düşündürdü.İnandığım bazı şeyleri hatırlattı.Homo Sapiens’i okumadım ama onun hakkında şöyle bir tivit okumuştum: ‘’Bir insanın mutluluk skoru diyelim 6 ve milli piyangoyu kazandı,skor 9’a çıkıyor ama tekrar 6’ya iniyor alıştıkça.Tek bacağı kesilirse 2’ye iniyor ve yine 6’ya çıkıyor.Yani sahip olduklarımızın çok anlamı yok,mutlu olmayı bildiğiniz kadar mutlusunuz.’’
Mutluluğun parayla elde edilme fikrini hep anlamsız bulmuştum.Podcastten sonra daha anlamlı bir anlamsız bulma oldu şahsım adına.Mutluluğu parayla elde edeceğini düşünen insan her zaman bana sığ gelmiştir.
Hatta siz bir tivit atmıştınız.Onu da anımsadım aynı zamanda.’’Oturmayı kalkmayı,yemeyi içmeyi,giyinip kuşanmayı,konuşmayı dinlemeyeni bilmeyen;gerçek bir hobisi,gayesi olmayan hödük bir ‘varlıklı’ modeli var. Tek varlığı para. Onunla da ne yapacağını bilmiyor. Her yerde sakil,her here yabancı. Zeytinyağındaki su, çorbadaki saç kılı.’’
Büyük ihtimal mutluluğu bilmediği için ne yapcağını da bilmiyor.Bu biraz da bana Araplar ve Avrupalıları hatırlatıyor. İkisi de zengin ama ikisinin de olduğu noktayı biliyoruz.
Yani okuduğumuz kitaplar izlediğimiz fimler kısacası edindiğimiz tecrübeler bence 50 tl’lik saatle 500.000 tl’lik saatin aynı işlevde olduğunu eninde sonunda fark ettiriyor bize.
Sahip olduğum her şeyi kaybettiğimde beni ayakta tutacak ne sorusu doğrultusunda asıl mutluluğu bulmak mümkün bence.
Üniversite sınavı tarihlerinde yaşanan olumsuz gelişmeler,karantinada geçirdiğim 56.gün ve bu günleri masa başında ders çalışarak geçirmiş olmak beni mutsuz,sürekli söylenen ve aşırı umutsuz birine dönüştürmüştü. Podcast silkelenmemi sağladı bu yüzden gerçekten çok teşekkür ederim. Siz bundan (bizden gelen geri dönüşlerden) mutlu olduğunuzu söylediğiniz için sizinle paylaşmak istedim. Siz benim hayatıma dokunuyorken benim de sizinkine az da olsa bu şekilde dokunuyor olmak beni de ayrı sevindirir.Günleriniz iyi geçsin.
‘’Mutluluk,beklediğin bir şey değildir.Kendin için yarattığın bir şeydir.’’ (Love Spring)

Görüşlerinizi paylaşın: