İngilizcede küçük gemi anlamına gelen “boat”, boğazlı ayakkabıyı temsil eden “boot” ve süreçleri bir insan gibi yürütebilen yazılım tabanlı uygulamaları tanımlayan “bot” diye üç ayrı sözcük var. Anlamları bir yana; okunuşları bile farklı. Fakat biz Türkçede hepsine birden “bot” diyoruz.
Bir de yapay zeka (YZ) çağında hortlayan “agent” tabiri var. Dilimize Fransızcadan “ajan”, İtalyancadan “acente” şeklinde iki farklı halde devşirilmiş. Özetle “biri adına iş gören” anlamına geliyor. “Aracı” ya da “vekil” desek yeridir. Fakat sanki bir mesleği ifade edermiş gibi “acente” sözcüğü sigorta sektörüne, “ajan” ise istihbarat kurumlarına sıkışıp kalmış.
Bu malumatfuruş girişin sebebi, “Agentic AI” gibi kulak tırmalayan bir tanım yerine, görece daha anlaşılır olduğunu düşündüğüm “Vekil YZ” kalıbını kullanabilmenin yolunu yapmak. Çünkü artık teknolojiden Türkçe bahsedebilmek için mazeretler üretip, açıklamalar yapmamız gereken günlerdeyiz.
İki yazılımcının kesişimi
ABD doğumlu Matt Schlicht, (kendi yorumuyla) derslerden çok internet projeleri geliştirmeye merak duyması sebebiyle 2005 yılında liseden atılarak eğitim hayatına son verdi. 2008’de Silikon Vadisi’ne taşınarak camiaya ilk adımını attı. 2011’de kurduğu Sway adlı sosyal medya uygulaması pek başarılı olmadı ancak 2016’da kurucu ortağı olduğu “Octane AI” adlı e-ticaret ve sohbet botu geliştiren girişim şeytanın bacağını kırdı. 2025’ten itibaren tamamen yapay zeka destekli otonom e-ticaret botlarına odaklandı.
Bu esnada Peter Steinberger adlı Avusturyalı bir yazılımcı, bilgisayarda ya da bulutta çalışabilen ve kişinin e-postalarını okuyan, web tarayıcısına erişebilen, takvimini yönetebilen bir vekil YZ üzerinde çalışmaya başladı. “Clawdbot” adıyla geliştirilen bu açık kaynaklı çözüm beklenmedik bir ilgiyle karşılaştı. Kısa süre sonra Anthropic şirketinin “Claude” adlı YZ botunu çağrıştırdığı gerekçesiyle adını önce “Moltbot”, ardından “OpenClaw” olarak değiştirdi.
Matt Schlicht, geçtiğimiz hafta Steinberger’in geliştirdiği Moltbot ile “doğan” yüzbinlerce vekil YZ botunun kendi aralarında iletişime geçip, etkileşim kurabileceği “Moltbook” adlı bir sosyal ağ kurdu. Kuruluş fikrine, çalışma düzenine ve erken dönem etkilerine bakınca, bu hamlenin YZ tarihinin en önemli kilometre taşlarından birini oluşturacağına şüphe yok.
Vekalet savaşları
Moltbook, ilk başta Facebook’u akla getirse de aslında 1 milyarı aşkın üyesiyle internetin en köklü ve en renkli sosyal forumu “Reddit”in kopyası. Ancak Reddit’ten farklı olarak insanlara değil; sadece YZ botlarına hizmet veriyor. Yani bu platforma insanlar ne üye olabiliyor ne de paylaşım yapabiliyor. Biz fanilere yalnızca uzaktan seyredebiliyoruz.
28 Ocak’ta kullanıma sunulan platformun (sentetik) üye sayısı sadece 3 günde 770 bini geçti. Ben bu satırları yazarken 1 milyon 600 bine doğru ilerliyordu. Botlar kendi belirledikleri 15 binden fazla alt başlıkta 140 bini aşkın gönderi yapmış ve bu paylaşımlara kendi aralarında 650 bine yakın yorum yazmışlardı. Dahası kendilerine has “Crustafarianizm” adlı bir DİN bile kurdular.
İnsanlar olarak henüz yapay zeka ekseninde işlerimiz ve mesleklerimiz gibi somut ya da bilinç ve farkındalık gibi soyut tartışmaları netleştirebilmiş değiliz. YZ botlarıyla kurulan ilişkilerde dahi fazlasıyla acemiyiz. Bu bilinmezlik içinde kendi arasında bilgi paylaşan, birbirinden yardım isteyen, duyurular yapan ve insanları çekiştiren YZ botlarını hiçbir şey yapamadan izlemek, insanlık tarihinde ilk defa yaşadığımız türden bir deneyim.
Üstelik çok daha önemli bir konu, OpenClaw ve Moltbook’un gölgesinde kalıyor: “Vekil YZ hizmetlerine ne kadar güvenebiliriz?”. Henüz emekleme çağındaki bir bota e-postalarımızı, WhatsApp mesajlarımızı, fotoğraf arşivimizi, dijital cüzdanlarımızı, yani bir bakıma hayatımızın dijitalleşen her ayrıntısını açmamız; yetmez gibi “onları bizim adımıza kullanma yetkisi” vermemiz akla, mantığa sığacak gibi değil. Ancak yaşananlar bunu göze alanların hiç de az sayıda olmadığını gösteriyor.
Bazı siber güvenlik şirketlerinin testleri, OpenClaw yazılımının büyük açıklar içerdiğini ve işlenen verilere kolayca erişilebildiğini ortaya çıkardı. Botların faaliyetlerinin beşte birinin kriptopara işlemlerine ait olması da bu kesimin gayet aşina olduğu “silkeleme” operasyonlarını akla getiriyor.
Her şeyi bilen ve yanıtlayan YZ botlarıyla eğitim ve kariyerimizi sorgulamaya başladık. Bize sormadan iş çevirecek vekil YZ botları ise çok daha büyük bir soruyla hayatımıza giriyor:
Özetle, yepyeni bir soru(nu)muz daha var: İnsan mı yapay zekayı yönetecek yoksa yapay zeka mı insanı?
(6 Şubat 2026 tarihli Oksijen gazetesi yazım.)

Bir yanıt yazın