Teknolojik iflasların çaresiz mağdurları

Aracınız çalışmazsa, servise götürmek zorunda kalacaksınız. Peki ya üreticisi iflas edip sırra kadem bastıysa ne yapacaksınız?

Genetik bir hastalık sebebiyle 30 yaşında görme yeteneğini kaybeden Barbara Campbell, “Second Sight” adlı girişimin geliştirdiği biyonik göz sayesinde yeniden görmeye başlamıştı. Ne var ki sevinci uzun sürmedi. Bundan 3 sene önce, tam metroya binmek üzere merdivenlerden inerken yeniden karanlığa gömüldü. İlk başta elektronik gözünde bir sorun olduğunu düşündü. Oysa mesele bundan çok daha karmaşıktı.

Önce elektronik mühendisliği okuyan, ardından tıp eğitimini tamamlayarak cerrah olan Robert Greenberg tarafından 1991 yılında kurulan Second Sight şirketi iflas etmiş ve “hizmetini” sonlandırma kararı almıştı. Ürettiği biyonik göz ile hayata bağlanan her “müşterisi” de böylece görme yeteneğini yitirmişti. Şirketin protezlerini kullanan farklı ülkelerden 350 görme engellinin yardım çağrıları tüm çalışanlar aynı gün işten çıkarıldığı için yanıtsız kaldı. Dahası, yaratacağı tehlikeli yan etkiler sebebiyle işlevini yitiren gözlerin zahmetli (ve pahalı) bir operasyonla çıkarılması gerekiyordu. Ürünün kullanıcı sözleşmesi bu ihtimale yönelik şirkete hiçbir sorumluluk yüklemiyordu. Bu zorlu süreç tamamen kullanıcıların üstüne kalmıştı.

30 yıllık çalışmanın ürünü bir biyonik göz sayesinde kaybettiğiniz görme yeteneğinizi tekrar kazanabilirsiniz. Beklenmedik bir anda yeniden karanlığa gömülme ihtimalini göze almak kaydıyla.

Bu olaydaki nispeten tek olumlu ayrıntı, Second Sight’ın üstünde çalıştığı “beyin çipini” tamamlama ve uygulama fırsatını bulamamış olmasıydı. Şirket aynı sene “Nano Precision Medical” ile birleşerekVivani” ismini aldı. Fakat göz protezini bir kenara bırakarak, kalp hastalıkları ve diyabet gibi farklı alanlara odaklanmayı tercih etti.

Kilitli bisikletler

Tasarladığı yenilikçi ve yüksek teknolojiyle bezeli elektrikli bisikletleriyle tanınan Hollandalı “VanMoof”, mali dengesizlikler yüzünden konkordato başvurusunda bulundu. Farklı fonlardan yüzlerce milyon euro yatırım desteği alan şirketin bu sürpriz sarsıntısı herkes için büyük sürpriz oldu. Mahkeme, VanMoof yönetimine borçlarını 18 ay öteleme izni verdi. Ancak bu süreçte firmanın tüm mağazaları ve servis noktaları kapandı.

Kullanıcılarına en ağır hasarı veren karar ise internet hizmetinin durdurulması oldu. Şirketin ürettiği bisikletlerin tamamı, yine şirketin geliştirip işlettiği bir mobil uygulama ile kontrol ediliyordu. İnternet erişiminin kapatılmasıyla bisikletlerin tamamı olduğu yerde çakılı kaldı. Çünkü kilitleri yalnızca mobil uygulama üzerinden açılabiliyordu.

Mağdurların imdadına firmanın Belçikalı rakibi “Cowboy” yetişti. Geliştirdiği “Bikey” adlı mobil uygulamayla mağdurların ayakta kalan son sunucuya bağlanarak verilerini yedeklemesini ve böylece bisikletlerinin kilidini açıp yeniden kullanabilmelerini sağladı.

2 yıl süren bu çalkantılı sürecin ardından VanMoof, geçtiğimiz Haziran ayında mali sorunlarını aşarak yeniden hizmet vermeye başladı. Kışı geçiren kurtların yedikleri ayazı ne kadar hatırlayacağını zaman gösterecek.

Elektrikli, öksüz ve yetim

Ford, BMW ve Aston Martin gibi markalarda çalıştıktan sonra kendi yolunu çizmeye karar veren Danimarkalı otomotiv tasarımcısı Henrik Fisker, 2016 senesinde “Fisker” markasıyla kendi şirketini kurdu. 50 milyon yatırım toplayan ABD merkezli firma, Tesla’yı tahtından etme iddiasıyla gündeme hızlı bir giriş yaptı. 2019 yılında tanıtılan ve 2021’de satışa sunulması hedeflenen ilk model “Fisker Ocean”, tamamen elektrikli 4 çeker platformu, şarja destek olan güneş panelli cam tavanı ve en düşük konfigürasyonundaki 482 km (300 mil) menziliyle o dönem için oldukça iddialıydı. Bu göz kamaştıran vaatlerle halka arz edildiği 2020’de Fisker 2,9 milyar dolar değere ulaşmıştı.

Fisker Ocean 2023’te satışa sunulabildi. Bu esnada yüzlerce Çinli marka rekabete katılmış ve pazarı altüst etmişti. 2024’te mali sorunlar kritik seviyeye ulaştı. Kredi borçlarını ödeyemez hale gelen şirketin dibe vuran hisseleri kısa süre sonra işleme kapatıldı. Haziran ayındaki iflas başvurusu Ekim’de onaylandı ve “Fisker” markası aynı yıl tarihe karıştı.

Böylece her birine yaklaşık 70 bin dolar ödenmiş, 11 bini aşkın Fisker Ocean modeli, satın alındıktan birkaç ay sonra öksüz ve yetim kaldı. Aracın yazılım ve donanım bazlı sorunların hiçbiri sahipleri tarafından çözülebilir türden değildi.

Fisker kullanıcıları bir süre önce kurdukları dernek ile dünyanın her yerindeki kader ortaklarını bir araya getirerek yazılım güncellemeleri, yedek parça üretimi ve servis ağı gibi sorunların üstesinden gelmeye çalışıyor. Bunun için gereken yıllık 3 milyon dolarlık baz maliyeti, her üyenin vereceği yıllık 550 dolarlık aidat ile karşılamayı hedefliyorlar. Aracın merkezi sinir sistemi sayılan “yazılım” konusu şimdilik Google ve Apple mühendisleri tarafından kurulan ve elektrikli araçlar için ortak platform geliştiren “UnderCurrent” şirketine emanet.

Fisker’ın öyküsü, otomotiv sektöründeki erken uyarı sinyallerinden sadece biri. 2018’den bugüne, sadece Çin merkezli 400 otomotiv markası iflas etti. 2030’a kadar sadece birkaç Çinli elektrikli otomotiv üreticisinin ayakta kalabileceği öngörülüyor.

(3 Ekim 2025 tarihli Oksijen gazetesi yazım.)

Yeni içeriklerden anında haberdar olmak isterseniz aşağıya e-posta adresinizi yazabilirsiniz.

Diğer 5.454 aboneye katılın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir yanıt

  1. Kemal avatarı

    Başlık korkuttu içerik düşündürdü Serdar abi saygılar 🙂