Bir gazeteciyle internet üstünden nasıl iletişim kurulur?

Gazetecilik uzaktan nasıl bir meslek gibi görünüyor bilmiyorum. Ben okuma yazmayı öğrendiğim 5 yaşımdan beri hep gazeteci olmak istedim. Yakın çevrem de bilir ki ağzımdan gazeteci olana kadar başka hiçbir meslek dalı çıkmadı. Ama bu kadar yakından ilgili ve hevesli olmama rağmen başladıktan sonra fark ettim ki ben gazetecilik nedir, gazeteyi kim, nasıl yapar, haberler nasıl ortaya çıkar bilmiyormuşum.

Gazeteciliği köşe yazarlığı, biraz da muhabirlik sanmışım. Ki bunlar işin küçük bir kısmıdır. Hatta köşe yazarı denilen ve bizde bol keseden savrulan kategorinin tamamına yakını hayatında gazete binasını bile görmemiştir. Haberciliği bilmez, temel meslek değerlerinden ya da kriterlerinden habersizdir. Uzmanlığını kendine ayrılan alana yansıtır.

Muhabirin temelde işi haber avlamaktır ama son 4-5 yıldır asgari maaştan biraz hallice maaş, tasarruf nedeniyle sınırlanan ulaştırma hizmeti ve medya merkezlerinin şehrin en dış sanayi bölgelerine kaydırılmış olmasından dolayı masa başına mahkumdur. Ajanstan haber derler ya da şahsen tanıdığı kaynaklardan bir şeyler toparlamaya çalışır.

Paylaştığım bu iki durumun istisnaları da vardır ama adı üstünde istisnadır.

Hiç değişmeyen şey ise gazeteciye ulaşma, hizmet, ürün ya da haber değeri taşıdığı düşünülen şey hakkında bilgilendirme isteğidir. Bunun için son dönemde sıkça başvurulan yöntemlerden biri e-posta. Duruma göre de Twitter, Facebook, LinkedIN gibi sosyal medya mecraları. Elbette haberci kullanıyorsa.

Kullandığını varsaysak bile bir şeyi yollamış olmanız onun hemen okunacağı anlamına gelmez. Hatta hiç okunmama ihtimali de vardır kimileri için.

Bir gazetecinin e-posta kutusunu görmek istemezsiniz…

Halkla ilişkiler firmasının bültenleri, bağımsız bültenler, haber grubu abonelikleri, bildirimler, haber kaynaklarından gelen mesajlar, okuyucu yorumları, gazetecilere yollanan birörnek toplu mesajlar (sağlık çalışanları sorunları, öğretmen atamaları, bedelli askerlik çağrıları, vs…) kişisel takip edilen şeyler derken başlı başına bir mesai haline gelir mesaj trafiğini yönetmek ve ayıklamak.

‘Trafik yoğunluğu’ teriminin açılımı

Kendi durumumdan yola çıkarsam her gün yüzlerce mesaj alıyorum. Sosyal mecraların hepsini katarsak binler seviyesine gelir. Günde mutlaka okumam gereken yaklaşık 200 e-posta mesajım oluyor (her birine 1 dakika ayırdığımı düşünsek dahi 3 saatlik mesai). Üstelik bu rakama sosyal medyadan gelenler dahil değil. O tarafları içerik üretmek için nasıl yönettiğimi ayrı bir yazıda anlatmıştım, bir gün de nasıl takip edip okuduğumu paylaşırım.

E-postalarım Google altyapısına emanet. Orada seneler boyunca oluşan toplam 73 etiketim (Google Mail için klasör anlamına geliyor bu) ve 82 filtrem var (En büyük grup PR hesapları için. 6 farklı filtreye ayrılmış durumdalar. Aşağıda bu 82 filtreden 3 örneği ekliyorum. Tıklayarak büyütebilirsiniz)

Normalde hiç bakmıyor olsam da günde ortalama 50 mesajın da Google spam filtresine takılarak ayıklandığını bu yazıyı yazarken baktığımda gördüm. Allah razı olsun.

Bana gelen e-postalar yukarıdaki 3 örneğe benzer 82 filtre yardımıyla içeriğine, yollayan kişiye ya da metnine göre 73 etikete otomatik atanıyor ve ben de önem sırasına göre bunlara göz atıyorum.

Öncelik listem kabaca şöyle:

  1. Ailemden gelen mesajlar (örneğin @kuzuloglu.com domaini çıkışlı olanlar. 20’den fazla kullanıcı bu grupta).
  2. İş yaptığım kişi ve gruplar (ticari önceliğe sahip olanlar).
  3. Okur / izleyici mektupları. (gazete, dergi, televizyon ya da webden takip edenler).
  4. Abone olduğum listeler (periyodik yayınların duyuru listeleri).
  5. Haber bültenleri (PR firmalarından ya da bizzat firmalardan gelen haber bültenleri).
  6. Proje teklifleri.

Bu listeyi erittikten sonra da kalan mesajlara bakıyorum.

Günde bunca mesaj trafiğiyle uğraşırken hızlı bir eleme yapmak zorunda kalınacağını da tahmin edersiniz (yoğunluğu azalmış olsa da her gün ortalama 10-15 Formspring sorusu cevapladığımı, misliyle fazlasını sildiğimi de hesaba katalım. Daha bunun LinkedIN’i, Twitter’ı, Facebook’u bilmem nesi var…).

Bir mesajı cevaplama sürem 1 ile 90 gün arasında değişebiliyor. 90 gün sonra bir mesajı cevaplayınca insanlara garip geliyor; çoğu ilk yazdığını bile unutmuş oluyor ama hiç vermemekten yeğdir.

Yap / Yapma Listesi

Durumu özetledikten sonra şimdi gelelim tavsiyelere…

  • Başlık önemlidir: Bir e-posta yolluyorsanız en önemli kozunuz, başlığınız. ‘Bakar mısınız?’, ‘Haber’, ‘Mutlaka okuyun’ gibi zeka pırıltısından uzak, ters tepecek şeyler kullanmayın. Bu tip mesajlar yarışa geriden başlar ve büyük ihtimalle silinir gider.
  • Doğrudan ilerleyin: ‘Bir şey yollasam bakar mısınız?’, ‘bir projem var, yollasam fikrinizi söyler misiniz?’ gibi sorular sormayın. Eğer birine bir konuda açılmak istiyorsanız, fikirlerinin önemli olacağını düşünüyorsanız, bunu sormayın; yapın. Doğrudan ilk mesajda derdinizi ve talebinizi açıklayın. Girizgahları unutun. Kimsenin o kadar vakti kalmadı.
  • Bülten hazırlayın: Gazetecinin kafası bülten formatına alışmıştır. Eğer amacınız ürün ya da hizmetinizden bahsedilmesiyse kısa bir basın bülteni hazırlayın. Ne olduğunuzu, farkınızı, öne çıkan özelliklerinizi yazın. Bir sayfayı geçmesin. Görselleri olsun. Hiçbir ek soru sorma gereği bırakmasın. Nasıl yapacağınızı bilmiyorsanız bir halkla ilişkiler uzmanına sorun, üniversitede bu bölümde okuyan / okumuş bir arkadaş bulun, o yardım etsin.
  • PR şirketleriyle çalışın: Onlar bu işi de, bizi de bilirler. Ne ile kimin ilgileneceğini, hangi zaman diliminde iletişime geçileceğini ve hangi özelliklerin öne çıkarılacağını ya da gizleneceğini binbir acı-tatlı tecrübeyle öğrenmişlerdir. İşleri budur. Mümkünse biriyle çalışın. İşinizi kolaylaştırır, sırtınızdan yük alır, ‘ateşten’ uzaklaştırır. Ama lütfen PR ajanslarını reklam ajanslarıyla karıştırmayın sakın (ayrı bir konu). O daha beter geri teper.
  • Israr etmeyin: Bir mesaj yollayıp ertesi gün ‘okudunuz mu’, ‘cevap verecek misiniz?’ ya da benzeri sorular sormayın. İnsanların iş yükünü tahmin etmek mümkün olmadığı için sabretmesini bilin. Yukarıda da değindiğim gibi kimi zaman 3 ay bile alabilir bir şeye cevap yazılması. Kimse bir başkasının önceliklerine göre hareket etmek zorunda değil. Ama çok sabırsızsanız bir hafta sonra şansınızı deneyebililrsiniz.
  • Spam yapmayın: Tanıttığınız şey karşınızdaki kişiyle gerçekten ilgili değilse o mesajı yollamayın. Toplu gönderimler alıcısında her zaman antipati doğurur. Mümkünse kişisel bir mesajla temas kurun. Aynı mesajı farklı yerlerden topluca yollamak ya da birkaç kişi birleşip tek kişiyi bombardımana tutmak da iyi bir fikir değildir. Bu asla işe yaramaz. Bir çuval inciri berbat eder. Bir konuyla bir yayın organında en ilgili kişi kimse onunla temas kurun.

Bu listeyi aklıma gelenler oldukça güncelleyeceğim.

, , , ,

11 Responses to Bir gazeteciyle internet üstünden nasıl iletişim kurulur?

  1. aaaa 20/03/2011 at 22:13 #

    Gazeteci mi? Hani nerde??

  2. İlker Oğuz 20/03/2011 at 22:23 #

    Çok güzel bir yazı olmuş. Bir mail marketer’ın bilmesi gereken major hataları düzeltir nitelikte. Kimi zaman bana gelen (no subject) konulu bir mail bile daha çok ilgimi çektiğinden. Kötü bir başlık yazacağıma “no subject” gönder daha iyi derim arkadaşlara.

    Üzerinde iyice hazırlanmadan “influential marketing” için temas kurmak çok saçma ..

    Zira projen için o kadar zaman harcıyorsun ama ilgisini çekeceğin insanın tüm sorularını yanıtlıyacak ilgisini çekicek bir başlık ve içerik yazmakta ivedi davranıyorsun.

    Üzgünüm ama Serdar Kuzuloğlu’na mail atsam. 2-3 günde hazırlanırdım.

  3. Serhat Soylu 20/03/2011 at 23:03 #

    İlaçsı bir yazı olmuş, ellerinize sağlık

  4. Mert 20/03/2011 at 23:35 #

    Çok güzel bir yazı olmuş öncelikle tebrik ederim.

    E-Posta adabı ve kullanımı hakkında da aslında çok bilgili biri olmanız sebebiyle daha fazla yazılarınızı bekliyoruz. Maalesef Türkiye’de çok önemli şirketlerde bile e-posta’yı doğru düzgün kullanabilen kişi yok.

    Ayrıca gazeteciye ulaşmada hangi başlıklar kullanılmamalı yazmışsınız fakat nasıl başlık yazılabilir gibi bir ipucu da verebilir misiniz? E-posta başlığı beni her zaman en çok yoran ve düşündüren kısım olmuştur :)

  5. Era 24/03/2011 at 02:58 #

    bende kendi istatistigimi paylasmak istiyorum ! yasasin istatistik paylasma ozgurlugu !

    http://i52.tinypic.com/2vbk9yq.png

    MSerdarK’in mail cevaplama reaksiyonun zaman icindeki dagilimini goruyorsunuz. Neredeyse 1 yil icinde reaksiyon zamaninda 9bin dakikaya yakin bir degisim soz konusu.

    Bu analitik verilerden sunu cikarmak mumkun, ” MSerdarK her gecen gun, bir onceki gunden daha yogun “.

  6. mesut koca 20/04/2011 at 15:44 #

    ben mail atmiştim amire, bir kaç dakika sonra cevap geldi. Çok mutlu oldum ve cesaretlendim. yukardaki kriterlere uygundu tekrar okudum da. Elinize saglık güzel yazi, yazilar. Ne kadar şansliyiz yillarin birikimi iki dakika da önümüze seriliyor.

  7. tiryaki 16/05/2011 at 06:34 #

    rica etsek; bir çalışma ve bir dinlence gününüzü giyilebilir bir kamerayla kayıt altına alıp hızlı sarımlı video haline getirebilir misiniz? belki de yapmışsınızdır. kendim için yapmayı düşünürken bunu buldum. http://gopro.com

  8. Gokhan 18/11/2011 at 17:57 #

    Tiryaki’nin mesajı üstüne blog spam marketing ile ilgili bir yazı istiyoruz :)

Trackbacks/Pingbacks

  1. Halkla İlişkiler 2.0: Sosyal Medyanın Halkla İlişkilerdeki Yeri [Kitap] - 18/11/2011

    […] nasıl hazırlanacağını özetliyor. (Bizim de çok sıkıntılı olduğumuz bu konuda Serdar Kuzuloğlu ve Om Malik’in iki güzel paylaşımını okumanızı tavsiye […]

  2. Halkla İlişkiler 2.0: Sosyal Medyanın Halkla İlişkilerdeki Yeri [Kitap] · Lodos Lodos2005 Zamanı Bekleyen Kollayan Bir Ademoğlu - 18/11/2011

    […] nasıl hazırlanacağını özetliyor. (Bizim de çok sıkıntılı olduğumuz bu konuda Serdar Kuzuloğlu ve Om Malik’in iki güzel paylaşımını okumanızı tavsiye […]

  3. Sosyal Medya | Acarnet Web Tasarım & Yazılım Bilişim Hizmetleri - 21/11/2011

    […] nasıl hazırlanacağını özetliyor. (Bizim de çok sıkıntılı olduğumuz bu konuda Serdar Kuzuloğlu ve Om Malik’in iki güzel paylaşımını okumanızı tavsiye […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim