Her şeyin başı…

Ömrümüzün ne kadarını geride bıraktığımız belli. Fakat daha ne kadar süreceği hepimiz için muamma. Gerçek anlamda sahip olduğumuz tek şey bedenimiz. Onu anlamlı kılan ise “sağlık”. Peki sağlık da “muamma” olmak zorunda mı?

Gelişigüzel; hatta hoyratça ve sıkça kullandığımız bir kavram “hayat”. Tam olarak ne ifade ediyor, meçhul. Derdimiz yaşamın kendisi ise, milyarlarca yıldır var olan bir düzenin ezelden ebede giden sürecinden söz ediyoruz. Ama genellikle üstüne düşündüğümüz ve konuşurken kast ettiğimiz, bizzat kendi hayatımız.

Üstüne düşündüğümüz demem de lafın gelişi. Çoğunlukla hakkında en az düşündüğümüz şey hayatımızın ta kendisi. Oysa Ömer Hayyam’ın dediği gibi “Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok“. Yani yaşamdan anladığımız şey aslen bizimle başlayıp biten kısmı.

Ne kadarını geride bıraktığımız belli ama ne kadar daha süreceği hepimiz için muamma. Ve üstüne en az kafa yorduğumuz bu hayatta, gerçek anlamda sahip olduğumuz tek şey bedenimiz. Bedenimizi anlamlı ve işlevsel kılan şey ise “sağlık”.

Haddini Aşan Yaşam Rehberi’nin bu bölümünde, konuğum Emrah Gökmen ile modern anlamda sağlığa, teknolojinin katkı ve vaatlerine, sağlığı mümkün olduğunca uzun süre muhafaza etmenin yöntemlerine bakıyoruz.

(Podbee Media‘dan dinleyebilir ya da video olarak izleyebilirsiniz.)

Yeni içeriklerden anında haberdar olmak isterseniz aşağıya e-posta adresinizi yazabilirsiniz.

Diğer 5.454 aboneye katılın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Bir yanıt

  1. melih özçelik avatarı
    melih özçelik

    Sigorta konusunda temel oaln şey karşılıklı güvendir. Zira konu istismar edilmeye çok müsait Sistemin başında Dünya sağlık Örgütünün olduğunu,kurucusununda global sermayeyi yönetenlerden en meşhuru olduğunu düşününce bu mesele en azından benim için sağlık 3-0 dan sağlık 0-1 e dönüşüyor..Konu kapanıyor.
    Tabi ne olduda sosyalist devletlerin söylemi olan “koruyucu sağlık ” kavramı bugünlerde gündem oldu merak ettim.Oysa bu güne kadar hep devasa hastaneler yapıp çuval dolusu ilaç yazma şeklinde ilerleyen bir anlayış vardı. Hele Türkiye özeline gelince Devasa milyon kere milyon dolarlık şehir hastaneleri inşa edip , gitsende gitmesende parası senden çıkan hasta garantili soygun düzeni kurup , yetmedi soygunun başınada işletmeci olarak bir kuzey avrupa ülkesi şirketi koyunca ,insanın doğal olarak kafası karışıyor..
    Balık baştan kokuyor.. Konuşulması gereken asıl mesele üç harfli marketlerden başlıyor.. Gıda diye sattıkları çöpler ortadan kalkmadıkça bu “hikaye”! yi daha çoook konuşuruz..Çöplüğün orta yerindeyiz gezen tavuk muhabbeti yapıyoruz.. Emeği geçenlere teşekkürler..

Yayın Tarihi:

Kategori: