#DirenGeziParki olayına farklı bir bakış

Hayatımın internetle birlikte geçen dönemi (ki bu ÇOK uzun yıllara dayanıyor) hiç bu kadar çok link verilebilecek bir olaya denk gelmedim. Her taraftan yağmur gibi bilgi-belge yağıyor. Cumartesi gecesi TV programımda da değindiğim gibi Taksim Gezi Parkı eylemlerini ekrandan takip ederken kendimi koca bir sistemin her noktasına yayılmış yüz binlerce sinir ucundan sinyal toplar gibi hissediyorum. Eylem alanının göbeğindeyken dahi bu kadar bilgi almak mümkün olmuyor. Bu çok ilginç bir durum.

tumblr_mntip5EeDR1su2tnjo1_1280Olayları özetlemeye çalıştığım iki yazım blogumun tarihinde en çok ilgi gören yazıların toplamından bile daha çok okundu. Herkes ne olduğunu ve olabileceğini anlayabilmek için gözünü bilgisayar, cep telefonu ve tabletlerin ekranlarına çeviriyor. Bu çağda hiçbir şeyin gizli-saklı kalamayacağına dair yazdığım, konuştuğum bütün teorileri birebir izlemek garip geliyor.

Savunduğun şeylerin gerçeğe dönüştüğünü görmek sevindirici. Ama böyle bir vesileyle; bunca kan, gözyaşı, sinir ve hınca sahne olarak gerçekleşmesini görmek insanı kahrediyor. Keşke mutlu, coşkulu bir olay sayesinde ispatlasaydık bunları.

Olmadı.


Şimdilerde daha endişelendiğim bir başka mesele var. Ama ona geçmeden önce kişisel tespit ve gözlemlerimden oluşan küçük bir ara özet vermek istiyorum:

  • Bu eylemler senelerce apolitik, klavye delikanlısı, gamsız, umursamaz olmakla eleştirilen bir kuşağın reddiye ve isyanıdır.
  • Toplum mühendisliği binlerce belirsizlik ve bilinmezle dolu bir denklem. Siyasetçi ve bürokratların artık bunu unutmayacağına eminim.
  • Şiddet hiçbir şeyin ilacı, panzehiri ya da çözümü değil. Ya hıncı erteliyor ya da misliyle arttırıyor.
  • Geleneksel medya tıkadığı kulaklarıyla Türkiye’de hayatı boyunca unutmayacağı bir tokat yemiştir. Ama halk ortadaki tablonun habercilerden değil, patronların ilişkileri ve tavrından kaynaklandığını görememiştir.

Velev ki…

Şimdi bir an için düşünelim. Eğer Başbakan Gezi Parkı için bu kadar diretmeseydi, yapmak istediğini baştan güzelce anlatıp halkının rızasını isteseydi, razı gelinmediğini görünce ortak bir yol bulmaya çalışsaydı, uzlaşma arasaydı NE OLURDU? Gücünden, kudretinden, kişiliğinden ne kaybederdi?

Bu eylemler başladığında “Tamam kardeşim; derdiniz ağaç mı? Yıkmıyoruz o zaman. Buraya 10 kat fazla ağaç dikeceğiz” dese bunlar yaşanacak mıydı? Bugün kendisini istifaya davet edenler, sövenler olacak mıydı? Karşısındaki bu kitlenin diyecek neyi kalırdı? Aksine belki onların bile gönlünü kazanacaktı. Vatandaşının isteğiyle ağaçlandırma yapan bir Başbakan’ı kim, ne hakla eleştirebilir?

Ama olmadı işte…

taksim_gezi_ekc3bc

Başbakan her zamanki inadı ve dediğim dedik tavrıyla kestirip attı. Orada protestoya anne-babasıyla gelen çocukları, yaşlı dede-nineleri, öğrencileri, büyükleri ‘çapulcu’, ‘terörist’, ‘Ce-Ha-Peli’ gibi tavırlarla incitti, örseledi. Alanlarda toplumun HER katmanından; başörtülü, rasta saçlı; sağcı, solcu, komünist, ulusalcı; hatta Ak Partili demeden bir araya geldiğini göremedi. Hayatta bir araya gelmeyecek partilerin, takımları, isimlerin, örgütlerin suretlerini, bayraklarını, sloganlarını okuyamadı, duyamadı.

Halkının üstüne binlerce biber gazı fişeği yağarken sigara-içki düzenlemeleriyle ilgili demeçler verdi. Halkın hassasiyetine duyarlılık gösterip okulu tatil edenlere, reklamlara ara verenlere çattı, aba altından sopa gösterdi. Yüz binlerce eylemciye karşı milyonları sokağa dökmekle tehdit etti. “Parkı da yıkacağım, AKM’yi de yıkacağım, Cami de yapacağım” gibi siyasi kriz tarihinde derslerde okutulacak hatalar yaptı.

Kendini inatla harlanan bir inat ateşine kurban etti. Yangının üstüne benzin döktü. Hem de her fırsatta…

Bütün bunların uç uca gelmesiyle resmen birkaç ağaç için başlayan mesele neredeyse bir iç savaşın eşiğine geldi.

Ak Parti bu ülkeye ÇOK hizmet etti. Yaptıklarını kimse görmezden gelmiyor. Eğitimde, sağlıkta, ulaşımda, ekonomik alandaki gelişmeleri görmemek için insanın kör olması gerek. Bunların herkes farkında. Ama bütün bunlara rağmen ülkenin hemen her şehrinde bunca insan canı pahasına sokağa dökülmüşse Başbakan’ın da bir an durup düşünmesi gerekir.

Şahsen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ya da bir başkası zerre kadar umrumda değil.

Ben bu topraklarda doğdum, bu toprakların ekmeğini yedim ve hayatım boyunca bu ülke ve insanları için çalıştım. İki tane evlat yetiştiriyorum ve güzel bir ülkede yaşasınlar istiyorum. Bu ülke herkes kadar benim. Anılarım, ailem, akrabalarım burada. Kimsenin vatanımda huzurla yaşama hakkımı elimden almasına izin veremem. Başbakanlar, partiler gelir, geçer. Vatan kalır. Ben bu topraklarda huzur içinde ölmek istiyorum. Kimse bunu bana ya da bir başkasına çok göremez.

Derdimiz kişiler ya da partiler değil; değerlerimiz olmalı.

Ben sokaklarda gördüğüm protestocuların çoğunun yüzlerinde bunları okuyorum.

51aa792b7644c6297200001a

Yani bugün “iki ağaç için ne bu terane? Bunların derdi başka” diyenler iki ağaç için olayın başladığı an ile bugün arasındaki kısa zaman diliminde neler yaşandığına iyi bakmalı.

En fenası artık kimsenin ‘derdi’ mesele edilecek halde değil. Öyle ya da böyle Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük halk ayaklanmasını yaşıyoruz. Günün her anında direniş, protesto; karşı saldırılar, sivil polis terörü, provokatörler, halk dayanışması, tencere-tava, korna çalanlar, sokaklarda bayraklarla yürüyenler var. Ambulans, itfaiye, polis sirenlerinin sesi kesilmiyor.

Başka türlü bir şey

Ve hiç umulmadık şeyler oluyor. Herkes birbirine yardım için yarışta. Çoğunun gözü başka bir şey görmüyor bile. Ellerinde bayraklarıyla, maskeleriyle yürüyenlere geçerken esnaf paranın bahsini bile etmeden su, limon, yiyecek, içecek veriyor. Ortak yiyecek alanları oluşturulmuş durumda. Mekanlar destek için çabalıyor. Doktorlar eylem alanlarında, çok zor şartlarda gönüllü hizmet ediyor, avukatlar gözaltına alınanlar için çırpınıyor, oteller, camiler hatta bölgede yaşayanlar kapılarını yaralılara açıyor.

Bir yanda bunlar, diğer yandaysa akıl almaz, vicdana sığmaz bir polis şiddeti var. Hem de tarif edilemez, mantıkla açıklanamaz bir şiddet. Kasklarındaki sicil numaralarını kapatmaları da bu açıklanamaz halden.

5 yaşındaki çocuklarım olayların sebebini sorunca “Polis amcalar çok sinirli küçüklerim” diyorum. “Ama polisler hep yardım etmez mi insanlara?” deyince “Öyle” diyorum.

Onlara nefret tohumu ekmek istemiyorum. Polislerin de insan olduğunu unutmak istemiyorum. Yoksa ben de insanlığımı kaybedeceğim. Cumartesi günü Taksim meydanında linç edilmesine ramak kalan (ve büyük bir sağduyuyla alan dışına çıkarılan) bir sivil polisle gözgöze geldiğimiz anı unutmıyorum. Ben o zaman dilimini kelimelere dökebilecek kadar becerikli değilim.

Ve bir yanda da işin apayrı bir boyutu da var. Buyrun:

Bunlar hafife alınır, bahanelerle açıklanır şeyler değil. Başka türden bir şeyler oluyor. Herkes sağduyu bekliyor. Ve herkes bu beklentisinde haklı…

En korktuğum şeye gelelim

Bu bahsi uzatıp götürmek mümkün. Ama şimdi Türkiye ve dünyada bu tip halk hareketlerini epey takip etmiş biri olarak bir başka konuyu da konuşmanın tam sırası.

Tarih boyunca, dünyanın her yerinde tepkiye dayalı bu tip halk hareketleri haklı, insani beklentilerle başlar ve günün sonunda baskın bir grubun dediği olur. İşte Gezi Parkı eylemlerindeki en büyük bilinmez de bu: o baskın grup kim?

İstenen nedir? Kim yapacaktır? Koşullar, talepler nedir? Bunlara dair kimsenin fikir birliği yok. Hatta şimdilik düşünen bile yok.

Gezi Parkı olduğu gibi kalsa her şey bitecek midir? O değilse ne bitirecektir? Erken seçim mi istenmektedir? Erdoğan’ın istifası çözüm müdür? Seçimde daha büyük bir oy oranıyla tekrar iktidara gelse herkes saygıyla karşılayıp hayatına devam edecek midir? Bunun aksi bir tavrı hayal bile etmek istemiyorum mesela.

Bugün Taksim’e liseli gruplar akın etmişti. Bir kısmı ellerindeki şişelerle ortalığa benzin döküp durdu. Kimsenin çabası engelleye yetmedi. Başka bir grup eylemci yerlerdeki çöpleri temizliyordu oysa. Bir takım fırsatçılar mağazaları yağmaladı (sivil polis olduğu da iddia edildi. Olabilir de). Ölçülü, dürüst, mantıklı bir grubun öncülüğündeki hareket bir anda küçük ama etkin, marjinal, kışkırtıcı bir azınlığın hakimiyetine teslim olabilir. Sanıyorum hiç konuşmadığımız ama ihtimal verdiğimiz en korkunç senaryo da bu.

Meydandaki binbir farklı görüş ve rengin karşısındaki uzlaşmacı tavrın kimi mutlu ve tatmin edeceğini endişeyle bekliyorum.

Sayın Başbakan; lütfen artık insafa gelin, yurdunuza dönün, elinizi vatandaşlarınıza uzatın, hep beraber bir ortak yol bulalım. Yoksa uğruna bu kadar emek verdiğimiz vatan büyük bir karanlığa yuvarlanacak.

Size bir vatandaşınız olarak yalvarıyorum.

, ,

33 Responses to #DirenGeziParki olayına farklı bir bakış

  1. Serhat Soylu (@mutluazinlik) 03/06/2013 at 21:48 #

    güzel yazmışsın Serdar abi, ellerine sağlık. Şimdi yapmamız gereken herkesin ortak katılımıyla ortak bir bildiri hazırlayıp beklentilerimizi bildirmek, ben de bütün gün bunu düşündüm

  2. Cafer 03/06/2013 at 21:56 #

    Hocam altına imza atacağım bir yazı olmuş. Tayyip eğer uzlaşmacı bir yapıda olsaydı bunların hiçbiri yaşanmazdı.

  3. demir alkan 03/06/2013 at 21:58 #

    Amirim, olaylar olaylar…Ne desek neresinden başlasak inan ben de bilmiyorum. Fakat bildiğim yegane şey var ki millet yanlışı da istese vermeli başımızdakiler.Kaldı ki olayların çıkış aşamasında yanlış denecek bir şey yok…Ders olsun ne diyelim, hem millete hem hükümete. Aklıselim her iki tarafa da çokça lazım bugünlerde.

  4. Serdar 03/06/2013 at 22:04 #

    Olaylarından başlangıçtan beri organize olmadığı zaten sonrasının düşünülmemesinden kaynaklı. Bugün bana çok kişi sordu: RTE gitse kim gelsin yada ne yapalım istersin? İyi de gitmesini istemedik ki yapmasını istemediğimiz şeyler vardı sadece. Toplu halde istifaya çağıran sloganları, polisin yaptığı eziyet sonrasında ortaya çıktı.

  5. Serdar 03/06/2013 at 22:05 #

    Düzeltme:

    Olaylarından başlangıçtan beri organize olmadığı zaten sonrasının düşünülmemesinden belli. Bugün bana çok kişi sordu: RTE gitse kim gelsin yada ne yapalım istersin? İyi de gitmesini istemedik ki yapmasını istemediğimiz şeyler vardı sadece. Toplu halde istifaya çağıran sloganları, polisin yaptığı eziyet sonrasında ortaya çıktı.

  6. Mustafa Terzioglu 03/06/2013 at 22:21 #

    yazın gerçekten muazzam bir özet olmuş… elinize sağlık…. (bundan sonrasını siliniz : yazınızı blogumda yayınlamak istiyorum izniniz olursa… lütfen evet veya hayır cevabınızı bekliyorum…)

  7. Serhat Soylu (@mutluazinlik) 03/06/2013 at 22:23 #

    Bir olay daha var, bugün iki tane çok sevdiğim arkadaşım eşleri türbanlı olduğu için çevresinden hakarete maruz kaldıklarını belirtti. Bunu yapanların sokağı okuyabilme kapasitesi sıfırın da altında. Ben bu eyleme başından beri destek veriyorum. Destek verdiğim şey artık ötekileştirilmeden yaşayabilme imkanına kavuşmak. Her kim olursak, her ne giyiyorsak, her neye inanıyorsak çevremize zarar vermediğimiz müddetçe düşüncemizi küçük görülmeden, yasal müeyyideye uğrama korkusu taşımadan, baskı görme riskine girmeden ifade edebilme, kendimizi içimizden geldiği gibi yaşayabilme şansına en sonunda kavuşabilmek için bu mücadeleye destek veriyorum. Bunu anlamamış insanların bu mücadeleyi üstlenme çabalarına anlam veremiyorum. Lütfen artık insanları ötekileştirmeyin, sen şöylesin, sen şusun busun demeyin, Sokaklardaki onbinlerce insan binlerce ton gaz bombasını buna karşı çıkmak için yedi. Bari bu çekilen acılara saygınız olsun. Hep beraber birbirimizden korkmadığımız bir ülkeyi inşa edelim.

  8. cemil 03/06/2013 at 22:26 #

    internetten sosyal medyadan bi haber ülkeyi sadece ana akım medyadan takip eden binlerce insan var. onlara ulaşmalı 5 gündür yaşanan herşeyi bıkmadan usanmadan anlatmalıyız.

  9. yigitak 03/06/2013 at 23:25 #

    “…İki tane evlat yetiştiriyorum ve güzel bir ülkede yaşasınlar istiyorum. Bu ülke herkes kadar benim…”

    benim için de olay tam anlamıyla bu amirim. henüz bir evladım yok ama şimdiden onları düşünüyorum. Yiğit Kulabaş’ın anlattığı (http://www.marketingturkiye.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=10085%3Ahocakal-svec&catid=273%3Ayiit-kulaba&Itemid=158) İsveç’i yaşayabilsinler istiyorum…

    Dönüp dolaşıp, ihtiyaçlar hiyerarşisinin birinci ve ikinci basamağı arasında gidip geliyoruz ülke olarak… Ben bugün kabul görür, sevgi duyulursam, çocuklarım kendini gerçekleştirme fırsatı bulur belki… Benim kavgam da bundan.

  10. Psy Chip 03/06/2013 at 23:58 #

    bu beklenen birşeydi, herkesin bildiği gibi son iki senedir taksimde bu tür köklü bir değişikliğe zemin hazırlanıyordu. bunun dışında adamda bildiğin okb (obsesif kompulsif bozukluk) var. televizyondada anlatıyor zaten “ben burayı belediye başkanıyken yıkacaktım” şeklinde. 10 senedir unutmadıysa bu takıntıdır bir yerde.

  11. Feride 04/06/2013 at 00:28 #

    İzniniz olursa paylaşmak istiyorum yazınızı, zira çok doğru tespıtler. Bu aksam olayların gidişine bakarak sunu düşündüm: sesimizi tum dunyaya duyurduk, herkes derdimizi anladi, biri hariç… İşler rayından çıkmadan, evlere girmek ve direnişi başka platformlarda sürdürmek zamanı gelmedi mi? Burada iki sorun var tabii: 1- bu kadar insanı kim evlerine gönderebilir artık? 2- bu kitleyi kim temsil edebilir? Direnişi başka platformlara kim taşıyabilir?

  12. Mesut Turan 04/06/2013 at 02:11 #

    Güzel bir yazı olmuş.Keşke olaylara objektij bakabilsek.

  13. Murat Bişkin 04/06/2013 at 02:40 #

    Serdar bey öncelikle geçmiş olsun.
    İç savaş tabiri çok ağır geliyor.Bu şiddete maruz kalan insanların sorunlarını anlamak zor, ancak şu anda çok aşırı uçlar ortalığı birbirine katıyor, bende camide biber gazından etkilendim camiye gelen bir eylemci grup vesilesi ile.Önce gözlerim bozuldu sandım sonra biber gazı olduğunu öğrendim, sonra taksimde biryerde eylem varmış (Ben Antalyadayım) polis aşırı gaz vb şiddet kullanmış, bunları öğrendim bunlar vicdan sahibi kimsenin kabul edebileceği şeyler değil.Ancak bu eylemler farklı noktalara gidiyor, .Camiler eylemcilere hizmet etmiyor, zorla giriyorlar, bir insan camiye ayakkabı ile girilmeyeceğini bilmez mi , hemde içerisinde içki ve sigara içiyorlar. insan bu kadar mı yaşadığı topluma yabancı olur.İnsan biraz saygı duyar, eylemciler bazı şeylerden, kişilerden vb’lerinden rahatsızlıkalarını dile getirebilirler pek tabii, ancak yaptıklarıyla başkalarını rahatsız ediyorlar ve gittikçe tahammüleri zorlamaya başladılar.Sabah sınavım var sokağı kapatmışlar gece sabaha kadar lastik yakıp bağırıp durdular, ben bunları dinlemek zorunda mıyım, siyasetin s’ne alaka göstermem.Büyük bir kirlilik var, polis insanları öldürüyor diyorlar, darbe olacak tanklar gelecek diyorlar, tek derdi hükümeti devirmek olan ve bunu için hertürlü yolu mübak görenler ortalığı işgal ediyorlar, sizin gibi hakiki eylemciler arada eriyor.Belki eylemcilere buna sıcak bakmıyor ancak bir lider, temsilci, sözcü vb. ne isteniyor birileri anlatmalı, bilelim ki bizde destek verilebilecek , yardımcı olabileceğimiz birşey varsa yapalım.Twitter’dan 140 karakter ile birşey anlaşılmıyor.

  14. Eso 04/06/2013 at 03:04 #

    Hedefler nedir, ne istiyoruz’u tartışmaya, konuşmaya çağıran şöyle bir sayfa var:

    https://www.facebook.com/GeziParkiProtestosuylaNeIstiyoruz

  15. Ahmet Tolga BİRSÖZ 04/06/2013 at 08:53 #

    Bu kadar olayı hesaplamak mümkün değildi. Bunu başlatanlar bu işi başlatırken buralara gelebileceğini de zannederim tahmin etmemişti.

    Ancak olayları tribünden (yaklaşık 10 yıldır) izleyen ve yeri-zamanı geldiğinde elindeki tüm enstrümanları (gazete-internet-televizyon ve diğer tüm toplum yönlendirme araçlarını) kullanarak “eski” hükümranlığını sürebileceği günleri geri getirmenin peşinden koşan (bunu dış desteklerle finanse eden), Türkiye’nin bugününden çok kendi yarınını düşünen, halkın haklarından çok kendi cüzdanının şişkinliğiyle ilgili olan, bunu gerçekleştirirken (bir kısmı haklı talepler olarak kabul edilebilecek) “demokrasi”, insan hakları, ağaç yaşamsalları kılıflarına özenle sarılmış ideolojik sopalarını hükümet aleyhine kullanmak derdindeler.

    Gezi parkında toplanarak bu işin fitilini ateşleyen insanların duruşundaki naif ve insancıl tavrın yüzde birini ben şu anda güzel ülkem genelinde yaşanan olaylarda maske gösteren insanlarda göremiyorum.

    Farklı saiklerle bir araya gelmiş ve çeşitli fraksiyonları temsil eden insanların yatıştırılabilmesinin insancıl yollarla mümkün olabileceğini pek zannetmiyorum.

    Yazınızdaki endişe sonuna kadar haklıdır. Oradaki bir grup insanın derdinin kendi maksadını hükümete anlatmak olduğu bizce de malumdur.

    Ancak; Velev ki bu hasıl olsa bile yukarıda tanımlamaya çalıştığım grup içerisindeki “fraksiyonların ve onların temsilcilerinin” bununla yetinebileceğini düşünmüyorum.

    Gazi olaylarında polise taş atanlarla, geceleri insanların araçlarını ateşe verenlerle, nalburiye malzemeleriyle süslü bayrakları hayatlarının tam orta yerine koyanlarla bir diyaloğun mümkün olabileceğini de üzülerek söylemek zorundayım ki pek zannetmiyorum.

    Çünkü bahse konu insanların hayattaki tek amacı mücadele olduğundan ve bunu ne için yaptıkları konusunu da yine ideolojik olarak değerlendirdiklerinden, bu profile yakın insanlarla orta yol bulmanız mümkün değildir.

    Çünkü bu insanların sandıktan umudu yoktur. Yüzde 3’ü bile zorlayamadıkları için demokrasinin bu insanlara bir faydası ve aşılayabileceği bir umudu da yoktur.

    Bu insanlar, bir parktan ortaya çıkan karmaşayı görüp mutlu olurlar ve neticesinde de “bundan sonra hiçbirşey eskisi gibi olmayacak” diye twit atarlar. Bu kadar hayal de herkesin hakkıdır.

    Son söz: Keşke orta yol bulunabilse ama şu şartlar altında kurunun yanında birlikte eylem yaptığını zanneden yaşa olacak. Bu olay güzel ülkemin önünde bir engel değil ancak mide bulandırıyor.

    Saygı ve selametle….

  16. Ayhan 04/06/2013 at 12:28 #

    Polis lan bu çiçek koklatacak değil ya… SERDAR f. Askerin başı. Kumandan(sozluk.net); kime liderlik yapıyorsun arkadaşım sen, bu saçmalığı engellemeye çalışacağına sen de gaz veriyorsun. Nedir bu gaz tutkusu, arkadaş? Gaza geldik mazereti bize sökmez, Adım arif değil fakat ondan ve onlardan daha akıllı olduğum kesin… AVM yapılmasın, ağaç kesilmesin zırvalığıyla kimse canını veya keyfini harcamaz. Ulan gerçek silah(İşin aslı, bir kalem de bir taş da kan döktüğü, adam öldürdüğü sürece silahtır; hafif silahlarla başladınız…) alıp elinize yürüseniz adam diyecektim, hizmet veren geyşalardan farkınız yok, gevşekler sürüsü…

  17. Sonmez Serkan Sogut 04/06/2013 at 15:20 #

    Bu zamanlarda böyle objektif yorumlar bulabilmek gerçekten zor. Farklı bakış açısı ve güzel yorumların için teşekkür ederim.

  18. mustafa dokumacı 04/06/2013 at 20:35 #

    tam olarak aynı şeyleri düşünüyorum. kaos istemiyoruz. ama çözümü meydandakilerde değil tayyip’te, o başlattı çünkü. tatlı dille avm bile yapabilirdi. bu artislikle orman yapsa faydası yok.

  19. Ahmet Tolga BİRSÖZ 04/06/2013 at 20:54 #

    Bu mecrada saygınlığınızın ve sözü dinlenilirliğinizin olduğu sizi takip eden kişilerce malumdur. Bunun somut göstergeleri de istenirse çok rahat bulunabilir.

    Bu seviyede takip edilen ve gazetecilik refleksi her yazısında önünden sonuna görülen bir kişi olarak, GeziParkı olayları adıyla tarihimize kazınacak olaylar silsilesini daha yatıştırıcı, daha sonlandırıcı, daha anlamlı kaynaklar kullanarak vermeniz hem sizin televizyondaki naif ve akil insan imajınıza, hem de gazetecilik etik kurallarına daha uygun olacaktır diye düşünüyorum.

    Bilerek/bilmeyerek, olay çıkaran grup içerisindeki marjinal fraksiyonların, her olayı nasıl büyütür hükümete fatura çıkartırız derdindeki gözü dönmüş provokatörlerin değirmenine su taşımaktasınız.

    Maksadın hasıl olduğu hükümet cephesince de kabul edilmişken, olayları yatıştırmaya yardımcı olacak ve bu işlerle alakası olmayan (tek derdi sesini duyurmak olan) sıradan vicdan sahibi vatandaşları, provokatörlerin elinde oyuncak olmaktan kurtaracak evlerine döndürecek adımlar atmanız hem bir gazeteci olarak sizin, hem de vicdan sahibi bir vatandaş olarak M.Serdar KUZULOĞLU’nun görevidir.

    Saygı ve selametle…

  20. allahv5Upgraded 07/06/2013 at 15:39 #

    Neden ısrarla her yazınızda eylemcilerin hepsi masum sadece 1-2 provokatör var onlarıda engellemeye çalıştık şeklinde bir tavır içindesiniz anlam veremiyorum. Yüzlerce polis ve sivil araca 1-2 kişimi zarar verdi ? Yapmayın Allah aşkına olay senin gibi kitleleri yönlendirebilenlerin taksimde taksim diyip durmasıyla bu hale geldi, hükümet zaten açıklama yaptı tartışılabilecek konuları tartışırız dedi. Bu hala neyin çabası ? Olayları başlatan bu ülkenin kötülüğünü isteyenlerdir, ama baktılarki sokaktaki masum insanlar bi tarafları yakıp yıkmıyor zarar vermiyor, daha sonra onlarca yüzlerce provokatörü aralarına saldılar onlardan biriymiş gibi… hepiniz kardeş oldunuz onlarla… yakmaya başladılar yıkmaya başladılar ama siz kardeşliği bırakıp doğruları görüp adam olamadınız, kandırılmaya devam ettiniz devam ediyorsunuz…

  21. allahv5Upgraded 07/06/2013 at 15:42 #

    Ayrıca eklemek isterimki o özgür düşünceyi demokrasiyi isteyenlerin arasından destek vermeden geçmeye çalışın. Arabanıza binin ve aralarından korna çalmadan destek vermeden sakince geçmeye çalışın bakın bakalım ordan arabanızla düzgün bir şekilde çıkabilecekmisiniz ? Yiyorsa varsa cesaretiniz bunu gizli bir şekilde video çekerek yapın hepimiz görelim :) sonra konuşalım masummu değil mi…

  22. Fatih 09/06/2013 at 18:07 #

    Eylemlerin görsel arşivi için 31mayis2013unutma.com . Lütfen arkadaşlarınızla paylaşın.

  23. Mehmet 24/06/2013 at 23:40 #

    EylemciLer: Yaşasın Özgürlük!

    EylemciLere Soru: Anadilde eğitim olsun mu?
    Eylemci 1: Tabi ki…
    Eylemci 2: Hadi oradan… böleceniz mi bizi…
    Eylemci 3: O ne babam…
    Eylemci 1: Ama… ama geziRuhu, özgürlük… kardeşlik…
    Eylemci 2: Bizim ırklarla sorunumuz yok…
    Eylemci 3: O ne babam…
    Eylemci 1: Hmm, ırklarla yok ama istekleriyle var gibi…
    Eylemci 2. Biz bu devletin sahibiyiz, bekçisiyiz…
    Eylemci 3: O ne babam…

  24. abdullah4372 10/12/2013 at 14:32 #

    Serdar bey, siz saçınıza aklar düştüğünde, çocuklarınız düşük faizli, yüksek maaşlı, teknolojiyi sürekli geriden takip etmeyen bir ülkede olduğunuz zaman o zaman da İNATÇI ATEŞİ HARLIYAN Başbakana ne diyeceksiniz acaba?

    Kendiniz diyorsunuz basit bir olay diye. Madem Başbakan şunu sorsaydı bunlar olurmuydu? diye soruyorsunuz ama ulan ters bile düşse ağaç doğa namına iç savaşın eşiğine mi gelinir demiyorsunuz. Hepsi bir kenara, tüm kitleyi Başbakan’ın karşısına almışsınız neredeyse. Ben halk değil miyim? Bana göre ilk günkü bir kaç protestonun dışındaki tüm katılanlar bilinçli/bilinçsiz -vatan hainidir.- Ne olacak şimdi?

    Küçük çocuklar buna güler. Asıl ağaç için iç savaş mı eşik olurmuş diye kimse sormuyor. Ahh. Ah.. Allah’ım böyle bir Başbakan’ı niye nasip ettin ki? Koalisyon zihniyetleri ile, muhtıralar ile, yüksek kelimesinin az kaldığı faizler ile, darbeler ile, batı güdümünde, 5 Milyar Dolara ele açarken ne güzel gidiyorduk.

    İnşallah pişman olmasınız bu düşüncelerinizde demek isterdim ama olacaksınız. Özellikle de, Çocuğunuzun kendi çocukluğunuzun zor şartlarında olmadığını görünce.

    Bu Başbakan’ın size inat olarak gelen özelliği, Dirayettir dirençtir. Açıklaması da yazılara sığmaz.

    “ZARARSIZ” -pişman olmanız dileğiyle…-

  25. abdullah4372 10/12/2013 at 16:04 #

    Haa bir de, ekleme yapayım. Demişlerdi ya, (bugün bile sözde argümanlarından birisi bu) haber kanalları şunlar bunlar hiç haber yapmadı.

    Niye yapmadıklarını söyleyeyim. Hiç kimse (siz dahil) bu kadar saçma sapan bir olayın (sizlere göre) iç savaşın eşiğine getireceğini ülkeyi düşünmedi. Bu ülkede hiç mi bu tip protesto ve müdahaleler olmadı! Oldu. Niye bu hepsinden daha çok uzadı ve İç SavaşMIŞMIŞ oldu. Önceden Twitter yokmuydu. Facebook yokmuydu. Evet, Penguenler gösterildi iyi de yapıldı. Bu saçma sapan olayı kim düşünürdü acaba.

    M.A. Alabora CNN’e Polis öldürmek için sıkıyor diye ülkesini karalarken MELEK, Başbakan bu saçma sapan olayı bastırmaya çalışırken İNATÇI hatta DİKTATÖR!

    Allah herkese ahirette gösterecek diktatör kimmiş. Yani bazen diğer yorumda da demiştim ya, Allah’ım neden böyle bir Başbakan nasip ettin. İyi ki etmiş tabi. Anlamanız için. Madem bu adam Diktatör İnatçı, bari Esed, Sisi filan başımızda olsaydı keşke de, Diktatörlüğün ne olduğunu göreydik. 100 bini aşkın insan öldürmedi bu Tayyip Diktatörü, kınıyorum. Eyy Diktatör Tayyip, vasfının icabını yerine getirmeyip adamları askerlerle öldürmediğin için pişman mısın? Hiç yakışıyor mu sana böyle mi diktatör olunur. Esed kankandı ya insan bir şeyler kapar..

    • Cengiz 26/12/2013 at 09:29 #

      birader kayıtlı kaçırılan 87 milyar euro ne oldu? kayıtsızda 600 milyar euro biliyorsun değil mi. yani izini bıraktıkları 87 milyar gerisi 600… ne iş?

  26. Cengiz 26/12/2013 at 09:22 #

    hocam gerçekleri göremeyip “akp bu ülkeye hizmet etti” lafınızı gördükten sonra yazını okuma gereği bile duymadım. yapılan vurgun ve hırsızlıkları 10 yıldır söylüyoruz ve şimdilerde patladı. ama gezi ruhunu anlayamamışsınız…

    başbakan geziye 1 milyar ağaç diksede birşey olmazdı. çünkü hep dedik “Olay 3-5 ağaç değil birader” diye… yılların birikim ve patlamasıydı.. gerçekleri görerek yazdığın bir yazıyla karşılaşırsam elbet okumaya devam edebilirim.

    • abdullah4372 30/12/2013 at 17:41 #

      Cengiz kardeş x Bakan’ın oğlu yolsuzluk yaptı, cezası verilsin dersin EYVALLAH. Başbakanın sözlerini takip etmiyorlarsa onun suçu mu. Adam babamın oğlu olsa cezasını veririm diyor. Bunu duymayıp da, duyarlılıktan mı bahsediyorsun?

      Şimdi senin baban senin suçundan dolayı işinden atılsa vicdanın el veriyorsa o sana kalmış bir şey demicem direk YUH LAN dicem. Sizin gibi -ruhsuz- “Gezi ruhçuları” bir kişi ile tüm hükumeti karalıyorsunuz. 3 olsun 5 olsun hatta yapan varsa da, BAKANLAR olsun. O bakanların cezası verilir, yerine yeni Bakanlar gelir olur biter. Hükumet niye istifa edecekmiş. Sözde kalmış Milliyetçiliğiniz, icraata faşist bakış açısıyla anti-AKP’cilik.

      Yolsuzluk yüzünden -tüm Hükumeti- istifaya çağıran o YÜCE GÖNÜLLÜ RUHLU VİCDANI -!!GÜRUH!!- çıkıp demiyor da, bu operasyonu şantaj gibi kullanan kişilere ne demeli? Demiyor!

      Militan, anti-demokrat dediğiniz yargı mensupları bugün baş tacınız oldu. Dün Hükumetin askeri olan polis bugün kahraman oldu. Ulan suçun cezasını istersin, olur biter! İnsanda az düşünme kapasitesi olur bu operasyonlar başladığından beridir 40 MİLYAR $ zarar ettik ulan! Madem çok paradan anlıyorsun, yolsuzluktan bu gitti şu gittiyi görüyorsun da, bu operasyonlardan sonra bu zarar yükselmeler ne oldu diye sormuyorsun! TARAFLI VE “VİCDANLI” ADAM.

      Euro 3 Lira olmuş, Dolar rekor kırıyor, Borsanın içine edilmiş orayı gören yok. Sanki babanın ödediği vergi ile iş bitiyor. Bu faizi senden oy kapmaya çalışan CHP ödemeyecek! Sen ödeyeceksin. Yurtdışından tedarik yapıyorsan bu döviz kurları villa sahiplerine girmeyecek!

      Gelinim sana söylüyorum, Kızım sen anla..

      (Not: Renkleri ince ince ne anlatırsın köre, konuşun insanlarla akıllarına göre. Necip Fazıl KISAKÜREK)

  27. abdullah4372 30/12/2013 at 17:48 #

    Ek: Kemalizm gibi, (Faşist) Cumhuriyetçilik gibi akıma mensup kişiler, büyük düşünemezler. “Bir Türk Dünyaya bedeldir!” tayfası, “Yerli araba intihar olur” diyor. Ve daha niceleri..

    Ne demiş Cennet Mekan Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri: “Benim icraatımın ulaştığı yerlere, düşmanlarımın hayali bile ulaşamaz.” Bu söz jeneriklik değil, zihniyettir. Ne alaka lan! diyen tayfanın anlamasını da bekleyen yok zaten.

  28. abdullah4372 30/12/2013 at 19:03 #

    Ortak yemek alanı, duranadam, piyano, occupy.. hepsi aynı fasa fiso.. http://www.ahaber.com.tr/webtv/videoizle/ukraynada-gezi-tekrarlaniyor Bu ülke ne çakma Türkçülerin lafıyla ilerler, ne İslamı Arap kültürü diyerek aşağılayanlarla.

    Dijital alanın rüyasına fazla kaptırmışsınız kendinizi, Bitcoin tarzı şeylerle de bunu pekiştirebileceğini sanıyor insanlar. O dijitallerin fişi çıkara bakar, menfaate bakar, sömürüye bakar, toprağa bakar, petrole bakar, enerjiye bakar, askeri güce bakar, hırsa bakar, Bizim açımızdan Cihan Şümullüğe bakar. Lafa gelince şu izafidir bu izafidir diyenler, tek siz mi varsınız. Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır diyenler, AKP -bu ülkenin yararına- olacak büyük bir sebepten dolayı interneti kesse SANSÜSRRRr!!! ÖZGÜRRLLÜÜKKK!!! diye bağırırlar. Hani gerisi teferruattı! Gazete iki satır laf edecek diye, internette iki satır bir video olacak diye devletin çıkarları mı göz ardı edilecek.

    Bu ülkenin vatandaşları, tarihte hiç olmadığı kadar ezilmiş. Türk’üm diye geçinip hava atanlar, tarihe baktıklarında bugünkü durumlarından dolayı kahrolurlar.

    Gafil ne bilir nese-i pür sevk-i vegay-ı
    Meydan-ı celâdetteki enver.i sefayı
    Meydan-ı gazâ aşk ile tekbirler alınca
    Titrettiyince rûy-i zemin arş-ı semâyı

    Allah yonuna cenk edelim, şan alalım şan
    Kur’an’da zafer vâdediyor hazreti Yezdân
    Farz eyledi Halak-u cihan harb-i cihâdı
    Hep cenk ile yükselmede ecdadimin adı

    Dünyaları fert eyleyen ecdadımız elhak
    Âdil idi hıfz eyler idi hakkı ibâdı
    Allah yolunda cenk edelim, şan alalım şan
    Kur’an’da zafer vâdediyor Hazreti Yezdân

    Bu millet, idealleri uğruna, de düşman ne engel tanıdı. Bugün 780.000 KM2’ye sıkışmışız.

    Bir de diyorlar ya, yeniden mi savaşıp toprak alıcaz. Topraklarımız bizden gül ile alınmadı, soy kırım ile, ihanet ile alındı. İstediğimiz seçenekler ile geri alırız.

    Bu Gezi ruhbanları, aynı tepkiyi Mısır’a, Suriye’ye niye karışıyorsunuz diyenler. Önceki yorumlarda dediğim gibi küçük beyinlerin anlamasını beklemiyoruz. Kendi topraklarımıza karışıyoruz. Daha 90. yılını yeni devirdik bu devletin. Tarihe bakanlar, 90 yılın çerez olduğunu görürler. Ne dün, milletimiz ve topraklarımız aynı kaldı, ne de bugün kalacak. Bunlar olmaya başladığında bu çakma Gezi ruhbanlarını Amerika, İngiltere, İsrail, Almanya artık ne emperyalist bulursa onun yanında olur. ÇAĞIRAN DA YOK ZATEN.

Trackbacks/Pingbacks

  1. #DirenGeziParki olayına farklı bir bakış | lifeisalaughter - 03/06/2013

    […] KAYNAK: http://www.mserdark.com/direngeziparki-olayina-farkli-bir-bakis/ […]

  2. Kim Bu Gezi Parkındakiler 2 ? | göksel şirin - 08/06/2013

    […] @mserdark […]

Bu yazıyı tamamlayacak katkılarınızı beklerim