Yeni çağın yeni hırsızlıkları

Ayda ortalama 4 özel şirket etkinliğinde konuşmalar yapıyorum. Ana ilgi alanım teknolojinin de etkisiyle değişen dünya, iş yapış şekilleri, tüketici davranışları ve bu değişimin şirketler üstüne yüklediği sorumluluklar. Pek çaktırmasam da her konuşmanın önünde ve ardında ben de o şirketin çalışan ve yöneticilerinden çok ilginç bilgiler topluyorum (Mart ayında bir jinekoloji konferansında konuşmacıyım; oradan ne çıkaracağım sahiden çok merak ediyorum!).

İlginçlikleri derlediğim notlarım arasına giren en güncel örnek belki kavramsal olarak bize uzak ama frekansın nasıl hızlı ve uç noktada değiştiğine dair etkileyici. Bu yüzden burada da paylaşmak istedim.

12 Kasım tarihinde ABD’nin Georgia eyaletinde yaşayan 50 yaşındaki Kaveh Kamooneh, evine baskın yapan polis memurlarınca kelepçelenerek tutuklandı. Suçu hırsızlıktı. Çıkarıldığı mahkemede 15 saat (evet saat) hapse mahkum oldu. Çaldığı şey ise elektrikti. Ama aklınıza gelen türden de değil.

Sessiz motorların sessiz günahları

Kaveh Kamooneh, 2 Kasım tarihinde elektrikle çalışan Nissan Leaf marka elektrikli aracıyla oğlunu tenis kursuna bırakıyordu. Şarjının epey azaldığını fark etmişti. Eve dönecek kadar enerji toplayabilmek için aracını park ettiği alandaki elektrik ünitesine bağlayarak 20 dakika şarj etti. Kursun bitmesini beklerken aracını inceleyen bir polis memurunu fark etti.

nissan-leaf
Nissan Leaf ve şarj ünitesi.

10 gün sonra polisler eşliğinde DeKalb Eyalet Hapishanesi’nin yolunda ilerlerken olayların akışını öğreniyordu.

Çocuğunu kursa bıraktığı okuldan karakola gelen ihbar telefonu bir elektrikli aracın kendilerine ait şarj ünitesini izinsiz kullandığını bildiriyordu. Hemen olay yerine gelen devriye ekibi aracın kapılarının kilitli olmadığını fark ederek içini açıyor ve bulduğu bir zarftan sahibinin adresini öğreniyordu (plakadan sorgulama neden yapılmamış acaba?). Ardından hakkında açılan gıyabi soruşturma ve davanın sonucunda Kamooneh dünya suç tarihinde bir ilk olarak tarihe geçiyordu.

Evet, sonuçta bu teknik anlamda bir hırsızlıktı. Bunu Kaveh Kamooneh de kabul ediyordu. Ama yine de olay fazlasıyla ilginçti. Her şey bir yana 20 dakika boyunca çaldığı enerjinin karşılığı sadece 5 Cent idi. Yani bugünkü kurdan Türk Lirası karşılığıyla tam 10 Kuruş.

10 kuruşluk enerji için hakkında ihbar yapılan, dava açılan ve -15 saat de olsa- hapis yatan bir adam…

Elektrikli araçlarla ilgili öngörü ve hayallerde hiç böyle ayrıntılar yoktu oysa? Düşünün daha neler göreceğiz.

ABD’de (Prius ile başlayıp TESLA gibi popüler ve seksi örneklerin de etkisiyle) hızla yaygınlaşan elektrikli araç konsepti mimariyi; hatta altyapıyı bile dönüştürüyor. California eyaletine bağlı (Silikon Vadisi’nin komşusu) Palo Alto’da Belediye Meclisi yeni inşa edilen her evde araç şarj ünitesi bulunmasını şart koştu örneğin. Oylamada önerinin aleyhinde tek bir oy bile kullanılmadı.

Mini Bilgi: Genellikle 240 Volt çıkışa sahip bu ev tipi şarj cihazları 200 dolar düzeyinde fiyatlara sahip. Kendilerine has özel bir fiş-priz standartları var. Sokaklardaki şarj üniteleri oldukça düşük bir akıma sahip olduğu için bir aracı tamamen doldurması 15 saate kadar çıkabiliyor. Ancak evlere takılan yeni nesil örnekler 30 dakika gibi kısa sürelerde dahi aynı kapasiteyi sunabiliyor. Elektrikli araçların kilometre başı tüketimi ve toplam sahip olma maliyet hesaplaması ise oldukça fazla değişken ve karmaşık hesaplar içeriyor.

Türkiye’de gündem -ve hacim- farklı

10 kuruşluk elektriğin derdine düşmüşken kendi halimizi de bir hatırlayalım isterseniz. Önce TEDAŞ (Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi) verileri ışığında ortaya çıkan kaçak elektrik kullanım haritasına bakalım (tıklayarak büyütebilirsiniz).

kacakelektrikTEDAŞ’ın bir devlet kuruluşu ve tek yetkili olduğunu hatırlarsak; 2008 yılına dayanan verilerden ortaya şu çıkıyor:

  • Doğu Anadolu’da kullanılan elektriğin yarısı, Güneydoğu’da ise dörtte üçü kaçak.
  • En az kaçak elektrik kullanımı yüzde 1,3 ile Denizli.
  • Başkentte dahi yüzde 8,7 oranında kaçak elektrik kullanılıyor.
  • İstanbul’daki kaçak kullanım Avrupa yakasında daha fazla.
  • Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre 2003-2013 arasında 51 milyon 800 bin kontrol gerçekleşti. Bu kontrollerde 2,8 milyar TL tutarında kaçak kullanım tespit edilip faturalandırıldı. Aynı süreçte 671 bin abone hakkında suç duyurusunda bulunuldu.
  • Türkiye’de 10 yıl önce ortalama yüzde 25 olan kaçak kullanım yüzde 15’e geriledi (sevindirici şeyler de olmuyor değil yani).

Peki bir yerde 5 kuruşa bile tahammülü olmayanlar varken yukarıdaki tablo ışığında Türkiye ne yapıyor? Neyse ki biz zenginiz. Gönlümüz de cebimiz de geniş.

Mesela 3. Yargı Paketi ile kaçak elektrik kullanımını hırsızlık suçu kapsamından çıkarıldı! Bu sayede hakkında suç duyurusu bulunan 600 bin hırsız da rahat bir nefes aldı. Adalet Bakanlığı verilerinden öğreniyoruz ki yukarıdaki haritanın gösterdiğinin aksine Türkiye’de kaçak elektrik kullandığı için yılda sadece 70 bin kişi hakkında dava açılıyor. Ama kağıt üstünde her şey olması gerektiği gibi elbette. Hatta fazlasıyla.

Cezası olmayınca yaratıcılık da sınır tanımıyor. Bir yetkiliden yapılan baskınların öykülerini dinlemiştim. En çarpıcısı evinin tavanına astığı tel somyaya verdiği kaçak elektrikle devasa sobalar yaratan adamdı. Meğer daha garip şeyler de varmış.

Bütün bu rehavetin elektrik şirketlerinde ve kamudaki sebebi çok açık aslında. Çünkü kaçak elektriğin faturasını ne enerji şirketleri ne de devlet ödüyor; BİZ ÖDÜYORUZ! Hesaplar yapılıyor, kayıp elektrik miktarı tespit ediliyor ve parasını ödeyen aboneler arasında paylaştırılıp tahsil ediliyor. 2001 yılından beri.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız bir basın toplantısında aynen şöyle diyordu “Çok sayıda vatandaşımız müftülüğe giderek ‘Kaçak elektrik kullanmak haram mı?’ diye sormuş. ‘Haramdır’ cevabı üzerine ‘Ben sadece ailemin yaşadığı evimin faturasını ödesem, dükkanı ödemesem olur mu?’ demişler.”

Bunun helalini-haramını sorgulayan kişilerin gerçekten bir ilahi inancı olup olmadığını düşünmek lazım en başta belki de.

Sonuca gelirsek; Kaveh Kamooneh çok yanlış bir ülkede, çok yanlış bir iş yapmış. Kendisine kapımız sonuna kadar açık. Buyursun gelsin; çağdaş, uygar, medeni yaşamla tanışsın.