“Uyutan” teknolojiler

Derin bir uyku hayaliyle uzanılan yatakta telefon ekranı kaydırarak geçen saatler hiçbirimize yabancı değil. Teknoloji, bizzat yarattığı bu derde de şifa olma iddiasında.

İnternetin en popüler müzik platformu Spotify verilerine göre kullanıcılar dinlediği şarkıların dörtte birini ilk 5 saniye içinde atlıyor. Tüm şarkılar içinde sonuna gelmeden atlananların oranıysa yüzde 49. Google tarafından paylaşılan istatistikler ise web sayfalarında çok daha sabırsız olduğumuzu gösteriyor. Ziyaretçilerin yüzde 32’si, 1 saniye içinde açılmayan sayfaları derhal kapatıp bir başka seçeneğe yöneliyor. (Bakalım bu yazıyı sonuna kadar kaç kişi okuyacak?)

Sadece bu iki bulgu bile “şarkı dinleme” eyleminin esasen bir “dinleme” olmadığını, “site ziyareti” denen şeyin de bir nevi “zili çalıp kaçma” olduğunu ortaya koyuyor. Buna rağmen tüm dünyada internette geçirilen süre uzuyor. Daha kısa sürede, daha hızlı şekilde, mümkün olduğu kadar çok şey tüketme takıntısını zihnimize kimin ektiği meçhul. Fakat gayet etkili şekilde kök saldığı da ortada.

Bu psikolojik telaşın sökmediği tek alan, en gizemli biyolojik ihtiyacımız olan “uyku”. Sebebi ve işlevi hala tartışılsa da (normal şartlarda) ömrün neredeyse üçte birini kapsayan ve bizi diğer her şeyden koparan uyku, saniyelerin hesabını tutan günümüz insanı için kabullenmesi imkansız bir kavram. Sağlık adına verilen tüm tavsiyelerin aksine; daha kısa süre uyumak için sayısız teknik, ilaç, cihaz ve kitap ilgi görmeye devam ediyor. Modern insan her fırsatta şikayet ettiği hayatı her şeye rağmen daha uzun ve “uyanık” yaşamak istiyor.

Neyse ki bu kazanması imkansız biyolojik meydan okumanın bozduğu düzeni onarmak için çalışan teknolojiler de var.

Gürültü makineleri

Sözcük anlamıyla istenmeyen, rahatsız edici sesleri ifade etmekle birlikte, gürültünün bazı türlerinin uykuya dalma konusundaki olumlu etkileri uzun zamandır bilinen bir gerçek. Beyaz, pembe, kahverengi ve mor renklerle tanımlanan bu özel ses aralıkları, kişinin odaklanmasına ya da daha kolay uykuya geçmesine yardımcı olabiliyor. Bebeklerde görülen ve nedensiz ağlama krizlerine sebep olan “kolik” nöbetlerinin, çamaşır makinesi, elektrikli süpürge, fön gibi cihazların yaydığı “beyaz gürültü” ile son bulması da yine bu sebepten ötürü.

Beyaz gürültü, insan kulağının duyduğu her frekansı içeren eşit güçteki ince ses huzmesini temsil ediyor. Pembe gürültü yağmur, dalga ve şelale gibi daha alt frekanslardan, kahverengi gürültü gür (pes) uğultulardan, mor gürültü ise tiz frekanslı seslerden oluşuyor. Araştırmalara göre özellikle beyaz, pembe ve kahverengi gürültü uykuya dalmayı kolaylaştıran etkilere sahip.

Bu veriden yola çıkarak geliştirilen donanım bazlı çözümler, bu frekansların en etkili aralığını elektronik olarak üretme özelliğine sahip. LectroFan, BrownNoise, Snooz gibi markaların ürünleri, başucunuzda çıkardığı dip gürültüleriyle uykuya dalmanızı hızlandırma iddiasında. Bunlardan bazıları sadece uyku sürecinde değil; çalıştığınız anlarda da odaklanmanızı kolaylaştıran sesler yayabiliyor.

Panzehire dönüşen telefonlar

Belirli bir frekans aralığında ses dinlemek için özel bir cihaza mecbur değiliz. Akıllı telefonlarımız, dahili hoparlörüyle aynı yetenekleri kazanabiliyor. Dolayısıyla bu kabiliyeti değerlendiren sayısız mobil uygulama, donanım bazlı seçeneklere kıyasla çok daha fazla seçenek ve işlev vaat ediyor.

Birçok farklı ses seçeneği ve senaryo sunan bu uygulamaların neredeyse tamamı, aylık ya da yıllık abonelik ile hizmet veriyor. Bazıları orman ya da sahil gibi ortamların sabit seslerini sunarken, “Endel” gibi örnekler kişinin sirkadiyen ritmine ve anlık durumuna uygun gerçek zamanlı, kişiselleştirilmiş sesler üretebiliyor.

Elbette hepsinin işe yaraması için Instagram Reels, TikTok ve YouTube Shorts videolarından kopabilmek gerekiyor. Sentetik gürültü ile bizi uykuya taşımak için yatağın başucuna yerleşen bir akıllı telefon, bizzat uykudan feragat etmenin bahanesine de dönüşebilir. Bu yüzden uzmanlar her fırsatta en verimli uykunun, telefonun başka bir odada şarj olduğu düzende mümkün olduğunu hatırlatıyor.

Milyarlık sesler

Dalgaların kumsala vuruşunun, ormandaki ağaçların rüzgarla hışırdayan yapraklarının ya da bir havalandırma cihazının pervanesinin sesini duymak için bedel ödemek ilk bakışta pek akıl karı gibi görünmüyor. Ne var ki yaşamın bizi uzaklaştırdığı bu doğal ortamların kendine has tınıları, şimdiden milyarlarca dolarlık bir pazar yaratmış durumda.

Donanım bazlı gürültü makineleri yalnız bu yıl dünya genelinde 1,5 milyar doların üzerinde gelir elde etti. Sektörün 2035 yılı için beklentisi 3,5 milyar dolara yakın. Uyku odaklı mobil uygulamalar ise geçtiğimiz sene 4 milyar dolara yakın ciroya imza attı. Bu yazılım kategorisinin yıllık yüzde 16 ile 18 arasındaki büyüme trendi, uykusuzluğun çok daha karlı bir “sektör” olacağının göstergesi.

İyi uykular.

(10 Ekim 2025 tarihli Oksijen gazetesi yazım.)

Yeni içeriklerden anında haberdar olmak isterseniz aşağıya e-posta adresinizi yazabilirsiniz.

Diğer 5.445 aboneye katılın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 yanıt

  1. Savaş SÖNMEZ avatarı

    Bu cihazları görünce aklıma geçen sefer paylaştığınız görme yetisini kaybeden kişilere çözüm üreterek onlara tekrar görme yetisi kazandıran ama sonra iflas edince tekrar karanlığa gömen şirket geldi amirim. Bu ve bunun gibi yazlımlar ve donanımların hayatımıza sokarken gerçekten çok çok iyi düşünmemiz gerekiyor bence. Sonra sabahlar olmasın sendromu yaşamak işten bile değil.

  2. Mahir BAŞ avatarı
    Mahir BAŞ

    Yine bir makalede okumuştum. Eski yıllarda yapılan müziklerin intro kısımları ortalama 40,50 saniyeyi buluyor. Şuan ilk 4,5 saniyede şarkıya giriş yapılıyor dinleyiciyi yakaladı yakaladı yoksa güle güle.

  3. Mehmet Soyer avatarı
    Mehmet Soyer

    İyi bir uyku için uyumadan 1-2 saat öncesinde ekran kullanımının bırakılması gerektiği birçok farklı kaynaktan teyit edilmiş olsa da bunu yapmak yerine taktığımız bir akıllı saat ile uyku takibi yapmanın, aslında bırakmamız gereken bir cihaz olan telefondan çeşitli müzik türleri yoluyla medet ummamızın oksimoronluğu içerisindeyiz. İnsanın türler içerisindeki ayrıcalığını hikaye kurgulayabiliyor olmasıyla sağlam şekilde ilişkilendirebiliriz fakat bu kabulle birlikte “tutarsız hikayeler”i zihninde çok da sorun etmeksizin barındırabiliyor oluşu ayrıca gerçeklik ve tabii bir trajedi taşıyor. Blog için teşekkürlerimi sunar, iyi pazarlar dilerim

  4. Duygu Kocabaylıoğlu avatarı

    Yazınızın finale doğru gelen şu paragrafı beni yerle yeksan etti amirim:
    “Dalgaların kumsala vuruşunun, ormandaki ağaçların rüzgarla hışırdayan yapraklarının ya da bir havalandırma cihazının pervanesinin sesini duymak için bedel ödemek ilk bakışta pek akıl karı gibi görünmüyor. Ne var ki yaşamın bizi uzaklaştırdığı bu doğal ortamların kendine has tınıları, şimdiden milyarlarca dolarlık bir pazar yaratmış durumda…”
    Mevsim şartlarının imkan verdiği her gece açık terasta yıldızları seyrederek uyuma, hatta balıkçı motorlarının ‘gürültüsü’ ile güne başlamanın lüksünün farkındaydım da, bunu bir bilirkişiden duymak, ne yalan söyleyeyim iyi geldi 🙂

    Yaşamın kişileri uzaklaştırdığı doğal ortamlarına dönebilmelerini, huzurla uykuya dalabilmelerini, ve dahası kuş cıvıltıları ile uyanabilmelerini dilerim. Şimdi gidip rüzgarın salladığı zeytin ağaçlarına sarılacağım. Sevgiler.

Yayın Tarihi:

Kategori:

,