iPhone 5S’in endişe verici teknolojisi

Dün gerçekleştirilen Apple etkinliğinde tanıtılan iPhone5S (ve şirketin ilk ekonomik telefonu 5C) kimseyi pek şaşırtmadı. Çünkü her iki modele ait neredeyse her ayrıntı önceden internete sızmıştı. Steve Jobs‘un ultra-gizlilik takıntısı boşuna değilmiş anlaşılan. Malumun ilamında coşku beklemek hayal.

ayfooo5s

Yeni seri kağıt üstünde birçok yenilik içeriyor. Ama bunlar nedense benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Daha doğrusu o kadar para döküp telefonumu yenilemem için bahane oluşturmuyor. Saniyede 120 kare video? Kimin ihtiyacı? Ön daha iyi kamera? Daha hızlı işlemci? 64 bit? Elimizi vicdanımıza koyalım; mevcudu neye yetmiyordu? Daha fazla pil ömrü? Kesinlikle önemli. Ama hepimiz biliyoruz ki kullanımda mutlaka bir öncekinden daha çabuk bitecek (iPhone 4 -dikkat 4S de değil- bana hala her konuda fazlasıyla yetiyor).

Apple iniyor mu, çıkıyor mu?

Apple’ın düşüşe geçtiğine yönelik kehanetlelr rakamlara bakılırsa doğru. Ama bunu bir başarısızlık olarak yorumlamak da işin kolayına kaçmak olur. Apple hala çok güçlü, istikrarlı ve zengin bir şirket. Dünyanın en açgözlü yatırımcılarının toplandığı ABD borsalarında kimseyi memnun etmek mümkün değil. Kasası en dolu, en çok kar eden şirketken bile Microsoft, Apple gibi dünya devleri yatırımcıları tatmin edemiyordu. Halka açık ABD şirketlerinin Yönetim Kurulu Başkanları’nın bu konuda dert yanması uzun süredir şaşırtıcı bile değil. 10 yıldır satışlarını roket hızıyla arttıran, kasası tıka basa dolu, pazarındaki en belirleyici ve 500 milyondan fazla müşterisi olan bir şirket bile hisse düşüşü yaşıyorsa işin mantığından şüphe duymamak elde değil.

Borsada hiçbir hisseye sahip olmadığım için bunları dert etmiyorum. Pazar payı sıfıra da inse derdim değil; Tim Cook ile aramızda bir sözleşme yok.

Bu süreçte kafamı kurcalayan şey bambaşka: iPhone 5S ile hayatımıza giren Touch ID. Yani parmak izi okuyucusu.

Apple’ın 2012’de 356 milyon dolara satın alarak uzayıp giden şirketler listesine eklediği parmak biyometri şirketi AuthenTec ile böyle bir adım atacağı belliydi. Ama bu kadar erken olacağını açıkçası beklemiyordum.

Touch ID yeni bir teknoloji mi?

Touch ID, şifreyle korunan telefonunuzun parmak izinizle korunmasını sağlıyor. İnovatif, devrimsel bir özellik sayılmaz. Bu tip biyometrik teknolojiler; hatta bizzat telefonun parmak iziyle açılması bile yeni değil. Cep telefonu sektöründe kimsenin belleğinde bile yer edemeyen Toshiba, Portege G500 kodlu telefonyla bunu seneler önce hayatımıza sokmuştu (hakkında yazdığım incelemeden dolayı dönemin Pazarlama Müdürü ile papaz olduğumu hatırlıyorum).

HTC’nin Android modelleriyle hayatımıza giren bir diğer biyometrik ayrıntıysa ön kamerayla yüzümüzü tanıyıp telefon kilidini kaldıran sistemdi. Ben de bir süre kullandım ancak gece karanlığında yaşattığı sorunlardan dolayı PIN tabanlı şifrelere döndüm (gece telefonu kullanabilmek için başucu ışığı yakmak pek pratik olmuyor). Parmak izi okuyuculu dizüstü bilgisayarlar da epeydir satışta.

Ama iPhone başka. Çünkü onun arkasında iTunes adlı dünyanın en büyük dijital içerik dağıtım ağı var ve 500 milyonu aşkın kullanıcısıyla tartışmasız en büyük merkezi sistem. Her ne kadar Touch ID öncelikli olarak telefon kilitleme ve açma için kullanılacak olsa da iCloud marifetiyle bulut hizmetine bağlı bir cihazda çalışacak

Yukarıda paylaştığım videoda da üstüne basa basa parmak izi bilgimiz sadece cihazın çipinde saklı tutulacağı, Apple sunucularına aktarılmayacağı ve paylaşılmayacağı söylense de PRISM skandalıyla öğrendik ki bize söylenen ile gerçek arasında -bazen- çok fark olabiliyor. ABD istihbaratı verilerimizin üstüne harami gibi çökmüş. Dijital servetimizi emanet ettiğimiz şirketler bize yalan söylemiş (Detayları merak edenlere birkaç yazım: 1, 2, 3, 4). Dolayısıyla Touch ID’ye yönelik endişeler hiç de boşa değil.

Endişelenmemiz gerekir mi?

Şahsen hiçbir özel şirketin gönüllü olarak devletlerle işbirliği yapacağını düşünmüyorum (ama bugün kullanılan kimi popüler uygulamaların bilgi toplamak için paravan şirketler aracılığıyla istihbarat şirketleri tarafından geliştirildiğine / fonlandığına / yatırım aldığına adım gibi eminim).

Niyet bozulursa (bu özelliğin kısa sürede Android, Microsoft gibi alternatif platformlara da uyarlanacağı düşünüldüğünde) kısa süre sonra milyarlarca kişinin parmak izleri merkezi bir sistemde saklanabilir. Ne olur, ne kaybederiz, parmak izimizi biri alsa ölür müyüz ayrı mesele. Ama böyle bulutlu bir gelecek de uç veriyor.

Üstelik kaçış da yok. Parmak izimizi vermek istemesek bile okuyucunun bulunduğu o düğmeye her gün defalarca, mecburen basmak zorundayız. Kaydedip kaydetmediğini bilmek mümkün değil.

Şöyle toparlayalım:

  • Apple bir istihbarat şirketi değil. Parmak izimize heves etmek için bir gerekçesi yok.
  • Parmak izimiz değerli biyometrik bilgilerimizden biri (retina ya da parmak iziyle girilen şirket turnikelerindeki bilgilerimiz kimbilir nasıl korunuyor. Ya da şöyle soralım: sizce sahiden korunuyor mu?).
  • Hiçbir istihbarat kurumu bu tip veri toplama fırsatlarını kaçırmak istemez.
  • Son gelişmelerden anladık ki istihbarat şirketlerinin kendi ihtirasları için en umulmadık şirketlerde bile inanılmaz bir ikna kabiliyeti (gücü) var.
  • Merkezi veri sistemlerini hack edecek kişi, kurum ya da devletlerin ihtimalini de unutmayalım. Bu bilgiler aklımıza bile gelmeyen kişi ve kurumların eline geçebilir. Akla gelinmedik işler için kullanılabilir.
  • Teknolojinin sunduğu nimetlerin getiri ve götürüsünü hesap etmenin giderek zorlaştığı günler yaşıyoruz.

Allah yar ve yardımcımız olsun.