Güneşin zaptı yakın!

Enerji, modern yaşamın yapıtaşı. Onu sürdürülebilir kılmak adına yürütülen çabalar da aynı sebeple hayati öneme sahip.

Şair Hayali, gafleti “Cihan-ara cihan içindedir, arayı bilmezler / Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler” dizeleriyle anlatır. Yani evreni yaratan (Tanrı) evrenin içindedir; ancak insanlar aramayı bilmezler. Balıklar ki denizin içinde yüzer; denizden habersizdirler.

İnsanlığın her yanını kuşattığı için varlığını unuttuğu kavramlardan biri de “enerji”. Modern yaşamın istisnasız her unsurunun bağımlı olduğu bu kaynak son yılların en hummalı arayışlarına sahne oluyor. Artan ihtiyaç bir yana; iklim krizi olarak adlandırdığımız sürecin mecbur kıldığı alternatifler yepyeni girişimlerin de varoluş sebebine dönüşmüş durumda.

Mevcut enerji üretiminin büyük bir kısmı madenlerin dönüşümü üzerine kurulu. Bu sebeple (karbon salımının ana etkenlerinden) kömür ve petrol türü fosil yakıtlar halen hatırı sayılır bir paya sahip. Sıfır karbon salımı adına tercih edilen elektrikli araçlar dahi imal ediliş süreçlerinden şarj olmak için kullandıkları elektriğin üretimine kadar sırtını dolaylı olarak fosil yakıtlara dayıyor.

Elektrikli araçların bahsi pek geçmeyen ayrıntılarından biri, pillerinin üretiminde yaşanan “hammadde savaşları”. Lityum-iyon tabanlı pillerle çalışan bu araçların temel bileşeni lityum madeninin en bereketli yatakları Avustralya, Çin, Güney Afrika ve Güney Amerika’da yoğunlaşmış durumda. Ve bu gerçek, petrolün Ortadoğu’nun kaderindeki rolünü bu coğrafyada da tekrarlatıyor.

Lityum madenlerinin dağılımı.

En zengin lityum yataklarına evsahipliği yapan Arjantin, bu stratejik kaynağı değerlendirmek adına 2022 yılında kendi pil fabrikasını kurmaya karar verdi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı desteğiyle eğitilen çalışanlar büyük bir hevesle hayallerinin gerçeğe dönüşmesini bekledi. Ne var ki inşası biten UniLib adlı fabrika şu güne dek hiçbir şey üretemedi. Sebebi çıkarılan lityumun tamamına yakınının ihraç ediliyor olması. En büyük müşterisi ise Tesla. Arjantin’in ilginç çıkışlarıyla nam salan başkanı Javier Milei, ülkeyi yakında ziyaret etmesi beklenen Elon Musk’ı heyecanla beklediğini açıkladı. Arjantin’in lityum madenlerinin çoğu halihazırda Çin, Avustralya, Japonya ve Güney Koreli şirketler tarafından satın alınmış durumda.

Yeryüzündeki Güneş

Neyse ki enerji adına daha insancıl ve sürdürülebilir çabalar da var. Bunlardan biri Güney Kore Füzyon Enerji Enstitüsü’ne bağlı KSTAR projesi. “Yapay bir Güneş yaratmak” şeklinde özetlenebilecek iddialı bir çabası var. Bunun için Güneş’in ve yıldızlara enerji veren kaynağı yeryüzünde oluşturmaları gerekiyor. Kullanılan yöntemi (en basit anlatımla) atom çekirdeklerini birleştirerek muazzam bir enerji ortaya çıkarmak şeklinde özetleyebiliriz. Hammadde olarak (izotopları) kullanılan hidrojen, dünyanın en yaygın elementlerden biri. Sera gazı dahil hiçbir atık üretmediği için son derece temiz. Dahası, nükleer enerjinin risklerinden de muaf. Ancak teoriden pratiğe dönüşümü son derece hassas bir reaksiyona muhtaç olduğu için bir o kadar zorlu bir seçenek.

1995 yılında projelendirilen ve 2007 yılında çalışmalarına başlayan KSTAR füzyon reaktörü 2016 yılından bu yana kendi alandaki en başarılı örnek. Öyle ki, Daejeon şehrinde kurulu tesisin bu haftaki denemesinde 100 milyon derece santigrat ısıya ulaşarak yeni bir rekora imza atıldı. Güneş’in çekirdeğinin 7 katına denk bu seviyeyi sadece 48 saniye koruyabilmiş olsa da yetkililer 2035 yılına koydukları hedefte her şeyin planlandığı şekilde ilerlediğini belirtiyor. Sonsuz ve temiz bir enerji adına kesinlikle umut veren bir adım.

Sentetik doğalgaz

Enerji alanındaki diğer bir çabaysa mevcut kaynakların alternatif yöntemlerle üretimi. Kayda değer çalışmalara imza atan şirketlerin başında 2022 yılında ABD’de hayata geçen “Terraform Industries” geliyor. Girişimin bu hafta kamuoyuna duyurduğu “Terraformer” adlı reaktör sadece iki konteyner büyüklüğünde hacme sahip. Marifeti ise boyundan büyük: “Güneş ve havadan doğalgaz üretmek”.

Üç parçadan oluşan Terraformer’ın ilk modülü Güneş enerjisini hidrojene dönüştürüyor. İkinci modülü havadan karbondioksit emiyor. Üçüncü modül ise elde edilen hidrojen ve karbondioksiti kimyasal bir reaksiyon ile doğalgaza çeviriyor. Bu safhaların her biri önceden bilinen yöntemler olsa da üçünün birleşimiyle ortaya çıkan sonuç şirketin yenilikçi yaklaşımının eseri.

Üç ana gruptan oluşan sistemin çalışma mantığı.

Geleneksel yöntemlerle doğalgazın maliyeti kilo başına 5 ile 11 dolar arasında değişiyor. Terraform’un CEO’su Casey Handmer, kendi yöntemleriyle maliyeti kilo başına 2,5 dolar seviyesine indirdikleri iddiasında. Özellikle Güneş panellerindeki süregiden maliyet düşüşüne paralel olarak Terraformer’ın her geçen gün daha da ucuzlayacağını hatırlatıyor. Hepsi bir yana; ortaya çıkan sentetik doğalgaz, “doğal” olan doğalgaz ile eşdeğer enerjiye sahip.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2023 Dünya Enerji Görünümü Raporu’na göre enerji sektörünün birincil tüketim kaleminin yüzde 79’u fosil yakıtlardan oluşuyor. Aynı belge, bu oranın 2050’ye kadar daha da artacağını gösteriyor. Oysa kurumun hedefi 2050’ye kadar enerji ihtiyacının yüzde 80’inin temiz (yenilenebilir) kaynaklardan oluşması. Bu sebeple bu alandaki her çaba sadece enerji sektörünün değil; insanlığın da geleceğini belirleyecek derecede kritik.

(5 Nisan 2024 tarihli Oksijen gazetesindeki yazım.)


Yorumlar

4 yanıt

  1. Aziz avatarı
    Aziz

    Acaba neden doğalgaz üretmişler ? Doğalgaz kullanınca ya CO YADA CO2 çıkışı gerçekleşiyor.

    1. emirkursatakdeniz avatarı
      emirkursatakdeniz

      Ortaya çıkan karbonun kaynağı yine atmsoferdeki karbon olduğu için toplam miktar değişmiyor. Geleneksel doğalgazda rezervde olan ve atmosfere karışmamış karbon olduğu için sera etkisini artırıyor.

  2. Ömer Beyazit avatarı
    Ömer Beyazit

    Serdar abi yine döktürmüşsün, sentetik doğalgaz konusu bir hayli ilgi çekici ve sanırım daha makul görünüyor. Füzyon reaktörü Spider-Man 2 filmine bile konu olmuştu, umarım başarabilirler.

Görüşlerinizi paylaşın: