Erik

Kızlar ile farklarımızı keşfetmeye başladığımız çocukluk yıllarında zihnimizin (dolayısıyla hayalgücümüzün) kıtlığından dolayı aklımıza sadece fiziki detaylar gelirdi. Biraz bu yetersizlikten, çokça da kızları yeterince kızdırabildiğinden olacak, “ayakta işeyemiyorsunuz” kalıbı pek makbuldü (dün Zeynep ile Uluslararası Uzay İstasyonu’na ait bir videoyu izlerken fark ettim ki kadınlar uzaydaki şartlar gereği bu farkı da kapamış).

Gençlik çağımda çok daha büyük; hatta belki Freud’un ‘penis hasedi‘ teorisi kadar derin bir fark daha keşfettim: ‘hamile kalma ve doğurma’. Erkeğin hepi topu bir –azimli– sperm ile katkıda bulunduğu yaşam döngüsünde kadınlar tek başına akıl almaz şeylere vesile ve sahne oluyordu.

Bu meseleye birazdan döneceğim.

Continue reading →

Sana kara yazıldı sanma, insanın kaderi böyle

 Öyle bir geçer zaman ki dediğim aynıyla vaki.
Birden dursun istersin seneler olunca mazi

Günlere bakarsın katı katı, üzerine çekersin perde.
Yoldan geçenler var da her akşam gelenler nerde?
Kara yazı yazıldı sanma insanın da kaderi böyle
Öyle bir geçer zaman ki dediğim aynıyla vaki

Bir cevap buldun mu sorulara? Yiğitlik de var yine serde.
Nasıl gaddar seneler geçiyor durduğu yerde.
Sana kara yazıldı sanma insanın da kaderi böyle
Öyle bir geçer zaman ki dediğim aynıyla vaki

O nedir seni kızdıran memnun edeceği yerde
Bak bir garip diyor ki “nerede o yarim nerde?”
Anılara kapılıp kanma dünyanın da düzeni böyle
Öyle bir geçer zaman ki dediğim aynıyla vaki

Birden dursun istersin seneler olunca mazi
Öyle bir geçer zaman ki dediğim aynıyla vaki