Tag Archives | otomasyon

Adı ‘iş’ olan bir şeyi sevmek mümkün müdür?

Geçtiğimiz Pazar günü CNN Türk’te yayınlanan Gündem Özel’de ‘İş Hayatı’ denen meseleyi farklı yönleriyle ele almaya çalıştık. Bu yazıda fazlasıyla soruya maruz kaldığım bu konuyu hem o programda aktardığım, hem de zamansızlıktan aktaramadığım kısımlarıyla özetlemeye çalışacağım. Hakkında belki binlerce kitap yazılmış bir meseleyi ‘özetlemek’ ne kadar mümkün bilemiyorum. Fakat blogumun sadık okurları şahsen zaten hiçbir şeyi kısa anlatamıyor oluşuma aşinadır.

İşe öncelikle ‘çalışmak’ eyleminin çoğu kişinin kafasında canlandırdığı gibi bu çağa has ya da hayatta kalma adına bir mecburiyet olmadığını hatırlatarak başlamak gerek. Çünkü ‘çalışmak’, insanın hayatındaki anlam arayışının bir parçası. Daha doğrusu o anlam arayışının dolaylı bir yansıması / aracı.

Bu bahiste ister istemez akla gelen “Hayatın anlamı nedir?” sorusu, binlerce sene önce hakikatin, hikmetin peşine düşen antik Yunan filozoflarının dahi zihnini hayli meşgul etmiş (muhtemelen onlardan öncekileri de etmiştir ancak kayıtlarına ulaşamıyoruz). Örneğin Platon hayatın anlamını ‘daha çok öğrenmek’ olarak belirlemiş (ben de o fikirdeyim). Aristo ise ‘iyi insan olmak’ demiş. Anisthetes ‘basit bir yaşam’, (Hedonizmin kuramcısı) Aristippus ne pahasına olursa olsun ‘zevk’, Epikür ise ‘dostlarla birlikte, mütevazı, sade bir hayatın verdiği keyif’ şeklinde özetlemiş (Daha doğrusu ben böyle özetledim. Onlar bu kadar sığ bakmamışlar elbette).

“Çünkü insanlar yıllar boyunca soru sormadan durur”

Belki yukarıda okurken hayatın anlamına yönelik çıkarımların birçoğuna katıldınız. Peki, şimdi bir saniye de olsa durup düşünün: Bu soruyu şu ana kadar kendinize bir kere de olsa sordunuz mu? Muhtemelen, hayır. İşte sıkıntının kökünde de bu var.

Milyarlarca insan kendine ya da hayata dair en ufak bir soru sormadan, cevabını aramadan hayatını tamamlıyor. Karnını sadece sofrada önüne konan ya da tesadüfen denk geldiği yiyeceklerin tadına bakarak doyurmaya çalışanlar gibi hayatı tüketiyor insan. Dizginleri sürekli bir başkasının elinde, gözü-kulağı başkalarına emanet; sevdiği ve istediği için değil, öyle söylendiği ya da gördüğü için peşine düştüğü heveslerin gelgitinde bu diyardan göçüp gidiveriyor.

Neyse ki en azından şimdi bu yazıya vakit ayırmış biri olarak sizin onlardan biri olmadığınızı, bir arayışın peşine düştüğünüzü sanarak rahatlıyorum.

Continue Reading →

Bu yazıya 42 yorum yapıldı.

1 Mayıs’ta tüm robotlar Taksim’e!

İnternetten önce hepimizin irili-ufaklı hayalleri vardı. Şimdilerde irili-ufaklı ekranlarda geçici heyecanlar avlıyoruz.

Hayallerden beslenen bilim-kurgu ve fütürizmin distopik (karamsar) hali biraz da teknoloji denen şeyin henüz kişiselleşmemiş olmasından güç aldı. Uzunca bir süre teknoloji sadece işyerlerinde, fabrikalarda, devlet ve ordularda olurdu. Ev teknolojisi radyo, teyp, televizyondan öteye gitmezdi.

52d61ef1d520459ba24e880b1af53765

Sanki tarih boyunca insanın kendinden gayrı bir düşmanı olmuş gibi bu karamsar yapıda ‘harici’ her şey mutlak bir tehdit olarak ortaya çıkıyordu. Gezegenler; hatta galaksiler arası yolculuk edecek kadar gelişmiş uzaylılar dünyaya en ilkel işgalci formuyla sökün ediyor, yer altından fesat bir kavim çıkıyor, yaren bulma adına Tanrıcılık oynayan herkes gazaba uğruyor, yapay zeka ve robotlar bile günün sonunda isyan edip insanlığın köküne kibrit suyu döküyordu.

Bu yaklaşımın ‘birbirinizle savaşmayın ey insanlık’ fikrini bilinçaltlarına yerleştirmek için küresel bir çaba olması da muhtemel. Ama tarihe bakınca bu kollektif uğraşın o anlamda zerre kadar faydası olmadığı da ortada.

Dünün bilim-kurgu eksenli zihin esnetmelerinde sıkça karşımıza çıkan robotlar ve yapay zeka, bugün hiç olmadığı kadar gerçek.

Önce birkaç gülümseten örneğe bakalım.

Önceden tanımlanmış bir dizi hareketi bile yapmaktan aciz bu robotlar hiç de o distopik kurgulardaki ağabeylerine benzemiyor, değil mi? Fakat bir de Google’ın 2013 sonunda kendi geleneklerine aykırı bir gizemle satın aldığı robot üreticisi Boston Dynamics‘in –haftalık özetlerden aşina olduğunuz- örneklerine bakalım (bu firma aslen ABD ordusuna robotlar üretmek için kurulmuştu ve hedeflerinden biri halen bu).

Google’ın gizli ordusu

Boston Dynamics’ten ilk örneğimiz (ABD savunma teknolojilerini yöneten; internetin de mucidi DARPA tarafından fonlanan) WildCat. Saatte 25 km hızla ilerleyebiliyor. Tamamen kendi inisiyatifiyle çevresini algılamasına ve hareketlerindeki kusursuzluğa dikkatinizi çekerim.

Continue Reading →

Bu yazıya 14 yorum yapıldı.