Tag Archives | linkedin

Haftanın Özeti: 9

Dokuzuncu özet aynı zamanda 2014’ün son buluşması oluyor. Hayatımın en yoğun ve yorucu dönemlerinden birine denk gelen 22-28 Aralık aralığında gözümün önünden geçenler, kafamı kurcalayanlar arasında sizinle paylaşmaya değer bulduklarım şöyle oldu:

Genel Yaşam

  • Her yeni yıl beraberinde yeni umutlar, hevesler, hedefler getirir. 2015 de istisna olmayacak. Biz de o akorttan başlayalım:

  • Hayvanları, insanları insanlardan daha çok, karşılıksız ve güzel sevdikleri için seviyorum. Beklediği sahibinin yaklaştığını hisseden bir köpeğin videosuna bakınca hatırladım:

  • Geçen haftaki özette Pakistan’da idam cezasının yeniden gündeme geldiğine değinmiştim. Son durumda ülkede terörle bağlantılı 500 kişi idam için sıra bekliyor.
  • Lojistik şirketi UPS bu Pazartesi (Noel kapsamında) 34 milyon paket dağıttı! Bunun altından kalkabilmek için 500 milyon dolarlık teknoloji yatırımı yapmış.
  • Lafı geçmişken sıkça birbirine karıştırılan birkaç kavramdan söz etmek istiyorum. Noel ile yılbaşı farklı şeylerdir. 25 Aralık’a denk gelen Noel, İsa Peygamber’in doğumgününü temsil ediyor (ki o tarih bile hala tartışılıyor. Ağustos diyen bile var). Yılbaşı ise bizim de kullandığımız Gregoryen takvime göre yılın ilk gününü temsil ediyor (Ay gibi, yıl gibi yılbaşı da tamamen kul icadı. Bir referansı yok. Öyle olsun denmiş, öyle olmuş). Ayrıca çoğu zaman Hristiyanlık ve Noel ile eşleşen çam ağacı meselesi Hristiyanlıktan ÇOK eskilere; Türklerin eski dini olan Paganlığa dayanıyor. Böyle önemsiz şeyler uğruna birbirinizi yemeyin, yazıktır.
  • The New Yorker dünyayı özetleyen 4 grafiği derlemiş. Harika habercilik.
  • Her şeyden nefret eden ve bunu mümkün olan her fırsatta dile getirme derdine düşen dostlar. Buyrun size tam sizlik bir yazı.
  • 2014’ün en büyük sosyal medya hurafelerine göz atalım.
  • Bu senenin ortalarına doğru yayınlanan -ve çok hoşuma giden- bir videoyu seneyi kapatırken hatırlatmak istedim. Senelerdir yazmak için çabaladığım kitabımın ana temellerinden birini oluşturuyor (Türkçe altyazılı). Lütfen izleyin.

  • Rusya’daki muhalif hareketin öncü isimlerinden Alexei Navalny’nin Facebook sayfası Rusya tarafından gelen taleple ülkedeki Facebook kullanıcılarının erişimine engellendi (ticari ahlaksızlığın içinde boğul e mi Facebook?). Rusların engelli site listesi bizimkiyle kapışacak kadar kabarık.
  • Takip listemdeki bloglardan biri Tarihten Anektodlar. Biriken yazıları okurken Piri Reis ile ilgili ilginç bir derlemeye denk geldim. Piri Reis gerçekten iddia edildiği kadar büyük bir denizci, kaşif, kartograf mıydı?

Continue Reading →

Bu yazıya 20 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 4

Bir haftasonunda daha hafta boyu ekranımdan geçenler arasında paylaşmaya değer bulduklarımın özetleriyle karşı karşıyayız. Hadi başlıyoruz!

  • Twitter’ın kurucu ortaklarından Biz Stone yeni bir mobil uygulama daha hayata geçirdi: Super (bir diğeri görsel tabanlı soru sorma ağı Jelly‘ydi malum). Super ne yapıyor merak ederseniz şöyle özetleyeyim; kendi ağınız ile yaratıcı fikirlerinizi, planlarınızı paylaşmanızı sağlıyor. Android ve iOS’te çalışıyor.
  • Açık kaynaklı bira; hatta kola bile duymuştum ama tekneyi yeni duydum. İsmi: The Greenheart Project adlı bu girişim güneş enerjisi ve yelkenden güç alan ilginç bir tasarım.
  • Orada bir yerde yapılmışı vardı muhtemelen ama bir dönemin televizyon eğlencelerinden kağıt katlama sanatı; diğer ismiyle ‘origami’nin bir Türkçe sitesi varmış.

  • İnternet girişimcileri için ilgilendikleri kategorilere ait okuma listeleri (İngilizce).
  • Girişim fikrim var ama işimi bırakmaya değer mi? Bu meşhur soruya dair bir yazı.
  • Ditto: 29 dolarlık bir giyilebilir cihaz. Marifeti ‘titremek’. Evet sadece titriyor. Ama bir sor bakalım niye titriyor?
  • Fiyosync: Dropbox pahalı, Google Drive yetersiz diyorsanız buyrun kendi dosya paylaşım ve eşleştirme hizmetinizi kendiniz kurun (Mac platformu için).
  • Memory Clean: Yine Apple kullanıcıları için ücretsiz bir bellek düzenleme / temizleme aracı. Bir süredir kullanıyorum ve gayet memnunum.
  • Türkiye’de nedense pek tutmayan Skype’ı kullanmak için artık özel bir uygulama yüklemenize gerek kalmadı. Artık doğrudan kendi web sitesi üstünden görüşme yapabileceksiniz.
  • Flux: 3 boyutlu tarama, obje oluşturma ve lazer yakma konusunda tek cihazda toplu çözüm. Harika görünüyor.

  • Nokia N1: Hayatına Microsoft’un kanatları altında küçülerek devam eden Nokia, Android işletim sistemli bir iPad üretti. Yani en azından görünen o.

Continue Reading →

Bu yazıya 27 yorum yapıldı.

İyi bir mobil uygulama kendi sitesinin önüne geçebilir

Muhtemelen açıldığı dönemden beri LinkedIN’e üyeyim. Sosyal medyanın patlamasından çok önce; 2003 yılında kurulmuş, iş dünyasının profesyonellerine yönelik bir ağ.

Çalışanlara yönelik olarak iş çevresini genişletmek için hizmet verirken iş arayanlar içinse kendini gösterme, ilanlara bakma; işverenler için personel avlama, iş ilanı verme gibi işlevler üstlenebiliyor. Firmalar  kendi sayfalarını oluşturup tanıtımlarını yapabiliyor, isteyen herkes açtığı gruplarla belirli ilgi alanına sahip olanları toparlayabiliyor.

Liste böyle uzar gider.

Uzar gider diyorum ama şahsen çok zaman da ne işe yaradığını sorguladığım bir yapı. Üstelik yakın zamana kadar teknolojik olarak da bir kabustu. Hala çok iyi olduğunu söyleyemem.

Bu yazıyı yazarken baktım, 952 kişiyle bağlantım varmış. Bunların yüzde 99’u beni listesine ekleyenlerden oluşuyor. Bazen birilerini ekleyeyim diyorum ama görüyorum ki zaten ekleşmişiz ;) Şöyle de bir karnem var sitedeki ilgili sayfaya göre.

Ne işe yaradığını anlayamadım bu site çoğu zaman insanların gelip yaka kartlarını astığı bir portmantoya benziyor gözümde. Yani herkes orada, herkes birbirine bağlı ama o kadar. Bir etkileşim, fayda sağlama gibi konular hep ikinci planda, hep derinlerde, hep münferit…

Ama bir yandan da çevremde bu site üstünden iş bulan, müşteri ayarlayan insan sayısı artıyor. Demek ki bazı meslek gruplarına yönelik daha avantajlı bir yapıya sahip. Ve web sitesine kırk yılda bir girdiğim LinkedIN’in mobil uygulamasını kullandığım bütün telefonlara bir sebepten yükledim.

Continue Reading →

Bu yazıya 1 yorum yapıldı.

Sosyal ağ yönetim ipuçları

Sosyal ağları işim gereği mi kullanıyorum yoksa işim haline mi getiriyorum emin değilim. Ama aktif olarak işime yarayan her parçasını kullanmaya çalıştığımı söyleyebilirim.

Takip eden kişi ve kurumlardan sıkça gelen bir soru televizyon programımın ardından patlama yaptı. Birçok kişi bütün bunları nasıl yönettiğimi soruyor. Tek tek anlatmaktan yorulunca mümkün olduğu kadar kısa, öz bir şekilde bloga aktarıp herkesle paylaşmak istedim.

Continue Reading →

Bu yazıya 27 yorum yapıldı.

Sosyal medya detoksuna başlarken

Bir gün Teknosohbet çekiminden sonra Timur odamdan çıkıp ofisin içinde kayboldu. Ne zaman düşündü, ne etti, sormaya fırsatım olmadı ama benim sosyal medyadan uzaklaşmamı kafasına takmış ve bunun üstüne bir proje geliştirmiş. O kaybolma sırasında da stüdyoya girip olayı yaymak için bir program çekmiş.

O da kesmemiş olacak bir devam bölümü daha çekti, bloga yazdı, Yahoyt’a haber etti.

Daha bana söylemediği birçok plan da cabası…

1-10 Mayıs 2010 aralığını kapsayan bu meydan okumanın şartları şöyle:

Neler yapamayacağım:

  • Hiç bir sosyal ağda tek bir harf veya gülümseme işareti dahil hiç bir eylemde bulunamayacağım. (Twitter, FriendFeed, Gtalk, buzz, messenger, vs..)
  • Hiçbir sosyal ağ uygulaması açmayacağım. Pasif izleyici olarak dahi katılmayacağım. (Kağıt çıktı bile yok)
  • Hiç bir sitede yorum yapmayacağım. MYK Medya çalışanları ve birinci dereceden akrabalar dahil hiç kimse ile chat yapamayacağım.
  • Video konferanslara katılamayacağım.

Nelere izin var:

  • Televidyon’da yer alan herhangi bir programa katılabilirim.
  • Basın toplantılarında sosyalleşebilirim.
  • Canlı seminer veya toplantılara katılabilirim.

Sizin için ‘eh canım, ne var yani?’ olabilir ama benim için durum farklı. Size sosyal medya kullanımıma dair objektif bir fikir vereceğini düşündüğüm iki ekran görüntüsünü paylaşmak istiyorum (resimlerin büyük hallerine üstlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz):

Continue Reading →

Bu yazıya 10 yorum yapıldı.

Lars Hinrichs ile bir öğle yemeği

Yine yemek, yine yemek…

Bu öğlen Lars Hinrichs ile birlikteydim. Lars, Türkiye’de cember.net’i Çağlar Erol‘dan 4,36 milyon avroya satın alan Xing sitesinin kurcusu. 22 yaşında iş hayatına atılmış ve Avrupa’nın en büyük iş ağı sitesine imza atmış bir isim. The Socialsoftware Weblog, Business Networking ve Loic Le Meur’s Blog adlı 3 tane  blogu var.

Continue Reading →

Bu yazıya 2 yorum yapıldı.