Tag Archives | george orwell

Haftanın Özeti: 3

Bu hafta benim için gerçekten çok yoğundu. Ama gelenekselleştirmeye çalıştığım Pazar özetinin üçüncü serisini ihmal etmedim. Son 7 günde ekranımdan geçen binlerce site, ürün, video ve benzeri dijital içerik arasından süzdüklerim şöyle (bu kadar işin arasında bunca şeyi takip edince bloga vakit kalmıyor elbette):

  • Twitter yakında halka açılmasının birinci yılını geride bırakacak. Yatırımcıların kar baskısı yüzünden nefessiz kalan; kimilerine göre gerileme / panik evresine giren Twitter’a yönelik Mashable yazarı Seth Fiegerman çok detaylı bir analiz yazmış. Sektörel olarak ilgiliyseniz okumanızı tavsiye ederim.
  • Distopik gelecek bahsi Aldous Huxley ve George Orwell ikilisi anılmadan bitmez. Bu iki İngiliz yazarın Cesur Yeni Dünya ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört isimli romanları karamsarlığın iki zıt tonundan geleceğe bakar (okumadan ölmeyin lütfen). Biblioklept (ki muhteşem sitedir) karşılaştırmalı edebiyat derslerinde sıkça yapılan karşılaştırmayı çizgi-roman tadında ele aldı. Ortaya gerçekten harika bir özet çıkmış. Bir galeri olarak parçalayıp görsellerin altına Türkçe çevirisini ekledim, umarım yardımcı olur.

Aldous Huxley - George Orwell: 1

Picture 1 of 12

  • Web geliştiricilere özel: Android’in Lollipop sürümüyle standartlaşan materyal tasarım akımı bizzat Google tarafından en ince ayrıntısına kadar tanıtılmıştı (kullanan biri olarak gerçekten çok başarılı bir yapı olduğunu söylemem gerek). Aynı mantığı kullanan Materialize adlı yeni bir framework duyruldu. Gayet basit, işlevsel, ücretsiz ve ‘responsive’. Farklı bir yaklaşımı da Material UI adlı CSS çatısı altında inceleyebilirsiniz.
  • Twitter malum 140 karakterlik sınıra sahip. Yani orası aslen 140 karakterlik dertlerin mekanı. Ama yakın zamanda ortaya çıkan 1, 2, 3, 4 diye sıralı tweet yazma salgını da ayrı bir gerçeklik (bir şey bir tweet’e sığmıyorsa Twitter’a yazmayın. Blog ya da Facebook iletisi yazın, Twitter’da linkini paylaşın herkes rahat rahat okusun, paylaşsın). Ama inadım inat, kıçım iki kanat; ben illa ki öyle yapacağım derseniz uzun metinleri otomatik olarak 140 karakterlik parçalara bölüp Twitter’a yollayan bir online uygulama da var.
  • Küçük yaşlarımdan bu yana gitar çalan biri olarak altın tecrübemi paylaşayım. Kızlar gitar çalan erkekleri dinlemeyi sever ama siz çalıp söylemeyle uğraştığınız için kızları yancılar kapar. Derdiniz gitarsa bilemem. Ama yol gösteririm. Buyrun size tamamen ücretsiz 750 gitar dersi.
  • Robotlara özel ROS kodlu, açık kaynaklı bir işletim sistemi  varmış.
  • İnternete bağlı cihazların ağına ‘Şeylerin İnterneti’ (Internet of Things / IoT) deniyor. Araştırma şirketi IDC’nin son raporuna göre 2020 yılında bu şeylerin sayısı 30 milyar adede, oluşturacağı ekonomiyse (yazılım, donanım, hizmet, kullanım bedeli, vs) 1,3 trilyon dolara ulaşacak.
  • Özel denetim şirketi PwC’den sızan belgelerle ABD merkezli küresel e-ticaret devi Amazon’un Lüksemburg devletiyle yaptığı gizli bir anlaşmayla milyarlarca dolarlık haksız vergi avantajı elde ettiği ortaya çıktı. Avrupa Birliği tarafından incelemeye alınan anlaşma rakipler adına haksız koşullar oluşturduğu için eleştiriliyor. Lüksemburg birçok ticari faaliyette esnek vergi yasaları ve off-shore şirket avantajlarıyla tercih ediliyor. Amazon (neredeyse bütün küresel şirketlerin yaptığı gibi) Avrupa şubelerinden elde ettiği gelirleri ülkeler ve hesaplar arasında çevirip vergi istemeyen Cebelitarık’taki hesaplarında sonlandırıyor. iTunes gelirlerinde aynı çakallığı yaparak vergiden ‘yırtan’ Apple da benzer bir soruşturma sürecinde.
  • iPhone telefon dünyasını nasıl bambaşka bir kulvara soktuysa Tesla da elektrikli otomobil sektörüne aynısını yaptı. Arkasındaki isim Elon Musk birçok başka başarılı projenin de arkasındaki isim. Yeni hevesi internet uyduları (hatırlarsanız geçen hafta da bir benzer projeye  bakmıştık).
  • Kafanızı fazlasıyla karıştıran bir robotla tanışın (linkte videosu var).

Continue Reading →

Bu yazıya 41 yorum yapıldı.

Kelimelerin gücü adına!

Geçen hafta Sosyal Medya’da epey leziz konulara değindik. Büyük bir kısmını burada özetledim. Lisan ve zihin ilişkisinden dem vururken  Bülent Somay ilginç bir ayrıntı hatırlattı; oradan yürüyerek bir şeylerden bahsedeceğim.

Twitter’ın 140 karakter sınırının bizi giderek daha kısa cümlelere alıştırdığı bu dönemin en popüler konusu. Dilin imkanları, zenginliği; insan zihninin kapasitesi ve olanaklarını düşününce bu kısıtlama benim için bir alışkanlık değil; düpedüz hak mahrumiyeti. Zaten zamana karşı duruşunda her geçen gün eriyen Türkçe bu yeni dalgayla giderek daha da sığlaşıyor.

Kafanızda bir resim oluşturması açısından; bugün İngilizce’de 1 milyondan fazla kelime var. Güncel dile ait olan kısım 250 binin üstünde. Bu hacmin gerekçelerinin başında teknolojik, politik ve ekonomik güç geliyor. İcatlar, yeni kavramlar, bilimsel terimler İngilizce konuşan kültürde yeşeriyor (1 milyonuncu kelime Web2.0 olmuş örneğin). 2005’te yayımlanan Güncel Türkçe Sözlük ise 104 bin kelime içeriyor.

Bu rakamlar sizi yanıltmasın. Sözlükteki kelime sayısıyla güncel yaşam dili arasında herhangi bir paralellik yok. Örneğin İngiliz dili cambazı ünlü edebiyatçı William Shakespeare 60 bin kelimeye hakimdi (ki aslında Shakespeare diye birinin var olmadığına; dönemin ünlü yazarlarının kollektif bir hayal kahramanı olduğuna dair yıllardır süregelen ciddi bir tartışma da var).

Continue Reading →

Bu yazıya 83 yorum yapıldı.

Wikileaks ile çıplak gerçekler

Politik lisan yalanları gerçeğe uygun, cinayetleri saygın göstermek için tasarlanmıştır.

Son günlerin en çok konuşulan web sitesi Wikileaks‘in 12 Temmuz 2007 tarihinde yayınladığı Bağdat hava saldırısı başlıklı video görüntüleri George Orwell‘in 1984 adlı romanından alınan bu cümleyle açılıyor.

Devam etmeden önce izleyelim.

Ne oluyor diyenler için; seyrettikleriniz ABD Hava Kuvvetleri’nin Irak Savaşı sırasında Bağdat civarında şüphelendikleri bir grubu iki Apache helikopteriyle ‘avlaması’. Kullanılan silah 30 mm çapında top mermisi. Asıl kullanım alanı tank ve binalar. İnsanların parça parça, liğme liğme olması da bu yüzden.

Ölenlere gelince; ilk saldırıda hayatını kaybedenlerin ikisi Reuters haber ajansı çalışanı. Öldürülme nedeni kameranın silah sanılması. Diğer yedi kişi yerel halktan. Hiçbiri suçlu değil.

Askerlerin saldırısı sonrası içerde canlı olabileceğini düşünüp yardıma koşanlar da bu vahşet piyangosundan ikramiye kazanan diğerleri. Aracın içinde iki küçük çocuk var. Onlar yaralanmakla atlatıyorlar olayı…

Üçüncü saldırıda Hellfire denilen zırhlı binaları yok etmek için kullanılan silah devreye giriyor. Irak’ın taş-kerpiç binalarına.

Askerlerin havadan ölüm yağdırırken konuşmaları da tüyler ürpertici. Bir oyun gibi her şey. Oysa aşağıda can verenler insan…

Continue Reading →

Bu yazıya 17 yorum yapıldı.