Tag Archives | bülent ecevit

Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli

Doksanlı yıllarda bir öğle vakti, Levent semtinde beyaz, hoş bir villanın kapısının önünde, hayatımın en heyecanlı günlerinden birindeyim. Yayın yönetmenimizin zorlaması yüzünden kendimce özendiğim bir prensibimi bozmuşum. Başıma ne geleceğini bilmiyorum. Ve böyle kontrolsüz anlar beni fena halde rahatsız ediyor.

Hayata dair gözlemlerim -nice tecrübe ışığında- içgüdü denen şeyin insanı genellikle yanlışa; ya da daha iyimser bir bakışla ‘niyet edilenden başka bir yere’ götürdüğünü öğretti. Bu yüzden midir bilmem, küçüklüğümden bu yana korumaya çalıştığım bir prensibim var. Sevdiklerimle tanışmıyorum.

Bahsettiğim, amca, tavşan ya da tekne sevgisi gibi bir şey değil. Hani tanışmadığınız birine, bir sebeple kanınız kaynar ve ona yönelik kendinizce bir algı oluşturursunuz ya; öyle bir ‘uzaktan’ sevgiden söz ediyorum. Daha çok ünlü simalara, yan sınıftaki adını bilmediğin güzel kıza ya da yazdıklarını okuduğun mahir kelime canbazlarına yönelik platonik türden bir ‘beğeni’ yani (ilgi ya da).

20 yıl önce evinin kapısında heyecanla beklediğim Cüneyt Arkın benim için böyledir mesela. Cüneyt Arkın’ı (daha doğrusu gerçek adıyla Fahrettin Cüreklibatır’u) küçüklüğümde değil ama ortaokul, lise yıllarında sevmeye başladım. Sonra bir tutkuya dönüştü. Romantik salon adamında James Bond, Western filmlerinde John Wayne, avangard filmlerinde en kralından Belmondo, tarihi aksiyon filmlerinde emsalsiz bir figür, toplumsal içerikli yapımlarda Che Guevara kadar ateşli.

Continue Reading →

Bu yazıya 42 yorum yapıldı.

Deniz Baykal’ın hatırlattığı bir detay

Deniz Baykal pek tuttuğum, beğendiğim, desteklediğim bir politikacı değil. Ancak yakın tarihin en önemli siyasi figürlerinden biri olduğu tartışma götürmez. Notlarımı düzenlerken hakkında pek de bilinmediğini düşündüğüm; şahsen enteresan bulduğum bir ayrıntı karşıma çıktı. Paylaşmak istedim.

Rudyard Kipling.

Baykal, Rudyard Kipling’in ‘If” adlı şiirini ‘hayatımda en çok etkilendiğim şiir‘ olarak tanımlar. İlginç bir ayrıntı olarak bu şiiri ‘Adam Olmak‘ başlığıyla Türkçeye -hayatının en büyük çalımlarını Deniz Baykal’dan yiyen- Bülent Ecevit kazandırmıştır (şiir çeviren Başbakan! Heyhat!).

Adam Olmak şiiri insanlığın ortak erdem ve hasretlerinin kolajı adeta. Her satırından başka bir şey sızıyor (Kipling’in zihni başlıbaşına bir mücevher).

Dizelerdeki felsefeyle Baykal’ın siyasi hayatı kimilerine tezat gelebilir. Ama bu durum şiirin harikuladeliğini asla gölgeleyemiyor.

Haydi okuyalım.

Continue Reading →

Bu yazıya 10 yorum yapıldı.

Robotun elleri

Bülent Ecevit’in 1940 yılında yazdığı ‘Robot’ adlı bir şiir. Videonun girişinde Can Dündar’ın da değindiği gibi şiirin yazıldığı yıl robotların bilimkurgu gündemine bile yeni girdiği dönemler. Üstelik Ecevit henüz 15 yaşında.

ROBOT
Ellerim dallar gibi açılır bazen Allah’a.
Ki Allah’tır veren bu güçsüz ellerimi benim.
Senin ellerinden güçlü ellerim ki ben verdim,
Onlar kapalıdır Allah’a.
Bir parça demirden ibaretsin Allah’a göre.
Sana verdiğim bir ömürdür,
Ki yaşamadan sürüyorsun sen onu.
Sana bu ömrü verenler senden çabuk ölür.
Çeliğin çürümesi kadar uzaktır bir robotun sonu.
Allah, Allah olduğu için yarattı beni.
Ben Allah olamıyorum ne kadar yaratsam.
Ve tapmıyor bana benim yarattığım adam,
Beni yaratana ben nasıl tapıyorsam…

Bülent Ecevit / 1940

Bu yazıya 6 yorum yapıldı.