Sosyalleşmenin fiziki sınırlar ile tanımlandığı çağlarda bile yeterince dert yaratan “ötekiler”, sosyal ağlar sayesinde küresel boyuta taşındı.
Artık sosyal çevremiz, tanıdıklarımız ya da tanımasak dahi mecburen aynı mekanları paylaştıklarımızdan ibaret değil. Nerede yaşadığını; hatta belki de tam olarak kim olduğunu bilmediğimiz yüzlerce, binlerce kişiden oluşan sosyal çevrelerimiz var. Dahası sosyal çevremizi oluşturan bu insanların bir kısmının bizim varlığımızdan dahi haberi yok. Ekranlardan birbirimizi dikizleyip duruyoruz. Mutluluklarımızı yarıştırıyor, başarılarımızı kapıştırıyoruz.
Bu küresel röntgencilik çağının ateşi bazı hisleri haddinden fazla harlıyor. Kıskançlık gibi, haset gibi, imrenme gibi. Hepsini aynı sanıyoruz ama değil. Her biri ayrı hisler, ayrı dertler.
Haddini Aşan Yaşam Rehberi’nin bu bölümünde birbirine en karıştırılan, dahası birbirine karışması en kolay iki kavrama ve onun kırılımlarına bakıyoruz: İmrenme ve kıskanma.

Bir yanıt yazın