Demokrasinin “ölü ekonomi” ile sınavı

Teknolojik gelişim sürecinde bireylerin otoriteyle emek, vergi ve tüketim gücü üzerinden kurduğu pazarlık dengesi yok olma riskiyle karşı karşıya. İşlevsiz kalacakların akıbeti, iyimser umutlara emanet.

Ölü internet” kavramı ilk defa 2019 yılında 4chan adlı bir forumda kayda geçti. Onu bugünkü şekline kavuşturan ise Macintosh Cafe adlı bir başka forumda “IlluminatiPirate” adlı kullanıcının 2021 yılında yayımladığı komplo teorisi oldu. Buna göre 2016’dan itibaren internet, içeriği insanlardan çok yapay zeka (YZ) sistemleri tarafından oluşturulan yapay bir ortama dönüşmüştü. Aynı başlıklar, aynı görseller ve neredeyse aynı metinler sürekli yeniden dolaşıma sokuluyordu. Hatta sosyal ağların zalim algoritmaları, gerçek insanları dahi etkileşim baskısıyla bu tür paylaşımlar yapmaya zorluyordu.

IlluminatiPirate, bu stratejinin tek bir merkezden kontrol edildiğini iddia ediyordu. Ne var ki o yıllarda bugün sayıları yüzlerle ifade edilen üretken YZ araçlarının hiçbiri yoktu ve bu fikir Guardian, Wired ve Atlantic gibi saygın yayınların sahiplenmesine rağmen komplo teorisi kategorisinden çıkamadı.

Küresel internet trafiğinin yüzde 20’sinden fazlasını sırtında taşıyan altyapı hizmeti Cloudflare, bu hafta kendi verilerinden yola çıkarak hazırladığı raporda YZ botlarının web trafiğindeki payının ilk defa insan tabanlı trafiği geride bıraktığını ortaya koydu. Şu an web sitelerinin ziyaretçilerinin sadece yüzde 42’si insanlardan oluşuyor. Yani ölü internet teorisi yalnızca üretimi değil; tüketimi de kapsıyor.

Erken dönem uyarıları

Üretken YZ araçlarının dört bir yanımızı sardığı bugünlerdeki tartışma, içerik ya da trafiğin çok ötesinde; varoluşsal bir endişeyi temel alıyor. ChatGPT adlı ürünüyle tanınan OpenAI’ın CEO’su Sam Altman, 2023 yılından bu yana YZ’nın yanlış ellerde çok büyük sorunlara yol açacağı, dezenformasyon ve manipülasyon silahına dönüşeceği, ekonomik şoklara yol açabileceği ve süper zeka ile desteklenecek tam otomasyonun insanı devreden çıkarabileceği konusunda uyarılar yapıyor.

Yeterince insan odaklı bulmadığı OpenAI’dan ayrılıp Anthropic şirketini kuran Dario Amodei, bunlara ek olarak otonom sistemlerin dış dünya ile doğrudan iletişime geçmesinin insanlık için varoluşsal risk oluşturacağını, biyolojik ve otonom silahların yaygınlaşacağını ve YZ şirketlerinin aşırı güç ve servete kavuşacağından dem vuruyor. Amodei, bu endişeler sebebiyle “Mythos” adlı yeni yapay zeka modelini bu haftaya dek genel kullanıma sunmak yerine öncelikle yalnızca bir grup uzmana açarak kendi sistemlerini bu araca karşı korunaklı hale getirmelerini sağladı.

Nobel ödüllü iktisatçı Daron Acemoğlu ise YZ’nın insanı tamamlamak yerine onun yerini alacak şekilde geliştirilmesinin emek piyasasında onarılamaz sorunlara yol açacağı konusunda uyarılar yapıyor. Acemoğlu’nun dikkat çektiği bir diğer etki, özellikle vekil (agent) tabanlı YZ araçlarının insanların öğrenme ve muhakeme yeteneğini kaybetmesine yol açma ihtimali.

Sürece yönelik en ilginç yaklaşımlardan biri, Katolik Hristiyanların ruhani lideri Papa XIV. Leo’dan geldi. Papa, geçtiğimiz ay yayımladığı “Magnifica Humanitas” (Muhteşem İnsanlık) başlıklı metninde, insan odaklı olmayan mevcut YZ çalışmalarını teknik kibir ile inşa edilen yeni bir “Babil Kulesi” olarak niteledi.

Uzun vadeli umutlar

Bu fikirlerin ortak paydasını ise “Ölü Ekonomi Teorisi” ile bir dizi teknoloji girişimine danışmanlık veren Owen McGrann oluşturdu. McGrann, trilyon dolar değerlemeye ulaşan bu bir avuç şirketi anlamlı kılacak tek unsurun küresel emek piyasası olduğunu hatırlatarak şu soruyu yöneltiyor: “Bu yapılar insana yardımcı olmak için mi yoksa onun yerini almak için mi çalışıyor?”.

Ona göre mevcut durum, ikinci seçeneği öne çıkarıyor. Ona göre süreç bu şekilde devam ettiğinde YZ iş dünyasında insana duyulan ihtiyacı azalıp maliyetleri düşürecek ve şirketleri daha karlı ve değerli hale getirecek. Ancak artacak işsizlikle birlikte azalacak harcama talebi gerileteceği için bu şirketlerin müşteri tabanı da zayıflayacak.

Tekno-iyimserler bu karamsar yaklaşıma karşı YZ ile yeni mesleklerin ortaya çıkacağını ve vatandaşlık maaşı gibi çözümlerle ekonomik dengenin sağlanacağını savunuyor. McGrann ise yeni uzmanlıkların mevcut çalışabilir nüfusa işlevsellik kazandıracak ölçekte olamayacağını ve vatandaşlık maaşının gelir dağılımını dengelese bile insanın ekonomik işlev, statü, beceri ve amaç duygusunu kaybetmesini engelleyemeyeceğini iddia ediyor.

Tarihçi-Yazar Yuval Noah Harari, insanın tarih boyunca üretmek ve savaşmak olarak özetlenebilecek iki temel işlevi olduğuna dikkat çekmişti. Bugün YZ araçları ile her ikisi de boşa çıkmak üzere. Teknoloji şirketlerinin orantısız şekilde artan gücünün karşısında emeğin pazarlık gücünün zayıflaması, siyasal yapı için de büyük bir krizin ipucunu veriyor. Bugüne dek halkın emek, vergi, askerlik ve tüketim gücü üzerinden otoriteyle kurduğu pazarlık dengesi yeni denklemde yok olma riskiyle karşı karşıya. İnsanların işlevsiz kaldığı bir düzende demokrasilerden söz etmek de mümkün olmayacak.

19. yüzyılda Rus düşünür Alexander Herzen, sonsuz derecede uzak bir hedefin, hedef değil bir aldatmaca olduğunu söylemişti. İktisatçı John Maynard Keynes ise 1923 tarihli makalesinde bugünkü faydayı gelecekteki kuşkulu bir yarar uğruna feda etmenin akıllıca olmayacağına dikkat çekmişti. Owen McGrann, ölü ekonomi teorisinde geleceğin olası refahı için bugünkü kuşağın kayıplarını kabul edilebilir bir maliyet olarak gördüğümüzü düşünüyor. Bu da bana Keynes’in bir başka sözünü hatırlatıyor: “Uzun vadede piyasa kendini mutlaka dengeler. Fakat uzun vadede hepimiz ölmüş olacağız”.

(12 Haziran 2026 tarihli Oksijen gazetesi yazım.)

Yeni içeriklerden anında haberdar olmak isterseniz aşağıya e-posta adresinizi yazabilirsiniz.

Diğer 5.455 aboneye katılın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


2 yanıt

  1. Can avatarı
    Can

    Merhaba,

    Yazınız oldukça bilgilendirici olmuş.

    Öncelikle YZ’nin gerçek etkisini anlamak için mimari bir dönüşüm olması gerektiğini düşünüyorum. Bu mimari dönüşüm sadece mimarlar tarafından değil ama her alanda tecrübeli bir ekiple ancak mümkün olabilir. Her insanın ömrü boyunca tamamen sürdürülebilir yaşayabilmesini sağlamalı ve bu artık teknolojik açıdan mümkün.

    Humanoid robotları eski mimaride yaşayan insanların hayatını kolaylaştırmak açısından mantıklı buluyorum. Yeni mimari’de ihtiyaç duyulacağını düşünmüyorum.

    Avrupa’da enerji komüniteleri gittikçe yaygınlaşıyor.

    Bu konuyla ilgili ilginizi çekebilecek bir tez yazdım. Merak ederseniz sizinle tartışabiliriz.

    Saygılar

  2. HARUN Inandugcar avatarı
    HARUN Inandugcar

    Emekli olan bir çok arkadaşımın emekli olduktan sonra çöktüğünü hatta bir çoğunun da öldüğünü göz önüne getirince, galiba yakın gelecekte pek çoğumuz yaşayan ölülere dönüşeceğiz. “Günaydın arkadaşalar kolay gelsin” “Ya Serdar Abi senin oğlan ne yaptı? okulu bitirdi mi?”diye sorular sorabileceğimiz çalışma ortamları yok oluyor Serdar Abi.