Microsoft’un ABD’deki genel merkezini ilk ziyaretimde kulağıma ilginç kavramlar çalınmıştı. En hoşuma gideni “PowerPoint’te çalıştırdık. Şimdi sahiden çalışır hale getirelim” tarzı bir şeydi. Gerçekte pek az şeyin kurumsal tanıtım sunumlarındaki kadar kusursuz olabileceğini anlatıyordu. 25 yıl sonra bugün dahi geçerli bir tespit.
Sosyal medya kullanıyorsanız yapay zeka (YZ) araçlarının mucizelerinden haberdar olmamanız imkansız. Her an onlarla yapılmış bir oyun, video, şarkı ya da uygulama ile karşılaşıyoruz. Fakat hayranlık yaratan o örneklerin asla değinmediği iki ayrıntı var: Hepsi o alandaki uzmanların yönetiminde üretiliyor ve maliyetleri tahminlerinizin çok üstünde.
İzlerken nefesinizi kesen o birkaç saniyelik video klip için mekanın ve karakterlerin tüm ayrıntıları, kullanılacak kameranın markası, modeli, ucuna takılacak lensin türü ve çapı, ışığın açısı ve parlaklık oranı, filtreler, çekim açıları ve aksları; hatta kimi zaman üsluba yönelik sayısız ihtimal arasındanustalıkla seçilip tanımlanmış onlarca satırlık komut dizileri tanımlamak gerekiyor. Aynı durum illüstrasyonlar, şarkılar, oyunlar ve uygulamalar için de aynen geçerli.
Özetle; müdürünüz Mahmut Bey’in doğumgününde ofiste düzenleyeceğiniz o kahredici (ve hiç şüphesiz “sürpriz“) kutlama için Mahmut Tuncer’in sesinden “Mutlu yıllar Mahmut” şarkısı üretmek ile listeleri zorlayacak bir şarkı yaratmak apayrı iki çaba. O meşhur sözün anlatmaya çalıştığı gibi:
“En iyi makine en iyi fotoğrafı çekseydi, en iyi daktilonun sahibi en iyi romanı yazardı.”
Jeton yutan sistemler
YZ araçlarının ifşa olmaya başlayan ikinci büyük sırrı ise “maliyet”. Ücretsiz kullanımda ChatGPT tarzı botlarla sohbet etmek dahi giderek sınırlanan bir pratiğe dönüşmüş halde. Ücretli sürümlerin alt kademelerinde ise gelişmiş modellerin kullanımı benzer şekilde kısıtlanıyor.
YZ ile bir uygulama yazdırmak ya da bir süreç yönetmek istediğinizde ise “token” adlı bir başka kısıtlı kaynak ile tanışıyorsunuz. Token için henüz Türkçe bir karşılık yok fakat Türkçe olmamakla birlikte gündelik hayatta sıkça karşılaştığımız “jeton”, ne olduğunu gayet güzel açıklıyor. Jeton attıkça çalışan makineler misali, üretken YZ araçlarının tamamı parayla satın aldığınız token’lar ile işliyor. Talebiniz ne kadar karmaşık ve kaynak tüketen cinsten ise, o kadar çok jeton tüketiyorsunuz.
YZ sektörünün liderliği için yarışan Microsoft, Alphabet (Google), Amazon ve Meta’nın (Facebook) 2026 yılına dek yaptığı altyapı yatırımı 800 milyar doları geçiyor. Aynı grubun bu yılki planlanan yatırım tutarı 725 milyar dolar. Goldman Sachs, Citi ve McKinsey gibi kuruluşların önümüzdeki 5 yılda küresel ölçekte öngördüğü toplam yatırım miktarı 3 ile 7,5 trilyon dolar arasında değişiyor. Bu tutarın yaklaşık yarısını işlemci ve sunucular, üçte birini veri merkezleri, kalan kısmı da enerji ve personel giderleri oluşturuyor.
Ancak ilginç bir tezatla YZ için para ödeyen kullanıcı sayısı, bu yarışı sorgulamayı da kaçınılmaz hale getiriyor. 900 milyon aktif kullanıcıyla sektörün lideri OpenAI’ın ücretli üye oranı yüzde 5,6. Microsoft CoPilot’ta yüzde 3,3. Yani OpenAI kullanıcılarının tamamı dahi temel ücretli abone olsaydı, şirketin “Stargate” kodlu hedefini ancak 2,3 yılda karşılayabilecekti.
Bu imkansız olasılıkları gözardı ettiren unsur, her teknoloji trendinde yaşanan “kullanıcı kazanma yarışı”. Ölümcül rekabet, hayatta kalanın tüm parsayı toplama ihtimalinden güç alıyor. Fakat orada da hesaplar sürekli karışıyor. Stanford AI Index verilerine göre GPT-3.5 düzeyindeki bir sistemin çalıştırma maliyeti 2022 – 2024 yılları arasında 280 kattan fazla düşmüş. Ancak kodlama yapan ya da muhakeme yeteneğine sahip ve tanımlanan süreçleri kendi başına yürütebilen vekil (agent) tabanlı YZ araçları, sohbet botlarına kıyasla bin kat fazla token tüketir hale gelmiş.

Örneğin DeepSeek’te 0,02 dolarlık token harcayarak tamamladığınız bir görevin, Claude Fable 5’teki maliyeti 2,75 dolara kadar çıkıyor. 137 katı aşan bu farkı kabullenmek de zor, açıklamak da.
İnsanın dönüşü
Dolayısıyla birkaç ay öncesine dek işlerini elinden alma ihtimaliyle beyaz yakalıları varoluş krizine sürükleyen YZ, bugün çoğu şirket için pahalı ve öngörülemez bir maliyet kalemine dönüşmüş halde. Teknolojinin yazılım ve donanım bazlı doğal seyrinde bilgiyi işlemenin maliyeti sürekli düşüyor. Fakat insanın yerini alacak kararlı ve güvenilir otonom sistemler kurmanın maliyeti aksine yükseliyor.
Kurum içi YZ kullanımını artırmak için çalışanları adına hesap açarak onları teşvik eden şirketler, şimdilerde daha verimli ve ölçülü kullanım çağrıları yapıyor. Accenture gibi büyük kurumlar dahi basit işler için YZ kullanılmaması konusunda çalışanlarını uyarıyor.
Bu eğilim, hiç beklenmedik bir sonuçla bireysel ve kurumsal YZ süreçlerinde DeepSeek, Kimi, Minimax ve Xiaomi MiMo gibi maliyeti düşük Çin merkezli modellerin önünü açıyor. Sektörü takip eden OpenRouter verilerine göre, küresel ölçekte en çok token harcanan ilk beş modelin tamamı Çinli çözümlerden oluşuyor.
Görünen o ki, YZ’nin takip etmekte zorlandığımız gelişimi, kimsenin ummadığı bir sonuçla bize “insan” adlı varlığın çok daha fazla seçenek ve çok daha düşük maliyetle pek çok işi hala yapabildiğini hatırlattı.
(3 Temmuz 2026 tarihli Oksijen gazetesi yazım.)

Bir yanıt yazın