Birkaç yıl öncesine kadar dillerden düşmeyen “Endüstri 4.0” kavramı, ilk kez 2011 yılında Almanya’da düzenlenen bir etkinlikte gündeme gelmişti. Üretim tesislerini kaplayacak otonom robotlarla, akıllı sensörlerin toplayacağı verilerle, sürekli daha da kusursuz hale gelecek bu yapı sanayinin yeni çağını oluşturacaktı.
Bu büyük dönüşüm ilk başta “üst kattaki” beyaz yakalıları pek ilgilendirmedi. Hiyerarşi ve mimari yardımıyla, zihinlerini ve dertlerini “mavi yakalı” çalışanlardan ustaca ayrıştırmışlardı. Yemekhanenin uzak tarafında karnını doyuranların yerine birkaç hidrolik kol (daha) eklenecekti; hepsi bu. Öyle de oldu. Fakat orada durmadı. Hemen ardından gelen yapay zeka (YZ) çağı, üst kattakilerin hazmı çok daha kolay ve doyurucu bir lokma olduğunu gösterdi. Böylelikle “beyazlar” da bilançodaki kalemlerden herhangi biri olduğunu hatırladı.
Bilişim teknolojilerindeki uzmanlıkları sayesinde hayatta kalacakları temsilen “Altın Yakalılar” gibi bir ara sınıf yaratılmaya çalışıldıysa da YZ’nin gelişimiyle o alan da hızla küçülmeye başladı.
Kitlesel işten çıkarmalarda son dalga, teknoloji devi HP’den geldi. Tarihsel açıdan oldukça manidar; zira HP, 1939’da Bill Hewlett ve Dave Packard adlı iki arkadaş tarafından Palo Alto’daki evlerinin garajında hayata geçmişti. Dolayısıyla hem “garajdan doğan girişim” efsanesini başlatmış hem de etrafında yarattığı ekosistem ile bugün “Silikon Vadisi” olarak anılan bölgenin tohumu olmuştu.
Dolayısıyla HP’nin iş süreçlerini YZ’ye aktararak 6 bin kişiyi işten çıkaracağını açıklaması, “kuyruğunu yiyen yılan” hikayesini hatırlatıyor. Kararla ilgili açıklama yapısal tasarruf, operasyonel verimlilik, dijital dönüşüm, portföy iyileştirmesi ve yalınlaşma gibi son yılların favori kurumsal terimlerinin neredeyse tamamını içeriyor. Bu açıdan gelecekteki emsalleri için de kullanışlı bir şablon.
Tersine dünya
Sürecin devamına yönelik öngörüler hayli kafa karıştırıcı. Örneğin Dünya Ekonomik Forumu’nun “İşin Geleceği” başlıklı son raporu, YZ’nın 2030 yılına dek işsiz bırakacağından 78 milyon daha fazla yeni istihdam yaratacağını söylüyor. En çok iş kaybı yaşanacak mesleklerin başında kasiyerlik ve gişe memurluğu var. İstihdamın en çok artacağı mesleklerin başında ise (Endüstri 4.0 ruhunu inkar edercesine) çiftçilik ve işçilik yer alıyor.

Diğer yandan YZ alanındaki gelişmelerle yeteneği artan ve maliyeti düşen insansı (humanoid) robotlar da hızla ilerliyor. 3 yıl önce “CyberOne” adlı insansı robotunu tanıtan Xiaomi’nin CEO’su Lei Jun, China Daily gazetesinde yayımlanan söyleşisinde 5 yıl içinde fabrikalarda insandan daha fazla insansı robot çalışacağını iddia ediyor. Jun’a göre hizmetçi ev robotlarının yaratacağı pazar çok daha büyük olacak.
Hem kurumlar hem de onların üzerinde yükselen devletler, bir sonraki adımı belirlemek için gözünü küresel çapta nam salmış danışmanlık şirketlerine çevirmiş durumda. Fakat gelişmelere bakılırsa onlar da gözünü “kendi cellatlarına” çevirmiş halde.
Kamu hizmetlerinde teknoloji destekli yeni vizyonu belirlemek isteyen Kanada hükümeti, 450 bin çalışanıyla, 150 ülkede hizmet veren sektörün en büyük şirketlerinden Deloitte’tan danışmanlık almaya karar vermişti. Deloitte da 1,6 milyon dolar bedelle, 526 sayfalık bir rapor hazırlayarak Mayıs ayında hükümete teslim etti. Ne var ki geçtiğimiz hafta bir yerel gazete, raporda var olmayan kaynaklara atıflar bulunduğunu tespit etti. Böylelikle çalışmanın YZ desteğiyle üretildiği ortaya çıktı.
Bu, Deloitte’un ilk vakası da değil. Şirketin Ekim ayında Avustralya hükümeti için hazırladığı raporun da benzer şekilde sahte alıntılar, yaşanmamış olaylar ve var olmayan akademik makalelere atıflar içerdiği belirlenmişti.
Kendisini kurumsal dönüşümlerin vazgeçilmez yol göstericisi olarak konumlayan danışmanlık şirketlerinin varlık krizi Deloitte’a has değil. YZ çözümleri geliştikçe, yönetim kurullarının afili grafiklerle ve soyut yol haritalarıyla bezeli raporlar için bol sıfırlı faturaları onaylaması da zorlaşıyor. Zaman ve insan bazlı ücretlendirme modelinin sürdürülebilirliği kalmadı. Sonuç odaklı iş dünyası, değer bazlı fiyatlamayı talep ediyor. Dahası, kurumların bugün en çok ihtiyaç duyduğu YZ stratejilerini oluşturma adına danışmanlık şirketlerinin neredeyse hiçbiri yeterli tecrübeye ve uzmana sahip değil.
Sürpriz talihli
Özetle mavi ve beyaz yakalıların geleceği belirsiz. Geleceği belirlemek adına başvurulan rehberlerin geleceği daha da muğlak. Ancak yüzlerce yıllık müesses nizamı altüst eden YZ sektörünün yüzünü güldürdüğü sektörler ve meslekler de var. Bunun başında “inşaat işçiliği” geliyor.
Birkaç yıl öncesine dek sadece teknoloji departmanlarının gündemindeki veri merkezleri, YZ hizmetlerinin görünmeyen yüzünü oluşturuyor. Bir mobil operatör için baz istasyonu (kapsama alanı) ne ifade ediyorsa bu yapılar için de veri merkezi aynı karşılığa sahip. Dünyanın dört bir yanında, birbiriyle yarışırcasına kurulan bu milyar dolarlık tesisler inşaat işçisi, kaynakçı, elektrikçi, tesisatçı, şantiye müdürü ve mekanik mühendislere yönelik talebi patlatarak yüzde 30’a varan gelir artışına sebep oldu. Özellikle ABD’de veri merkezlerinde çalışan bazı inşaat işçilerinin yıllık geliri 225 bin dolar seviyesine tırmandı.
Sadece Amazon, Microsoft ve Google’ın önümüzdeki dönemde ABD’de 411 veri merkezi projesi bulunuyor. Dünya genelinde bütçesi onaylanan ve 5 yıl içinde tamamlanması hedeflenen veri merkezi sayısı ise 8 bin 400’ün üzerinde.
İnsansı robot projelerine hız kazandırmak için bir bahane daha.
(5 Aralık 2025 tarihli Oksijen gazetesi yazım.)

Bir yanıt yazın