Tag Archives | steve ballmer

Haftanın Özeti: 3

Bu hafta benim için gerçekten çok yoğundu. Ama gelenekselleştirmeye çalıştığım Pazar özetinin üçüncü serisini ihmal etmedim. Son 7 günde ekranımdan geçen binlerce site, ürün, video ve benzeri dijital içerik arasından süzdüklerim şöyle (bu kadar işin arasında bunca şeyi takip edince bloga vakit kalmıyor elbette):

  • Twitter yakında halka açılmasının birinci yılını geride bırakacak. Yatırımcıların kar baskısı yüzünden nefessiz kalan; kimilerine göre gerileme / panik evresine giren Twitter’a yönelik Mashable yazarı Seth Fiegerman çok detaylı bir analiz yazmış. Sektörel olarak ilgiliyseniz okumanızı tavsiye ederim.
  • Distopik gelecek bahsi Aldous Huxley ve George Orwell ikilisi anılmadan bitmez. Bu iki İngiliz yazarın Cesur Yeni Dünya ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört isimli romanları karamsarlığın iki zıt tonundan geleceğe bakar (okumadan ölmeyin lütfen). Biblioklept (ki muhteşem sitedir) karşılaştırmalı edebiyat derslerinde sıkça yapılan karşılaştırmayı çizgi-roman tadında ele aldı. Ortaya gerçekten harika bir özet çıkmış. Bir galeri olarak parçalayıp görsellerin altına Türkçe çevirisini ekledim, umarım yardımcı olur.

Aldous Huxley - George Orwell: 1

Picture 1 of 12

  • Web geliştiricilere özel: Android’in Lollipop sürümüyle standartlaşan materyal tasarım akımı bizzat Google tarafından en ince ayrıntısına kadar tanıtılmıştı (kullanan biri olarak gerçekten çok başarılı bir yapı olduğunu söylemem gerek). Aynı mantığı kullanan Materialize adlı yeni bir framework duyruldu. Gayet basit, işlevsel, ücretsiz ve ‘responsive’. Farklı bir yaklaşımı da Material UI adlı CSS çatısı altında inceleyebilirsiniz.
  • Twitter malum 140 karakterlik sınıra sahip. Yani orası aslen 140 karakterlik dertlerin mekanı. Ama yakın zamanda ortaya çıkan 1, 2, 3, 4 diye sıralı tweet yazma salgını da ayrı bir gerçeklik (bir şey bir tweet’e sığmıyorsa Twitter’a yazmayın. Blog ya da Facebook iletisi yazın, Twitter’da linkini paylaşın herkes rahat rahat okusun, paylaşsın). Ama inadım inat, kıçım iki kanat; ben illa ki öyle yapacağım derseniz uzun metinleri otomatik olarak 140 karakterlik parçalara bölüp Twitter’a yollayan bir online uygulama da var.
  • Küçük yaşlarımdan bu yana gitar çalan biri olarak altın tecrübemi paylaşayım. Kızlar gitar çalan erkekleri dinlemeyi sever ama siz çalıp söylemeyle uğraştığınız için kızları yancılar kapar. Derdiniz gitarsa bilemem. Ama yol gösteririm. Buyrun size tamamen ücretsiz 750 gitar dersi.
  • Robotlara özel ROS kodlu, açık kaynaklı bir işletim sistemi  varmış.
  • İnternete bağlı cihazların ağına ‘Şeylerin İnterneti’ (Internet of Things / IoT) deniyor. Araştırma şirketi IDC’nin son raporuna göre 2020 yılında bu şeylerin sayısı 30 milyar adede, oluşturacağı ekonomiyse (yazılım, donanım, hizmet, kullanım bedeli, vs) 1,3 trilyon dolara ulaşacak.
  • Özel denetim şirketi PwC’den sızan belgelerle ABD merkezli küresel e-ticaret devi Amazon’un Lüksemburg devletiyle yaptığı gizli bir anlaşmayla milyarlarca dolarlık haksız vergi avantajı elde ettiği ortaya çıktı. Avrupa Birliği tarafından incelemeye alınan anlaşma rakipler adına haksız koşullar oluşturduğu için eleştiriliyor. Lüksemburg birçok ticari faaliyette esnek vergi yasaları ve off-shore şirket avantajlarıyla tercih ediliyor. Amazon (neredeyse bütün küresel şirketlerin yaptığı gibi) Avrupa şubelerinden elde ettiği gelirleri ülkeler ve hesaplar arasında çevirip vergi istemeyen Cebelitarık’taki hesaplarında sonlandırıyor. iTunes gelirlerinde aynı çakallığı yaparak vergiden ‘yırtan’ Apple da benzer bir soruşturma sürecinde.
  • iPhone telefon dünyasını nasıl bambaşka bir kulvara soktuysa Tesla da elektrikli otomobil sektörüne aynısını yaptı. Arkasındaki isim Elon Musk birçok başka başarılı projenin de arkasındaki isim. Yeni hevesi internet uyduları (hatırlarsanız geçen hafta da bir benzer projeye  bakmıştık).
  • Kafanızı fazlasıyla karıştıran bir robotla tanışın (linkte videosu var).

Continue Reading →

Bu yazıya 41 yorum yapıldı.

İki devin sırat köprüsü: Nokia Lumia 920

Böyle bir yazıda Lumia’dan bahsetmeden önce Nokia ve Microsoft birlikteliğine dair söylenebilecek çok şey var (bir kısmına N9 incelememde de değinmiştim). Gel gelelim cep telefonu dünyasında yıllardır dikiş tutturamamış ama inadını koruyan Microsoft’un en kötü dönemini geçiren Nokia ile beraberliğinde bu konulara girmemek de olmuyor. Üstelik bence bütün resmi görmek için bu ayrıntılar gerekli.

(Meraklısına) Nokia ve Microsoft birlikteliğinin özeti

Microsoft 12 yıldır cep telefonu dünyasında yer edinmeye çalışıyor. Bu süreçte birçok dev markayla girdiği işbirlikleri oldu. Aşağı yukarı hepsini de takip ettim, bir şeyler yazdım (Philips bile var listede). Ama PC dünyasındaki hakimiyetinin en güçlü olduğu dönemde bile Microsoft mobil cihazlarda ne doğru dürüst bir sistemle varlık gösterebildi ne de uygulama geliştiricileri ikna edip safını güçlendirebildi.

Bu cihazlara yönelik yepyeni arayüzlü işletim sistemi Windows Phone 7 ile kabuğunu kırmaya çalışan Microsoft, 29 Ekim’de tanıttığı Windows Phone 8 ile (poker tabiriyle) eli yükseltti. Nokia ile girdiği stratejik işbirliği bu denklemdeki en önemli belirleyici.

Bu fotoğrafın uzun bir öyküsü var.

Bu uğurda kendi çocuğu sayılabilecek Symbian işletim sistemini 2009 yılında Meego ile flörtüyle zayıflatan Nokia (ki bir ara Maemo da telafuz ediliyordu), Microsoft işbirliği sonucu elindeki en büyük koz Symbian’ı tamamen toprağa gömme ve yola sadece Windows ile devam etme kararı aldı.

Microsoft şimdi en azından Symbian’ın katli için Nokia’ya verdiği 1 milyar doları çıkarma derdinde. Aksi takdirde (eski Microsoft çalışanı) Nokia CEO’su Steven Elop‘un koltuğunda kalması kolay görünmüyor. Ballmer’ınsa Microsoft tarafında hala masaya sürecek fişleri var elbette (ki onlar da ayrı bir yazı konusu).

Bir yandan sürekli güçlenen Google’ın Android cephesi, diğer yandan klasik Uzakdoğulu azmiyle küçük küçük darbelerle duvarlarını iyice zayıflatan Samsung rekabeti Nokia’nın işini iyice zorlaştırıyor. Apple’dan bahsetmeye bile gerek yok sanırım. Son yıllarda umut bağladığı ucuz telefonlarda da Çin markalarıyla rekabeti becerebilmiş değil.

Microsoft’un da bu pazardaki sicili pek sağlam değil ne yazık ki. Aklıma nedense hep Apple iPhone ilk tanıtıldığı gün CEO Steve Ballmer’ın katıldığı bir TV programındaki şu sözleri geliyor (hareketlerine, mimiklerine, ses tonuna da dikkat):

500 dolara telefon mu? iPhone dünyanın en pahalı telefonu! İş dünyasında da tutunamaz çünkü klavyesi yok. İyi bir eposta cihazı olamaz. Biz şu an yılda milyonlarca telefon satıyoruz, Apple ise sıfır telefon satıyor.

İşte Nokia Lumia serisi bu enteresan detaylarla bezeli bir hikayenin yeni; belki de son sayfası. Tutarsa Nokia’nın ayakta kalmasını sağlayacak. Microsoft’unsa bunca zaman, kaynak ve umut ayırdığı mobil dünyadaki elini güçlendirecek. Ama tutmazsa her iki firma için de Fetret Devri‘ndeki en önemli kilometre taşı olarak tarihe geçecek; buna şüphe yok.

Ballmer (doğal olarak) Windows Phone 8’den oldukça umutlu (peki aynı umudu Gartner hala taşıyor mudur mesela?).

http://www.youtube.com/watch?v=OVR1UwmJasA

Nokia Lumia 920‘ye bütün bu bilgileri hazmederek bakmakta yarar var.

Gelelim yazının esas konusu olan incelemeye!

Tasarım: Neredeyse kusursuz

http://www.youtube.com/watch?v=V8_Z7_kJ3_g

Nokia’nın Lumia 920’de kullandığı çizgilere N9 serisinden aşinayız. Homojen, monoblok bir gövdeyle neredeyse kesintisiz birleşen (gorilla glass) cam yüzey elinizde telefon değil de taş sanatkarının elinden çıkmış bir eser taşıyormuşsunuz hissi veriyor (bu tasarıma dair -okumadıysanız- Nokia’nın kendi blogunda güzel bir derleme var).

Continue Reading →

Bu yazıya 17 yorum yapıldı.

1998’den bir belgesel ve hatırlattıkları

Sitesini ve yaptıklarını yıllardır imrenerek takip ettiğim ABD’li Teknoloji Yazarı Robert Cringely, PBS’te harika işler çıkarmaya devam ediyor.

Robert X. Cringely

Geçen bir arkadaşa onun imzasını taşıyan ve benim de en sevdiğim teknoloji belgesellerinden biri olan 1996 yapımı Triumph of the Nerds belgeselini tavsiye ettim. Beğendiğini görünce 1998’de çektiği 3 bölümlük devamını; ‘Nerds 2.0.01‘i verdim.

Sonra düşündüm de bugün kendini internet çalışanı, web girişimcisi, gibi payelerle taçlandıranların kaçı acaba iş yaptıkları bu sektörün önünü ardını biliyor? Eminim özellikle genç nesil için bu oran çok düşüktür. Oysa bu heyecan verici dünyanın ne heveslerle ortaya çıktığını ve nasıl bugünlere geldiğini, neden bu kadar hızla geliştiğini anlamak geleceği okumak için şart.

Continue Reading →

Bu yazıya 14 yorum yapıldı.