Tag Archives | risk sermayesi

Haftanın Özeti: 34

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • Türkiye Cumhuriyeti siyaset tarihinin en önemli siyasi oyuncularından Süleyman Demirel böbrek, kalp ve solunum yetmezliği sebebiyle tedavi gördüğü hastanede 91 yaşında hayata gözlerini yumdu. Demirel bugünün gençlerinin mutlaka tanıması gereken bir figürdü. Sağcılara cinayet işliyor demedi (binaenaleyh) dünü dün; bugünü bugün saydı ve her sorunun çözüm anahtarını hediye etti. Unutulmaz tespiti sizin de kulağınıza küpe olsun: meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz (hoşluk olsun diye bir videosunu ekleyeyim derken aklıma geldi. Bu ülke eskiden böylesi yabani değildi. Siyasetçisi de futbol taraftarı da rakibiyle yan yana gelir, uygarca üstüne düşen rolü yerine getirirdi. Değişmeyenler de yok değil; dertler bitmiyor, konular değişmiyor! İzleyin, görün).

  • Asker uğurlama kadar garip bir diğer huyumuz da gerdek öncesi damat sopalamak. Kocaeli’ndeki bir düğünün 10 kişilik uğurlama heyeti gerdek öncesi olaya kendini öyle bir kaptırdı ki damat yediği dayaktan ötürü baygın halde hastaneye kaldırıldı.

Continue Reading →

Bu yazıya 17 yorum yapıldı.

Haftanın Özeti: 15

Yeni bir hafta özetinde yeniden beraberiz. Özet deyince insan kısa bir şey bekliyor ama ne kadar atarsam atayım, silersem sileyim, 7 günün tortusunu ancak bu kadar kısaltabiliyorum. En azından girişi kısa tutayım diyerek doğrudan başlıyorum.

Genel Gündem

  • İdeal kadın denince sevgi dolu, işinde başarılı, toplumda saygı gören, dürüst, iyi yemek yapan gibi şeyler yerine akla genelde meme, kalça gibi ayrıntılar geliyor. Fakat onda dahi herkesin ‘ideal’ tanımı farklı. BuzzFeed, genel eğilimlerden yola çıkarak ‘ideal kadın’ tanımının 3 bin yıl boyunca nasıl değişkenlik gösterdiğini 3 dakikalık videosunda özetlemiş. Zayıf kadın pek sevmem; 60’ları 90’ları görünce iyice soğudum. Benim için olay seksenlerdir!

  • Sanal gerçekliğin (virtual reality) faydasını gören bir alan daha çıktı: otizm tedavisi.
  • İnternet hiçbir şeyi unutmuyor. Fakat bazı şeylerin de unutulması gerekiyor (ortaokul yıllarındaki saç modellerimiz gibi). Bu arayıştan çıkan ve Google’ın epey başını ağrıtan ‘unutulma hakkı’ konusunda Danimarkalı Avukat Dan Shefet “evet ama yetmez” diyor. Dijitale doğan kuşağın orta yaşı kendine has epey ciddi sıkıntılara sahne olacak belli ki.
  • Bu dertlere bir örnek vereyim isterseniz: annem-babam öldüğünde Facebook, Twitter hesaplarını ne yapacağız? Sahi hiç düşündünüz mü? Büyük sıkıntı, bilesiniz. Belki de işe dijital vasiyet ile başlamalı. Allah hepsine sağlıklı, uzun ömürler versin.
  • Tam da bu derde çözüm üreten ve bu hafta hayatımıza giren; 1 dolara herkese dijital mezar sunan girişimden haberiniz var mı mesela?
  • Çocuğun derdi bu, ana-babanın da başka. Aklı fikri internet olan yavrucağı nasıl kontrol eder, gezip-tozduğu şeyleri nasıl denetlersiniz? Vexbox bunun cevabını vermek için Kickstarter’da 50 bin dolar arıyor.
  • Giyim markası GAP, Instagram hesabında mini diziye başladı.

  • Kulağınıza çalındı mı bilmem İngiltere’nin 7 mil açığında, bağımsız bir devlet olarak kabul gören Sealand adlı bir petrol platformu var. 1967 yılından bu yana Prens Paddy Roy Bates tarafından temsil ediliyor (yönetiliyor). Kendi parası, bayrağı, milli marşı; hatta pulu bile var. Şahsen ilk olarak 2007 yılında (yine hukuki takiple boğuşmakta olan) The Pirate Bay sitesiyle ilgili bir yazıda bahsetmiştim. Bir ara İngiliz donanması işgal etmeye çalıştı, ardından bir süre Alman uyuşturucu kaçakçılarının eline geçti. Quora’daki bahse göre 900 milyon dolara satılıkmış. Kendine ait bağımsız bir devlet kurmak için bana çok makul bir bedel gibi geliyor. Basit bir mobil uygulama için 10 milyar dolar istendiğini düşününce hele! Bir parça alsak mı?
Sealand

Sealand bu kadarcık bir alan ama bağımsız bir toprak. Kendine ait pasaportu, kanun yapma yetkisi var.

  • Peki Estonya’nın elektronik oturma izni sistemini uygulamaya sokan ilk ülke olduğunu biliyor muydunuz? Bir başvurun bakalım (Estonya nedir, nasıldır derseniz onu da ayrıca yazmıştım).
  • Bu hafta TransAsia havayollarına ait 235 sefer sayılı uçak (yoldan geçen bir taksiye de ciddi hasar vererek) düştü. Belki de ilk defa bir yolcu uçağı düşüşü bu kadar yakından (elbette tesadüfen) kayıtlara geçti. Olayla ilgili tek sevindirici taraf birisi bebek 3 kişinin canlı kurtarılmış olması.

  • Ron Pratte, 350 milyon dolar servete sahip bir Amerikan zengini. Fakat pek çok zenginden farklı olarak kendine has zevkleri var. Bunlardan biri de pedallı oyuncak araçları da kapsayan devasa koleksiyonu. Bu hafta 70 tanesini açık arttırmayla satışa çıkardı. Şahsi favorim gerçeğine de hastası olduğum Porsche 356 Speedster oldu (10 bin 350 dolar). Bir kesiti aşağıda paylaşıyorum.

ron-platte-collection-01

  • ABD’de ot (esrar) birçok eyalette serbestleşiyor. Beraberinde de yüzlerce yeni girişim yaratıyor. Öyle ki Seattle gibi kimi şehirlerde bozuk para atıp alabileceğiniz otomatları bile var.
  • Uykuyla -pek çoğunuz gibi- bir sevgi / nefret ilişkisi yaşıyorum. Uyumayı verdiği rahatlıktan dolayı seviyor fakat o aralıkta beni mahrum bıraktığı şeylerden dolayı sevmiyorum. Bir de kişiden kişiye değişen vücut saati dediğimiz mesele var (biyolojik saat de deniyor). Bu hafta yayımlanan bir araştırmaya göre bilimciler bu biyolojik saati resetlemenin yolunu bulmuş. Hatta iddialarına göre bu sayede uykusuzluğun getirdiği biyolojik ve psikolojik sorunları aşmak mümkünmüş. Uykuya ihtiyaç duymayan bir hayat için çok yüksek bedeller ödemeye hazırım.
  • Parayla saadet olmuyormuş (ama daha az mutsuz olunabiliyormuş).

twitter-03-HD-wallpaper

  • Twitter’a 2014’ün ikinci yarısında 1.982 içerik silme talebi gelmiş. 1.820’si tek bir ülkeden. Tahmin edin hangisi?
  • İçine düştüğü ekonomik krizin ardından 30 Ekim 2009’da İzlanda’daki McDonald’s da bütün restoranlarını kapatarak ülkeden çekilmiş. Hjörtur Smárason adlı bir Antropolog da satılan son hamburgeri bir fanusa koymuş ve herkesin canlı izleyebileceği şekilde paylaşmış. Bu muhteşem olaya şahitlik etmek istersiniz diye düşündüm. Pazar günü aklınıza yapacak daha güzel bir şey mi geldi yoksa?
  • 15 yaşındaki süper zeki çocuklar 10 yıl sonraki hangi parlak alanlar için kafa yormalı? Quora’daki bu harika soruya yine harika insanlar cevap vermiş (favorim Dennis Roberts’ın cevabı).
  • 19 yaşındaki bir Çinli internet bağımlılığından kurtulabilmek için elini kesti (dikkat: çizik atmadı; elini kopartıp attı).

Continue Reading →

Bu yazıya 38 yorum yapıldı.

Melek yatırımcıya vergi muafiyeti geliyor

Devletin özel sektörle ilişkisinin sadece vergi toplamayla sınırlı olduğu zaman çok da uzak bir geçmişe dayanmıyor. Ancak dünyanın 16. büyük ekonomisi olan ve 100. kuruluş yıldönümüne denk gelen 2023’te (yani 11 sene sonra) dünyanın en büyük 10. ekonomisi olma hedefine sahip Türkiye’de devletin özellikle teknoloji, yenilikçilik (inovasyon) ve ARGE (araştırma-geliştirme) alanında seyirci kalması pek de akıllıca değil.

Bu konuda bir süredir KOSGEB‘den TÜBİTAK‘a kadar farklı kurumlarda yürütülen destek, kredi ve hibe çalışmaları çok daha yapıcı ve heyecan verici bir dönemece doğru ilerliyor.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün

Cumhurbaşkanı’nın ABD ziyareti kapsamında heyette bulunan Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ile sohbetimizden aldığım bazı notlar sanıyorum özellikle teknoloji alanında faaliyet gösteren, fikri olan ve umut taşıyan herkes için ilgi çekici olacaktır:

Continue Reading →

Bu yazıya 5 yorum yapıldı.

Girişimcilik meselesi ve eTohum

Bilişim camiası biraz kendine yontsa da, girişimcilik denen mesele bu topraklara asla yabancı değil. Hemen her sektördeki çalışanın hayalinde mutlaka kendine ait bir işletme kurmak vardır. Hiç yoksa bir bar / cafe sevdası olmazsa olmaz. İstatistiklere bakıldığında işletme / çalışan sayısının oranı da cidden bu konuya düşkün olduğumuzu gösteriyor.

Girişimciliğin para kazanmaya endekslenmiş olması dışında da bir sorun yok. Ama paraya koşullanmak başarısızlığı getirir. Bu apayrı konuya belki ilerde yine döneriz başka bir vesileyle.

Burak Büyükdemir‘i çok eskiden tanıyorum. O kadar ki, at kuyrukluydu o zamanlar! Bu her daim enerjik, pozitif, umut dolu adam hiçbir zaman bu yaşamsal rezervlerini boşalmadı.

MYK‘nın yakında boşaltacağımız ilk ofisini tuttuğumuz günlerde daha boya kokusu geçmemişken Burak uğradı mutfakta eTohum’u konuştuk (ne mi?). O zaman daha sadece bir fikirdi. Anlattı, tartıştık, ben bir şeyler ekledim, o bir şeyler çıkardı… Sonra bunun aslında televidyon için çok güzel bir program olacağını düşündük. Ve başladık. Elimdeki kaynaklarla mümkün olduğu kadar desteklemeye çalıştım. Gördüğüm kadarıyla sektörde hemen herkes aynı şekilde elinden gelen yardımı esirgemedi.

Çok yorgun ve çok yoğun bir günüme denk gelmesine rağmen İTÜ İşletme Fakültesi binasında yapılan eTohum ‘yarı finalleri‘ne gitmeden edemedim. İyi ki de gitmişim; bir sürü dost arkadaş gördüm, sohbet ettik, devamında gittik bir şeyler atıştırdık, falan filan…

Bunlar bir yana, bugün Burak aylardır sürdürdüğü emeklerinin bir sonucu olarak yatırıma değer, yani ışık gördüğü projeleri görücüye çıkardı. Toplantıya katılım gerçekten azımsanmayacak derecedeydi. Ben Arda Kutsal ile en ön sırada kötü bir açıdan dinleme fırsatı buldum. Doğrusu bir şeyi yaratmakla anlatmanın nasıl farklı yeteneklere muhtaç olduğunu bir kere daha gördüm.

eTohum yarı final

eTohum yarı final

Bu projeler iyidir, kötüdür, tutar, tutmaz ayrı mesele. Ama Burak bu ülkede kimsenin şu ana kadar yapmadığı bir işe girişti, sonuna kadar çabaladı, azimle çalıştı, bir noktaya getirdi. İyi ya da yeterli değilse bu toprağın mayasındandır. Demek ki bu ekmeğin köftesi böyle. Ki ben içlerinde birkaç projenin tutacağına inanıyorum.

Beklenen ‘yatırım’ nedir bilmiyorum; ben bir yatırımcı da değilim ama ben o beğendiğim projelerdeki arkadaşlarla birlikte çalışsam bir yerlere getiririm, eminim. Daha büyük bir yatırımcı mutlaka daha da kısa sürede bir şeyler ortaya çıkarır.

Uzamış epey ama bu yazıdan aklınızda kalması gereken şey şu: Burak Büyükdemir diye bir adam internet sektörü için cengaverce bir şey yaptı. Bir yere kadar getirdi. Bunun sonucunda belki de birilerinin hayatında yepyeni bir sayfa açılacak. Herkes adına teşekkür ederim buradan kendisine.

Bu konudaki diğer yazılar:

Bu yazıya 11 yorum yapıldı.

Siz düşünedurun, fareler bile yatırım buldu!

İnternet girişimcilerimizin çoğu risk sermayesi denilen kavramın sadece web etrafında döndüğünü düşünüyor ancak bu sistemin tarihi internetten çok daha eskiye dayanıyor. Bu firmalar sahip oldukları sermayeyi ışık gördüğü girişimlere yatırarak borsaya açılma döneminde ya da satış aşamasında misliyle gelir kazanmayı hedefliyor.

Continue Reading →

Bu yazıya 2 yorum yapıldı.