Tag Archives | hayvan hakları

Haftanın Özeti: 31

Pazar günleri saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Genel Gündem

  • Dünyaca ünlü Amerikalı Matematikçi John Forbes Nash bu hafta hayata gözlerini yumdu. ‘Dünyaca ünlü’ dediysem matematik hayranlığından değil elbette. 2001 yılında gösterime giren Russell Crowe’un başrolünü üstlendiği A Beautiful Mind (Akıl Oyunları) filmi Nash’in hayatını beyazperdeye aktarmış ve onu milyonlarla tanıştırmıştı. Kendisiyle ilgilenenler kendisinden de meşhur olan Oyun Kuramı’na da aşinadır mutlaka (21 yaşında tanıttığı tezi burada özetleyebileceğim türden değil ancak merak ettiyseniz Matematik Köyü’ndeki dersinden Ali Nesin’in ağzından üç parçada izleyebilirsiniz: 1, 2, 3) Bu ölüm haberine dair en garip ayrıntı Nash’in bindiği takside emniyet kemerini takmadığı için ölmüş olmasıydı. Nash’in garipliklerle dolu hayatından küçük, hazmedilebilir kesitlere vakıf olmak isterseniz bu hafta bitirdiğim kitaplardan birini; Laurent Lemire imzalı Çılgın Dahiler kitabını tavsiye ederim. Uzatmamak için örneklere burada yer veremiyorum.

nash-07

Continue Reading →

Bu yazıya 19 yorum yapıldı.

Öküzün biri sana dava açsa?

Screen Shot 2014-09-01 at 08.52.42The War on Humans adlı ilginç bir kitap bitirdim. Bu yazıda kitabın ana fikrinden; yani insan ırkını mümkün olan en düşük yoğunluğa indirip hayvanların egemen olduğu bir dünya düzeni için çalışanlardan bahsedeceğim. Aşağıdaki bölümde hayvanlarla ilgili kişisel durum ve duruşumu içeren bir özet var. İsteyen okur, isteyen kitapla ilgili bölüme devam eder.

Hayvanları sevmek, kabullenmek ve yemek üzerine

‘Hayvansever’ sıfatı hayatında hayvanlara ait özel bir yer / zaman ayırıp anlam yükleyenlere layık. Ben o kategoride değilim. Ama hayvanlardan nefret de etmiyorum ki bence bu çok daha önemli. Herkesin hayvansever olması değilse de beraber yaşamak zorunda olduğumuzu kabullenmesi mümkün.

Şu ana kadar birçok hayvan besledim. Bana hayat hakkında çok şey öğrettiler. Canlılarla mücadelem (cahil değil) cehalet ısrarındaki insanlar ve sivrisineklerle sınırlı. İkincisi sezonluk bir sürtüşme olduğundan pek de umursamıyorum aslında. Üstelik her iki grupla mücadelenin gayet barışçıl yöntemleri var. Yok etmek yerine uzağınızda tutabiliyorsunuz.

Çocukken eğlenceli geldiğinden olacak bazı hayvanlara çile çektirdiğim(iz) olmuştur. Bugün evlerindeki karınca ve örümceklerden dert yananlara onların varlıklarını sorgulama hakkını kendilerinde nasıl bulduklarını sorarken o anlar aklıma geliyor; mahsunlaşıyorum. En azından kendi çocuklarımın karpuz ağaçlarından düşmemeleri için elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

Olta hevesimi saymazsak hiç avlanmadım. Hayatta kalmak için -mecbur kalırsam- yapabilirim ama durduk yere (ve son derece eşitsiz şartlarda) bir sığırı devirip böbürlenmektense bunu başka birilerinin yapıp süpermarkette pırıl pırıl bir ambalajda sunmasını tercih ediyorum. Vejetaryen de değilim. Et yemeden yaşayanlara saygı duymakla beraber neler kaçırdıklarını düşünüp üzülüyorum.

Lafı geçmişken lezzet keşfini her şeyden çok severim (yurtdışına çıktığında tirim tirim Türk restoranı arayanlardan olmadım şükürler olsun). Dünya ve içindeki her şey ben keşfedeyim diye yaratılmış. Dünyanın farklı ülke ve bölgelerinde kakalak, çekirge, at, köpek, ayı, salyangoz,  kaplumbağa, tavşan, kurbağa, türlü çeşit deniz böcekleri gibi aklınıza gelen gelmeyen pek çok şey tattım. İtiraf edeyim hepsi de birbirinden güzeldi (nasıl olsa yakın gelecekte dünya nüfusunun önemli bir kısmı böceklerle beslenecek. Şimdiden alışmakta fayda var. Kalori ve protein değerleri de hiç fena sayılmaz üstelik).

Uygarlığa dair güzellemeler bir yana Ademoğulları olarak doğal şartlarda ne aciz, ne zavallı olduğumuz malum. Hayatta kalmak için üstüne bir şeyler giyinmek zorunda olan tek canlı türüyüz mesela, hiç düşündünüz mü? Bir zürafa hayata gözlerini 3,5 metreden yere düşerek açıyor ve anında dört ayağa kalkıp annesinin memesine saldırıyor. Bir keçi yavrusunun birkaç dakikada kat ettiği gelişim insan yavrusunda aylar alıyor.

Bütün bu acizliğimizi bildiğimizden olacak, hayatta kalabilmek adına dünyadaki her şeyi alabildiğine zalim, bencil ve hoyratça tüketiyoruz. Neyse ki -hala- dış uzaya açılabilmiş değiliz. Evrene verdiğimiz dert bu gezegen ve atmosferiyle sınırlı.

"Yapabiliyorken insanlığın soyunu kurutalım"

“Yapabiliyorken insanlığın soyunu kurutalım”

Gezegenimizi paylaştığımız canlılara yaşama hakkı lütfetmemiz kibirimizden kaynaklanıyor. Resmen dağdan gelip bağdakini kovmuşuz. Dünya 4,5 milyar yaşında. Birkaç bin yıllık mazimizle biz mahallenin en yeni yetmeleriyiz.

Continue Reading →

Bu yazıya 18 yorum yapıldı.

Tüketim toplumunun en büyük sırrı

İktisatın; ya da daha genel adıyla ekonominin büyük ihtimalle duyduğunuz basit bir tanımı var: sınırlı kaynakları sınırsız ihtiyaçlara sahip birey ve toplumlara paylaştırma sanatı. Arz ve talep arasındaki denklemin eşitsizliğini bozansa tahmin edeceğiniz gibi kaynağın ne kadar kısıtlı olduğu. Bir şey kıtsa ve talep ediliyorsa, fiyatı artar. Bol ise düşer.

20121126104427_156843885

Har-vur, çar-çur, saç. Deli gibi, DELİ GİBİ al. Paraları saç, saç, saç, saç…

İnsanın sınırsız taleplerini kapitalizmin körüklediğine dair bir tez de var. Bir dereceye kadar haklı. Eğer insanlar gerçekten sadece ihtiyacı olanı ve sadece ihtiyacı olan kadar alsaydı dünyada ciddi bir işsizlik, yokluk ve isyan çıkardı. Bugün birçok kişi maaşını, birçok kurum, hizmet ve unvan varlığını aşırı tüketime borçlu.

Aşırı, ihtiyaç dışı tüketimi sağlamak da öyle basit bir iş sanılmasın sakın. İnsan mantığının normalde reddedeceği bu süreci sağlamak için dersler, kurslar, yüksek lisans programları var. İcabında borca dahi girerek tükettirmek kesinlikle bir sanat dalı. Türlü-çeşit tekniği var. Bu yüzden başka bir teori de şöyle der:

Sınırları olan bir dünyada sınırsız tüketime inananlar ya çılgın ya da ekonomisttir. (Serge Latouche)

Kendimden bir örnek vereyim. Geçen hafta evimize kokulu tuvalet kağıdı alınmış! Böyle bir şeyin varlığından bile haberim yoktu. Merak edip baktığımda şöyle bir açıklamayla karşılaştım:

Continue Reading →

Bu yazıya 28 yorum yapıldı.