(Kafesteki) kuşlar kadar özgürüz

Cloud; ya da Türkiye’de kullandığımız ismiyle ‘bulut bilişim’ yükselen trendlerden.

Doksanlı yıllarda Sun’ın İcra Kurulu Başkanı Scott McNealy’nin ısrarla savunduğu (gerçi dereden çok sular aktı ama) ‘Network is the computer‘ (ağ, bilgisayardır) kavramı ezeli rakibi Microsoft’taki halefi Bill Gates tarafından alay konusu edilip duruyordu.

Sun, yeteri kadar hızlı bir internet altyapısıyla bilgisayar platformlarının önemsiz hale geleceğini iddia ediyordu. Java gibi bir yapı üstünde çalışan sistemler her şeyi internet üstünde çalıştıracaktı. Aynen şu anki Gmail, Youtube, Google Docs gibi hizmetlerde olduğu gibi.

O zamanlar ütopik bir hayal gibi görünen bu konu artık hayatımızın sıradan özelliği haline geldi. Bugünün en popüler oyunları bile artık web üstünde oynananlar.

Bulut bilişimin işletim sistemine entegre olduğu ilk popüler örnek Apple’dan geldi. iCloud adlı bu yeni yapıda kabaca rehberinizdeki kişileri, takviminizi, fotoğraflarınızı ve benzeri içerikleri bütün diğer Apple cihazları arasında (iPad, iPhone, Mac, iPod, vs) senkronize edip paylaşabiliyorsunuz. Ve elbette web üstünden de ulaşabiliyorsunuz.

Apple kullanıcılarının ücretsiz bir güncellemeyle ulaştığı bu hizmet aslında benim gibi birçok kişi tarafından farklı şekillerde kullanılıyordu. Örneğin bir Google hesabınız varsa (Gmail ya da Google Apps) zaten takvim, rehber, eposta, fotoğraf, video ve belgeleriniz otomatik olarak bulutta ve Apple dahil her cihazınızda senkronize olacak şekilde bulunuyor.

Dosyal senkronizasyonu konusundaysa Dropbox hemen her beklentiyi belirli bir boyuta kadar ücretsiz sağlıyor. Yani aşağı yukarı her şeyi bulutta ücretsiz (ya da yüksek kapasite isterseniz kısmen ücretli) kullanabilirsiniz.

En önemli ayrıntıysa şu: HER cihazda ve sistemde kullanabilirsiniz.

Bulut bilişimi belirli bir markaya ya da platforma kısıtlamak işin mantığına aykırı. Bulut bilişim her an, her yerden, her cihazdan ulaşabileceğiniz bir yapı kurmak. Yoksa bir dönem Microsoft’un MSN ile alternatif internet kurma hayaline benzer. Ve sizi bir markanın bulutuna hapseder.

Bunu aklıma getirense iCloud güncellemesini yaptıktan sonra karşıma çıkan şu ekran oldu.

Bulutlarda özgürlüğe koşuyoruz derken kendinizi küçük bir kavanozun içinde bulmayın derim.