HAYR 44: Köksüzlük

Yeni şeyler tecrübe etmenin kutsandığı, değişmeyenin küçümsenip kınandığı bir dönemde bellek ya da kültür oluşturmak mümkün mü?

Yeni şeyler tecrübe etmenin; ya da yeni tabirle “deneyimlemenin” kutsandığı, değişmeyenin küçümsenip kınandığı, “trend” adı verilen akımların dahi ömrünün ancak birkaç gün sürebildiği bir dönemde bellek ya da kültür oluşturmak mümkün mü?

Böylesi bir köksüzlükte insanın kendini bir yere, kişiye ya da fikre ait hissetmesi düşünülebilir mi? Hiçbir referans noktamız kalmadığında yaşamın yaşanılabilirliğinden söz edebilir miyiz?

Bağlantılar

Yeni içeriklerden anında haberdar olmak isterseniz aşağıya e-posta adresinizi yazabilirsiniz.

Diğer 5.451 aboneye katılın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir yanıt

Yayın Tarihi:

Kategori: