Tag Archives | yüce zerey

Dijital dünyadan fikir kırıntıları

Digital Age Summit geçtiğimiz hafta sekizinci defa düzenlendi. Etkinliğin yönetimi bana emanet edilmişti. Doğası gereği salondaki katılımcılar dahi kısmen takip ettiğini bildiğim için her oturumun ardından aldığım notları sahnede paylaşma kararı almıştım. (İzleyici olarak katıldığınız zaman her fırsatta sigara içmek, sık sık tuvalete gitmek, dışarıda sektörden kilit isimlerle sohbet edip iş bağlamak, salondaki bedava interneti sömürmek gibi birçok ek sorumluluğunuz olduğundan takip daha da zorlaşıyor).

Tamamını izlemek gibi olmaz elbet ama madem bloguma vakit ayırıyorsunuz, bunlardan faydalanmak da hakkınız ;)

Jeff Jarvis

DLD_Jeff_Jarvis

  • Kitapların bugünkü formunu alması 50 yıl aldı. Matbaanın gerçek etkisini göstermesi ise 100 yıl sürdü. İnternet henüz çok taze. Sabırlı olun.
  • Büyük veri yerine küçük veriye odaklanmalıyız. Muhatabımız hakkındaki kritik 3-4 parça bilgi bile 20 kat fark yaratabilir.
  • Çoğu sosyal medya kullanıcısı hiç okumadığı şeyleri beğeniyor ve paylaşıyor. Daha garibi, paylaşımlar sayesinde haberdar olanların da çoğu  okumuyor (ama paylaşıyor!).
  • 1999 yılında yazılan Clue Train Manifesto‘yu yeniden incelemekte fayda var.
  • Veriyi sadece kendimize değil, kullanıcılarımıza da faydalı olacak şekilde kullanıp değerlendirmeliyiz.
  • Medya şirketleri içerik değil, hizmet sektöründedir.
  • Çalışmalarımızı bizden istenen, beklenen hizmetleri daha iyi sunabilmek için yapmalıyız.
  • Do what you do the best, link the rest. (en iyi olduğunu yap / yaz, gerisine link ver!)
  • İnternet izin almadan inovasyon yapılabildiği için bu kadar gelişti. Kısıtlamalar, engeller işe yaramadığı gibi ruhuna da aykırıdır.
  • Unutulma hakkı internetteki hürriyetleri kısıtlayıcı bir girişimdir.

Continue Reading →

Bu yazıya 7 yorum yapıldı.

İki okunası yazı

Yüce Zerey daha yeni tanıştığım birisi (öylesine bir tesadüfle hem de). Daha çok uzun süre birbirimizin fikirlerinden faydalanacağımız için sevinçli ama geç tanışmış olduğum için üzgünüm. Takdir edilmesi gereken bir disiplinle güncellediği bloglarından birinden iki yazıyı biraz kendi elimin altında linki bulunsun, çokça da (eğer okumadıysanız) siz faydalanın diye tavsiye etmek istedim:

  • Konferans insanları: O panel benim, o konferans senin koşturup duranların yarattığı körlerin sağır ağırlayıp; çingenin çalıp kürdün oynadığı, eski tasların küflü hamamlarda tıngırdadığı şen ortamlar.
  • Takip insanları: Sosyal ağların ağa babaları. Siz rahat uyuyasınız diye onlar gece gündüz nöbette… Respect!

Şimdi düşündüm de ‘okunası yazılar’ diye bir sabit sayfa yapıp bunları orada değerlendirmek daha iyi.

Bu yazıya 2 yorum yapıldı.

Gezi Cafe yenilendi

Birkaç gün önce Sevim Gözay Kanaltürk’teki Cosmoplus programı için benimle bir röportaj yaptı. Konu internet sansürü, yasaklar ve genel durumdu. Bayağı keyifli bir sohbet oldu, ekrana nasıl yansır, ne kadarı yansır bilemem. (İlgilisi için 18 Kasım saat 22:45’te yayımlanacağını belirteyim)

Sevim ilginç bir tesadüf olarak mekan seçimini Taksim Gezi Cafe’den yana yapmıştı. Benim oraya düşkünlüğüm malum. Tam o gün yaz boyunca kapalı kalan ikinci katın açıldığını farkettim. Röportajı da o katta yaptık. Harika bir yer olmuş; meraklısına tavsiye ederim. Tam bir lounge havası yakalanmış. Yaldızlar, açık, pastel renkler. Hizmet, menü, vs zaten tekrar etmeye gerek yok.

Çekimden sonra sohbet ederken Sevim’in aklına süper bir fikir geldi. Eğer bir aksilik olmazsa Cosmo’nun bütün eski ve yeni bölümleri televidyon’da da yayınlanıyor olacak. Bence gayet de güzel olur.

Continue Reading →

Bu yazıya 11 yorum yapıldı.