Tag Archives | open dns

Sansürlü sitelere erişmek

Dünyadaki sansürle ilgili gelişmeleri yıllarca gazete sayfalarımda, radyo ve TV programlarımda bas bas bağırdım. Bunların bir gün bize de geleceğinden adım gibi emindim. Ama o anın bu kadar çabuk geleceğini tahmin bile edemezdim.

Sansür bir insanlık suçudur!

Sansür bir insanlık suçudur!

Bu konuyu en son Ahmet Hakan Coşkun’un konuyla ilgili bir ‘Tarafsız Bölge’ programında tartışmıştık. Karşıda bu sansür yasasını hazırlayan komisyondan bir milletvekilinden “Biz de biliyoruz bunun saçma, işe yaramaz olduğunu, ama ne yapalım?” lafını duyunca tartışmaktan da vazgeçtim…

Bugün dünyaya nam salacak kadar cüretkar ve tescilli bir e-sansür devletiyiz. Ve ne mutlu ki bu e-sansürü aşmak henüz suç değil. Bunun için kırbaçlandığınız; hatta idam edildiğiniz ülkeler var zira.

O zaman bu boşluğu doldurmak gerek, değil mi? Buyrun size sansürlü sitelere erişmenin üç yolu:

  1. Hosts dosyasını değiştirerek,
  2. DNS adresini değiştirerek.
  3. Makattan girerek! (hak yolu engelliyse, elde sadece bok yolu kalıyor)

Continue Reading →

Bu yazıya 15 yorum yapıldı.

Arda Kutsal efsanesinin sonu!

Aramızda komik bir anı olarak kalabilirdi ama Arda olayı FriendFeed’e taşıyınca bir açıklama farz oldu :) Öyle fazla heyecanlanacak bir şey yok, baştan söyleyeyim…

Bugün öğlen Arda Kutsal ile Kanyon Kitchenette’te bir öğle yemeği yedik. (tam şu anda farkettim ki blogumdaki girişlerin neredeyse tamamı benim yemeklerle ilgili. Niye bu kilolar diye soranlara cevabımdır). O kadar çok konudan, projeden bahsettik ve öyle hudutsuz dedikodu yaptık ki etrafımızdan iyice kopmuşuz.

Benden daha önce mekana gelen Arda sağolsun tuvaletin hemen yanındaki masayı seçerek pek isabetli karar vermiş. Bir ara Arda’nın kaşı gözü bir farklı oynamaya başladı. Anladım ki etrafımızda bir şeyler oluyor. Sonra farkettim ki yanımızdan HAKKI BULUT geçti. Meğer arkamızda yemek yiyormuş. Tek başına…

Yemin ediyorum ki aynen böyleydi kendisi. Şahitlerim var!

Yemin ediyorum ki aynen böyleydi kendisi. Şahitlerim var!

Hakkı Bulut her zamanki sadece Aksaray Yeraltı Çarşısı’nda bulunabilecek cinsten bir takım elbise giymişti ve metrelerce uzaktan göz alıyordu. Tuvalete yöneldi. Kendisi biliyorsunuz aynı zamanda bizim Yahoyt’un yazarlarından biri (mahlas sanatının fütur sınırı). O an bir kendisiyle bir fotoğraf çektirip ‘Yahoyt yazarları Kanyon’da buluştu’ tarzında bir haber yapayım dedim.

Hayran talebi geri çevrilmez

Kendisi tuvalette bayağı bir kalmış olmalı ki biz arada bir projenin ana hatlarını çizmiştik bile. Çıkınca hemen üstüne atlayıp “Hakkı Bey ben sizin büyük bir hayranınızım, birlikte bir fotoğraf çektirebilir miyiz?” dedim. Kitchenette ortamındaki kokoşların dönen kafalarıyla esen soğuk havaya aldırmadan telefonumu Arda’ya verdim. (bu arada güzel insan Hakkı Bey önce kendi telefonunu çıkardı! Hala gülüyorum)

Arda fotoğrafı çekti, Hakkı Abi gitti. Ben de heyecanla ekrana baktım. O da ne!!! YOK, ÇEKEMEMİŞ! Webrazzi diye web sitesi kurup sektöre ahkam kesen adam daha telefonla fotoğraf çekmeyi beceremiyor! Web Paparazzo efsanesi de böylece tuzla buz oldu. Konuştuğumuz bütün proje ve hedeflerin üstüne örtüyü serdim.

Gerçi sonradan “gidip arayalım, buralardadır” gibi fantastik projeler de ürettiyse de beyhude elbet. Hatta devamında aslında çekmeyi başardığını, flaşın bile patladığını iddia etti. O ortamda Hakkı Bulut fanboy durumuna düştüğüme mi yanayım, fotoğrafsız kalmama mı?

Continue Reading →

Bu yazıya 13 yorum yapıldı.